Dikkat ederseniz ben MersinMT değil hep Mersin Motor Kulubü'nü örnek veriyorum. MersinMT zaten bizleri beğenmeyip muhatap almayan bir gruptan oluşuyor. Onların hangi işte fiyaskoya uğradıkları kendilerini ilgilendirir. Bizim aramızda da Adana'da farklı girişimlerin amaç dışına çıktığını ve çıkar amaçlarına döndüğünü çok iyi bilenler var. Hatta Mersinli arkadaşlarımızla aramızın bozulmasına kadar giden olaylara bile sebep olunmuştur geçmişte.
Peki Mersin'de fiyasko olan ne? Bu mu?
http://www.mersinmotor.com/
MersinMotorKulubü olarak biraraya gelen insanların öncelikle kendilerine ait özel bir haberleşme siteleri mevcut.
Buraya isteyen üye olabiliyor, ki üye olduktan sonra aktivitilerinin detaylarını inceleyebilirsiniz. Haftalık buluşmalarının resimlerine bakarsanız bizden farklı olmadıklarını görürsünüz, onlar da aile gibi, onlar da çoluk-çocuk buluşuyorlar, sadece bizden biraz kalabalıklar, ama tartıştığınız gibi birkaç yüz kişi değiller. Ne hepsi çok zengin, ne hepsi SS motor kullanıyor, ne hepsi genç, ne de yaşlı, fakat ehliyet yaşını doldurmamışla 70 yaşına kadar olan bir pergel var üyeler arasında.
Ancak daha detaya girerseniz aralarında görev dağılımı yaptıkları, birkaç kişinin bazı işlerden sorumlu olduğu, organizasyondan tutun da bakkaldan ekmek almaya kadar görevleri paylaştıklarını anlarsınız. Daha da detaya girerseniz bu grubun yaptıklarını okuyabilirsiniz, sadece resmi günlerde geçit yapmıyorlar, birbirlerinin doğumgünü için buluşuyorlar, yaza merhaba-kışa merhaba geceleri yapıyorlar, yıllık balo düzenliyorlar ve birbirlerine ödüller veriyorlar, MMK ormanı bile yapmış adamlar.
Bu mu fiyasko yani?
Biz neden hep kötü örnekleri baz alıyoruz. Neden bir kez olsun "daha iyiyi" başarabileceğimizi düşünmüyoruz? MMK'nın yaptıklarına imrenirken ÇMK'ın hiçbiryere varamadığının da farkındayım. Aksine Adanalı motorseverlerin gruplaşmasına sebep olunmuştur. MMK'nın yaptıklarını yapmak için 100 kişi olmaya gerek yok. Organize olmamız için de ille kulüp-dernek olmamız lazım değil, MMK da değil bildiğim kadarıyla, yönetici, sayman gerekmez, sadece görev paylaşımı yapılır, gönüllüler çıkar ortaya, becerikli olanlar tespit edilir. MMK gibi işler yapmak zorunda da değiliz, ormanımız olmasın, lokalimiz veya sabit buluşma yerimiz olmasın, ama insan imreniyor doğrusu. Kurallar koyalım da demiyoruz, fakat bazı çizgiler belirlense daha zevkli, daha güvenli, daha tedbirli, daha hazır, daha rahat, daha mutlu olmaz mıyız?
"Biz şöyle iyiyiz, böyle rahatız, aman bunu bozma" deniyor, ama asıl şimdi yerliyerine oturan grubumuzun düzenli, düzeyli işler yapması gerekmez mi? Bunu daha rahat başarmaz mı? Daha dün (geçen yıl) yeni tanıştığımızda bana birisi deseydi ki "git bilmemne Kafeye, bizim için pazarlık et" dese gülüp geçerdim, ama şimdi öyle mi? Hem ben tanınıyor-tanışıyorum-kendimizi tanıyorum, hem de artık böyle işler için uğraşmamız için gerekli sebeplerimiz mevcut. Kalabalıklaştık, büyüdük, samimiyetimiz arttı, öyle "bugün orada, yarın burada" sayfalarını geride bıraktık. Ben görev icabı değil gönüllü olarak Çarşamba akşamları buluşacak bir yer aramaya çıkayım, onlarda da öngörüşme yapayım, peki ne diyeceğim onlara? "Biz 10-15 halinden çok memnun motorcu arkadaşız, kış akşamları buluşacak yer arıyoruz, sadece dileyen gelecek, işi olan gelemeyecek, bu şartlarda bize ne gibi teklifiniz" olur mu diyeceğim? Yoksa "ben bilmemne Kulubü üyesiyim, 10-15 tane üyemiz var, haftalık toplantılarımızı yapacağımız düzgün bir yer arıyoruz" desem çok mu rahatımız bozulacak. Sayımız yine aynı, kişiler yine aynı, sadece işin ucu benim savunduğum noktaya geliyor, kimliğimiz olsun, kimin kim olduğu, ne yaptığı belli olsun.
Demek istediklerimi oldukça iyi anlamış olan Ahmet ve Haluk arkadaşlarıma destekleri için teşekkür ederim. :rendeer: MMK'yı örnek veriyorum ama demek istediğim, kulup olalım, dernek olalım, başkan seçelim değil, siz doğru anlıyorsunuz. Kalabalık olmak da istemiyorum, daha önce dediğim gibi biz zaten yeterince kalabalığız, fakat bu kalabalığı bir şekilde organize etmeyi de başarabilirsek o zaman herkes bize imrenmeye başlayacaktır. Bugün beğenmeyerek eleştirdiğimiz insanlar, sözüm ona kendileri bizi beğenmediği için ayrılan, uzak kalan, caddenin diğer tarafında oturan, sokağın diğer ucunda buluşan insanlar belkide yaptıklarımızı duydukça, gördükçe, okudukça imrenecek, utanacak, kendini düzeltecek, herşey tüm doğallığıyla büyüklüğümüze büyüklük katacak.
Tabii bu bir hayalden ibaret de olabilir, kedi ulaşamadığı ciğere mundar dermiş misali, meyve veren ağacı taşlarlar misali, her zaman eleştiri alabiliriz, belki bizim de farkında olmadığımız yanlışlarımız mevcuttur. İnsanlar değişir, değişmez, ona ben karar veremem, belki de eliminasyon sistemimiz kendi çarklarını döndürmeye devam eder, uygun olmayan bireyleri sistemin dışına atar, fakat bu bireylerin değişip de geri dönmesine sebep olunuyorsa da bu olumlu bir davranıştır, grubun kendi mekaniğinden doğan doğal bir sebep-sonuç ilişkisidir.