- Katılım
- 27 Mar 2006
- Mesajlar
- 1,058
- Konu Yazar
- #1
Son dönemde fazlaca gerildik dellendik konu dağıtalım biraz.
Kadim dostum Malina ile motosikletlerimize atlayıp Bergama (Pergamon) ya doğru bir yollanalım dedik. İkimiz de "daş" görmeyi sevdiğimizden gördüğümüz sarı levhalara dalmak gibi bir adetimiz var. Ancak; nasıl olduysa ikimiz de otuz kusür yıldır izmir de yaşamamıza rağmen Pergamon a hiç gitmemişiz. Tabi iki akıllı ne yola çıkarken ne de yolda fotograf çekmeyi akıl etmedik. Vardığımız zaman çekilmiştir bütün fotograflar.
Asklepion girişi.
Soldaki bendeniz sağdaki malina
Asklepion, Pergamon bağlantı yolu. Bu yol 1 km uzunluğunda imiş zamanında ve sağında solunda tükkanlar mevcutmuş. Cem garanti köfteci açardın burada.
Askelpion da tedavi odalarına açılan tünel.
Ne tedavisi diyecek olursanız, efenim asklepion denen yer MÖ de akıl hastalarını tedavi etmek için kurulmuş bir şifa merkezi. Bir nevi tımarhane. Aslında sadece akıl hastalarını değil ama ağırlıkla akıl hastalarını. Çeşit çeşit tedavi yöntemleri var. Hastaları kaplıcaya sokmak, su sesi dinletmek, teskin edici otlar içirip gördükleri rüyaları anlatmaları sağlanıp onları yorumlamak (Psikanaliz 2500 yıl önce ? ), gerekirse de cerrahi müdahale gibi. Su terapisi çok acaip. Bu tünelin girişindeki basamaklardan aşağı su akıyor. Ve basamakların bitişinde yerde bir delikten kayboluyor. O ses tünelin sonuna doğru yürüdüğünüzde ciddi yüksek bir ses olarak geliyor.
Bunlar da merkezin içinin fotografları
Teyatron. Klasik. Ama bana tiyatrodan çok başka amaçlara da hizmet ediyor gibi geldi, detayları anlatırım daha sonra.
Hedef burası, Kale ya da Akropol
Ancak buraya giderken yolda Kızıl Avlu denen bir mekanla karşılaşıyor ve küçük dilimizi yutuyoruz.
Bu fotografa dikkat edin. Heykelin tamamı görünmüyor ancak omuzlarının iki yanından sarkan şeyler size bir şey anımsatıyor mu ? Firavun başlığı evet. Bu kızıl avlu denen mekan antik yunan tanrı kültü, roma tanrıları kültü ve mısır tanrıları kültünün harmanlandığı bir ibadet merkezi. Bu konuları okulda işlemiştik, romalıların mısır mitolojisinden ne kadar etkilendiğini ancak, somut olarak hiç bir antik kentte görmemiştim (Ki çok fazla antik kent gezmişliğim vardır)
Binanın mimarisi de bizi çok etkiledi açıkcası. 20 metreden yüksek olduğunu ve sadece kırmızı tuğlalardan oluştuğunu söylemek durumundayım. 200m X 100m X 20m bir yapı. Antik katedral bile denebilir.
Ancak yapının büyük kısmı modern Bergama nın altında kalmış vaziyette.
Akropol e çıkıyoruz artık.
Bunlar da bizim küheylanlar (Biralar bizim değil, alkollü araç kullanmayın kullandırtmayın)
Ve Akropol
Yine biz
Akropol ün vadiden yüksekliğini şu şekilde anlayabilirsiniz.
Esas Tiyatro işte bu. 10.000 kişilik
Ana meydan
Pergamon bildiğiniz (belki de bilmediğiniz) üzere Zeus Sunağı nın ana vatanı. Şu anda sunağın aslında bulunması gereken yer şu şekilde
Orjinali de bu. Almanya da Berlin de bir müze de çilesini dolduruyor 4 duvar arasında. Nasıl kaçırdılar bu sunağı (ki Pergamon da kraldan çok kralcı bir rehberle girdiğimiz tatsız münakaşayı hiç anlatmayayım) parça parça kala kala temelleri kalmış bize.
Uzun lafın kısası çok keyifli bir geziydi. Bergama ucuz bir yer, yemek yedik sadece ama iyi bir mercimek çorbası ile ortalama üstü bir kıymalı pide 9TL idi.(iki kişi)
Ören yerlerini gezmeyi seviyorsanız mutlaka Müze Kart çıkartın. 20TL Tam 10TL Öğrenci ve Öğretmen. Bu kart 1 yıl geçerli Türkiye de 5 nokta hariç tüm ören yerlerine girmenizi sağlıyor 1 yıl boyunca. Şöyle düşünün sadece Asklepion un girişi 15TL idi kartsız girerseniz.
İyi teker çevirdik, görmediğimiz şeyler gördük. Yer yer şaşırdık. Yer yer sinirlendik üzüldük. Fotograflar için dostum malina ya teşekkürler.
Kadim dostum Malina ile motosikletlerimize atlayıp Bergama (Pergamon) ya doğru bir yollanalım dedik. İkimiz de "daş" görmeyi sevdiğimizden gördüğümüz sarı levhalara dalmak gibi bir adetimiz var. Ancak; nasıl olduysa ikimiz de otuz kusür yıldır izmir de yaşamamıza rağmen Pergamon a hiç gitmemişiz. Tabi iki akıllı ne yola çıkarken ne de yolda fotograf çekmeyi akıl etmedik. Vardığımız zaman çekilmiştir bütün fotograflar.
Asklepion girişi.
Soldaki bendeniz sağdaki malina
Asklepion, Pergamon bağlantı yolu. Bu yol 1 km uzunluğunda imiş zamanında ve sağında solunda tükkanlar mevcutmuş. Cem garanti köfteci açardın burada.
Askelpion da tedavi odalarına açılan tünel.
Ne tedavisi diyecek olursanız, efenim asklepion denen yer MÖ de akıl hastalarını tedavi etmek için kurulmuş bir şifa merkezi. Bir nevi tımarhane. Aslında sadece akıl hastalarını değil ama ağırlıkla akıl hastalarını. Çeşit çeşit tedavi yöntemleri var. Hastaları kaplıcaya sokmak, su sesi dinletmek, teskin edici otlar içirip gördükleri rüyaları anlatmaları sağlanıp onları yorumlamak (Psikanaliz 2500 yıl önce ? ), gerekirse de cerrahi müdahale gibi. Su terapisi çok acaip. Bu tünelin girişindeki basamaklardan aşağı su akıyor. Ve basamakların bitişinde yerde bir delikten kayboluyor. O ses tünelin sonuna doğru yürüdüğünüzde ciddi yüksek bir ses olarak geliyor.
Bunlar da merkezin içinin fotografları
Teyatron. Klasik. Ama bana tiyatrodan çok başka amaçlara da hizmet ediyor gibi geldi, detayları anlatırım daha sonra.
Hedef burası, Kale ya da Akropol
Ancak buraya giderken yolda Kızıl Avlu denen bir mekanla karşılaşıyor ve küçük dilimizi yutuyoruz.
Bu fotografa dikkat edin. Heykelin tamamı görünmüyor ancak omuzlarının iki yanından sarkan şeyler size bir şey anımsatıyor mu ? Firavun başlığı evet. Bu kızıl avlu denen mekan antik yunan tanrı kültü, roma tanrıları kültü ve mısır tanrıları kültünün harmanlandığı bir ibadet merkezi. Bu konuları okulda işlemiştik, romalıların mısır mitolojisinden ne kadar etkilendiğini ancak, somut olarak hiç bir antik kentte görmemiştim (Ki çok fazla antik kent gezmişliğim vardır)
Binanın mimarisi de bizi çok etkiledi açıkcası. 20 metreden yüksek olduğunu ve sadece kırmızı tuğlalardan oluştuğunu söylemek durumundayım. 200m X 100m X 20m bir yapı. Antik katedral bile denebilir.
Ancak yapının büyük kısmı modern Bergama nın altında kalmış vaziyette.
Akropol e çıkıyoruz artık.
Bunlar da bizim küheylanlar (Biralar bizim değil, alkollü araç kullanmayın kullandırtmayın)
Ve Akropol
Yine biz
Akropol ün vadiden yüksekliğini şu şekilde anlayabilirsiniz.
Esas Tiyatro işte bu. 10.000 kişilik
Ana meydan
Pergamon bildiğiniz (belki de bilmediğiniz) üzere Zeus Sunağı nın ana vatanı. Şu anda sunağın aslında bulunması gereken yer şu şekilde
Orjinali de bu. Almanya da Berlin de bir müze de çilesini dolduruyor 4 duvar arasında. Nasıl kaçırdılar bu sunağı (ki Pergamon da kraldan çok kralcı bir rehberle girdiğimiz tatsız münakaşayı hiç anlatmayayım) parça parça kala kala temelleri kalmış bize.
Uzun lafın kısası çok keyifli bir geziydi. Bergama ucuz bir yer, yemek yedik sadece ama iyi bir mercimek çorbası ile ortalama üstü bir kıymalı pide 9TL idi.(iki kişi)
Ören yerlerini gezmeyi seviyorsanız mutlaka Müze Kart çıkartın. 20TL Tam 10TL Öğrenci ve Öğretmen. Bu kart 1 yıl geçerli Türkiye de 5 nokta hariç tüm ören yerlerine girmenizi sağlıyor 1 yıl boyunca. Şöyle düşünün sadece Asklepion un girişi 15TL idi kartsız girerseniz.
İyi teker çevirdik, görmediğimiz şeyler gördük. Yer yer şaşırdık. Yer yer sinirlendik üzüldük. Fotograflar için dostum malina ya teşekkürler.