- Katılım
- 6 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,546
- Motosikleti
- Honda Crf 250 L (2020), Honda Sh 125i
- Konu Yazar
- #1
Gelenekselleşme yolunda emin adımlarla ilerleyen ve bu yıl 21-22-23 Mart tarihlerinde üçüncüsünü organize ettiğimiz Aladağlar Kış Kampı'mızı, tüm heyecenı ve macera dolu anılarıyla, keyifle geride bıraktık.
Bu yıl kampımızı 9 kişi olarak yaptık.
Önceki Aladağlar kamplarımıza oranla daha yumuşak bir havada gerçekleşen kampımız, gerek arkadaşlık ve dayanışma açısından, gerekse önceki yıllarda yolların kapalı olmasından dolayı yapamadığımız Kapuzbaşı orman yolu rotasını yapabildiğimiz için oldukça keyifliydi.
Gidiş yolunda fotograf makinem bozuldu. Arkadaşlar gibi ben de cep telefonuma davrandım.
Rapordaki fotograflar anonim kısaca.
Arkadaşlarıma öncelikle fotograf destekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.
Gelelim raporumuza...
TT ile ilk uzun mesafeli birlikteliğimi yaşayacağım.
İçimde biraz merak, biraz da tedirginlik var. Malum, boy fakiriyiz. TT katır gibi maşallah.
Tek silindir motoruyla uzun mesafede ne derece yorar sorusu zihnimi en çok meşgul eden soruydu.
Tüm bunları düşünerek kendimi sabahın köründe benzin istasyonunda buldum. Arkadaşlarımdan Ömer Eryetli ve Mithat Kazan'la az ötede buluşacağız.

Benzinimi aldıktan sonra az öteye ulaşıyor ve arkadaşlarımla buluşuyorum.


Bir sonraki durak yerimiz olan Topboğazı'nda Fuat Bahadır'la buluşacağız. Hareketleniyoruz.


Topboğazı...
Burada Fuat'tan gelen haber üzerine yola devam ediyoruz.
Fuat daha sonra Sertaç'la birlikte yola çıkacak.

İskenderun girişi. Aykut katılıyor ekibe.

Vakit kaybetmeden yola devam ettik.
Payas dolaylarında Ayıboğan Yücel'le buluşacağız.


Sabahın köründe bu tırlar birbirleriyle yarışıyorlardı. Bizleri de tehlikeye düşürecek şekilde hız yapıp birbirlerinin önünü kesiyorlardı. (Bıraktık gittiler tabii)
İlginç bir keyif.

Yücel hazır ve de nazır. Bizi bekliyor. Simdilik ekip 5 kişi oldu.



Kısa bir hoşbeşten sonra Dörtyol'a doğru yol alıyoruz. Yunus'la buluşacağız.

Dörtyol'dayız.
Yunus bizi bir kahvaltı mekanının önünde bekliyor.
İsabet olmuş.

Hiçbirimiz kahvaltı yapmamışız.


Hemen düzen alıp çorbalarımızı içiyoruz.
(Çorbaların fotosu yok, hem içip hem çekememişiz.)

Şimdilik Hatay'dan alacaklarımız bitti. Kayseri'de okuyan Antakyalı arkadaşımız Ahmet Hamderi Yahyalı'da gruba katılacak.
Karnımız tok, sırtımız pek, depolar dolu.
Yola çıkalım...

Yoldan fotograflar...








Zurnanın zırt dediği nokta. Daha doğrusu fotograf makinemin bu son pozu çektikten sonra zırtladığı yer.
Yakıt için durmuştuk.
Sağlık olsun deyip cep telefonlarına sarıldık. Bu kısımdan sonra maalesef yol fotografı yok. Mecburen durağan hallerde fotograf çekebildik.

Ceyhan üzerinden kıvrılıp Kozan'ı geçtik ve 10 km. ilerideki tesislerde soluklanmak üzere durduk. (Her geçişte duruyoruz. Güzel yer.)

Buyurun beyler buyurun...



Yücel...Çok ayıp.

Neyse, korktuğum gibi değilmiş.


Bem...




Şimdi Feke'deyiz. (Depolar küçük olunca...)

Bu istasyon da uğrak yerlerimizden biridir.

Benzinli pastaya gel.
Yücel bu konuda titizdir. Öyle her olur olmaz yerden benzin almamak için yedek benzin taşır. Bir iki damla pastaya damlamış. Çok ta sorun değil. (Kurtları döker.)

İstsyonun çardağı. Dinleniyoruz azıcık.


Burası başka bir istasyon. Develi'den hemen önceydi galiba.

Neyse, ara ara ufak tefek karışıklıklar olabilir. Şimdiden özür...
Yücel'den alıntılar.
















Erciyes tüm ihtişamıyla göründü.


Develi'den önce Erciyes yol ayrımı.
Elbette ki Erciyes fonlu fotograf alacağız.








Develi'deyiz.

Develi'deki kısa moladan sonra bir çırpıda konuşlanacağımız Yahyalı'ya atıyoruz kendimizi.
Ahmet Kayseri'den gelip bizi Yahyalı'da bekliyordu. Memlekete hasret kalmış. Bizi görünce seviniyor.


Bu akşam kalacağımız Öğretmenevi'ni bize Mehmet Amca ayarlamıştı.
Bizlere verdiği lojistik destek için Mehmet Amca'ya çok teşekkür ediyoruz.(Kamp alanımıza ateş için odun bile ayarlayıp çıkarmış.)

iyi acıkmışız. Yine yemek fotoları yok.


Bari kelle paça fotosu koyayım.


Lokantadan kalkıp Öğretmenevi'nin yolunu tutuyoruz.

Hımmm...Fuat ve Sertaç gelmişler. (Fuat, tava ve ızgara olmadan kamp yapmaz.)

Biraz yorgunuz. Ertesi gün de yorulacağımızı öngörerek çok oyalanmadan dinlenmeye çekildik.
Ertesi sabah...
Bozulan makinemi denemek için çıkarıyorum ve şaşılacak şey. Soğuktan aklı yerine gelmiş. Çalıştı.

Makinemin bozulamsına çok sinirlendiğimi bilen arkadaşlar benim adıma seviniyor.

Yücel de şaşırıyor.
-Çalıştı mı abi ?


Bir atımlık çalışmış. Namussuz bundan sonra yine mıçtı.
Neyse, bari yorum yapayım.
Öğretmenevi'nde işimiz bitti. Yükümüzü denkleyip çarşı içine ineceğiz.





Çorbacıyla da kanka olduk. Üç yıldır aynı çorbacıya geçiyoruz. Kısa bir hoşbeşten sonra çorbalarımızı istiyoruz.




Karnımızı doyurduktan sonra,

Markete dalıyoruz.
Bu market te her yıl uğradığımız bir yer. Bizi tanıyor ve gördüğüne seviniyor. (Neredeyse marketi alıyoruz çünkü.)




Sanıyorum hazırız. Artık çıkışa başlayacağız.



Yola çıkmadan önceki Yahyalı Hatırası.

Bu yıl kampımızı 9 kişi olarak yaptık.
Önceki Aladağlar kamplarımıza oranla daha yumuşak bir havada gerçekleşen kampımız, gerek arkadaşlık ve dayanışma açısından, gerekse önceki yıllarda yolların kapalı olmasından dolayı yapamadığımız Kapuzbaşı orman yolu rotasını yapabildiğimiz için oldukça keyifliydi.
Gidiş yolunda fotograf makinem bozuldu. Arkadaşlar gibi ben de cep telefonuma davrandım.
Rapordaki fotograflar anonim kısaca.
Arkadaşlarıma öncelikle fotograf destekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.
Gelelim raporumuza...
TT ile ilk uzun mesafeli birlikteliğimi yaşayacağım.
İçimde biraz merak, biraz da tedirginlik var. Malum, boy fakiriyiz. TT katır gibi maşallah.
Tek silindir motoruyla uzun mesafede ne derece yorar sorusu zihnimi en çok meşgul eden soruydu.
Tüm bunları düşünerek kendimi sabahın köründe benzin istasyonunda buldum. Arkadaşlarımdan Ömer Eryetli ve Mithat Kazan'la az ötede buluşacağız.

Benzinimi aldıktan sonra az öteye ulaşıyor ve arkadaşlarımla buluşuyorum.


Bir sonraki durak yerimiz olan Topboğazı'nda Fuat Bahadır'la buluşacağız. Hareketleniyoruz.


Topboğazı...
Burada Fuat'tan gelen haber üzerine yola devam ediyoruz.
Fuat daha sonra Sertaç'la birlikte yola çıkacak.

İskenderun girişi. Aykut katılıyor ekibe.

Vakit kaybetmeden yola devam ettik.
Payas dolaylarında Ayıboğan Yücel'le buluşacağız.


Sabahın köründe bu tırlar birbirleriyle yarışıyorlardı. Bizleri de tehlikeye düşürecek şekilde hız yapıp birbirlerinin önünü kesiyorlardı. (Bıraktık gittiler tabii)
İlginç bir keyif.

Yücel hazır ve de nazır. Bizi bekliyor. Simdilik ekip 5 kişi oldu.



Kısa bir hoşbeşten sonra Dörtyol'a doğru yol alıyoruz. Yunus'la buluşacağız.

Dörtyol'dayız.
Yunus bizi bir kahvaltı mekanının önünde bekliyor.
İsabet olmuş.

Hiçbirimiz kahvaltı yapmamışız.


Hemen düzen alıp çorbalarımızı içiyoruz.
(Çorbaların fotosu yok, hem içip hem çekememişiz.)

Şimdilik Hatay'dan alacaklarımız bitti. Kayseri'de okuyan Antakyalı arkadaşımız Ahmet Hamderi Yahyalı'da gruba katılacak.
Karnımız tok, sırtımız pek, depolar dolu.
Yola çıkalım...

Yoldan fotograflar...








Zurnanın zırt dediği nokta. Daha doğrusu fotograf makinemin bu son pozu çektikten sonra zırtladığı yer.
Yakıt için durmuştuk.
Sağlık olsun deyip cep telefonlarına sarıldık. Bu kısımdan sonra maalesef yol fotografı yok. Mecburen durağan hallerde fotograf çekebildik.

Ceyhan üzerinden kıvrılıp Kozan'ı geçtik ve 10 km. ilerideki tesislerde soluklanmak üzere durduk. (Her geçişte duruyoruz. Güzel yer.)

Buyurun beyler buyurun...



Yücel...Çok ayıp.

Neyse, korktuğum gibi değilmiş.


Bem...




Şimdi Feke'deyiz. (Depolar küçük olunca...)

Bu istasyon da uğrak yerlerimizden biridir.

Benzinli pastaya gel.
Yücel bu konuda titizdir. Öyle her olur olmaz yerden benzin almamak için yedek benzin taşır. Bir iki damla pastaya damlamış. Çok ta sorun değil. (Kurtları döker.)

İstsyonun çardağı. Dinleniyoruz azıcık.


Burası başka bir istasyon. Develi'den hemen önceydi galiba.

Neyse, ara ara ufak tefek karışıklıklar olabilir. Şimdiden özür...
Yücel'den alıntılar.
















Erciyes tüm ihtişamıyla göründü.


Develi'den önce Erciyes yol ayrımı.
Elbette ki Erciyes fonlu fotograf alacağız.








Develi'deyiz.

Develi'deki kısa moladan sonra bir çırpıda konuşlanacağımız Yahyalı'ya atıyoruz kendimizi.
Ahmet Kayseri'den gelip bizi Yahyalı'da bekliyordu. Memlekete hasret kalmış. Bizi görünce seviniyor.


Bu akşam kalacağımız Öğretmenevi'ni bize Mehmet Amca ayarlamıştı.
Bizlere verdiği lojistik destek için Mehmet Amca'ya çok teşekkür ediyoruz.(Kamp alanımıza ateş için odun bile ayarlayıp çıkarmış.)

iyi acıkmışız. Yine yemek fotoları yok.


Bari kelle paça fotosu koyayım.


Lokantadan kalkıp Öğretmenevi'nin yolunu tutuyoruz.

Hımmm...Fuat ve Sertaç gelmişler. (Fuat, tava ve ızgara olmadan kamp yapmaz.)

Biraz yorgunuz. Ertesi gün de yorulacağımızı öngörerek çok oyalanmadan dinlenmeye çekildik.
Ertesi sabah...
Bozulan makinemi denemek için çıkarıyorum ve şaşılacak şey. Soğuktan aklı yerine gelmiş. Çalıştı.

Makinemin bozulamsına çok sinirlendiğimi bilen arkadaşlar benim adıma seviniyor.

Yücel de şaşırıyor.
-Çalıştı mı abi ?


Bir atımlık çalışmış. Namussuz bundan sonra yine mıçtı.
Neyse, bari yorum yapayım.
Öğretmenevi'nde işimiz bitti. Yükümüzü denkleyip çarşı içine ineceğiz.





Çorbacıyla da kanka olduk. Üç yıldır aynı çorbacıya geçiyoruz. Kısa bir hoşbeşten sonra çorbalarımızı istiyoruz.




Karnımızı doyurduktan sonra,

Markete dalıyoruz.
Bu market te her yıl uğradığımız bir yer. Bizi tanıyor ve gördüğüne seviniyor. (Neredeyse marketi alıyoruz çünkü.)




Sanıyorum hazırız. Artık çıkışa başlayacağız.



Yola çıkmadan önceki Yahyalı Hatırası.

















































































































































































































