- Katılım
- 11 Haz 2018
- Mesajlar
- 6
- Konu Yazar
- #1
Öncelikle herkese merhaba, forumu çok uzun zamandır okuyorum fakat yazmak için sanırım yeterli motivasyonu bulamadım. Bu forumda yaşanılan ve anlatılan şeyleri okudukça aklım başıma geldi ve motosikletle ilgili neredeyse her konuda bu forum sayesinde bir fikrim oluştu. Okuduklarıma göre hareket etmeyi, pazarlık yapmayı, parça temin etmeyi öğrendim. Bütün bunlardan dolayı bütün yazarlara teşekkürü borç bilirim. Şimdi benim de yaşadığım tecrübeleri anlatmam gerekiyor ve umuyorum ki yazdıklarım en azından bir kişiye fikir verir, böylelikle yardımım dokunmuş olur.
-spoiler- Uzun bir yazı olacak. -spoiler-
Motosiklet almaya kesin olarak karar verdiğimde R25'ten başka motor almam diye düşünüyordum. Şekli güzel, gidişi güzel düşünceleri aklımdan çıkmıyordu fakat bir problem vardı: fiyatını hak etmesi konusunda kafamda bazı soru işaretleri olması. Yeni model olduğundan mütevellit bunu şu anda normal karşıladığımı belirmem gerekir, saydı duyduğum bir motosiklet, umarım R25 severler hemen parlamamıştır. Uzun lafın kısası R25'e verecek param yoktu ve o paraları gözünüz kapalı vermeyi sağlayan R25 tutkusu bende yoktu.
Biraz daha araştırıp bu forumu bulduğumda yavaştan bir cruiser sevdalısı olduğumu anlamış, belki de çoğu cruiser sevdalısının bir zaman aklından geçmiş o EN500 mü, Shadow600 mü, Intruder600 mü yoksa Virago535 mi sorusu benim de aklımda yer edinmeye başlamıştı. Piyasayı biraz araştırıp seçenekleri elediğimde elimde sadece Virago535 kalmıştı. Gerek duruşu, gerek denilenler ve bazıları için önemsiz olsa da şaft aktarmalı olması beni cezbetmişti. Biraz daha düşündükten sonra "Fazla söze gerek yok, alacam Virago'yu, her yeri gezicem." dedim.
A2 ehliyetim de yetiyor düşüncesiyle, bulunduğum ilden bir tane buldum. Tok gözlü alıcı olmanın önemini anlayacağım zamanlar geliyordu. Fakat o an her yerimi, motosiklet alacak olmanın hazzı bürümüş ve gözümü kör etmişti. Satıcı, konuşmamızın 3 veya 4. seferinde üst kapakla ilgili bir sorununun olduğunu 2000-2500 tl civarına bu sorunun halledilebileceğini, masraf denilen fiyatın üstüne çıkarsa yardım edeceğini belirten, o zaman için "abi" dediğim bir insandı. O duruma göre fiyat kıracağını ve o an için nakite ihtiyacı olduğundan kendi yaptırırsa 3500 tl ekstra fiyatla bana satabileceğini söylemişti. (İyi ki bu seçeneği kabul edip almamışım, çünkü krank taşlanıp yeni yatak yapılıp, pistonun tekini değiştirip bana iteleyebilirdi.) Ben de o sözlere ve o sözde samimiyete güvenerek motosikleti devirini üstüme aldım. Hayırlısı olsun diyerekten ustanın yanına gittim. (Not: Motosiklet o an çalışıyordu fakat yürütülmüyordu.) Tamamen iyi niyetimle girdiğim bu işte kazık yemiş olabileceğimi ilk kez ustanın bu motoru indirip açmamız lazım demesiyle anladım. Motor açıldı ve parçaları değerlendireceği gün usta beni aradı.
Motosiklet yatak sarmıştı.
Bu durum o zamanlar için hiç denk gelmediğim bir sese sahipti, yani çalıştırıldığında direkt olarak anlayamadım. Şimdi bütün bu duruma baktığımda hep tebessüm eder, ne kadar aptalca hareket ettiğimden dem vururum.
Değerlendirmenin sonunda benim de gördüğüm kadarıyla kol yatakları ayvayı yemiş, biyel kollarının özellikle bir tanesi deforme olmuş. Buna bağlı olarak pistonun biri etek kırmış, bir silindirin içi çizikle doluydu. Krank milindeki ve silindirdeki deformasyonları elimle çok bariz bir şekilde hissedip görebiliyordum. Üst kapak da yıl yorgunluğuna bağlı olarak revize edildi ve bazı ufak tefek kusursuz görünmeyen parçaları değişti. Dünyam başıma yıkılmıştı, çünkü para verdiğim motoruma yazın başında binemiyordum ve uzun bir süre binemeyecektim de. Ama ne demişler ucuz etin yahnisi yavan olurmuş.
Ustam, parçaları nasıl temin edelim diye sorduğunda ben temin ederim dedim. Öncelikle hemen Yamaha bayisinin yolunu tuttum. Sadece krank miline dolar hareketlerinden önce 3300tl fiyat verildi. Dedim bu iş böyle olmayacak, Japonya'dan tanıdık aramaya başladım. Garip bir şekilde buldum da, bütün parçaları yeni üretim ve orijinal olarak yaklaşık 4500 tl'ye mal olacak şekilde topladım. Hatta ustanın yanına parçaları ilk getirdiğimdeki şaşkınlığı aklıma geliyor. Japonya'dan parçaları oradan kargoya çıktıktan sonra 6 gün içerisinde ustanın yanına bıraktım. Hepsi faturalı ve her şeyi belli parçalardı. O an ustanın dediği şey bu motoru çok güzel toplayacağız oldu. Bu arada bahsettiğim usta çevresinde hep olumlu konuşulan özellikle ağır masraflarda tercih edilen Bey Moto Ekrem Usta'ydı. Buradan da ona selam olsun, işçiliğinden şu ana kadar hiç memnuniyetsizlik duyacağım bir durum yaşamadım.
Değişen parçalar;
Krank mili
Biyel kolları
Pistonlar
Sekman takımı
Silindir içi yeni gömlekler
Piston pimleri
Piston pimi sekmanları
Conta takımı
Piyano pimleri
Kol yatakları
Ana kol yatakları
Yağ pompası
Bilimum rulman
Şu an kendi içimde sıfır km saydığım bir motorum var ve elektrik tesisatı da bütün kronik sorunlar halledilerek benden önceki sahibi tarafından sıfırlatılmış. Bilenler bilir Virago 535'in konjektörü kronik sorunludur ve akünün zayıf olması bir sürü soruna yol açabiliyor.
Şu anda motosikletin yakıtından, performansından çok memnunum. Camiadan binenler daha önce böyle bir Virago'ya binmediklerini söylüyorlar. Ben de her seferinde Maşallah dedirtmeyi ihmal etmiyorum.
Uzun lafın kısası eski motosiklet ne kadar temiz olsa da o yatakların durumu hiç iyi olmuyor. Diğer yataklarda sorun olmamasına rağmen çizikler belli oluyor ve zaten yatak dediğimiz ince şeyler dakikada bilmem kaç bin devirle senelerce o motoru yürütüyor. Arada yenilenmesi gerekli gibime geliyor. Bu arada benim başıma gelmeyen ama uğraştığım yatak sarma olayı yağsızlıktan veya yağ pompasının bozulmasından kaynaklanmamış, yıla ve kilometreye bağlı yorgunluktan deforme olmuştu. Keşke motosikletimi hiç almasaydım dediğim çok zaman olsa da şu an onu çok seviyorum ve her bindiğimde yeniden aşık oluyorum.(Maşallah demeden geçemem, en son demediğim/dedirtmediğim zaman tekerime çivi girdi.)
Bütün bu tecrübeler kimi yazarlar için gülünç ve çok acemice gelebilir. Yorumları ve önerileri duymayı bundan dolayı çok isterim, sonuçta benim için de duyulması ve yaşanılması gereken bir sürü tecrübe var. Umarım en azından eski motor satın alma konusunda bazı yazarlara ve okurlara fikir vermişimdir. Tekeriniz düz bassın.
-spoiler- Uzun bir yazı olacak. -spoiler-
Motosiklet almaya kesin olarak karar verdiğimde R25'ten başka motor almam diye düşünüyordum. Şekli güzel, gidişi güzel düşünceleri aklımdan çıkmıyordu fakat bir problem vardı: fiyatını hak etmesi konusunda kafamda bazı soru işaretleri olması. Yeni model olduğundan mütevellit bunu şu anda normal karşıladığımı belirmem gerekir, saydı duyduğum bir motosiklet, umarım R25 severler hemen parlamamıştır. Uzun lafın kısası R25'e verecek param yoktu ve o paraları gözünüz kapalı vermeyi sağlayan R25 tutkusu bende yoktu.
Biraz daha araştırıp bu forumu bulduğumda yavaştan bir cruiser sevdalısı olduğumu anlamış, belki de çoğu cruiser sevdalısının bir zaman aklından geçmiş o EN500 mü, Shadow600 mü, Intruder600 mü yoksa Virago535 mi sorusu benim de aklımda yer edinmeye başlamıştı. Piyasayı biraz araştırıp seçenekleri elediğimde elimde sadece Virago535 kalmıştı. Gerek duruşu, gerek denilenler ve bazıları için önemsiz olsa da şaft aktarmalı olması beni cezbetmişti. Biraz daha düşündükten sonra "Fazla söze gerek yok, alacam Virago'yu, her yeri gezicem." dedim.
A2 ehliyetim de yetiyor düşüncesiyle, bulunduğum ilden bir tane buldum. Tok gözlü alıcı olmanın önemini anlayacağım zamanlar geliyordu. Fakat o an her yerimi, motosiklet alacak olmanın hazzı bürümüş ve gözümü kör etmişti. Satıcı, konuşmamızın 3 veya 4. seferinde üst kapakla ilgili bir sorununun olduğunu 2000-2500 tl civarına bu sorunun halledilebileceğini, masraf denilen fiyatın üstüne çıkarsa yardım edeceğini belirten, o zaman için "abi" dediğim bir insandı. O duruma göre fiyat kıracağını ve o an için nakite ihtiyacı olduğundan kendi yaptırırsa 3500 tl ekstra fiyatla bana satabileceğini söylemişti. (İyi ki bu seçeneği kabul edip almamışım, çünkü krank taşlanıp yeni yatak yapılıp, pistonun tekini değiştirip bana iteleyebilirdi.) Ben de o sözlere ve o sözde samimiyete güvenerek motosikleti devirini üstüme aldım. Hayırlısı olsun diyerekten ustanın yanına gittim. (Not: Motosiklet o an çalışıyordu fakat yürütülmüyordu.) Tamamen iyi niyetimle girdiğim bu işte kazık yemiş olabileceğimi ilk kez ustanın bu motoru indirip açmamız lazım demesiyle anladım. Motor açıldı ve parçaları değerlendireceği gün usta beni aradı.
Motosiklet yatak sarmıştı.
Bu durum o zamanlar için hiç denk gelmediğim bir sese sahipti, yani çalıştırıldığında direkt olarak anlayamadım. Şimdi bütün bu duruma baktığımda hep tebessüm eder, ne kadar aptalca hareket ettiğimden dem vururum.
Değerlendirmenin sonunda benim de gördüğüm kadarıyla kol yatakları ayvayı yemiş, biyel kollarının özellikle bir tanesi deforme olmuş. Buna bağlı olarak pistonun biri etek kırmış, bir silindirin içi çizikle doluydu. Krank milindeki ve silindirdeki deformasyonları elimle çok bariz bir şekilde hissedip görebiliyordum. Üst kapak da yıl yorgunluğuna bağlı olarak revize edildi ve bazı ufak tefek kusursuz görünmeyen parçaları değişti. Dünyam başıma yıkılmıştı, çünkü para verdiğim motoruma yazın başında binemiyordum ve uzun bir süre binemeyecektim de. Ama ne demişler ucuz etin yahnisi yavan olurmuş.
Ustam, parçaları nasıl temin edelim diye sorduğunda ben temin ederim dedim. Öncelikle hemen Yamaha bayisinin yolunu tuttum. Sadece krank miline dolar hareketlerinden önce 3300tl fiyat verildi. Dedim bu iş böyle olmayacak, Japonya'dan tanıdık aramaya başladım. Garip bir şekilde buldum da, bütün parçaları yeni üretim ve orijinal olarak yaklaşık 4500 tl'ye mal olacak şekilde topladım. Hatta ustanın yanına parçaları ilk getirdiğimdeki şaşkınlığı aklıma geliyor. Japonya'dan parçaları oradan kargoya çıktıktan sonra 6 gün içerisinde ustanın yanına bıraktım. Hepsi faturalı ve her şeyi belli parçalardı. O an ustanın dediği şey bu motoru çok güzel toplayacağız oldu. Bu arada bahsettiğim usta çevresinde hep olumlu konuşulan özellikle ağır masraflarda tercih edilen Bey Moto Ekrem Usta'ydı. Buradan da ona selam olsun, işçiliğinden şu ana kadar hiç memnuniyetsizlik duyacağım bir durum yaşamadım.
Değişen parçalar;
Krank mili
Biyel kolları
Pistonlar
Sekman takımı
Silindir içi yeni gömlekler
Piston pimleri
Piston pimi sekmanları
Conta takımı
Piyano pimleri
Kol yatakları
Ana kol yatakları
Yağ pompası
Bilimum rulman
Şu an kendi içimde sıfır km saydığım bir motorum var ve elektrik tesisatı da bütün kronik sorunlar halledilerek benden önceki sahibi tarafından sıfırlatılmış. Bilenler bilir Virago 535'in konjektörü kronik sorunludur ve akünün zayıf olması bir sürü soruna yol açabiliyor.
Şu anda motosikletin yakıtından, performansından çok memnunum. Camiadan binenler daha önce böyle bir Virago'ya binmediklerini söylüyorlar. Ben de her seferinde Maşallah dedirtmeyi ihmal etmiyorum.
Uzun lafın kısası eski motosiklet ne kadar temiz olsa da o yatakların durumu hiç iyi olmuyor. Diğer yataklarda sorun olmamasına rağmen çizikler belli oluyor ve zaten yatak dediğimiz ince şeyler dakikada bilmem kaç bin devirle senelerce o motoru yürütüyor. Arada yenilenmesi gerekli gibime geliyor. Bu arada benim başıma gelmeyen ama uğraştığım yatak sarma olayı yağsızlıktan veya yağ pompasının bozulmasından kaynaklanmamış, yıla ve kilometreye bağlı yorgunluktan deforme olmuştu. Keşke motosikletimi hiç almasaydım dediğim çok zaman olsa da şu an onu çok seviyorum ve her bindiğimde yeniden aşık oluyorum.(Maşallah demeden geçemem, en son demediğim/dedirtmediğim zaman tekerime çivi girdi.)
Bütün bu tecrübeler kimi yazarlar için gülünç ve çok acemice gelebilir. Yorumları ve önerileri duymayı bundan dolayı çok isterim, sonuçta benim için de duyulması ve yaşanılması gereken bir sürü tecrübe var. Umarım en azından eski motor satın alma konusunda bazı yazarlara ve okurlara fikir vermişimdir. Tekeriniz düz bassın.