Fiyatlandirma mekanigini son kullanicinin dimagi kaldirmamasi normal.
Burada enteresan seyler devreye giriyor. Simdi mesela Honda dunyanin en cok motosiklet satan ureticisi. Dolayisiyla akan gelir acisindan hammaddeye ve motosiklet uretimi icin ihtiyaci olan meteryallere en ucuz ve kolay erisimi olan firma. Senin boyle bir firmayla yarisabilmen icin ucuzluktan farkli kulvarlarla karsina cikman lazim, fakat adamlar devamli yeni bir satis yaratacak olanaga ulasiyorlar (DCT teknolojisi gibi).
Dolayisiyla Japon pazarinda Honda karsisinda Yamaha, Kawasaki, Suzuki gibi firmalar yalnizca farkliliklariyla fark yaratmaya calisiyorlar (Yamaha burada en radikal tasarima sahip denenmemis yollari deneyem motorlarla karsimiza cikarken Suzuki daha cok mecbur kalmadikca eski sistem iyidir, eskiyi sevenlere kafasiyla gidiyor).
O yuzden mesela ayni teknolojilere sahip R1M 110 bin liralar fiyat bicilirken Honda 1000rr SP yalnizca 84 bin. (yalnizca kismi yamahaya kiyasla)
Velhasilkelam konumuza donelim, Yamaha globalde oldugu gibi Turkiye'de fiyatlandirma yaparken yalnizca, yalnizca ve sadece kazanacagi paraya bakiyor. Kur ve OTV umrunda degil. Sattigi motordan elde ettigi gelir gecen senekine gore 50 kurus bile dusuk olursa onlar icin buyuk olay.
Motosiklet sektoru otomobil degil, bir zarari baska bir acidan kompanse edemiyorlar. Sattilar, sattilar. Satamiyorlarsa o ulkeye motor satmakla ugrasmaz cekilirler.
Ve ilginctir, tum sikayetlerinize ragmen fuarda peynir ekmek gibi son akillara zarar fiyatlarla motosiklet satmaya devam ediyor japonlar.
Bu sene 0 alinmis motorlari yollarda gezerken gorerek inanabilirsiniz.