- Katılım
- 13 Haz 2005
- Mesajlar
- 345
- Konu Yazar
- #1
Merhaba Arkadaşlar,
Bildiğiniz üzere bizim ufaklık dünyaya geldikten sonra hem eşimle uzun yollara artık çıkamayacağımdan hem de ekonomik koşullardan mavi kuş'u sevgili Bülent'e satmış akabinde 2011 model CBF150 ile Istanbul'da şehiriçi trafik karmaşasına karşı kendi krallığımı tesis etmek ile uğraşıyordum
Yaz geldi tatile nereye gitmek gerekir sorusuna cevap aradığım zamanlarda işyerinden arkadaşım Deniz , bir grup arkadaşın Doğu Karadeniz'e yapmayı planladıkları motor gezisinden bahsederek gideceğini söyledi. 2 senedir evlilikti, doğumdu bir türlü kısmet olamamış hep ertelediğim bir rotaydı bana Karadeniz... Eşim'de anlayışla karşılayınca şimdi olmazsa ne zaman olur diyerek hazırlıklara koyulduk.
Amacımız mümkün olduğunca yer keşfetmekti. Rotamızın Karadeniz olacağını biliyorduk ancak diğer arkadaşlara motor güçlerinin farklı olması nedeni ile diğer gruba kısmen eşlik edeceğimizide hesaba katmıştık.Çünkü bende CBF150 ,Deniz'de 250 'lik Regal Raptor vardı.
Rüzgar Batıdan esiyordu ve biz artık yola çıkmak için sabırsızlanıyorduk.
1. Gün. ISTANBUL-ANKARA
Akşam çanta ledlerini yapacağım diye geç yatmış olduğumdan yan çantalarımı bile hazırlayamadan yatmıştım.Sabah çantaları toplayıp hemen yola çıkıp,sabah 6:30 gibi Bostancı'daki Kaya abinin atölyesinde buluştuk. Kendisi değişik bir abimiz tüplü 650 lik motoru var
Herneyse Deniz'de geldikten sonra biz diğer arkadaşları beklemeden yola çıktık. Küçük hacimli motorlarımızı fazla bekletmemek gerekir
)) Ancak,daha Bostancı köprüsüne gelmeden ilk su birikintisinde Deniz'in motorunun lastiği kaydırarak ilk uyarısını verdi.Bu daha sonraki rotamızı değiştirecek gruptan ayrılmamızı sağlayacak küçük aksiliklerin ilk habercisiydi.
Meteorolojide yaşanan sel felaketinin sonrası havanın yağışlı olacağını öngörüyorduk ancak daha Karadeniz'e varmadan bu kadar sağanak beklemiyorduk.Daha Düzcede her ne kadar tulum yağmurlukta olsa botlar ve eldivenler sırılsıklam oldu. Ben mi abartıyorum diye düşündüm ancak biz yoldayken bir çok araç sağ şeritte dörtlülerini yakmış yağmurun dinmesini bekliyordu. Bizde birkaç kez mola verdik ancak bitecek gibi değildi. Evet gezi aksilikler ile başlamıştı ancak uzun bir yol bizi bekliyordu... Birkaç mola dan sonra tekrar yola devam ettik. Sağanakta şiddetini arttırarak devam ediyordu. Önden devam ettiğimiz için diğer arkadaşlarımızı hava ve yol şartları konusunda bilgilendirerek devam ediyorduk. Gerede'ye 10 -15 km kala yine yağmur yine lastikte tutuş sorunu ile kendisini gösterince ,otobanda hakimiyet kaybı ile Deniz ve motoru yerde senkronize sürüklenme gösterisine başladı. Neyseki ne Deniz'e ne de motora birşey olmadı. Biraz omuzu incindi.Mola yerinde diğer arkadaşları beklerken bir durum değerlendirmesinde bulunduk. Raptorumuz lastikleri özellikle ıslak havalarda bize ayak uydurmak istemiyordu. Hal böyle olunca grupla geziyi daha fazla riske sokmamak için rotamızı Ankara'ya Denizin akrabalarına çevirdik.Hava şartlarına göre hareket etmeyi planladık. Başkentte yağmur yağmıyordu ve lastiklerini değiştirmemiz ,motorlarımızın kontrollerini yaptırabilmemiz mümkündü. Başkent bize kucak açtı....
Bu arada maalesef ilk günün hiç bir anını fotoğraflayamadık. Heyecandan ve aksilikler yüzünden aklımıza gelmedi.
2. Gün.ANKARA KIRŞEHİR-
Ankarada lastik değişimi yapıldıktan ve hastanedeki kontrolden sonra yola devam edebileceğimizi anladık işte motorlarımız.
Ancak buralarda kadar gelmişken Deniz'in memleketine uğramamakta olmazdı.İşlerimiz bitince yolumuzu Denizin memleketi olan Kırşehire Kamana çevirdik. Aşıklar şehrinde eski ipekyolu üzerinde bulunan bu şirin ilçeye biraz geçte olsa vardık. Gittiğimizde sağolsun ailesi güzel bir ziyafet hazırlamışlardı.Yemek sonrası bahçede biraz demlendikten sonra Denizin ailesine ait 80 senelik bir köy evinde kaldık.
Kalın duvarları ile bir köy evi ,bahçesinde meyva ağaçları ,köy havası harikaydı.
3. Gün KIRŞEHİR ANKARA - MERZİFON
Kaman'da sabah bizi başka bir eve kahvaltıya davet ettiler. Hiç yanılmamıştım harika bir kahvaltı bizi bekliyordu. Herşey doğal ve tazeydi.
Sonrasında meyva ağaçlarına daldık Dut,Erik,Vişne,Kayısıyı dalından taze taze yemek bulunmaz bir nimet.
Ancak çok fazla kalamadan Kaman dan ayrıldık.. Yol çok sıcak ve bunaltıcı idi. Arada bir durup ihtiyaç molası da verdik.
Yol kenarındaki sığırlar bunlar olsa gerek
Tekrar Ankara Ulustaki Honda servisine uğrayıp Karadenizde sorun olmaması için zincirimi Yiba çarşıdan aldığım O ringli bir zincir ile değiştirdim. Artık sıkıntımız kalmadığına göre kaldığımız yerden Karadeniz turumuza devam edebilirdik. Samsuna doğru yola çıktık ancak gece oldukça soğuk olmaya başlayınca Merzifonda durmamız gerektiğini anladık... O saatte açık olan çay bahçesinde harika gözlememizi yedikten hemen otele yerleşip dinlenmeye çekildik.
4. Gün Merzifon Amasya Ünye-Trabzon
Sabah kaldığımız otelde kahvaltımızı yapıp enerjimizi topladık. Bugün Karadenizi görecektik. Merzifona veda edip Amasyaya yelken açtık.
Şehir yeşikırmak kıyılarına kurulmuş eski bir şehir. Yeşilırmağın iki yakası köprüler ile birbirine bağlanıyor. Eski bir kalesi ve kral mezarlıkları olduğunu öğrendik. Tepe üzeri hakim bir konumdaki kral mezarlıklarını ziyaret ettik.
Ne yazık ki tarihe saygı konusunda çok eksiğimiz olan bir toplum olduğumuz gerçeği her gittiğimiz yerde bizi rahatsız etti. Yazı yazmasını çok seviyoruz anladım da git kitap yaz be adam ne vardı isimlerinizi heryere yazmanın. Yazık! Manzaranın tadını bir çay molasında çıkardık ve haritamızda Ünyeye giden Niksar yolu üzerinden dağların arasından bir yol olduğunu gördük. Ne duruyoruz Yola devammm...
Yoldaki polis kontrolünde de Ünye yolu üzerinde Çamiçi mevkisinde güzel iyi mangalbaşı restoranları olduğunu öğrnedik,ancak çok acıktığımız için yoldaki köfte ekmeğe dayanamadık.
Yer yer yollar kırıcı olsa da yukarı çıktıkça Çamiçi yaylasının bulunduğu virajlı yollar gerçekten bu sıcakta bizi iyi serinletti. Manzaralar ise Karadenize hoşgeldiniz der gibiydi.
Ve sonuçta denizi görüp Karadeniz yoluna Ünyeden dahil olduk. Burada Karadeniz yoluna değinmeden edemeyeceğim.Gerçekten de yollar oldukça güzel her viraj birbirinin aynısı tam gaz geçilebilecek açıdaydı. En azından benim motorumla
Birkaç saat sonra Trabzona varmıştık. Uzungöl için biraz geç kaldığımızdan yemeğimizi yedik ve geceyi Trabzonda bir otelde konakladık. Trabzon insanları gerçekten iyiliksever ancak biraz anlaşılması zor insanlar olarak gözlemledik. Sorduğun soru harici hertürlü cevabı alabileceğin filozofları var. Bir de herkese hayat hikayeni anlatmak zorunda kalabiliyorsun
Fıkraları uydurma falan zannediyorduk ,kahramanlarını gerçek hayatta görünce anladık. Örneğin Trabzondayız şehirmerkezi ne tarafta diye soruyoruz Rize yolunda diyor
İşin garibi Trabzonlular da kanıksamış bu durumu. Onlarda Sinoplular Giresunlular daha iyidir diyorlar
) Herneyse bir yorgunluk çökünce otele geri döndük... Yarın yaylaya çıkacaktık.
Devam edecek....
Bildiğiniz üzere bizim ufaklık dünyaya geldikten sonra hem eşimle uzun yollara artık çıkamayacağımdan hem de ekonomik koşullardan mavi kuş'u sevgili Bülent'e satmış akabinde 2011 model CBF150 ile Istanbul'da şehiriçi trafik karmaşasına karşı kendi krallığımı tesis etmek ile uğraşıyordum
Yaz geldi tatile nereye gitmek gerekir sorusuna cevap aradığım zamanlarda işyerinden arkadaşım Deniz , bir grup arkadaşın Doğu Karadeniz'e yapmayı planladıkları motor gezisinden bahsederek gideceğini söyledi. 2 senedir evlilikti, doğumdu bir türlü kısmet olamamış hep ertelediğim bir rotaydı bana Karadeniz... Eşim'de anlayışla karşılayınca şimdi olmazsa ne zaman olur diyerek hazırlıklara koyulduk.
Amacımız mümkün olduğunca yer keşfetmekti. Rotamızın Karadeniz olacağını biliyorduk ancak diğer arkadaşlara motor güçlerinin farklı olması nedeni ile diğer gruba kısmen eşlik edeceğimizide hesaba katmıştık.Çünkü bende CBF150 ,Deniz'de 250 'lik Regal Raptor vardı.
Rüzgar Batıdan esiyordu ve biz artık yola çıkmak için sabırsızlanıyorduk.
1. Gün. ISTANBUL-ANKARA
Akşam çanta ledlerini yapacağım diye geç yatmış olduğumdan yan çantalarımı bile hazırlayamadan yatmıştım.Sabah çantaları toplayıp hemen yola çıkıp,sabah 6:30 gibi Bostancı'daki Kaya abinin atölyesinde buluştuk. Kendisi değişik bir abimiz tüplü 650 lik motoru var
Meteorolojide yaşanan sel felaketinin sonrası havanın yağışlı olacağını öngörüyorduk ancak daha Karadeniz'e varmadan bu kadar sağanak beklemiyorduk.Daha Düzcede her ne kadar tulum yağmurlukta olsa botlar ve eldivenler sırılsıklam oldu. Ben mi abartıyorum diye düşündüm ancak biz yoldayken bir çok araç sağ şeritte dörtlülerini yakmış yağmurun dinmesini bekliyordu. Bizde birkaç kez mola verdik ancak bitecek gibi değildi. Evet gezi aksilikler ile başlamıştı ancak uzun bir yol bizi bekliyordu... Birkaç mola dan sonra tekrar yola devam ettik. Sağanakta şiddetini arttırarak devam ediyordu. Önden devam ettiğimiz için diğer arkadaşlarımızı hava ve yol şartları konusunda bilgilendirerek devam ediyorduk. Gerede'ye 10 -15 km kala yine yağmur yine lastikte tutuş sorunu ile kendisini gösterince ,otobanda hakimiyet kaybı ile Deniz ve motoru yerde senkronize sürüklenme gösterisine başladı. Neyseki ne Deniz'e ne de motora birşey olmadı. Biraz omuzu incindi.Mola yerinde diğer arkadaşları beklerken bir durum değerlendirmesinde bulunduk. Raptorumuz lastikleri özellikle ıslak havalarda bize ayak uydurmak istemiyordu. Hal böyle olunca grupla geziyi daha fazla riske sokmamak için rotamızı Ankara'ya Denizin akrabalarına çevirdik.Hava şartlarına göre hareket etmeyi planladık. Başkentte yağmur yağmıyordu ve lastiklerini değiştirmemiz ,motorlarımızın kontrollerini yaptırabilmemiz mümkündü. Başkent bize kucak açtı....
Bu arada maalesef ilk günün hiç bir anını fotoğraflayamadık. Heyecandan ve aksilikler yüzünden aklımıza gelmedi.
2. Gün.ANKARA KIRŞEHİR-
Ankarada lastik değişimi yapıldıktan ve hastanedeki kontrolden sonra yola devam edebileceğimizi anladık işte motorlarımız.
Ancak buralarda kadar gelmişken Deniz'in memleketine uğramamakta olmazdı.İşlerimiz bitince yolumuzu Denizin memleketi olan Kırşehire Kamana çevirdik. Aşıklar şehrinde eski ipekyolu üzerinde bulunan bu şirin ilçeye biraz geçte olsa vardık. Gittiğimizde sağolsun ailesi güzel bir ziyafet hazırlamışlardı.Yemek sonrası bahçede biraz demlendikten sonra Denizin ailesine ait 80 senelik bir köy evinde kaldık.
Kalın duvarları ile bir köy evi ,bahçesinde meyva ağaçları ,köy havası harikaydı.
3. Gün KIRŞEHİR ANKARA - MERZİFON
Kaman'da sabah bizi başka bir eve kahvaltıya davet ettiler. Hiç yanılmamıştım harika bir kahvaltı bizi bekliyordu. Herşey doğal ve tazeydi.
Sonrasında meyva ağaçlarına daldık Dut,Erik,Vişne,Kayısıyı dalından taze taze yemek bulunmaz bir nimet.
Ancak çok fazla kalamadan Kaman dan ayrıldık.. Yol çok sıcak ve bunaltıcı idi. Arada bir durup ihtiyaç molası da verdik.
Yol kenarındaki sığırlar bunlar olsa gerek
Tekrar Ankara Ulustaki Honda servisine uğrayıp Karadenizde sorun olmaması için zincirimi Yiba çarşıdan aldığım O ringli bir zincir ile değiştirdim. Artık sıkıntımız kalmadığına göre kaldığımız yerden Karadeniz turumuza devam edebilirdik. Samsuna doğru yola çıktık ancak gece oldukça soğuk olmaya başlayınca Merzifonda durmamız gerektiğini anladık... O saatte açık olan çay bahçesinde harika gözlememizi yedikten hemen otele yerleşip dinlenmeye çekildik.
4. Gün Merzifon Amasya Ünye-Trabzon
Sabah kaldığımız otelde kahvaltımızı yapıp enerjimizi topladık. Bugün Karadenizi görecektik. Merzifona veda edip Amasyaya yelken açtık.
Şehir yeşikırmak kıyılarına kurulmuş eski bir şehir. Yeşilırmağın iki yakası köprüler ile birbirine bağlanıyor. Eski bir kalesi ve kral mezarlıkları olduğunu öğrendik. Tepe üzeri hakim bir konumdaki kral mezarlıklarını ziyaret ettik.
Ne yazık ki tarihe saygı konusunda çok eksiğimiz olan bir toplum olduğumuz gerçeği her gittiğimiz yerde bizi rahatsız etti. Yazı yazmasını çok seviyoruz anladım da git kitap yaz be adam ne vardı isimlerinizi heryere yazmanın. Yazık! Manzaranın tadını bir çay molasında çıkardık ve haritamızda Ünyeye giden Niksar yolu üzerinden dağların arasından bir yol olduğunu gördük. Ne duruyoruz Yola devammm...
Yoldaki polis kontrolünde de Ünye yolu üzerinde Çamiçi mevkisinde güzel iyi mangalbaşı restoranları olduğunu öğrnedik,ancak çok acıktığımız için yoldaki köfte ekmeğe dayanamadık.
Yer yer yollar kırıcı olsa da yukarı çıktıkça Çamiçi yaylasının bulunduğu virajlı yollar gerçekten bu sıcakta bizi iyi serinletti. Manzaralar ise Karadenize hoşgeldiniz der gibiydi.
Ve sonuçta denizi görüp Karadeniz yoluna Ünyeden dahil olduk. Burada Karadeniz yoluna değinmeden edemeyeceğim.Gerçekten de yollar oldukça güzel her viraj birbirinin aynısı tam gaz geçilebilecek açıdaydı. En azından benim motorumla
Devam edecek....