- Katılım
- 1 Tem 2006
- Mesajlar
- 2,231
- Motosikleti
- Suzuki GSX S1000 & Sym Joyride 300
- Konu Yazar
- #1
Yutubırlar gibi havalı bi başlık atayım dedimde..
Merhaba değerli Forum üyeleri
Bayramın 1.günü sabah 5:00 de çıkış yapıp , akşam 23:00 de döndüğüm batı karadeniz turumdan bikaç fotoğraf , gezi raporu ve düşünen olursa rota hakkında bilgi paylaşımı yapmak istedim.
Rotam şu şekilde : İstanbul - Bolu - Safranbolu - Bartın - Amasra - Zonguldak - Akcakoca - Ağva - Şile
Dönüş yolum daha yavaş olacağı icin gidişde otoyolu kullandım. Bayramın ilk günü olduğu icin yol oldukca sakin ve akıcı. Rutin molalarla birlikte yaklaşık 11:00 gibi Safranbolu'ya giriş yaptım. Ortalama hızım 90 dı.
Safranbolu içine motorla girip bikaç fotoğraf çekmeyi düşündüm ama , yolları bizim gibi ağır maxiscooter lar icin hic uygun değil , Hemde motora eziyet etmek istemedim, gölge biyere bırakıp yürüreyerek gezme kararı aldım. Zaten en güzelide bu.
Bayramın ilk günü sakin olacağını düşündüğüm ama , gelmekte geç bile kaldığımı gördüğüm bi kalabalık vardı.
Lokum , el sanatları ve eski konaklarıyla ( unesco listesinde ) ünlü bi yerleşke.
Turizm e kazandırılmış , ama ticaretin de önüne geçilememeiş her özel bölge gibi burada çarpıklıktan nasibini almış. ( Belki şehrin kuruluş amacıda buydu eskiden bilmiyorum )
Eski konakların görüntüleri çok güzel olsada , çoğu bakımsız ve terk edilmiş gibi. Bunun yanı sıra çok özenle korunanları ve müzeleride gördüm.
Dar ve daha düzensiz ara sokaklarında el işçiliği tekstil ürünleri , lokum ve şerbetli içecek türlerinin satışlarının yapıldığı dükkanlar var. Esnaflarının çok sıcak kanlı olduğunu söyleyemem.. Bikaç hediyelik aldım gelmişken.
Gezmeye niyetiniz varsa tavsiyem , kesinlikle bayram günü ve benim gibi 30 derece sıcakta gelmeyin. Ayrıca yokuşlarıda bol, çok bozuk taşlı yollar , iyi bi kondisyon şart
Büyük hevesle gelip, çokta sevemediğim bölgeden ayrılmadan önce acıktığım icin restoran bakındım.
Şehirler arası gezilerde yemek için mutlaka bölgenin esnafından bilgi alırım , onlar en iyisini bilir.
Tavsiye üzerine Karabük üniversite sinin öğrenci yerleşkesinde bi restoran olduğunu, öğrencilerin çalıştırdığı , fiyatlarınında uygun olduğunu öğrendim.
Tavuk şiş ve ayran söyledim. Ayıptır söylemesi çok lezzetliydi ( Fotoğrafı mevcut ) 220 TL
Safranbolu'ya ayırdığım 3 saatten sonra , Amasra sürüşüne geçtim.
Yaklaşık 92 km , orman yolundan sürüşüm başladı.
Asfaltı kısmen bozukta olsa , bizim Ağva yoluna benziyor. Zaman zaman 2 şerit , zaman zaman tek gidiş geliş.. Bartın'dan sonrası yol çok daha güzel. Hem asfaltı kalite, hem manzarası. Karadeniz'e geldiğinizi gözlerinizi kamaştıran yeşil den ve denizden gelen serinlikten anlıyorsunuz.
Yolun neredeyse yarısını yumurta kasa 78 plaka bi Hyundai ile cilveşerek sürdüm
Maşallah iyi viraj yapıyordu. Ben yolu bilmediğim icin onu önümde tuttum, ama o benim onunla kapıştığımı falan sandı
Bartın'a yaklaşırken yol kenarında insanların arabalarından inip yolun ortasında fotoğraf çekildiklerini gördüm. Nereye bakıyor bu adamlar diyerek merat ettim, bende indim. Siz neyin fotoğrafını çekiyorsunuz gençler dedim bir gruba , abi burası meşhur ağaçlı yol dediler. Ağaç.. Meşur.. peki dedim bende bi resim çektim adettendir.
Yollarda gercekten çok saçma tabelalar var. 50 şer metre ara ile 90 / 70 / 50 km / hız a düşmemiz gerektiğini beyan eden , sanırım karadeniz yöresine has fıkra niteliğindeki tabelalar
Nezaman , ' işte bu düzlük güzel ' diyerek gaz açmaya niyetlensem, hemen ' fotokapan ' tabelaları ile göz göze geliyorum. EDS mesafe tespit zamazingoları..
Sotelenmiş ekip arabası hiç görmedim , ama kocaman radarları ile Jandarma jipleri alenen ' ONA GÖRE ' diye bekliyorlardı..
Fotoğrafını çekemedim ama , ilk kez ' domuz çıkabilir ' tabelalarınıda yine bu bölgelerde gördüm. Domuzu çok şirin çizmişler
Uzun yolun çilesi sinek / haşere belaları yüzünden 3 kez durmak zorunda kaldım. Yanınıza küçük bir cep kolonyası ve bez almayı unutmayın böyle yolculuklarda. Ayrıca radyatörün önünde patlayan yarım serçe büyüklüğündeki canlının ne olduğunuda uzun uzun inceledim.. Galiba şu kafasının yarısı ? Üzgünüm
Amasra çok güzel , yürüme gezilebilecek kadar küçük ve şirin bi belde. Safranbolu daki 30 dereceden sonra, burdaki 22 derece ve deniz esintisi beni çok rahatlattı.
Sahili cıvıl cıvıl , bayram kalabalığı burdada mevcut ama insanlar ve esnafında daha fazla mutluluk gözlemledim. Bir kâse dondurma alıp , Barış Akarsu parkında dinlendim. ( kızları çok güzel )
Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız buraya mutlaka uğrayın , çok fotojenik bi bölge.
Burdada yaklaşık 2 saat oyalandıktan sonra dönüşe geçtim.
Bartın şehir merkezi ve Zonguldan'dan geçerek Akçakoca ya kadar sürdüm.
Zonguldak hakkında bi tecrübem oldu.. 67 plakalı araçlar 41 plakalardan daha tehlikeli.
Nerden nasıl çıktığını görmedğim araçlarla ya dipdibe , yada nefeslerini ensemde hissettim.
Bu arkadaşlar olaki İstanbul'a falan gelmesinler. Sağ çıkabilceklerini sanmıyorum..
Gergin bir sürüşten sonra sahil yolunun keyfi ile Akcakoca ya attım kendimi. Güzel.. burda pek kalabalık yok. Artık bi keyif kahvesi içebilirim.
Bu arada uzun yolda nimet olan , olmazsa olmaz olan iki özelliktende bahsetmek istiyorum.
Hız sabitleyici ve ayarlanabilir ön cam. Gercekten mucize
Akçakoca'yı daha önce gezdiğim icin vakit kaybetmeden dönüşe geçtim. Bi ara , ' acaba hic Ağva ya bulaşmasammı ' diye icimden geçirsemde , ben karar verene kadar Ağva yoluna girmiş bulundum.
Havanın ' gold ' olduğu saatlerde yorgunda olsam Ağva virajlarından keyif aldım. Bana yolun büyük kısmında eşlik eden mavi renk Forza 250 kardeşime burdan selamlar. Güzel bi senkronizasyon yaptık.
Şile merkezde içtiğim son bir kahveden sonra , 1 saatlik sürüşle evime vardım.
18 saatte , 5 şehir ve 890 km yol yaparak bir günümü daha dolu dolu yaşadım.
Fırsat ve imkanınız varken gezin dolaşın , kendinize anılar biriktirin..
Not : Gezi raporlarını severek okuyan , takip eden bir kitlenin olduğu ( ki bende onlardan biriyim ) forumda , bu güzel alışkanlığa vesile olan @tommygun dostumuza burdan bi teşekkür ediyorum
Sevgiyle kalın dostlarım
#Kymco #Ak550














Merhaba değerli Forum üyeleri
Bayramın 1.günü sabah 5:00 de çıkış yapıp , akşam 23:00 de döndüğüm batı karadeniz turumdan bikaç fotoğraf , gezi raporu ve düşünen olursa rota hakkında bilgi paylaşımı yapmak istedim.
Rotam şu şekilde : İstanbul - Bolu - Safranbolu - Bartın - Amasra - Zonguldak - Akcakoca - Ağva - Şile
Dönüş yolum daha yavaş olacağı icin gidişde otoyolu kullandım. Bayramın ilk günü olduğu icin yol oldukca sakin ve akıcı. Rutin molalarla birlikte yaklaşık 11:00 gibi Safranbolu'ya giriş yaptım. Ortalama hızım 90 dı.
Safranbolu içine motorla girip bikaç fotoğraf çekmeyi düşündüm ama , yolları bizim gibi ağır maxiscooter lar icin hic uygun değil , Hemde motora eziyet etmek istemedim, gölge biyere bırakıp yürüreyerek gezme kararı aldım. Zaten en güzelide bu.
Bayramın ilk günü sakin olacağını düşündüğüm ama , gelmekte geç bile kaldığımı gördüğüm bi kalabalık vardı.
Lokum , el sanatları ve eski konaklarıyla ( unesco listesinde ) ünlü bi yerleşke.
Turizm e kazandırılmış , ama ticaretin de önüne geçilememeiş her özel bölge gibi burada çarpıklıktan nasibini almış. ( Belki şehrin kuruluş amacıda buydu eskiden bilmiyorum )
Eski konakların görüntüleri çok güzel olsada , çoğu bakımsız ve terk edilmiş gibi. Bunun yanı sıra çok özenle korunanları ve müzeleride gördüm.
Dar ve daha düzensiz ara sokaklarında el işçiliği tekstil ürünleri , lokum ve şerbetli içecek türlerinin satışlarının yapıldığı dükkanlar var. Esnaflarının çok sıcak kanlı olduğunu söyleyemem.. Bikaç hediyelik aldım gelmişken.
Gezmeye niyetiniz varsa tavsiyem , kesinlikle bayram günü ve benim gibi 30 derece sıcakta gelmeyin. Ayrıca yokuşlarıda bol, çok bozuk taşlı yollar , iyi bi kondisyon şart
Büyük hevesle gelip, çokta sevemediğim bölgeden ayrılmadan önce acıktığım icin restoran bakındım.
Şehirler arası gezilerde yemek için mutlaka bölgenin esnafından bilgi alırım , onlar en iyisini bilir.
Tavsiye üzerine Karabük üniversite sinin öğrenci yerleşkesinde bi restoran olduğunu, öğrencilerin çalıştırdığı , fiyatlarınında uygun olduğunu öğrendim.
Tavuk şiş ve ayran söyledim. Ayıptır söylemesi çok lezzetliydi ( Fotoğrafı mevcut ) 220 TL
Safranbolu'ya ayırdığım 3 saatten sonra , Amasra sürüşüne geçtim.
Yaklaşık 92 km , orman yolundan sürüşüm başladı.
Asfaltı kısmen bozukta olsa , bizim Ağva yoluna benziyor. Zaman zaman 2 şerit , zaman zaman tek gidiş geliş.. Bartın'dan sonrası yol çok daha güzel. Hem asfaltı kalite, hem manzarası. Karadeniz'e geldiğinizi gözlerinizi kamaştıran yeşil den ve denizden gelen serinlikten anlıyorsunuz.
Yolun neredeyse yarısını yumurta kasa 78 plaka bi Hyundai ile cilveşerek sürdüm
Bartın'a yaklaşırken yol kenarında insanların arabalarından inip yolun ortasında fotoğraf çekildiklerini gördüm. Nereye bakıyor bu adamlar diyerek merat ettim, bende indim. Siz neyin fotoğrafını çekiyorsunuz gençler dedim bir gruba , abi burası meşhur ağaçlı yol dediler. Ağaç.. Meşur.. peki dedim bende bi resim çektim adettendir.
Yollarda gercekten çok saçma tabelalar var. 50 şer metre ara ile 90 / 70 / 50 km / hız a düşmemiz gerektiğini beyan eden , sanırım karadeniz yöresine has fıkra niteliğindeki tabelalar
Nezaman , ' işte bu düzlük güzel ' diyerek gaz açmaya niyetlensem, hemen ' fotokapan ' tabelaları ile göz göze geliyorum. EDS mesafe tespit zamazingoları..
Sotelenmiş ekip arabası hiç görmedim , ama kocaman radarları ile Jandarma jipleri alenen ' ONA GÖRE ' diye bekliyorlardı..
Fotoğrafını çekemedim ama , ilk kez ' domuz çıkabilir ' tabelalarınıda yine bu bölgelerde gördüm. Domuzu çok şirin çizmişler
Uzun yolun çilesi sinek / haşere belaları yüzünden 3 kez durmak zorunda kaldım. Yanınıza küçük bir cep kolonyası ve bez almayı unutmayın böyle yolculuklarda. Ayrıca radyatörün önünde patlayan yarım serçe büyüklüğündeki canlının ne olduğunuda uzun uzun inceledim.. Galiba şu kafasının yarısı ? Üzgünüm
Amasra çok güzel , yürüme gezilebilecek kadar küçük ve şirin bi belde. Safranbolu daki 30 dereceden sonra, burdaki 22 derece ve deniz esintisi beni çok rahatlattı.
Sahili cıvıl cıvıl , bayram kalabalığı burdada mevcut ama insanlar ve esnafında daha fazla mutluluk gözlemledim. Bir kâse dondurma alıp , Barış Akarsu parkında dinlendim. ( kızları çok güzel )
Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız buraya mutlaka uğrayın , çok fotojenik bi bölge.
Burdada yaklaşık 2 saat oyalandıktan sonra dönüşe geçtim.
Bartın şehir merkezi ve Zonguldan'dan geçerek Akçakoca ya kadar sürdüm.
Zonguldak hakkında bi tecrübem oldu.. 67 plakalı araçlar 41 plakalardan daha tehlikeli.
Bu arkadaşlar olaki İstanbul'a falan gelmesinler. Sağ çıkabilceklerini sanmıyorum..
Gergin bir sürüşten sonra sahil yolunun keyfi ile Akcakoca ya attım kendimi. Güzel.. burda pek kalabalık yok. Artık bi keyif kahvesi içebilirim.
Bu arada uzun yolda nimet olan , olmazsa olmaz olan iki özelliktende bahsetmek istiyorum.
Hız sabitleyici ve ayarlanabilir ön cam. Gercekten mucize
Akçakoca'yı daha önce gezdiğim icin vakit kaybetmeden dönüşe geçtim. Bi ara , ' acaba hic Ağva ya bulaşmasammı ' diye icimden geçirsemde , ben karar verene kadar Ağva yoluna girmiş bulundum.
Havanın ' gold ' olduğu saatlerde yorgunda olsam Ağva virajlarından keyif aldım. Bana yolun büyük kısmında eşlik eden mavi renk Forza 250 kardeşime burdan selamlar. Güzel bi senkronizasyon yaptık.
Şile merkezde içtiğim son bir kahveden sonra , 1 saatlik sürüşle evime vardım.
18 saatte , 5 şehir ve 890 km yol yaparak bir günümü daha dolu dolu yaşadım.
Fırsat ve imkanınız varken gezin dolaşın , kendinize anılar biriktirin..
Not : Gezi raporlarını severek okuyan , takip eden bir kitlenin olduğu ( ki bende onlardan biriyim ) forumda , bu güzel alışkanlığa vesile olan @tommygun dostumuza burdan bi teşekkür ediyorum
Sevgiyle kalın dostlarım
#Kymco #Ak550













