Yetkin, konusunda uzman ve eğitim almış kişilerin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Onun eşi, dostu, akrabası, bizdendir diye getirilen insanların başkaların ağzına bakarken iş yapamadığını, organizyonları yönetemediğini gördük. Kriz anlarında panik yapanların kriz merkezlerine nasıl atandıklarını gördük. AFAD tarafından Pilot bölge seçilen Maraş'ta bile nelerin yaşandığını/yaşanamadığını gördük.
Toplanan vergileri, AFAD ve Kızılay'da yapılanları yazmıyorum bile.
Lojistiğin ne kadar önemli olduğunu Rusya-Ukrayna Savaşı nda gördük. Askeri helikopterler uçaklar, cumhurbaşkanlığı uçakları daha yeni sahaya çıkıyor. Donanma hala ortalıkta yok.
Biraz eleştiri yapmalıyız, biraz öneri vermeliyiz kafamız bastıkça; ki ailemiz, arkadaşlarımız, biz bir daha böyle bir olay yaşamayalım. Bizim seçtiğimiz insanlar bize hizmet versin. İşyerlerimizde bile yöneticilerimizin her dediğini yapan, öneri vermeyen, eleştirmeyen, susan var mı?
Canlar yanarken eleştirinin ve partizanlığın bile bir sınırı olmalı, herkes her şeyi konuşsun. Ama anti tezi mutlaka olsun. Eleştiri de bile tembeliz, daha ne olsun.
Adapazarı depreminde enkazlar arasındaydım, tv de gördüklerim bile ne kadar kötü bir felaket yaşadığımızı anladım. Kimse imkansızı beklemiyor. Sadece iyi organize olmuş, bütün olanakları ile seferber olmuş bir devlet görmek istiyor İnsan o durumda. O kadar acının, umutsuzluğun ve korkunun arasında bir güç, umut, eş dost görmek istiyor.
Deprem yönetmeliği çıkacak, 1 2 yıl denetlenecek, adım adım gevşeyecek. Çünkü müteahhitler fazla kar yapamayıp baskı yapacak. İmar affı çıkacak, belediye kontrol bile etmeyecek evleri, sadece para alacaklar. 30 yılda bir binlerce insan, sürekli altyapı ve üstyapı çalışması... Yazıktır, günahtır.
Marmara Depremi için de korkarım tekrar aynı şeyleri göreceğiz.