CBR 600F den Hayabusaya Geçiş ???

Katılım
9 Şub 2006
Mesajlar
80
Arkadaşlar eski motorum CBR 600 F.satalı 1 yıla yakın oldu.bahara yeni bir motor almayı düşünüyorum.CBR 600F i limitlerinde kullanabilen bir sürücü deilim.ama motor üzerinde rahatım.2008 hayabusa almayı düşünüyorum.sizce bu geçişte sorun yaşar mıyım? görüşleriniz benim için önemli.teşekkürler
 
Katılım
28 Nis 2007
Mesajlar
994
Almadam 1000 lik bir motoru deneseydin. Belki Türkiye şartlarında fazla büyük gelir gibi
 
Katılım
27 Eki 2007
Mesajlar
272
bencede biraz 1000 lik bi motora binsen ii olur

direk 1300 bide 2008 i (%11 ) daha güçlendirilmiş ne biliyim fazla büyükolmazmı

ama yinede sen bilirsin kendime güveniyorum dersen senin kararın
 
Katılım
1 Eki 2007
Mesajlar
393
aynı olur fark yapmaz :queen::queen::queen:

kendini hafife alma reddragon sen bir numarasın bir
 
Son düzenleme:
Katılım
1 Eki 2007
Mesajlar
880
walla cok bi sorun olcagını sanmıyorum ama ilk bikac ay cok dikkatli kullanman gereklidir. yanlız dikkatimi ceken bişey var. 600f i limitlerde kullanmıyorum demişsin peki Hayabusayı seçiş nedenini öğrenebilirmiyiz. agrasif bir pilot değilsen 1000lik daha iyi olur gibime geliyor.
 
Katılım
9 Şub 2006
Mesajlar
80
evet 600f i limitlerde kullanmadım.2 aya yakın profesyonel sayılabilecek bir sürüş eğitimi aldım.1-2 kere 240 km ye kadar çıktım ama daha önce karadenizde oturuyordum yani uygun yol da pek yoktu.şu anda kütahya dayım.burası racing motor için daha uygun.aslında 1000rr almayı düşünüyordum ama yeni hayabusa aklımı karıştırdı.
 
Katılım
29 Mar 2006
Mesajlar
3,903
Motor tercih ederken illa ki bu işin sonunda en büyük en güçlü motora binilecek diye bir zorlama yoktur.Hatta niye daha büyük motora binmiyorsun diye dayak yiyen görmedim.Sizin kişisel beceri ve tercihleriniz tarzınızı belirler.İnanın bizler kızmayız.:wiinkk:
 
Katılım
1 Eki 2007
Mesajlar
880
yeni hayabusa neden kafanı karıstırdı?? yeni kasası cok mu hosuna gitti diye yoksa performans acısınsdanmı. eğer görünüm olarak istiyorsan performans o kadar önemli değil diyorsan yeni 2008 1000rr a bakmanı tavsiye ederim. zaten 2 side aynı tarihte gelir, mart 2008 motoshowda. orda bi incelersin.
 
Katılım
9 Şub 2006
Mesajlar
80
konuya bu yönden bakmamıştım hiç.yani en büyük ve en güçlü motor olarak.ben yanlızca 1000rr ile hayabusa arasında fiyat performans değerlendirmesi yaptım.ama konuya yaklaşımın beni etkiledi.teşekkürler..
 
Katılım
18 Ağu 2006
Mesajlar
2,835
kullanabileceğine inanıyosan ve kullanmak istiyosan kim tutar ki seni:cherry:
şimdiden keyifli sürüşler....
 

aYe

Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
7 Haz 2007
Mesajlar
3,875
Kısa boylu ve göbekliyseniz hayabusa sizi daha zayıf gösterir, yok değilim diyorsanız 1000'lik SS hatta 600'lük SS'lere bakın derim.

Şehir içinde 600 sürmenin 1000 sürmeye göre çok çok daha keyifli olduğunu hatırlatmak isterim.

Şehir içinde 1000'lik kullanmak dar yollarda tırla gezmek gibi birşey, sürülmez değil sürülür ama keyfi 600'lük kadar olmaz.
 
Katılım
29 Mar 2007
Mesajlar
3,473
Arkadaşlar eski motorum CBR 600 F.satalı 1 yıla yakın oldu.bahara yeni bir motor almayı düşünüyorum.CBR 600F i limitlerinde kullanabilen bir sürücü deilim.ama motor üzerinde rahatım.2008 hayabusa almayı düşünüyorum.sizce bu geçişte sorun yaşar mıyım? görüşleriniz benim için önemli.teşekkürler

Hayabusa nın hakkını vereceksen al kardeşim.. Yok vermeyeceksen hiç alma, şahsii kanaatim :queen::queen:
 
Katılım
14 Ocak 2005
Mesajlar
59
Dostum paran var mı? 2008 hayabusadan bahesttiğine göre var.
Motorun tipini beğeniyor musun? Beğeniyorsun..
O zaman aklında duracağına garajında dursun daha iyi.
Ama lütfen hemen gaza gelme. Güçlü bir motor. Dikkatli ol ve tadını çıkar.
Selamlar. :cat:
 
Katılım
9 Şub 2006
Mesajlar
80
600f ile 7000 km kadar yaptım.demek istediğini anlıyorum tabiki tecrube önemli.
 
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
600F'ten önce başka bir makinen olmadıysa, direkt bunla başlayıp sadece 7000 yaptıysan, bugüne kadar kazasız binmiş olmanın mucize olduğunu düşünerek, şansın bir defa güleceğini aklından çıkarma :cat: :)
 
Katılım
23 May 2007
Mesajlar
1,070
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Kısa boylu ve göbekliyseniz hayabusa sizi daha zayıf gösterir, yok değilim diyorsanız 1000'lik SS hatta 600'lük SS'lere bakın derim.

......

Şehir içinde 1000'lik kullanmak dar yollarda tırla gezmek gibi birşey, sürülmez değil sürülür ama keyfi 600'lük kadar olmaz.


kısa boylu ve bgobekliler hayabusayamı biniyo.. peki 1100xx kullanan arkadaşların tipi nası bu arada ben zayıf uzunboyluyum benden ssçimi oluyo.. endurocunun tipi nasıldır hepsi pro gibi bıyıklımıdır.. peki naked a binenler...biri açıklama yapsın kafam karıştı...:silent::queen:

bu arada 600lükle 1000lik arasında fark var doğru ama bu kadar abartı bi durum yok.. herşeyi süper abarttıın gibi bunuda abartmışsın:queen:

600F'ten önce başka bir makinen olmadıysa, direkt bunla başlayıp sadece 7000 yaptıysan, bugüne kadar kazasız binmiş olmanın mucize olduğunu düşünerek, şansın bir defa güleceğini aklından çıkarma :cat: :)


hobaryatör pro sende abartıyosun:queen:
 
Son düzenleme:
Katılım
9 Şub 2006
Mesajlar
80
600f den önce başka motorum da vardı elbet.motor binmeye 600cc bir makinayla başlamak riskli olurdu kanımca..600f den önce mondial 125kt ve honda cbr125 kullandım.ama onları ne kadar kullandın dersen toplamda 600f kadar diil :)
 
Katılım
23 May 2007
Mesajlar
1,070
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
merak etme aye nickli kullanıcının ilk motoru başlangıç 1000rrı :queen: yani ölmek o kadar kolay değil
 
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
merak etme aye nickli kullanıcının ilk motoru başlangıç 1000rrı :queen: yani ölmek o kadar kolay değil

Bazıları şanslı diyelim ona... Neden %90 ölümcül kazaların başında SS'ler geliyor düşündün mü hiç? Belki deminki mesajınla bir insanın ölümüne sebep olacaksın, o zaman vicdan azabı çekmez misin?

Duyarlı Olmak,
Tarih: 14.12.2003 Saat: 19:20
Konu: Her Turlu Duyurular


Sevgili Arkadaşlar,

Daha önceden de bu konu ile ilgili bir yazım olmuştu. Rahmetli Raif Ağabeyin vefaatinde içinde bulunduğum duyguların etkisiyle oldukça saldırgan bir yazı yazmıştım. O günden bugüne fikirlerim halen değişti mi, hayır.

Motosiklet, hepimizin hayatında oldukça önemli bir yere sahip ve hatta birçoğumuzun hayatının çoğunluğunu kapsayan bir hobby. Kimimiz için artık hobby den çok bir ulaşım aracı. Ancak gördüğüm o ki, genç yaşlı demeden bir çoğumuzu da aramızdan alıp götüren ve bizlere büyük acılar bırakan bir hobby olmaya başladı. Bunda suçlu, acaba motosiklet denilen araç mı, yoksa bizler mi? Evet motosiklet tehlikeli bir araç. Ancak içinde bulunduğumuz şu ortamda yürümek de, alışveriş mağazasından alışveriş yapmakta, bankaya gitmek de tehlikeli. Diğer seçenekler de alternatifler yaratabiliyoruz. Suçu, kana susamış canilere atabiliyoruz. Ölenlere rahmet ediyor, kalanlara başsağlığı diliyoruz. Aynı motosiklette olduğu gibi. Ama motosiklet kazalarında ne hikmetse hiç motosikletlere suç bulmuyoruz. Bu aletlerin suçu yok mu? Bence var. Ama onların suç teşkil ettiği konuyu aslında bizler yaratıyoruz. Nasıl mı?

Yeni bir motosiklet modeli çıkıyor. Çok hoş, çok güzel.

"İşte hayatımın motosikleti, bundan mutlaka edinmem lazım. Bu sayede hem kendi egomu tatmin eder, hemde çevreme bol bol hava atarım.."

Yada,

"İşte benim almam gereken, bana yakışan motor bu. Bundan başkasını alırsam, çevremdekiler ne der sonra? Klasıma yakışmaz diğerleri!"

Yada,

"Hayat tehlikelerle dolu zaten. Olacağı varsa olacak. O yüzden alayım anasını sattığımın motorunu. Hem bana birşey olmaz. Koca camiada beni mi bulacak kaza?"

Gibi birçok sebepler üretiyoruz kendi kendimize. Henüz yeni motorcular (lütfen kimse alınmasın yeni motorcu dediğim için ama biraz çuvaldızı kendimize batırmanın zamanı geldi.) ki bunlardan kastım sene itibarıyla değil, km itibarıyla söylüyorum, motosikletini hemen büyütmenin yollarını arar oldular. Soruyorsun,

- 10000 km yol yaptım. Artık motorumu büyütmenin zamanı geldi, hem diğerlerinde büyük motosikletler varken benim ki onların yanında oyuncak kaldı, diyerek savunmalarını baştan hazırlıyorlar.

Yada,

- 16000 km oldu, biliyorum daha erken motorumu büyütmek için ama aklım o motorda işte. Aklımda kalacağına altımda yol alsın. Hem ben hız yapmam.

Arkadaşlar, kabullenmesek de motosikletini büyütmenin en büyük sebeplerinden biri, çevremize atacağımız "HAVA" dır. Altımızdaki motosikleti de aynı otomobilimiz gibi gösterişlisinden, en pahalı olanından, en güçlü olanından seçiyoruz. Hadi otomobilde bir şansımız var. Peki motosiklette var mı?

Henüz yeni motosiklet sahibi olan arkadaşlarla tanışma fırsatım oluyorlar. İlk motosikletleri büyük hacime sahip motorlar oluyor.

- 600 cc lik aldım ama gidip 1000 cc lik almadım. Biraz tecrübelenince onlardan alacağım.

Savunmaya bak!!!! Size kısaca bir teknik açıklama yapayım.

600 cc lik bir Racing, Motor Gücü 100-125 hp arasında. Bu gücü 11500 rpm ile 13000 rpm (Rpm = Devir/dk.) da sağlıyor. Yani, krank dakikada 11500 rpm dönüyor. Saniyede 191 defa dönüyor. Biraz düşündürücü dimi? Ve bu motorların 0-100 km/h hızlanma değerleri ise 2,4 - 2,9 saniye gibi oluyor. Şimdi bu gücü kontrol etmek sizce kolay mı?

Peki Racing değil de Enduro'dan bahsedelim. Aşağı kalır yanı mı var? Hayır.

650 cc lik bir Enduro, Motor gücü 45-55 hp arasında. Bu gücü 7500 rpm - 8500 rpm de sağlıyor. Yani krank dakikada 7500 devir dönüyor. Saniyede 125 kez dönüyor. Ağırlıkları ise 180 kg civarında oynuyor. Bunlarında 0-100 km hızlanma değerleri 4,5 - 6 saniyeler arasında değişiyor. Yani yukarıdakilerden çok da aşağı kalır değil. Evet bu gücü kontrol etmek, yukarıdaki bir racing ten daha kolay. Ama yeni başlayan biri için mi? Değil... Yada henüz birkaç bin km yapmış insan için mi? Yine hayır. 1000 cc likleri söylemeye gerek görmüyorum bile.

Avrupa'da yeni başlayan bir motosiklet sürücüsü, ilk olarak 50 - 200 cc arasındaki motosikletleri en az 2 sene kullanmak zorunda. Ondan sonra yeniden sınava girip, yeterlilik sağladığı takdirde 2 sene de 200 - 400 cc arasındaki hacimli motosikletleri kullanıyorlar. Ondan sonra seneye göre motosikletlerini büyütüyorlar. Ancak her seferinde yeterlilik sınavına tabi tutuluyorlar. Eğer bu sınavlardan başarısız olurlarsa, küçük cc li motosikletleri kullanmaya devam ediyorlar. Taa ki eğitmenlerini ikna edene kadar. Ancak maalesef ki ülkemizde bizler kendi kendimize yeterlilik veriyor ve en kısa zamanda daha büyük motosikletleri almaya çalışıyoruz. Sonuç "GERİDE ACILI BİR AİLE, ARKADAŞLAR, TEHLİKELİ İMAJ"

Sevgili arkadaşlar, 10000 -15000 - 20000 km ler tecrübe kazandırmaz. Bu km'lerle sadece kullanmış olduğunuz motosiklete adapte olursunuz. Onunla bütünleşirsiniz. Ancak yeni bir motosiklete geçtiğinizde ki bu büyük bir motosikletse, siz çok acemisinizdir. Ne motorun özelliklerini, ne karakterini bilmiyorsunuzdur. O motosiklet, sizin için POTANSİYEL BİR TEHLİKE 'dir. Şunu sakın aklınızdan çıkarmayın, ister 4 teker, ister 2 teker olsun her aracın bir karakteristik sürüş tarzı vardır. Bu aynı marka, model olsun farketmez. Şöyle deneyin, aynı model, aynı km.lerde, aynı marka bir başka arkadaşınızın motosikletini kullanın, farklı gelecektir size. Yabancılık çekeceksiniz. Hareket ederken, viraja girerken, fren yaparken çok büyük farklılıklar hissedeceksiniz. İşte o size yabancı bir motosiklet. Ve siz ona alışıncaya kadar sizin katiliniz olmaya aday. O ana kadar yapmış olduğunuz km'ler, o an için tamamen resetlenmiş olacaktır. Siz artık acemi durumunda olacaksınız. Ne zaman ki yeni motosikletinizle birkaç bin km yaparsınız, o zaman alışacaksınız. Ha burda eğer sizin yapmış olduğunuz km, eğer 10 -15000 km değil de 25-30000 km olsaydı, alışma süreciniz daha kısa olurdu. Daha fazlası olsa çok daha kısa süreler olurdu. Dikkat edin, tehlikede olduğunuz süreden bahsediyorum.

Geçtiğimiz sene Yunanistan'dan gelen motosikletli dostlarımızla yapmış olduğumuz konuşmalarda, aynı motosikletle 100000 km ler yapanlar, bunu aşanlar vardı. Onlar bu işi gerçekten hobby amaçlı yaptıklarından altlarındaki motosikletlerin büyük yada küçük olması, onlar için birşey ifade etmiyordu. Sonuçta yine iki teker üstünde hareket ediyorlar ve hobby lerini gerçekleştiriyorlardı. Onlar bizden daha mı az tecrübelilerdi peki? Tabii ki hayır. Ama onlar bilinçli kullanıcılardı ve motosikletin onlar için tehlikelerini bertaraf etmenin yolunu biliyorlardı.

Şimdi büyük bir motosikletin tehlikesinden biraz bahsedelim.

Her insanın içinde adrenalin duygusunu yaşamak vardır. Bunun çeşitli yollarını arar. Elimin altında güç olsun ama ben bunu kullanmam diyen yalan söyler. Mutlaka o gücü kullanır.

- Ya, uzun yolda araç sollarken, düşük gücü olan bir motor beni tehlikeye sokuyor. Bastım mı geçmem lazım ki tehlikeden kaçayım.

Geçme o zaman kardeşim. Yol boşalınca geç sende. Niye riske atıyorsun ki kendini? Güç olduğu sürece risklerini de artırıyorsun. Nasıl olsa geçerim düşüncesi ile ona göre yol almaya başlıyorsun. Bunu bilinç altından yapıyorsun. Oysa gücünü bildiğin bir motosiklet olsa altında, risklerini en aza indirmeye çalışıyorsun. Yol boşsa geçiyorsun, daha düşük limitlerde gidiyorsun, daha yavaş virajlara giriyorsun. Yani tehlikeleri otomatikman minimuma indirgiyorsun. Gideceğin yere daha rahat gidiyorsun, yorulmuyorsun, etrafını görme fırsatlarını kaçırmıyorsun. Süre olarakta hızlı gidenden çok az bir farkla ulaşıyorsun gideceğin yere.

Bir diğer nokta ise tehlike anında, tehlikeden mi kaçayım, motorun gücünü mü kontrol edeyim derken kaza zaten oluşuyor. Sadece büyük hacimli motosiklet değil sorun, ebatsal olarak daha büyük, ağırlığı daha fazla motosikletler de tecrübesiz insanlar için büyük tehlike oluşturuyor. Altınızdaki kütle ne kadar büyük olursa, kontrol etmeniz de o kadar zorlaşıyor. Bunu en kolay kaygan bir yolda hissediyorsunuz. Kendi cüsseniz ile altınızdaki kütleyi kontrol etmenin ne denli zor olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Yarış amaçlı üretilen motosikletlere dikkat edelim. Genelde çok hafif olurlar. Bunun sebebi sadece daha az ağırlık, birim kütleye düşen daha yüksek beygir gücü değil, kontrolü daha kolay bir kütle, daha az harcanan enerji, daha az yorgunluk vs. vs... Görüyorum ki 50 kg. olan bir bayan, 180 kg lık kütleyi kontrol etmeye çalışıyor. Sizce ne derece başarılı olabilir? Yada 70 kg olan bir adam, 240 kg lık bir kütleyi kontrol etmeye çalışıyor. Şöyle bir hesap vardı yanlış hatırlamıyorsam, bir insan, ancak kendi ağırlığı kadar olan bir kütleyi zorlanmadan kaldırabilir. Bunun üstündeki ağırlıkları, insan üstü bir çaba ile yapar. Ancak limitlerdir ve çok çabuk yorulur. (Halterciler hariç)

Bir de diğer bir konu sele yükseklikleri. Bacak boyu 75 cm olan bir kişi, 85 cm sele yüksekliği olan motosiklet kullanıyor. Tecrübesi ise zayıf. Ayaklarını yere koyma isteği sürekli var. Yavaşlamalarda hemen ayaklar yere iniyor. Yere değecek mi? Belki parmak uçlarında. Peki o kütleyi parmak uçlarında nasıl taşıyacak? Hasbelkader taşıyor. Ama en ufacık zorlanmada motosiklet yerde. Şanslı ise ayakları altında kalmaktan kurtuluyor. Diyeceksiniz ki Cross motosikletlerinde adamların ayakları bile yere değmiyor ama bu adamlar yarışıyor. Sizde de o tecrübe olsa, sizde binin. Adamların işleri. Yada uzun yıllardır artık motosikletin üstünde olduklarından, ayaklarını yere indirme gereğini pek duymuyorlar.

İşte arkadaşlar, yukarıda saymış olduğum bir çok sebep, motosikletleri kana susamış katillerden farklı kılmıyor. Ama bu cansız kütleler mi suçlu? Hayır. Buna sebep veren insanlar, yani yine bizler suçluyuz. Bu masum hobby amaçlı araçlarımızı, kana susamış cani yapan bizleriz, onlar değil. 1992 yılından beri bu motosiklet kullanıyorum. Toplam yapmış olduğum km, 300.000'e merdiven dayadı. Ama halen 650 cc bir motosiklet kullanıyorum. Bundan sonra alacağım da 650 cc olacak. Lütfen bu duyarlılığı sizlerde gösterin. Gösterin ki, artık bu mail guruplarında kaza haberleri, kaza sonucu ölüm haberleri olmasın.

Biliyorum yazı çok uzun oldu. Belki çok ukalaca bir yazı oldu. Ama eminim ki bir çoğunuz okuduğunda bana hak verecektir.

KONTROL EDEBİLDİĞİN GÜÇ HER ZAMAN GÜLDÜRÜR, KONTROL EDEMEDİĞİN GÜÇ İSE BİRGÜN ÖLDÜRÜR.

ÖLMEK İÇİN DEĞİL, ÖLENE KADAR MOTOSİKLETE BİNMEYİ DENEYİN.

Vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.

Sevgiler

Zafer Yangın
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst