- Katılım
- 11 Şub 2007
- Mesajlar
- 212
- Konu Yazar
- #1
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Merhaba,
Geçen pazar arkadaştan cbf150 yi emanet alıp bursaya gittim, depo full idi.
otobana çıkmadan kozyatağında durdum, baktım iki yan grenajın arasından motorun sesinden hariç başka bir ses geliyor, motor daha 1500 km de olduğu için önemsemedim devam edip otobana girdim. 90-100-110 oldu daha ilerisini getiremedim.
aynalara bir baktım ki ne sağ arkamı görebiliyorum ne solu, beş para etmez adi camdan yapılmış zaten, çinli sahtekarlar dedim kendi kendime, iyi ayarlanmamış heralde dedim kurtköy opette durup ayarlıyayım dedim ama şimdi koltuğu sök çıkar zor olur dedim. avadanlıklar selenin altında. bu arada sele altına bez-mez koyayım demeyin hava filtresi havayı oradan emiyor. baktım motor gitmiyor tıkanıyor ve simsiyah duman atıyor, sonra durdu ve hiç çalışmadı, meğer havayı emen borunun ucuna kadar bezi çekmiş ve tıkamış. bir kurye arkadaş sağolsun öğretti bize.
aynalar o şekilde bursaya gittim geldim. aynalardan vazgeçtim artık.
sağa çevirsen olmuyor yukarı çevirsem olmuyor ne yapsam arkamı tam olarak, yani cg deki gibi göremedim, rahatsız oldum.
otoyol gebze çıkışından sonra e-5 e aşağı eğimde 120 sabit hızımdı. bu anlamda motoru beğendim, ön ve arka amörtisörden hiç memnun kalmadım, kazık gibiydiler.
100 km/h den sonra bu motor aşırı derecede benzin yakıyor bu kesin.
erenköyden feribota kadar 50 km yol yaptığımı ilk kez cbf sayesinde öğrendim, alternatif km cg de yok, hep unutuyordum başlangıç km yi.
50 km imiş. topçulardan bursa ise 80 km.
ben iznike gittim ilk, karamürsel istikametine devam edip yolu kestirme gidelim dedim, iyi ki gündüz gittim, dağlık bölgeymiş, taşlı yollar ve ucube rampalar, çıkıyorsun ama yolun öbür tarafını hiç göremiyorsun ve yolun sola aşağı doğru eğildiğini önceden bilmeniz lazım yoksa benim gibi uçma tehlikesi yaşarsınız.
yollar çok ama çok kötü, virajlar ise şile-ağva virajlarından daha kötü.
yollarda eğreti tabelalar var, en son ayrımda farketmeyip taşocağı yoluna girdim, sonra içimden bir his geri dönmeliyim dedi, yol ayrımına tekrar dönüp köylünün birinin yazdığı "iznik>>" yazan tabelayı görünce, Hay ALLAH razı olsun bunu yazandan dedim, çünkü dağ başıydı.
neyse, güç bela iznik yoluna indim, ama motorun lastikleri zaten duro, en adi lastik budur zaten, irc bile bundan iyidir bence, bu kadar adi lastik olmaz dedim kendi kendime ve iyi ki cbf almayıp cg almışım dedim, ve cg deki arka salınımı arar oldum artık.
istanbula dönüşte arkamda arkadaşım vardı ve feribota binene kadar belim kütük gibi oldu, motorda oturacak yer kalmıyor artık, çok küçük selesi var CBF nin.
Frenler berbat, yesyeni motorun ön frenleri diski kaçırıyor, arka derseniz cg ye göre çok kötü, benim cg zımba gibi çakıyor, ama cbf öyle değil, eksi verdim frenlere. aydınlatma ise idare eder, yani çok iyi değil.
virajlarda zorluk çektim gece, çünkü far sabit ve direksiyonla birlikte dünmüyor malum, ve muhtemel su birintisi oluyor bunu ise farketmek güç, az kalsın iki kişi yere çakılıyorduk, zaten lastikler beş para etmez çin malı. sanki yağ dökülmüşçesine kayıyor.
Fazla teferruata gerek yok, işçilik olarakta konfor olarakta bu motoru tam olarak tavsiye etmem, ön ve arka aydıtlama direk alternatöre bağlı motor çalışmadan ne far nede stop lambası yanmıyor. ve gaz verdikçe güçleniyor. başta bahsettiğim full olan depo daha bursada son çeyreğe indi arkadaşlar. ama istanbula geldiğimde tamamen bitti denebilir. gidiş geliş toplam km 230. yakıtı yüksek hızda hiç iyi değil bence. bu arada motor çok iyi yatıyor 2 kişi bile olsa.
Hulasa-i beyan, bu motoru almayı düşünenlere tavsiyem YBR almalarıdır (cg bile değil) eğer ybr de değilse artık 4200 e bir cbf250 alınıyor bu aralar.
boşa döktüm gözlerimin yaşını
bırak derler bırakamam peşini
yar diyerek bu belalı başımı
duvarlara çaldığımı duymamış imansız yar duymamış
Eller duydu bir tek o yar duymamış yandığımı
dertlere daldığımı, biçare kaldığımı
duymamış yar duymamış
Geçen pazar arkadaştan cbf150 yi emanet alıp bursaya gittim, depo full idi.
otobana çıkmadan kozyatağında durdum, baktım iki yan grenajın arasından motorun sesinden hariç başka bir ses geliyor, motor daha 1500 km de olduğu için önemsemedim devam edip otobana girdim. 90-100-110 oldu daha ilerisini getiremedim.
aynalara bir baktım ki ne sağ arkamı görebiliyorum ne solu, beş para etmez adi camdan yapılmış zaten, çinli sahtekarlar dedim kendi kendime, iyi ayarlanmamış heralde dedim kurtköy opette durup ayarlıyayım dedim ama şimdi koltuğu sök çıkar zor olur dedim. avadanlıklar selenin altında. bu arada sele altına bez-mez koyayım demeyin hava filtresi havayı oradan emiyor. baktım motor gitmiyor tıkanıyor ve simsiyah duman atıyor, sonra durdu ve hiç çalışmadı, meğer havayı emen borunun ucuna kadar bezi çekmiş ve tıkamış. bir kurye arkadaş sağolsun öğretti bize.
aynalar o şekilde bursaya gittim geldim. aynalardan vazgeçtim artık.
sağa çevirsen olmuyor yukarı çevirsem olmuyor ne yapsam arkamı tam olarak, yani cg deki gibi göremedim, rahatsız oldum.
otoyol gebze çıkışından sonra e-5 e aşağı eğimde 120 sabit hızımdı. bu anlamda motoru beğendim, ön ve arka amörtisörden hiç memnun kalmadım, kazık gibiydiler.
100 km/h den sonra bu motor aşırı derecede benzin yakıyor bu kesin.
erenköyden feribota kadar 50 km yol yaptığımı ilk kez cbf sayesinde öğrendim, alternatif km cg de yok, hep unutuyordum başlangıç km yi.
50 km imiş. topçulardan bursa ise 80 km.
ben iznike gittim ilk, karamürsel istikametine devam edip yolu kestirme gidelim dedim, iyi ki gündüz gittim, dağlık bölgeymiş, taşlı yollar ve ucube rampalar, çıkıyorsun ama yolun öbür tarafını hiç göremiyorsun ve yolun sola aşağı doğru eğildiğini önceden bilmeniz lazım yoksa benim gibi uçma tehlikesi yaşarsınız.
yollar çok ama çok kötü, virajlar ise şile-ağva virajlarından daha kötü.
yollarda eğreti tabelalar var, en son ayrımda farketmeyip taşocağı yoluna girdim, sonra içimden bir his geri dönmeliyim dedi, yol ayrımına tekrar dönüp köylünün birinin yazdığı "iznik>>" yazan tabelayı görünce, Hay ALLAH razı olsun bunu yazandan dedim, çünkü dağ başıydı.
neyse, güç bela iznik yoluna indim, ama motorun lastikleri zaten duro, en adi lastik budur zaten, irc bile bundan iyidir bence, bu kadar adi lastik olmaz dedim kendi kendime ve iyi ki cbf almayıp cg almışım dedim, ve cg deki arka salınımı arar oldum artık.
istanbula dönüşte arkamda arkadaşım vardı ve feribota binene kadar belim kütük gibi oldu, motorda oturacak yer kalmıyor artık, çok küçük selesi var CBF nin.
Frenler berbat, yesyeni motorun ön frenleri diski kaçırıyor, arka derseniz cg ye göre çok kötü, benim cg zımba gibi çakıyor, ama cbf öyle değil, eksi verdim frenlere. aydınlatma ise idare eder, yani çok iyi değil.
virajlarda zorluk çektim gece, çünkü far sabit ve direksiyonla birlikte dünmüyor malum, ve muhtemel su birintisi oluyor bunu ise farketmek güç, az kalsın iki kişi yere çakılıyorduk, zaten lastikler beş para etmez çin malı. sanki yağ dökülmüşçesine kayıyor.
Fazla teferruata gerek yok, işçilik olarakta konfor olarakta bu motoru tam olarak tavsiye etmem, ön ve arka aydıtlama direk alternatöre bağlı motor çalışmadan ne far nede stop lambası yanmıyor. ve gaz verdikçe güçleniyor. başta bahsettiğim full olan depo daha bursada son çeyreğe indi arkadaşlar. ama istanbula geldiğimde tamamen bitti denebilir. gidiş geliş toplam km 230. yakıtı yüksek hızda hiç iyi değil bence. bu arada motor çok iyi yatıyor 2 kişi bile olsa.
Hulasa-i beyan, bu motoru almayı düşünenlere tavsiyem YBR almalarıdır (cg bile değil) eğer ybr de değilse artık 4200 e bir cbf250 alınıyor bu aralar.
boşa döktüm gözlerimin yaşını
bırak derler bırakamam peşini
yar diyerek bu belalı başımı
duvarlara çaldığımı duymamış imansız yar duymamış
Eller duydu bir tek o yar duymamış yandığımı
dertlere daldığımı, biçare kaldığımı
duymamış yar duymamış
Son düzenleme: