- Katılım
- 14 Eki 2005
- Mesajlar
- 1,956
- Motosikleti
- Honda CBF 150, CF Moto MT 650
- Konu Yazar
- #1
CBF150 Istanbul-Ayvalık gezisi (872 Km) 05-08 Temmuz 2007 ( 230 Fotoğraf)
Bu seneki yıllık tatilimi 2 seferde yapmaya karar verdim ve senelik iznimin bir bölümü olan 5 günü ilk etapta alarak motorla kampa gitmeye karar verdim.
Arkadaşım trattataa ile daha önceden konuşuyorduk nereye gidelim diye, zaten en son kararı da sitede sizlere sormuştum nereyi tavsiye edersiniz kapıdağ mı ayvalık mı diye, sonuç ayvalık çıkmıştı.
ilk etapta 3 kişi çıkmayı düşündüğümüz yolculuk son dakika sürprizi ve sanırım ucuzluk dönemine girmemizden dolayı ufak bir satışla noktalandı ::ranntign ve yolculuğa 2 kişi çıktık, ben ve trattataa.
5 Temmuz sabah saat 6:00, trattataa'yı beklerken bizim evin önü
ilk yaptığımız plan yani istanbuldan feribot ile bandırmaya gidip oradan ayvalığa geçme planı malesef trattataa nın ido'dan ayırttığımız bileti almayı unutması ve sonrasında feribotta yer kalmaması üzerine hüsranla sonuçlandı.biz de bu sefer feribot ile bursaya geçtik ve yolumuza oradan devam ettik.
5 temmuz sabahı feribotu beklerken
2 saatlik rahat bir yolculuktan sonra bursa-güzelyalı'ya ulaştık ve asıl yolculuğumuz buradan başladı.
yollar gayet güzeldi.özellikle son zamanlarda bahsedildiği gibi sıcaktan asfalt erimesi ile pek karşılaşmadık(asıl dönüşte bittim ben
)
bursadan sonra tahminen 80 km sonra bir benzinlikte çoğalan sıvı fazlamızı atıp akabinde depoları gene doldurduk
tekrar yola devam ettik.ancak trattataa bana göre daha çok mola verme taraftarı olduğu için arada ufak tefek bir çok mola verdik.ben yine de ayvalığa çok gecikmeden varmak istediğim için "mola verdik, veriyoruz, vericez, valla billa" lafları ile çok aşırı mola vermeden bayaa bir yol kat ettirdim trattataa ya
en sonunda bizim kaseler
sızlanmaya başlayınca trattataa acıkmasının da verdiği zorlama ile "ivendik" (sanırım) isimli yerleşim yerinde bir anca yol kenarındaki barakadan bozma, içinde tek bir müşterisi bile olmayan bir yere daldı.tabii ki peşinden ben.adamcağız müşterisizliğe öylesine alışmış ki yanımıza tam bir bezgin bekir edasıyla geldi.ne var yenecek dedik, sadece saç kavurma var dedi (ortam aynı o tv reklamındaki tavuk kovalayan lokanta sahibi misaliydi, yani biz evet desek adam büyük ihtimalle arkada kuzu kovalamaya başlayacaktı
)
benim aklımda daha çok ayvalık tostu yemek olduğu için sadece bir kola istedim ve yemek yemek yerine ufak bir mola verip mekandan ayrıldık.
gene bir süre yol aldıktan sonra yol üzerinde ismi "çobanöz" olan bir satış yerine geldik.artık balıkesir civarında olduğumuz için içerde zeytin ve yan ürünlerinden hangisini ararsanız vardı (malesef yemek olarak sadece gözleme vardı).eğer oraya arabayla gitmiş olsaydım kesin bir ton şey alırdım.ama morotlu olduğumuz için sadece gözlememizi yiyip ayrılmak zorunda kaldık(gözleme de yanlış geldi zaten. trattataa 2 defa söylemesine rağmen çalışan kız da teyid etmesine rağmen karışık yerine peynirli gözleme geldi)
Yemeğimizi de atıştırdıktan sonra tekrar yola koyulduk.Bayağı bir gittikten sonra nihayet Ayvalık tabelası önündeydik.Amam burda uzun kalamadık.Çünkü hangi akla hizmetse tam tabelanın orda bir jandarma karakolu var.Zırt zırt düdük öttürüyorlardı, biz de hızlı hızlı tabela resminizi çektik ve tekrar motorların üstüne atladık.
Artık hedefimize ulaşmıştık, hava da acayip ısınmıştı artık ve dayanılmaz bir hale gelmişti korumalar sayesinde.Cunda adasını gördüğümüz an hemen motorları deniz kıyısına çektik ve biraz olsun rahatlama fırsatı bulduk.
uzakta görünen ada cunda adası işte, yada diğer ismi ile alibey adası.kıyıdan adaya yol yapılmış, bu sayede rahatça adaya gidebiliyorsunuz.
Artık cundaya da geldiğimize göre hemen ilk başta düşündüğümüz ama sonradan değiştirdiğimiz kamp yerine yani ada camping e doğru yola koyulduk.Cunda da oldukça güzel, biraz bozuk asfaltlı ama çok güzel virajları olan bir yoldan kamp yerine ulaştık.Daha önceki netten yaptığımız araştırmalarda kamp yerinde çadırda kalmak için sadece 7 ytl fiyat olduğu yazıyordu.neyse kamp yerine gidip yetkili ile görüştük ama verdiği fiyat bizim düşündüğümüzden çok daha fazlaydı.sonuç olarak çadır yeri için 7 ytl denmişse hadi en fazla 10 ytl olsun, ben o fiyatı kaale alırım.bize verilen fiyat ise günlük şöyle:
Adam başı: 10 ytl
Çadır: 3 ytl
Motor başı park: 2 ytl
bu durumda günlük çadır yeri ortalama 27 ytl'ye geliyordu.Zaten kalmaya gittiğim kamp yerinde neden ger gün giriş yapmışım gibi 10 ytl verdiğimi anlamadım ama nette söyledikleri fiyatla alakasız bir fiyat verdikleri için gıcık kaptım ve ada camping de kalmadım , çadır için gösterdikleri yer de zaten çok kötüydü.nasıl kamping anlamadım zaten, size çadır yeri olarak alanın otoparkında araç yıkama gölgeliği gibi bir yer var, sağı solu araba dolu.onlar arasındaki bir park yerine kurun çadırı diyorlar.Ben böyle salakça bir kamp muhabbetine fazla dayanamadım ve ada kamping i arkamızda bırakarak diğer bildiğimiz kamp yeri olan sarımsaklıda ki çamlık kamping e doğru yola çıktık.
çamlık kamping e geldiğimizde günlük çadır için ne kadar dediğimde bana söylenen 15 ytl(hersey içinde) makul geldi ve orasıyla anlaştık.Bize ilk girişte söylenenler şuydu, 15 ytl ver, çadırını kur, motorunu koy, istersen elektrik veririz yanına kadar, 24 saat duşlarda sıcak suyunuz var.girişteki kumsal sizindir(kötü bir kumsaldı), gece eğlencelerimiz var, mesela o akşam sanatçıları varmış(orda kaldığım sürece sadece mp3 çalındı
), falan feşmekan.
neyse biz kamp sorumlusu okan beyin sözlerine inandık ve çadırımızı kurduk.kamp yerimiz kampa girişte sol yukarıda çamların altında güzel bir yerdi.
işte ilk akşam yemeğimiz ve sonrasında kamp alanımızdan görüntüler...
trattataa
ben yani Luxor
ertesi gün tabii ki ilk durağımız sarımsaklı plajı oldu.gerçekten harika bir yer.100 mt eninde ve 18 km uzunluğunda sarımsaklı plajı.gidip hoşumuza giden bir yere tünedik(hatırlatmakta fayda var, sahilin bir çok kısmı oteller tarafından şemsiyelenmiş, yani oralardan denize girmek yasak olmasa da güneş altında piştiğiniz için oradan denize girmek pek mantıklı değil.halk için konulmuş şemsiyelerin sayısı ise fazla değil ve plajın belli bölgelerinde sadece.tabii ki bol bol kiralanacak şemsiye ve şezlong da mevcut)
o gün bu ufaklık benim gözlüğü rica etmişti kullanmak için, sonra da bir denizyıldızı çıkarmış sudan, bana getirdi "sağol abi" diye, ama ben "suya at, boşver" dememe rağmen iş işten geçmişti çünkü bizim büyük avcı tam ortadan bir sopa ile şişlemiş zavallı deniz yıldızını
işte bu da meşhur ayvalık tostu, inanırmısınız ilk defa burada yedim bu tosttan(halbuki göztepede senelerdir her gün ayvalık tostu yapan bir cafenin önünden geçerim iş dönüşü)
o gün bol bol denize girip, harika kumların ve güneşin tadını çıkardıktan sonra akşamüstü güneşin batmasını izlemek için şeytan sofrasına çıktık.gerçekten burasının manzarası o kadar güzel ki sadece güneş batışını izlemeye değil, normal manzaranın keyfini çıkarmak için de biraz daha erken gitmenizde fayda var.ne kadar izlerseniz izleyin tadına doyum olmuyor çünkü.tam tepede gene ismi şeytan sofrası olan bir cafe mevcut ve fiyatlar gayet makul.saatlerce manzaranın keyfini çıkararak kahvelerinizi yada çayınızı yudumlayarak sohbet edebilirsiniz gün batımını beklerken.
işte size şeytan sofrasından kareler...
işte o meşhur şeytanın ayak izi
şeytan sofrası ziyaretimizden sonra akşam yemeği saati gelmişti.biz tabii ki bütün ayvalık esnafına nerede yöreye özgü lezzetleri tadabiliriz, en güzel ve kazıklanmadan nerede yemek yiyebiliriz diye sormuş ve planımızı öyle yapmıştık.tabii ki rakı+balık+ayvalık lafına uygun bir şekilde(ben ne rakı ne de balık sevmememe rağmen ayvalığa gitmişken bir tatmak lazım dedim ama balık kısmını da kalamar ile değiştirmeden edemedim
, yanında da mis gibi börülce yedim tabii ki )
fiyatlar rakı duble: 7 ytl
kalamar: 10 ytl
börülce salatası 3 ytl.
bu tatlı kız(ismi behiye) yemek konusunda bize çok yardımcı oldu.nerede ne yenmeli, en güzel ve hesaplı yerler nereler, gezip görmemiz gereken yerler gibi bir çok konuda yardım etti bize.aynı zamanda kendisi günlük tekne turu satışı yapıyordu.bizim zaten böyle bir niyetimiz olduğu için ve en büyük tekne onlarda olduğu için (büyük tekne daha rahattır ve daha az sallanır, tavsiye ederim) hazır fırsatı kaçırmadık ve ertesi gün için bir de adalar turu aldık kendimize.zaten ayvalıkta denize girmenin zevkini en güzel böyle çıkarıyorsunuz, sarımsaklı falan size hikaye gibi geliyor o zaman
).yani eğer yolunuz ayvalığa düşerse mutlaka bir tekne turuna katılmanızı tavsiye ederim.fiyat kişi başı 15 ytl
ayvalıkta aynı zamanda çok güzel bir sualtı yaşamı mevcut.ben normalde de daldığın için çok istedim dalmayı ama tek olmadığım için ve kalan tek günümüzü de tekne turuna ayırdığımız için bu sefer bu isteğimi gerçekleştiremedim.dalış için fiyatlar günlük 2 dalış, 60 ytl, yani bence çok çok uygun)
işte bu da geziye katılacağımız tekne, gerçekten büyük bir tekne seçmenizi tavsiye ederim...
ertesi gün tekne turu saat 11:15 de başlıyor.o yüzden biz saat 10:30 gibi limana geldik, kahvaltımızı yaptık ve teknedeki yerimizi aldık.buradan sonra size bütün olayı fotoğraflar anlatacak zaten...
teknemizin askerdeki personeli herhalde bu arkadaş
harun da yukarıdaki fotoğraftan çektirecekti ama işte bu velet hemen zıplayız bizimle "yasak" oyunu oynamaya başladı
, bende "seni rezil edicem elaleme" diyip bu fotoğrafı çektim

ilk demirlediğimiz yer, su mükemmel ama inanın daha mükemmeli var
yemek zamanı etrafımızı doğal olarak martılar sardı.ama üzülmeyin yemeği o kadar çok ki tüm gemiye ve martılara verilecek kadar yemek artıyor bir de
yemek tekne ücretine dahil ve resmen sınırsız papila(sanırım) balığı, salata veriyorlar.içecek yok, bence yanınızda götürün teknede pahalı çünkü.
ben tabii ki her zamanki gibi balık yemediğimden yerine tavuk burger yedim
ve diğer ve benim bayıldığım, süper ötesi bir suyu olan akvaryum koyuna doğru yol alıyoruz.
işte akvaryum koyundayız, su hakikaten mükemmel, normalde yüzeyde yüzmeyi sevmeyen biri olarak paso dalarım.o gün gözlüğü unutmama rağmen su altı o kadar iyi görünüyordu ki resmen gözlüğe ihtiyaç duymadım.
ayvalık diyince akla gelen şeylerden biri de kavun içi dondurma, kıyıda fazla bulamadığınız ama tekne turunda olmazsa olmazlardan biri.biz koya gittiğimizde yanımıza yanaşan ve içi soğutmalı dolap ve dondurma dolu olan bir sürat teknesinden satışı yapılıyor.bu tekneler gelen her tur teknesinin yanına uğrayıp satış yapıyorlar.fiyatı 4 ytl.
işte akvaryum koyu ve ben.su burada yaklaşık 9-10 mt ve gördüğünüz gibi dibi rahatlıkla görebiliyorsunuz.
artık bir sonraki durağımıza doğru yola çıktık.ben üzgündüm tabii akvaryumu terk ettiğimiz için...
bo koyda ben yuzmedim, nedense çok hoşuma gitmedi burası, zaten sabahten beri denizdeydim, burada da biraz fotoğraf çekiim dedim.
tekrar dönüş yolundayız.son durağımız olan cunda adasına doğru yol alıyoruz.orada da yaklaşık 45 dk kalıp alışveriş falan olaylarından sonra geri dönücez ve bu muhteşem gün bitmiş olacak.
işte cunda yada diğer ismiyle alibey adası
deniz gezimizi de bitirdikten sonra geri döndük, sarımsaklıya gittik üzerimizi değiştirdik ve ayvalığa geri geldik.çünkü benim aklımda kalan ve yapmadığım bir şey vardı.o da kabak çiçeği dolması yemek
tabiiki kabak çiçeği dolmasını en güzel neresi yapar ve kazıklanmadan nerede yiyebiliriz diye esnaf arasında gene ufak bir kamuoyu araştırması yaptık.ve bize söylenen isim "Veli Usta'nın Yeri" oldu.zeytinyağlılar konusunda herkesin önerdiği tek isim neredeyse ve fiyatlar çok makul.
yeri geçen gece rakı+balık+ayvalık geleneğini sürdürdüğümüz yerin hemen yan sokağı.yani ayvalıkta tur teknelerinin orda durun ve başınızı sağa çevirin.kıyıda dizili balık restoranları göreceksiniz.ayvalık spor'un çay bahçesinin orada hemen.
işte meşhur kabak çiçeği dolması.gerçekten çok hafif, fiyatı 3 ytl.
işte burası da o kıyıda sağ tarafta olan ve bizim geçen gece yemek yediğimiz balık restoranları.biz "Ayvalık Canlı Balık" adlı restoranda yemek yemiştik.
işte burası da yemek yediğimiz yerin hemen arkasındaki meydanın orda bir ara sokak.yerleri ne güzel ışıklandırmışlar.hoşuma gitti ve bir kaç kare de oradan aldım.
Ayvalık merkez'de de bu çantayı buldum.bence her motorcunun edinmesi gereken bir çanta.Malum biz devamlı atta gidiyoruz

artık kamp alanına geri dönme vakti gelmişti biz de döndük haliyle
sabah uyandıktan sonra ben istanbula, trattataa ise izmire doğru yola çıkacaktık çünkü.
yattık, kalktık, giyindik ve yola çıktık artık.ayvalık maceramız da bu seferlik sona eriyordu.toparlandıktan sonra trattataa biraz mızmızlanmasına rağmen ben sarımsaklıda bir yerde kahve içip ayılmak isyiyordum.güzel bii otelin sahil kenarındaki kafesine uğradık ve kahvelerimizi içip, yolculuk öncesi ihtiyaçlarımızı da giderdikten sonra yola koyulduk.saat 12:00 civarıydı ve ben bursa'da 17:30 feribotuna yetişmeye çalışacaktım.
ve işte harunla da ayrılma zamanımız geldi.çünkü bu kavşakta o sağa ben ise sola dönerek ters istikametlerde yolumuza devam edecektik.o izmire ben ise istanbula.
ben dönüş yolunda oldukça zorlandım açıkçası.cbf in selesi bu sefer bana hiç rahat gelmedi.mutlaka bir müdahale gerekiyor seleye bence.ayrıca yol aşırı rüzgarlıydı.motor 110 ü bile göremedi çoğunlukla, seyir hızım ortalama 80-90 km'ydi.ve işte bu yolda o erimiş asfalt ile karşılaştım ve inanın iğrenç bir şey.bir de yol hizmetleri yola kum dökmüşler bu sorunun önüne geçmek için.ne kadar ileri bir teknoloji değil mi.ama bu sefer motosikletlerin virajda o kumda kayma olasılığı olduğunu düşünememişler.yol gerçekten çok kötüydü dönüşte.ve bu eriyik asfalt durumu bayağı sürüyordu.neredeyse 1.5-2 saat böyle yolda gittim.
işte bu da saat 16:30 da feribota 70 km kala mola verdiğim benzinlikten bir kare.
planım 17:30 feribotuna yetişmek ve istanbula feribotla dönmekti ama saay 17:15 de feribot iskelesinde olmama rağmen yolcu sayısı dolduğu için motoru feribota almadılar.artık motosiklet bile olsanız koltuk sayısı bittiği zaman sizi feribota almıyorlar haberiniz olsun.ben tabii yeni güzergah arayışlarına geçtim.çünkü bir sonraki feribot 21:30'daydı ve o kadar beklemeye niyetim yoktu.bari dedim buraya kadar gelmişim bursada oturan dayıma uğriim bir dedim.onu aradım nerdesin dedim, mudanyadayım dedi.çok iyi bekle yanına geliyorum dedim ve 5 km ileride olan mudanyaya gidip dayımı gördüm, biraz lafladık, çayımızı için mudanyanın özel tatlısı dediği ama bana adana'nın bici bici'sini fena halde hatırlatan tatlımızdan yedik ve ben yeni güzergahım olan yalova'ya doğru yola koyuldum.bu arada hemen belirtmek istiyorum, yalovada doğru olan yol da çok kötü.iniş kısmında normal virajlı yolda giderken hiç bir uyarı olmadan yol bir anda aşırı toz+mıcır'lı bir hal alıyor, öyle ki mıcır-normal-mıcır-normal şeklinde parça parça gidiyor bu böyle..burada kayıp düşmemek için büyük çaba sarfettim ve hızı neredeyse 40 km'ye kadar düşürmek zorunda kaldım.
işte dayım, o da geçen hafta gıcır gıcır bir SYM Joyride 200 aldı.ona da kazasız belasız güzel sürüşler diliyorum yeni motoru ile.umarım benim gibi o da harika geziler yapar yeni motoru ile.
dayımın tavsiyesi üzerine ido'nun yalovadaki feribot iskelesinin hemen yanındaki pendik iskelesine gittim.motor fiyatı 15 ytl ve burada seferler çok daha sık.1.5 saatte bir yapılıyor ve güzergah yalova-pendik.tabii bu benim de işime geldi çünkü cadde de oturduğum için pendik bana daha yakındı yenikapıya nazaran.gene saat 21:30 feribotu ile
yola çıktım ve 1:10dk lık bir yolculuktan sonra pendiğe geldim.
oradan da hemen eve gidip yattım ve güzel bir tatili daha geride bırakmış oldum...
şimdi ise sırada Bodrum var...

Çamlık kamping hakkındaki görüşlerimi merak ediyorsanız T_uruncu'nun ayvalık gezisi topiğinden okuyabilirsiniz...
http://www.motosiklet.net/forum/gez...os-ayvalik-istanbul-motorlu-kampli-tatil.html
Bu seneki yıllık tatilimi 2 seferde yapmaya karar verdim ve senelik iznimin bir bölümü olan 5 günü ilk etapta alarak motorla kampa gitmeye karar verdim.
Arkadaşım trattataa ile daha önceden konuşuyorduk nereye gidelim diye, zaten en son kararı da sitede sizlere sormuştum nereyi tavsiye edersiniz kapıdağ mı ayvalık mı diye, sonuç ayvalık çıkmıştı.
ilk etapta 3 kişi çıkmayı düşündüğümüz yolculuk son dakika sürprizi ve sanırım ucuzluk dönemine girmemizden dolayı ufak bir satışla noktalandı ::ranntign ve yolculuğa 2 kişi çıktık, ben ve trattataa.
5 Temmuz sabah saat 6:00, trattataa'yı beklerken bizim evin önü
ilk yaptığımız plan yani istanbuldan feribot ile bandırmaya gidip oradan ayvalığa geçme planı malesef trattataa nın ido'dan ayırttığımız bileti almayı unutması ve sonrasında feribotta yer kalmaması üzerine hüsranla sonuçlandı.biz de bu sefer feribot ile bursaya geçtik ve yolumuza oradan devam ettik.
5 temmuz sabahı feribotu beklerken
2 saatlik rahat bir yolculuktan sonra bursa-güzelyalı'ya ulaştık ve asıl yolculuğumuz buradan başladı.
yollar gayet güzeldi.özellikle son zamanlarda bahsedildiği gibi sıcaktan asfalt erimesi ile pek karşılaşmadık(asıl dönüşte bittim ben
bursadan sonra tahminen 80 km sonra bir benzinlikte çoğalan sıvı fazlamızı atıp akabinde depoları gene doldurduk
tekrar yola devam ettik.ancak trattataa bana göre daha çok mola verme taraftarı olduğu için arada ufak tefek bir çok mola verdik.ben yine de ayvalığa çok gecikmeden varmak istediğim için "mola verdik, veriyoruz, vericez, valla billa" lafları ile çok aşırı mola vermeden bayaa bir yol kat ettirdim trattataa ya
en sonunda bizim kaseler
benim aklımda daha çok ayvalık tostu yemek olduğu için sadece bir kola istedim ve yemek yemek yerine ufak bir mola verip mekandan ayrıldık.
gene bir süre yol aldıktan sonra yol üzerinde ismi "çobanöz" olan bir satış yerine geldik.artık balıkesir civarında olduğumuz için içerde zeytin ve yan ürünlerinden hangisini ararsanız vardı (malesef yemek olarak sadece gözleme vardı).eğer oraya arabayla gitmiş olsaydım kesin bir ton şey alırdım.ama morotlu olduğumuz için sadece gözlememizi yiyip ayrılmak zorunda kaldık(gözleme de yanlış geldi zaten. trattataa 2 defa söylemesine rağmen çalışan kız da teyid etmesine rağmen karışık yerine peynirli gözleme geldi)
Yemeğimizi de atıştırdıktan sonra tekrar yola koyulduk.Bayağı bir gittikten sonra nihayet Ayvalık tabelası önündeydik.Amam burda uzun kalamadık.Çünkü hangi akla hizmetse tam tabelanın orda bir jandarma karakolu var.Zırt zırt düdük öttürüyorlardı, biz de hızlı hızlı tabela resminizi çektik ve tekrar motorların üstüne atladık.
Artık hedefimize ulaşmıştık, hava da acayip ısınmıştı artık ve dayanılmaz bir hale gelmişti korumalar sayesinde.Cunda adasını gördüğümüz an hemen motorları deniz kıyısına çektik ve biraz olsun rahatlama fırsatı bulduk.
uzakta görünen ada cunda adası işte, yada diğer ismi ile alibey adası.kıyıdan adaya yol yapılmış, bu sayede rahatça adaya gidebiliyorsunuz.
Artık cundaya da geldiğimize göre hemen ilk başta düşündüğümüz ama sonradan değiştirdiğimiz kamp yerine yani ada camping e doğru yola koyulduk.Cunda da oldukça güzel, biraz bozuk asfaltlı ama çok güzel virajları olan bir yoldan kamp yerine ulaştık.Daha önceki netten yaptığımız araştırmalarda kamp yerinde çadırda kalmak için sadece 7 ytl fiyat olduğu yazıyordu.neyse kamp yerine gidip yetkili ile görüştük ama verdiği fiyat bizim düşündüğümüzden çok daha fazlaydı.sonuç olarak çadır yeri için 7 ytl denmişse hadi en fazla 10 ytl olsun, ben o fiyatı kaale alırım.bize verilen fiyat ise günlük şöyle:
Adam başı: 10 ytl
Çadır: 3 ytl
Motor başı park: 2 ytl
bu durumda günlük çadır yeri ortalama 27 ytl'ye geliyordu.Zaten kalmaya gittiğim kamp yerinde neden ger gün giriş yapmışım gibi 10 ytl verdiğimi anlamadım ama nette söyledikleri fiyatla alakasız bir fiyat verdikleri için gıcık kaptım ve ada camping de kalmadım , çadır için gösterdikleri yer de zaten çok kötüydü.nasıl kamping anlamadım zaten, size çadır yeri olarak alanın otoparkında araç yıkama gölgeliği gibi bir yer var, sağı solu araba dolu.onlar arasındaki bir park yerine kurun çadırı diyorlar.Ben böyle salakça bir kamp muhabbetine fazla dayanamadım ve ada kamping i arkamızda bırakarak diğer bildiğimiz kamp yeri olan sarımsaklıda ki çamlık kamping e doğru yola çıktık.
çamlık kamping e geldiğimizde günlük çadır için ne kadar dediğimde bana söylenen 15 ytl(hersey içinde) makul geldi ve orasıyla anlaştık.Bize ilk girişte söylenenler şuydu, 15 ytl ver, çadırını kur, motorunu koy, istersen elektrik veririz yanına kadar, 24 saat duşlarda sıcak suyunuz var.girişteki kumsal sizindir(kötü bir kumsaldı), gece eğlencelerimiz var, mesela o akşam sanatçıları varmış(orda kaldığım sürece sadece mp3 çalındı
neyse biz kamp sorumlusu okan beyin sözlerine inandık ve çadırımızı kurduk.kamp yerimiz kampa girişte sol yukarıda çamların altında güzel bir yerdi.
işte ilk akşam yemeğimiz ve sonrasında kamp alanımızdan görüntüler...
trattataa
ben yani Luxor
ertesi gün tabii ki ilk durağımız sarımsaklı plajı oldu.gerçekten harika bir yer.100 mt eninde ve 18 km uzunluğunda sarımsaklı plajı.gidip hoşumuza giden bir yere tünedik(hatırlatmakta fayda var, sahilin bir çok kısmı oteller tarafından şemsiyelenmiş, yani oralardan denize girmek yasak olmasa da güneş altında piştiğiniz için oradan denize girmek pek mantıklı değil.halk için konulmuş şemsiyelerin sayısı ise fazla değil ve plajın belli bölgelerinde sadece.tabii ki bol bol kiralanacak şemsiye ve şezlong da mevcut)
o gün bu ufaklık benim gözlüğü rica etmişti kullanmak için, sonra da bir denizyıldızı çıkarmış sudan, bana getirdi "sağol abi" diye, ama ben "suya at, boşver" dememe rağmen iş işten geçmişti çünkü bizim büyük avcı tam ortadan bir sopa ile şişlemiş zavallı deniz yıldızını
işte bu da meşhur ayvalık tostu, inanırmısınız ilk defa burada yedim bu tosttan(halbuki göztepede senelerdir her gün ayvalık tostu yapan bir cafenin önünden geçerim iş dönüşü)
o gün bol bol denize girip, harika kumların ve güneşin tadını çıkardıktan sonra akşamüstü güneşin batmasını izlemek için şeytan sofrasına çıktık.gerçekten burasının manzarası o kadar güzel ki sadece güneş batışını izlemeye değil, normal manzaranın keyfini çıkarmak için de biraz daha erken gitmenizde fayda var.ne kadar izlerseniz izleyin tadına doyum olmuyor çünkü.tam tepede gene ismi şeytan sofrası olan bir cafe mevcut ve fiyatlar gayet makul.saatlerce manzaranın keyfini çıkararak kahvelerinizi yada çayınızı yudumlayarak sohbet edebilirsiniz gün batımını beklerken.
işte size şeytan sofrasından kareler...
işte o meşhur şeytanın ayak izi
şeytan sofrası ziyaretimizden sonra akşam yemeği saati gelmişti.biz tabii ki bütün ayvalık esnafına nerede yöreye özgü lezzetleri tadabiliriz, en güzel ve kazıklanmadan nerede yemek yiyebiliriz diye sormuş ve planımızı öyle yapmıştık.tabii ki rakı+balık+ayvalık lafına uygun bir şekilde(ben ne rakı ne de balık sevmememe rağmen ayvalığa gitmişken bir tatmak lazım dedim ama balık kısmını da kalamar ile değiştirmeden edemedim
fiyatlar rakı duble: 7 ytl
kalamar: 10 ytl
börülce salatası 3 ytl.
bu tatlı kız(ismi behiye) yemek konusunda bize çok yardımcı oldu.nerede ne yenmeli, en güzel ve hesaplı yerler nereler, gezip görmemiz gereken yerler gibi bir çok konuda yardım etti bize.aynı zamanda kendisi günlük tekne turu satışı yapıyordu.bizim zaten böyle bir niyetimiz olduğu için ve en büyük tekne onlarda olduğu için (büyük tekne daha rahattır ve daha az sallanır, tavsiye ederim) hazır fırsatı kaçırmadık ve ertesi gün için bir de adalar turu aldık kendimize.zaten ayvalıkta denize girmenin zevkini en güzel böyle çıkarıyorsunuz, sarımsaklı falan size hikaye gibi geliyor o zaman
ayvalıkta aynı zamanda çok güzel bir sualtı yaşamı mevcut.ben normalde de daldığın için çok istedim dalmayı ama tek olmadığım için ve kalan tek günümüzü de tekne turuna ayırdığımız için bu sefer bu isteğimi gerçekleştiremedim.dalış için fiyatlar günlük 2 dalış, 60 ytl, yani bence çok çok uygun)
işte bu da geziye katılacağımız tekne, gerçekten büyük bir tekne seçmenizi tavsiye ederim...
ertesi gün tekne turu saat 11:15 de başlıyor.o yüzden biz saat 10:30 gibi limana geldik, kahvaltımızı yaptık ve teknedeki yerimizi aldık.buradan sonra size bütün olayı fotoğraflar anlatacak zaten...
teknemizin askerdeki personeli herhalde bu arkadaş
harun da yukarıdaki fotoğraftan çektirecekti ama işte bu velet hemen zıplayız bizimle "yasak" oyunu oynamaya başladı
ilk demirlediğimiz yer, su mükemmel ama inanın daha mükemmeli var
yemek zamanı etrafımızı doğal olarak martılar sardı.ama üzülmeyin yemeği o kadar çok ki tüm gemiye ve martılara verilecek kadar yemek artıyor bir de
yemek tekne ücretine dahil ve resmen sınırsız papila(sanırım) balığı, salata veriyorlar.içecek yok, bence yanınızda götürün teknede pahalı çünkü.
ben tabii ki her zamanki gibi balık yemediğimden yerine tavuk burger yedim
ve diğer ve benim bayıldığım, süper ötesi bir suyu olan akvaryum koyuna doğru yol alıyoruz.
işte akvaryum koyundayız, su hakikaten mükemmel, normalde yüzeyde yüzmeyi sevmeyen biri olarak paso dalarım.o gün gözlüğü unutmama rağmen su altı o kadar iyi görünüyordu ki resmen gözlüğe ihtiyaç duymadım.
ayvalık diyince akla gelen şeylerden biri de kavun içi dondurma, kıyıda fazla bulamadığınız ama tekne turunda olmazsa olmazlardan biri.biz koya gittiğimizde yanımıza yanaşan ve içi soğutmalı dolap ve dondurma dolu olan bir sürat teknesinden satışı yapılıyor.bu tekneler gelen her tur teknesinin yanına uğrayıp satış yapıyorlar.fiyatı 4 ytl.
işte akvaryum koyu ve ben.su burada yaklaşık 9-10 mt ve gördüğünüz gibi dibi rahatlıkla görebiliyorsunuz.
artık bir sonraki durağımıza doğru yola çıktık.ben üzgündüm tabii akvaryumu terk ettiğimiz için...
bo koyda ben yuzmedim, nedense çok hoşuma gitmedi burası, zaten sabahten beri denizdeydim, burada da biraz fotoğraf çekiim dedim.
tekrar dönüş yolundayız.son durağımız olan cunda adasına doğru yol alıyoruz.orada da yaklaşık 45 dk kalıp alışveriş falan olaylarından sonra geri dönücez ve bu muhteşem gün bitmiş olacak.
işte cunda yada diğer ismiyle alibey adası
deniz gezimizi de bitirdikten sonra geri döndük, sarımsaklıya gittik üzerimizi değiştirdik ve ayvalığa geri geldik.çünkü benim aklımda kalan ve yapmadığım bir şey vardı.o da kabak çiçeği dolması yemek
tabiiki kabak çiçeği dolmasını en güzel neresi yapar ve kazıklanmadan nerede yiyebiliriz diye esnaf arasında gene ufak bir kamuoyu araştırması yaptık.ve bize söylenen isim "Veli Usta'nın Yeri" oldu.zeytinyağlılar konusunda herkesin önerdiği tek isim neredeyse ve fiyatlar çok makul.
yeri geçen gece rakı+balık+ayvalık geleneğini sürdürdüğümüz yerin hemen yan sokağı.yani ayvalıkta tur teknelerinin orda durun ve başınızı sağa çevirin.kıyıda dizili balık restoranları göreceksiniz.ayvalık spor'un çay bahçesinin orada hemen.
işte meşhur kabak çiçeği dolması.gerçekten çok hafif, fiyatı 3 ytl.
işte burası da o kıyıda sağ tarafta olan ve bizim geçen gece yemek yediğimiz balık restoranları.biz "Ayvalık Canlı Balık" adlı restoranda yemek yemiştik.
işte burası da yemek yediğimiz yerin hemen arkasındaki meydanın orda bir ara sokak.yerleri ne güzel ışıklandırmışlar.hoşuma gitti ve bir kaç kare de oradan aldım.
Ayvalık merkez'de de bu çantayı buldum.bence her motorcunun edinmesi gereken bir çanta.Malum biz devamlı atta gidiyoruz
artık kamp alanına geri dönme vakti gelmişti biz de döndük haliyle
sabah uyandıktan sonra ben istanbula, trattataa ise izmire doğru yola çıkacaktık çünkü.
yattık, kalktık, giyindik ve yola çıktık artık.ayvalık maceramız da bu seferlik sona eriyordu.toparlandıktan sonra trattataa biraz mızmızlanmasına rağmen ben sarımsaklıda bir yerde kahve içip ayılmak isyiyordum.güzel bii otelin sahil kenarındaki kafesine uğradık ve kahvelerimizi içip, yolculuk öncesi ihtiyaçlarımızı da giderdikten sonra yola koyulduk.saat 12:00 civarıydı ve ben bursa'da 17:30 feribotuna yetişmeye çalışacaktım.
ve işte harunla da ayrılma zamanımız geldi.çünkü bu kavşakta o sağa ben ise sola dönerek ters istikametlerde yolumuza devam edecektik.o izmire ben ise istanbula.
ben dönüş yolunda oldukça zorlandım açıkçası.cbf in selesi bu sefer bana hiç rahat gelmedi.mutlaka bir müdahale gerekiyor seleye bence.ayrıca yol aşırı rüzgarlıydı.motor 110 ü bile göremedi çoğunlukla, seyir hızım ortalama 80-90 km'ydi.ve işte bu yolda o erimiş asfalt ile karşılaştım ve inanın iğrenç bir şey.bir de yol hizmetleri yola kum dökmüşler bu sorunun önüne geçmek için.ne kadar ileri bir teknoloji değil mi.ama bu sefer motosikletlerin virajda o kumda kayma olasılığı olduğunu düşünememişler.yol gerçekten çok kötüydü dönüşte.ve bu eriyik asfalt durumu bayağı sürüyordu.neredeyse 1.5-2 saat böyle yolda gittim.
işte bu da saat 16:30 da feribota 70 km kala mola verdiğim benzinlikten bir kare.
planım 17:30 feribotuna yetişmek ve istanbula feribotla dönmekti ama saay 17:15 de feribot iskelesinde olmama rağmen yolcu sayısı dolduğu için motoru feribota almadılar.artık motosiklet bile olsanız koltuk sayısı bittiği zaman sizi feribota almıyorlar haberiniz olsun.ben tabii yeni güzergah arayışlarına geçtim.çünkü bir sonraki feribot 21:30'daydı ve o kadar beklemeye niyetim yoktu.bari dedim buraya kadar gelmişim bursada oturan dayıma uğriim bir dedim.onu aradım nerdesin dedim, mudanyadayım dedi.çok iyi bekle yanına geliyorum dedim ve 5 km ileride olan mudanyaya gidip dayımı gördüm, biraz lafladık, çayımızı için mudanyanın özel tatlısı dediği ama bana adana'nın bici bici'sini fena halde hatırlatan tatlımızdan yedik ve ben yeni güzergahım olan yalova'ya doğru yola koyuldum.bu arada hemen belirtmek istiyorum, yalovada doğru olan yol da çok kötü.iniş kısmında normal virajlı yolda giderken hiç bir uyarı olmadan yol bir anda aşırı toz+mıcır'lı bir hal alıyor, öyle ki mıcır-normal-mıcır-normal şeklinde parça parça gidiyor bu böyle..burada kayıp düşmemek için büyük çaba sarfettim ve hızı neredeyse 40 km'ye kadar düşürmek zorunda kaldım.
işte dayım, o da geçen hafta gıcır gıcır bir SYM Joyride 200 aldı.ona da kazasız belasız güzel sürüşler diliyorum yeni motoru ile.umarım benim gibi o da harika geziler yapar yeni motoru ile.
dayımın tavsiyesi üzerine ido'nun yalovadaki feribot iskelesinin hemen yanındaki pendik iskelesine gittim.motor fiyatı 15 ytl ve burada seferler çok daha sık.1.5 saatte bir yapılıyor ve güzergah yalova-pendik.tabii bu benim de işime geldi çünkü cadde de oturduğum için pendik bana daha yakındı yenikapıya nazaran.gene saat 21:30 feribotu ile
oradan da hemen eve gidip yattım ve güzel bir tatili daha geride bırakmış oldum...
şimdi ise sırada Bodrum var...
Çamlık kamping hakkındaki görüşlerimi merak ediyorsanız T_uruncu'nun ayvalık gezisi topiğinden okuyabilirsiniz...
http://www.motosiklet.net/forum/gez...os-ayvalik-istanbul-motorlu-kampli-tatil.html
Son düzenleme:
