- Katılım
- 13 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,547
- Konu Yazar
- #1
Merhaba
Bu haftasonu Adana MT olarak Tarsus - Eshab-ı Kehf'i gezmeye karar verdik.
Buluşma Saati: 07:30
Hareket Saati: 08:15
Buluşma Yeri: Ç.M.S.K önü Süleyman Demirel Bulvarı
Rota: Otobana girip Tarsus'dan çıkılıp Eshab-ı Kehf'e gidilecek. Dönüş yolu güzergahı yemek sonrası karar verilecektir.
Seyir: 80-90km/h
Katılım: Her tür motorla geziye katılınabilir.
Yol Durumu: Asfalt.
Hava durumu: Açık az bulutlu tahmin edilmekte.
Yemek: Şu an araştırılmakta..
Not: Grup sürüş kurallarına katiyen uyulacak. Tüm katılımcılar gezi öncesi yakıt ikmallerini yapmış olacak.
DİKKAT: Eshab-ı Kehf önemli bir inanç merkezidir. Kutsal bir mekandır. Bu mekana gidildiğinde saygılı davranılmasını, taşkınlık, şaka ve sesli davranışlardan kaçınılması gereklidir.
Gidilecek Yer Hakkında Bilgi
İslam'da Eshab-ı Kehf
Bilindiği üzere İslâm, Yüce Yaratı'cının insanlığın dünya ve ahiret saadeti için gönderdiği ve mensubu bulunduğumuz dinin adıdır. Din, insanların hem dünya hem de ahiret işlerini düzenler. Allah'ın ilminin sonsuz olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Özellikle insanlar tarafından bilinmesi mümkün olmayan gayb ilminin yegane kaynağı İlâhî beyanlardır. İlahi beyan ile yani Kur'an âyetleriyle meselenin incelenişine geçmeden önce "Eshâb-ı Kehf kavramı üzerinde kısaca durmak istiyoruz.
Eshâb, Arapça bir kelime olup, sahip kelimesinin çoğuludur. Sahib, dost, arkadaş, yârân manalarına gelmektedir. Buna göre eshâb, dostlar, yaranlar, arkadaşlar anlamına gelmektedir. Kehf ise, dağlarda oyulmuş ev gibi yerlere denmektedir. Genellikle bunu ifade için mağara kelimesi kullanılır. Küçüğüne Gâr, büyüğüne de Kehf denir. Bu kelimenin Türkçe karşılığı ise, İn'dir. Şu halde Eshâb-ı Kehf kelime olarak, Mağara Dostları, Mağara Arkadaşları, Mağara Yârânı anlamlarına gelmektedir. (1) Kavram olarak ise, zamanın hükümdarının zulmünden kaçarak bir mağaraya sığınıp, orada 309 yıl uyuyan, uyandıktan sonra da tekrar vefat eden ve Kur'an'da bahsi geçen gençleri ve birde köpekleri Kıtmîr'i ifade etmektedir. Biz konuyu incelerken Türkçeleştirmeye gerek görmeden Eshâb-ı Kehf kavramını kullanacağız. Zira herkes tarafından bu kavram kullanılmakta ve maksad anlaşılmaktadır.
(1) Miras, Kâmil, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi, C. IX, Ankara 1984, sh. 200; Elmalı, Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, C. V, İstanbul 1982, sh. 3224; Duman, Bilâl, Eshâb-ı Kehf in Düşündürdükleri, İçel Kültürü, S.I, sh. 13.
Hristiyanlık'ta Eshab-ı Kehf
Tarsus, müslümanlar için olduğu kadar hristiyanlar için de önemlidir. Zira onlara göre de Eshâb-ı Kehf, "Yedi Uyuyanlar" namıyla bilinmektedir. Fransızların Grand Ansiklopedesinde Sept Dormans=Yedi Uyuyanlar adı altında Eshâb-ı Kehf in hikayesi şöyle anlatılmaktadır:
"Dekyus (Decius), hristiyanları katlettiği sırada asil bir aileye mensub yedi kardeş (Maksimyanus, Malkus veya Margus, Martininanus, Konstanitnos, Diyonisyus, Yuhanis ve Sürasiyu), kendilerini dini terk etmeye zorlayan "Efes" valisinin tehditlerine şecâ'atle mukavemet ettikten sonra bir mağaraya iltica ettiler. Onları ve onlarla birlikte kendilerini sadıkane takib etmiş olan köpeklerini öldürmek için bu mağaranın kapısını ördüler. Duvar bitmeden bir hristiyan bu vakıa dolayısıyla yazmış olduğu bir bakır levhayı mağaradan içeri atmıştı ( Rakıym bu levha demek oluyor).
Fedailer uyudular. 150 sene veya 197 sene sonra M.S. 448 tarihlerinde II. Teodos zamanında sadece bir gün uyumuş olduklarını zan ederek uyandılar. İçlerinden birini yiyecek satın almak için şehre gönderdiler. Bu adam kapılarda haç işaretlerini görerek hayrete düşmüş ve aynı zamanda alış veriş ettiği kimselere İmparator Dekyus zamanından kalma sikkeler gösterdiği için onları da hayrete düşürmüştür. Efes (Efsus) piskopos'u, İmparator ve İmparatoriçe, bu harikayı hayretle temaşa etmek için derhal mağaraya gittiler. Fakat yedi şehit, ölülerin dirileceğine böylece delil gösterildikten sonra yeniden uykuya daldılar ve bir daha da uyanmadılar. Bunların kapanmış oldukları mağara bilahere mü'minlerin ziyaretleri ile meşhur oldu ve bu mağarayı hâlâ seyyahlara gösteriyorlar.
Bunlardan kalanlar Marsilya'ya nakledilmiş, nakil esnasında kullanılan büyük taş sandık Marsilyadaki Sent Viktor Kilisesi'ndedir. 528 tarihinde Suriye piskoposu "Jean Dö Serağ"ın bir kıssa şekline soktuğu bu destan, sonradan Greguar Dülos tarafından Süryanice'den Latince'ye tercüme ve teksir edildi. Bu eserin ismi "Döglorya Martirom"dur. Bu yedi kişinin isimleri Yunan ve Latin, Habeş ve Rus takvimlerinde bazı tadilat ile mezkûrdur. Yunan takvimlerinde sekizinci olarak köpeğin ismi de görülüyor. Latin Kilisesi'nde bunlar 7 Temmuz'da anılmaktadır. Yunan Kilisesi'ne göre yedi şehidin mağaraya kapandıkları gün, 4 Ağustos ve uyandıkları gün 22 Teşrin olarak anılmaktadır".(1)
Görüldüğü üzere, hristiyanlar'in da Eshâb-ı Kehf hakkında naklettikleri hikayeler İslâm kaynakları ile büyük bir benzerlik arzetmektedir. İsim ve yerler farklı olsa bile, aynı olaydan bahsedildiği muhakkaktır. En büyük farklılık Eshâb-ı Kehf'in uykuda kaldıkları süre hususundadır. Bilindiği üzere, Kur'an'da üstü kapalı da olsa 309 sene uyudukları ifade edilmektedir. İslâm alimlerinin büyük bir çoğunluğu da Eshâb-ı Kehf'in 309 yıl uyudukları hususunda fikir birliği içindedirler. Oysa hristiyanlar arasında bu süre 150, (157) (2) veya 197 olmak üzere çeşitli süreler gösterilmektedir. Bizce asıl olan Kur'an'in ve İslâm alimlerinin sözleridir.
Hristiyan kaynaklarının bizden ayrıldığı bir diğer husus da, bu mağaranın yeridir. Zira Hristiyan kaynaklarında mağaranın yeri olarak hep Efes gösterilmiştir. Halbuki İslâm kaynakları, ittifakla yüzde 90'ı Tarsus'u gösterirken, bazı kaynaklar da Afşin'i göstermektedirler. Aralarında bölge farkı vardır. (3)
(1) Elmalı, Muhammed Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili, V, 3233 dipnot.
(2) Şemseddin Sami, Kâmûs'ül-A'lâm, Tarsus mad.
(3) Ener, Kasım, Tarih Boyunca, Adana, 1993, sh. 82-84
Kaynak: http://www.eshabikehf.org/
Google Earth .kmz dosyası: Eshab-iKehf.kmz

Görüşmek üzere.
Bu haftasonu Adana MT olarak Tarsus - Eshab-ı Kehf'i gezmeye karar verdik.
Buluşma Saati: 07:30
Hareket Saati: 08:15
Buluşma Yeri: Ç.M.S.K önü Süleyman Demirel Bulvarı
Rota: Otobana girip Tarsus'dan çıkılıp Eshab-ı Kehf'e gidilecek. Dönüş yolu güzergahı yemek sonrası karar verilecektir.
Seyir: 80-90km/h
Katılım: Her tür motorla geziye katılınabilir.
Yol Durumu: Asfalt.
Hava durumu: Açık az bulutlu tahmin edilmekte.
Yemek: Şu an araştırılmakta..
Not: Grup sürüş kurallarına katiyen uyulacak. Tüm katılımcılar gezi öncesi yakıt ikmallerini yapmış olacak.
DİKKAT: Eshab-ı Kehf önemli bir inanç merkezidir. Kutsal bir mekandır. Bu mekana gidildiğinde saygılı davranılmasını, taşkınlık, şaka ve sesli davranışlardan kaçınılması gereklidir.
Gidilecek Yer Hakkında Bilgi
İslam'da Eshab-ı Kehf
Bilindiği üzere İslâm, Yüce Yaratı'cının insanlığın dünya ve ahiret saadeti için gönderdiği ve mensubu bulunduğumuz dinin adıdır. Din, insanların hem dünya hem de ahiret işlerini düzenler. Allah'ın ilminin sonsuz olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Özellikle insanlar tarafından bilinmesi mümkün olmayan gayb ilminin yegane kaynağı İlâhî beyanlardır. İlahi beyan ile yani Kur'an âyetleriyle meselenin incelenişine geçmeden önce "Eshâb-ı Kehf kavramı üzerinde kısaca durmak istiyoruz.
Eshâb, Arapça bir kelime olup, sahip kelimesinin çoğuludur. Sahib, dost, arkadaş, yârân manalarına gelmektedir. Buna göre eshâb, dostlar, yaranlar, arkadaşlar anlamına gelmektedir. Kehf ise, dağlarda oyulmuş ev gibi yerlere denmektedir. Genellikle bunu ifade için mağara kelimesi kullanılır. Küçüğüne Gâr, büyüğüne de Kehf denir. Bu kelimenin Türkçe karşılığı ise, İn'dir. Şu halde Eshâb-ı Kehf kelime olarak, Mağara Dostları, Mağara Arkadaşları, Mağara Yârânı anlamlarına gelmektedir. (1) Kavram olarak ise, zamanın hükümdarının zulmünden kaçarak bir mağaraya sığınıp, orada 309 yıl uyuyan, uyandıktan sonra da tekrar vefat eden ve Kur'an'da bahsi geçen gençleri ve birde köpekleri Kıtmîr'i ifade etmektedir. Biz konuyu incelerken Türkçeleştirmeye gerek görmeden Eshâb-ı Kehf kavramını kullanacağız. Zira herkes tarafından bu kavram kullanılmakta ve maksad anlaşılmaktadır.
(1) Miras, Kâmil, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi, C. IX, Ankara 1984, sh. 200; Elmalı, Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, C. V, İstanbul 1982, sh. 3224; Duman, Bilâl, Eshâb-ı Kehf in Düşündürdükleri, İçel Kültürü, S.I, sh. 13.
Hristiyanlık'ta Eshab-ı Kehf
Tarsus, müslümanlar için olduğu kadar hristiyanlar için de önemlidir. Zira onlara göre de Eshâb-ı Kehf, "Yedi Uyuyanlar" namıyla bilinmektedir. Fransızların Grand Ansiklopedesinde Sept Dormans=Yedi Uyuyanlar adı altında Eshâb-ı Kehf in hikayesi şöyle anlatılmaktadır:
"Dekyus (Decius), hristiyanları katlettiği sırada asil bir aileye mensub yedi kardeş (Maksimyanus, Malkus veya Margus, Martininanus, Konstanitnos, Diyonisyus, Yuhanis ve Sürasiyu), kendilerini dini terk etmeye zorlayan "Efes" valisinin tehditlerine şecâ'atle mukavemet ettikten sonra bir mağaraya iltica ettiler. Onları ve onlarla birlikte kendilerini sadıkane takib etmiş olan köpeklerini öldürmek için bu mağaranın kapısını ördüler. Duvar bitmeden bir hristiyan bu vakıa dolayısıyla yazmış olduğu bir bakır levhayı mağaradan içeri atmıştı ( Rakıym bu levha demek oluyor).
Fedailer uyudular. 150 sene veya 197 sene sonra M.S. 448 tarihlerinde II. Teodos zamanında sadece bir gün uyumuş olduklarını zan ederek uyandılar. İçlerinden birini yiyecek satın almak için şehre gönderdiler. Bu adam kapılarda haç işaretlerini görerek hayrete düşmüş ve aynı zamanda alış veriş ettiği kimselere İmparator Dekyus zamanından kalma sikkeler gösterdiği için onları da hayrete düşürmüştür. Efes (Efsus) piskopos'u, İmparator ve İmparatoriçe, bu harikayı hayretle temaşa etmek için derhal mağaraya gittiler. Fakat yedi şehit, ölülerin dirileceğine böylece delil gösterildikten sonra yeniden uykuya daldılar ve bir daha da uyanmadılar. Bunların kapanmış oldukları mağara bilahere mü'minlerin ziyaretleri ile meşhur oldu ve bu mağarayı hâlâ seyyahlara gösteriyorlar.
Bunlardan kalanlar Marsilya'ya nakledilmiş, nakil esnasında kullanılan büyük taş sandık Marsilyadaki Sent Viktor Kilisesi'ndedir. 528 tarihinde Suriye piskoposu "Jean Dö Serağ"ın bir kıssa şekline soktuğu bu destan, sonradan Greguar Dülos tarafından Süryanice'den Latince'ye tercüme ve teksir edildi. Bu eserin ismi "Döglorya Martirom"dur. Bu yedi kişinin isimleri Yunan ve Latin, Habeş ve Rus takvimlerinde bazı tadilat ile mezkûrdur. Yunan takvimlerinde sekizinci olarak köpeğin ismi de görülüyor. Latin Kilisesi'nde bunlar 7 Temmuz'da anılmaktadır. Yunan Kilisesi'ne göre yedi şehidin mağaraya kapandıkları gün, 4 Ağustos ve uyandıkları gün 22 Teşrin olarak anılmaktadır".(1)
Görüldüğü üzere, hristiyanlar'in da Eshâb-ı Kehf hakkında naklettikleri hikayeler İslâm kaynakları ile büyük bir benzerlik arzetmektedir. İsim ve yerler farklı olsa bile, aynı olaydan bahsedildiği muhakkaktır. En büyük farklılık Eshâb-ı Kehf'in uykuda kaldıkları süre hususundadır. Bilindiği üzere, Kur'an'da üstü kapalı da olsa 309 sene uyudukları ifade edilmektedir. İslâm alimlerinin büyük bir çoğunluğu da Eshâb-ı Kehf'in 309 yıl uyudukları hususunda fikir birliği içindedirler. Oysa hristiyanlar arasında bu süre 150, (157) (2) veya 197 olmak üzere çeşitli süreler gösterilmektedir. Bizce asıl olan Kur'an'in ve İslâm alimlerinin sözleridir.
Hristiyan kaynaklarının bizden ayrıldığı bir diğer husus da, bu mağaranın yeridir. Zira Hristiyan kaynaklarında mağaranın yeri olarak hep Efes gösterilmiştir. Halbuki İslâm kaynakları, ittifakla yüzde 90'ı Tarsus'u gösterirken, bazı kaynaklar da Afşin'i göstermektedirler. Aralarında bölge farkı vardır. (3)
(1) Elmalı, Muhammed Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili, V, 3233 dipnot.
(2) Şemseddin Sami, Kâmûs'ül-A'lâm, Tarsus mad.
(3) Ener, Kasım, Tarih Boyunca, Adana, 1993, sh. 82-84
Kaynak: http://www.eshabikehf.org/
Google Earth .kmz dosyası: Eshab-iKehf.kmz

Görüşmek üzere.
