- Katılım
- 10 Mar 2005
- Mesajlar
- 63
- Konu Yazar
- #1
Merhaba arkadaşlar...
İş ve geziyi birleştirdiğim gezilerde, çalışma alanlarımıza gidiyorum motosikletimle ve etrafta bol bol kesilmiş ağaçların olduğu fotoğraflar oluyor gezide. Konuya uzakların aklından geçebilir, adamlar cayır cayır ağaçları kesmişler, ormanlar elden gidiyor diye. Böyle değil tabi ki, ormanda kesilen her ağaç bu konuda en az 4 yıl üniversite eğitimi almış orman mühendisi tarafından ormancılık tekniğine uygun olarak ağacın biyolojik özellikleri, toprak yapısı, yükseklik, ağacın yaşı, altındaki gençlik durumu, ağacın diğer ağaçlara göre konumu, arazi yüzeyi, yükseklik, bakı.... gibi daha bir çok etkeni düşünürek tek tek gösterilip işaretlendikten sonra kesiliyor.
Daha önce farklı platformlarda paylaştığım iki gezimi, motosiklet.net le de payşamak istedim. Motosiklet yok fotoğraflarda ama orman var, manzara. Hemde ağaçlar niye, neye göre kesiliyor üşenmeden okuyanların kafasında fikir oluşur, 2 iş günümün fotoğraflarıyla... (Umarım, motosiklet sitesinde bu tarz yazıların yeri olmadığı düşünülmez)
Ormanları, doğayı seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim
İş için çıktığım arazi turunun, fotoğraflarını sizinlede paylaşmak istedim. Ama baştan söyleyeyim, hiç motor yok
Motorsuz ama ENDURO RUHU ile yapılmış bir gezi ve sonlara doğru çok güzel manzaralar var.
Bölgemdeki gençleştirme sahalaıynı (yaşlanan, altında fidan olmayan ormanlarda ormanın devamlılığını sağlamak için toprağa gençlik getirmeye çalışılan alanlar) gezmek istedim. O körpe fidanlar kurak yazı zararsız atlatabilmişlermiydi, kışa nasıl gireceklerdi???
Güzel bir gündü, yanıma komşu bölgenin işletme şefi (dersane arkadaşım, üniversitede sınıf arkadaşım, 4.sınıfta ev arkadaşım, meslektaşım ve 1 senedir mesai arkadaşım) can dostum Levent'i de aldım. Gezi formatında bir gün olacağı için yanımıza şoförde almadım, vurduk dağlara...
İlk saha Saraycık Yaylasının altındaydı, EnduroClub şenliğine gelenler hatırlarlar belki, dikenli telle çevrili bir orman vardı. Burda 2004 de toprak işleme ve ışıklandırma kesimleri yapmıştık ve 2005 ilkbaharında ilk çimlenmeler çıkmıştı. Bir ormancıyı çok mutlu eden anlardır. Yaptığı çalışmanın meyvelerini, yani o koca ağaçların yavrularını minicik fidanları toprakta görmek.
Fidanlar yazı çok az zararla atlatmışlardı, artık önümüzdeki bahara çok daha güçlü gireceklerdi. O minicik fidanların dev ağaçlara dönüşmesi gerçekten inanılmaz bir olay. Bunu herkes bilmeli ve oluşumu yüzyıllar süren ormanları bilinçsizce yok etmemeli.
Ordan ilk çalışmanın 1992 de yapıldığı başka bir sahaya geçtik. Buradaki gençlik artık kendini kurtarmış, bağımsız yaşabilecek seviyeye gelmişti, üstündeki yaşlı ağaçlarda da artık büyüme durmuş, çürüme evresine merdiven dayamışlardı. Onlarıda sahadan çıkarıp ekonomiye kazandıracaktık. Nesillerini ve görevlerini geride bıraktıkları çocukları devam ettirecekti.
13 yıllık emeğin, toprak çalışmalarının, gençlik bakımlarının karşılığı o genç ormanı görmek çok güzel.
Gençlerin üstünde zamana dayanamamış, ölmüş ve kurumuş bir ağaç.
Geceğimiz bir saha daha kalmıştı, giderken Ilgaz'ın tepeleri dikildi karşımıza. İşimizi bitirdikten sonra gidecektik yanına Çatal Hacet'in. Eteğinde Gökseki Yaylasına çıkacaktık.
Yolda tuhaf bir yavru gördük, sanki annesi inek, babası domuz gibi birşey, ama çok şirin
Ve bizi en çok uğraştıran sahadaydık. Arazi çok taşlık, üstündeki ağçalarda çok yaşlı olduğu için doğal olarak gençlik getiremediğimiz, mecburen fidan getirip diktiğim bir yer.
O taşın kayanın içinde diktiğimiz fidanların sağlıklı olduğunu görmek bizi çok sevindirdi.
Çatal Ilgaz (Küçük Hacet Tepe) ağaçların arasından bizi çağırıyordu.
Yaklaşık 1 saat sonra Gökseki Yaylassındaydık, Ilgazın dibinde.
Göksekiye en son motorumla ve kız arkadaşımla çıkmıştım. Piknik hayellerimiz vardı, taki ormanın derinliklerinde kocaoğlan, yani ursus arctos türkçesi AYI gelinceye kadar. Klr vardı o zamanlar atladığımız gibi arkamıza bile bakmadan kaçmıştık!
Dehşet bir manzarası vardır yaylanın. Hacet Tepe karşımızda.
Kayak pistlerinin olduğu Yurdun Tepe.
Tabiki dağların dibinde poz vermezsek olmaz...
Can dostum Levo.
Kastamonu uzaklarda sisler arasında. Biz dağlarda güneşin tadını çykarırken şehirdekiler günlerdir güneşi görmediler.
Büyük Hacet Tepe yine çok tahrihkardı. Karda daha önce 2 kere motosikletle çıkamadığımız zirveye acaba bu sefer 4x4 ile çıkabilirmiydik? Denemek lazımdı...
Geldiğimizden farklı bir yoldan gittik, bu yol kestirmeydi ama uzun süredir kullanmamıştık, umarım geri dönmek zorunda kalmayız.
Atalar bir kez daha haklı çıktı "En kısa yol bildiğin yoldur"
Son yağışlarda toprak kaymış ve yol kapanmış
Gün batmadan tepeye çıkmak, mükemmel gün batımını zirvede izlemek istiyorduk.
Fakat yukarı çıktıkca kar artıyordu, umarım bizi yolumuzdan etmezdi.
Çıkabileceğimiz son nokta az ilerimizdeymiş halbuki.
Kar yolu tamamen kapatmış. soğuktan iyice sertleşmiş zaten, yana doğru eğimli olduğu içinde geçmemiz mümkün değil!!!
Günü burda batırdık.
Gökseki Yaylasının karşısındayız.
Güneş kaybolurken bizde dönüş yoluna geçtik. Çarklı Yayladaki Ulu Çama uğramadan gidemezdik.
Bulutların üzerinde gezdikten sonra sisler ülkesine geri döndük güzel bir günün ardından.
Endurosuz bir geziydi, belki başta biraz okuyanların kafasınıda şişirmişimdir ama o fidanları sağlıklı, cap canlı görünce sizlerlede paylaşayım istedim mutluluğumu.
Ne demiş Ulu Önder: "Ormansız Yurt Vatan Değildir"
Ve bir başka iş günü...
Arkadaşlar merhaba, bugün işimle gezmeyi birleştirip can dostum Leventle bir hoş bir gezi yaptım, 468 tane fotoğraf çekmişiz, 15-20 dak. video. Güzel bir gündü, sizlerle paylaşayım, mesleğimi biraz anlatayım istedim
Geçen sene arazide gezerken keşfettiğim ve beni şaşırtan bir alan vardı. İdeal göknar ormanlarının içinde tek tabakalı çökmüş bir orman buldum. Bu orman yaklaşık 20 hektar (200.000 metrekare) alanda ve ölmek üzere hayata direnen bir ormandı. Bu ormanı Levent’e de göstermek için yola çıktık, biraz iş biraz gezi olacacaktı. Şoförde almadık yanımıza.
Buranın adı Filmkayası. 70 li yıllarda Erol Taş burda bir film çevirmii, bu kayanın tepesine çıkar, çetesine nutuk atarmış filmde. O gün bu gündür buranın adı Filmkayası kalmış, hatta bizim kayıtlara bile Filmkayası mevkii diye geçer
Sahanın altına geldik, sandıktan çizmeler, yağmurluklar ve bastonum çıktı.
Görmek istediğimiz ormana doğru dik bir tırmanışa başladık.
Burası güzel bir göknar ormanı olması gereken, siz birde az sonrakini görün :?
Koca göknarların altına küçücük kalıyoruz
Vee, geldik korku ormanına
Orman çok sık, daha önce bakım görmemiş ve artık ölüme doğru gidiyor, altta ölmüş binlerce fert var, üstteki ağaçlar ise çok sıkışık olduğunda gelişememiş, büyüyememiş. Ağaçlar bu yaşta 3 misli daha kalın olmalıydı.
Fotoğraftaki Levent'i bulabilecekmisiniz?
Ağaçlar, ışığa ulaşmaya çalışırken abuk subuk şekiller almışlar
Bu orman manzarası beni çok şaşırtmıştı, sebebini araştırmaya başladım ve etrafta kömürleşmiş ağaç kütükleri buldum
Burda büyük bir yangın olmuştu anlaşılan yıllar önce. Büyük yangın sonrası herşey yanmış, peşinden etraftaki ormanlardan tohumlar gelmiş yeni bir orman oluşmuş, fakat arazi çok sarp ve ulaşılması zor olduğundan hiç müdahale görmemiş ve çöküşe doğru gidiyor. Ağaçları araştırdığımda bu yangının 65-70 sene önce olduğu sonucunu çıkardım. Daha sonra etraftaki köylerde yaşayanlar yaşlılarla konuştum, yorumlarım doğruymuş.
Şimdi bu ormanı kurtarmak gerekiyordu. Raporlar hazırladım, onaylandı ve önümüzdeki hafta ormanı yaşatacak çalışmalara başlıyorum. Bu ormanın sağlıklı bir orman haline dönmesi belki 100 yılı alacak ama ben ilk adımı atmış oluyorum.
Yapılacak çalışmalar sonunda çöküşe giden ormanda fotoğraftaki gençlikler oluşacak, yaşam devam edecek
Çocuklarım ve ben
Kır çiçekleri...
Uzun bir yürüyüş sonrası arabanın yanına indik
Sonraki hedef, çalışan köylüleri ziyaretti. Çalışmaların kontrolü, sıkıntıların dinlenmesi...
Yağmur çamur demeden verdiğimiz işte çalışıorlardı.
Ağaçların kabuklarını soyarlarken.
Kesilecek ağaçları ormanı dolaşıp, ormancılık tekniğine göre teker teker gösteriyorum, özel damgamızla damgalıyoruz, numaralandırıyoruz, kayıta geçiriyoruz ve orman köylüsüne kesip depoya getirme işini veriyoruz. Ormana bakım yaparak devamlılığını sağlıyor ve yaşamı dolmak üzere olan ağaçları çürümeden ekonomiye kazandırıyoruz, köylüyü işlendirip para kazandırıyoruz.
Köylünün çalışma şartları çok zor, az önce bir tanesinin üstüne ağaç devrilmiş, ezilmekten kıl payı kurtulmuş ama yan tarafı mosmor olmuş
Tomrukları traktöre yüklemek için rampa istiyorlar, kepçeyi gönderip yaptıracaz artık.
Biz sohbet Leventte ağaçlarda yaş tespiti yapıyor. Saydığı ağaç yaklaşık 260 yaşında çıktı.
Ağaçların kütüklerindeki her halka bir yılı gösterir.
Burasıda sağlıklı bir göknar ormanı, her tabakada, her ya?ta, her çapta fert var.
İŞ faslI bittikten sonra biraz manzara görelim istedik, çoktan beri çıkmamıştım, Hacet Tepe tarafına gidelim dedik. Aradan yolumuzu kısaltan bir yol vardı ama çıkıp çıkamayacağımızdan emin değildim, çok çamur ve dik bir yol.
A-ry-za-lı tarafımla daldık rampaya.
Yer yer zorlandık, arabanın altı o kadar yüksek olmasına rağmen altının oturduğu yerler oldu, kazma kürek çalıştık.
Kendimi çektim
Korktuğum geri geri o yolu inmekti ama çıktık.
En büyük yangın sebeplerinden biri, söndürülmeden bırakılan bir çoban ateşi :x
Bir koca göknarda burada
Terkedilmiş eski bir tarla, yandaki ağaçlar tohumlarının evlatlarını salmış, orman olma yolunda ilerliyor.
Ben dağları, Levent'te beni çekmiş.
Küçük Hacet Tepe göründü uzaktan
Bu yol 3 yıl önce kullanılmaz haldeydi, 77 m.lik bir istinat duvarı yaptırdığımda ve eleştiri almıştım. Şimdi duvar olduğu belli bile olmuyor.
Bu şelaleyi yılda bir kaç ay görebiliriz, karlar eridiğinde, sonra kaybolur gider
Az önce yağan yağmur tekrar gökyüzüne dönüyor, buharlaşıp.
Sağdaki Dibeyrek Dere, yukarısında bir heyelan, göçük var galiba, resmen çamur akıyor, soldaki de Asasuyu Dere, berrak, pırıl pırıl.
Veee, Büyük Hacet Tepe (2587 m.) Çykabilirmiyiz ki??? Hiç sanmıyorum
Do?ru tahmin, yukarılara doğru kar geçit vermez oldu.
Ne kadar zorlasakta nafile, kar çok sertleşmiş
Hedef 2587 m. iken 2054 m. de kaldık
Yukarıdan bir çığ deresi olmuş, kar birikmiş ve 4-5 m. kar var şu an.
Buraya 2 sene önce haziranda Levent, Gökhan, Ben gelmiştik. Yine çok kar vardı, kara 1a larymızı gömüp manzaranın tadını çıkarmıştık.
Geçen yaz GÖKHANı bir trafik kazasında kaybettik, bu günden itibaren buranın adını GÖKHAN DERESİ koyduk, böyle biline :!: :!: :!:
Levo anlamsızca çukur kazmaya başladı :roll:
Anlamsızdı ama bende yardım ettim
Sonunda yavaş yavaş Levent bile kaybolmaya başladı
Hacet Tepenin zirvesi, bayrak direği var ama bayrak dayanmıyor, 1 haftada rüzgardan parçalanıyor
Gün batarken çukur kazma işinide bitirdik, yeter artık.
Ölçtük, 2,10 m. kazmışız 8O
Güneş yukarlarda ayrı bir güzel batıyor...
Günün son fotoğrafı; İyiki burdan motorla geçmiyordum 8O[/quote]
İş ve geziyi birleştirdiğim gezilerde, çalışma alanlarımıza gidiyorum motosikletimle ve etrafta bol bol kesilmiş ağaçların olduğu fotoğraflar oluyor gezide. Konuya uzakların aklından geçebilir, adamlar cayır cayır ağaçları kesmişler, ormanlar elden gidiyor diye. Böyle değil tabi ki, ormanda kesilen her ağaç bu konuda en az 4 yıl üniversite eğitimi almış orman mühendisi tarafından ormancılık tekniğine uygun olarak ağacın biyolojik özellikleri, toprak yapısı, yükseklik, ağacın yaşı, altındaki gençlik durumu, ağacın diğer ağaçlara göre konumu, arazi yüzeyi, yükseklik, bakı.... gibi daha bir çok etkeni düşünürek tek tek gösterilip işaretlendikten sonra kesiliyor.
Daha önce farklı platformlarda paylaştığım iki gezimi, motosiklet.net le de payşamak istedim. Motosiklet yok fotoğraflarda ama orman var, manzara. Hemde ağaçlar niye, neye göre kesiliyor üşenmeden okuyanların kafasında fikir oluşur, 2 iş günümün fotoğraflarıyla... (Umarım, motosiklet sitesinde bu tarz yazıların yeri olmadığı düşünülmez)
Ormanları, doğayı seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim
İş için çıktığım arazi turunun, fotoğraflarını sizinlede paylaşmak istedim. Ama baştan söyleyeyim, hiç motor yok
Bölgemdeki gençleştirme sahalaıynı (yaşlanan, altında fidan olmayan ormanlarda ormanın devamlılığını sağlamak için toprağa gençlik getirmeye çalışılan alanlar) gezmek istedim. O körpe fidanlar kurak yazı zararsız atlatabilmişlermiydi, kışa nasıl gireceklerdi???
Güzel bir gündü, yanıma komşu bölgenin işletme şefi (dersane arkadaşım, üniversitede sınıf arkadaşım, 4.sınıfta ev arkadaşım, meslektaşım ve 1 senedir mesai arkadaşım) can dostum Levent'i de aldım. Gezi formatında bir gün olacağı için yanımıza şoförde almadım, vurduk dağlara...
İlk saha Saraycık Yaylasının altındaydı, EnduroClub şenliğine gelenler hatırlarlar belki, dikenli telle çevrili bir orman vardı. Burda 2004 de toprak işleme ve ışıklandırma kesimleri yapmıştık ve 2005 ilkbaharında ilk çimlenmeler çıkmıştı. Bir ormancıyı çok mutlu eden anlardır. Yaptığı çalışmanın meyvelerini, yani o koca ağaçların yavrularını minicik fidanları toprakta görmek.
Fidanlar yazı çok az zararla atlatmışlardı, artık önümüzdeki bahara çok daha güçlü gireceklerdi. O minicik fidanların dev ağaçlara dönüşmesi gerçekten inanılmaz bir olay. Bunu herkes bilmeli ve oluşumu yüzyıllar süren ormanları bilinçsizce yok etmemeli.
Ordan ilk çalışmanın 1992 de yapıldığı başka bir sahaya geçtik. Buradaki gençlik artık kendini kurtarmış, bağımsız yaşabilecek seviyeye gelmişti, üstündeki yaşlı ağaçlarda da artık büyüme durmuş, çürüme evresine merdiven dayamışlardı. Onlarıda sahadan çıkarıp ekonomiye kazandıracaktık. Nesillerini ve görevlerini geride bıraktıkları çocukları devam ettirecekti.
13 yıllık emeğin, toprak çalışmalarının, gençlik bakımlarının karşılığı o genç ormanı görmek çok güzel.
Gençlerin üstünde zamana dayanamamış, ölmüş ve kurumuş bir ağaç.
Geceğimiz bir saha daha kalmıştı, giderken Ilgaz'ın tepeleri dikildi karşımıza. İşimizi bitirdikten sonra gidecektik yanına Çatal Hacet'in. Eteğinde Gökseki Yaylasına çıkacaktık.
Yolda tuhaf bir yavru gördük, sanki annesi inek, babası domuz gibi birşey, ama çok şirin
Ve bizi en çok uğraştıran sahadaydık. Arazi çok taşlık, üstündeki ağçalarda çok yaşlı olduğu için doğal olarak gençlik getiremediğimiz, mecburen fidan getirip diktiğim bir yer.
O taşın kayanın içinde diktiğimiz fidanların sağlıklı olduğunu görmek bizi çok sevindirdi.
Çatal Ilgaz (Küçük Hacet Tepe) ağaçların arasından bizi çağırıyordu.
Yaklaşık 1 saat sonra Gökseki Yaylassındaydık, Ilgazın dibinde.
Göksekiye en son motorumla ve kız arkadaşımla çıkmıştım. Piknik hayellerimiz vardı, taki ormanın derinliklerinde kocaoğlan, yani ursus arctos türkçesi AYI gelinceye kadar. Klr vardı o zamanlar atladığımız gibi arkamıza bile bakmadan kaçmıştık!
Dehşet bir manzarası vardır yaylanın. Hacet Tepe karşımızda.
Kayak pistlerinin olduğu Yurdun Tepe.
Tabiki dağların dibinde poz vermezsek olmaz...
Can dostum Levo.
Kastamonu uzaklarda sisler arasında. Biz dağlarda güneşin tadını çykarırken şehirdekiler günlerdir güneşi görmediler.
Büyük Hacet Tepe yine çok tahrihkardı. Karda daha önce 2 kere motosikletle çıkamadığımız zirveye acaba bu sefer 4x4 ile çıkabilirmiydik? Denemek lazımdı...
Geldiğimizden farklı bir yoldan gittik, bu yol kestirmeydi ama uzun süredir kullanmamıştık, umarım geri dönmek zorunda kalmayız.
Atalar bir kez daha haklı çıktı "En kısa yol bildiğin yoldur"
Son yağışlarda toprak kaymış ve yol kapanmış
Gün batmadan tepeye çıkmak, mükemmel gün batımını zirvede izlemek istiyorduk.
Fakat yukarı çıktıkca kar artıyordu, umarım bizi yolumuzdan etmezdi.
Çıkabileceğimiz son nokta az ilerimizdeymiş halbuki.
Kar yolu tamamen kapatmış. soğuktan iyice sertleşmiş zaten, yana doğru eğimli olduğu içinde geçmemiz mümkün değil!!!
Günü burda batırdık.
Gökseki Yaylasının karşısındayız.
Güneş kaybolurken bizde dönüş yoluna geçtik. Çarklı Yayladaki Ulu Çama uğramadan gidemezdik.
Bulutların üzerinde gezdikten sonra sisler ülkesine geri döndük güzel bir günün ardından.
Endurosuz bir geziydi, belki başta biraz okuyanların kafasınıda şişirmişimdir ama o fidanları sağlıklı, cap canlı görünce sizlerlede paylaşayım istedim mutluluğumu.
Ne demiş Ulu Önder: "Ormansız Yurt Vatan Değildir"
Ve bir başka iş günü...
Arkadaşlar merhaba, bugün işimle gezmeyi birleştirip can dostum Leventle bir hoş bir gezi yaptım, 468 tane fotoğraf çekmişiz, 15-20 dak. video. Güzel bir gündü, sizlerle paylaşayım, mesleğimi biraz anlatayım istedim
Geçen sene arazide gezerken keşfettiğim ve beni şaşırtan bir alan vardı. İdeal göknar ormanlarının içinde tek tabakalı çökmüş bir orman buldum. Bu orman yaklaşık 20 hektar (200.000 metrekare) alanda ve ölmek üzere hayata direnen bir ormandı. Bu ormanı Levent’e de göstermek için yola çıktık, biraz iş biraz gezi olacacaktı. Şoförde almadık yanımıza.
Buranın adı Filmkayası. 70 li yıllarda Erol Taş burda bir film çevirmii, bu kayanın tepesine çıkar, çetesine nutuk atarmış filmde. O gün bu gündür buranın adı Filmkayası kalmış, hatta bizim kayıtlara bile Filmkayası mevkii diye geçer
Sahanın altına geldik, sandıktan çizmeler, yağmurluklar ve bastonum çıktı.
Görmek istediğimiz ormana doğru dik bir tırmanışa başladık.
Burası güzel bir göknar ormanı olması gereken, siz birde az sonrakini görün :?
Koca göknarların altına küçücük kalıyoruz
Vee, geldik korku ormanına
Orman çok sık, daha önce bakım görmemiş ve artık ölüme doğru gidiyor, altta ölmüş binlerce fert var, üstteki ağaçlar ise çok sıkışık olduğunda gelişememiş, büyüyememiş. Ağaçlar bu yaşta 3 misli daha kalın olmalıydı.
Fotoğraftaki Levent'i bulabilecekmisiniz?
Ağaçlar, ışığa ulaşmaya çalışırken abuk subuk şekiller almışlar
Bu orman manzarası beni çok şaşırtmıştı, sebebini araştırmaya başladım ve etrafta kömürleşmiş ağaç kütükleri buldum
Burda büyük bir yangın olmuştu anlaşılan yıllar önce. Büyük yangın sonrası herşey yanmış, peşinden etraftaki ormanlardan tohumlar gelmiş yeni bir orman oluşmuş, fakat arazi çok sarp ve ulaşılması zor olduğundan hiç müdahale görmemiş ve çöküşe doğru gidiyor. Ağaçları araştırdığımda bu yangının 65-70 sene önce olduğu sonucunu çıkardım. Daha sonra etraftaki köylerde yaşayanlar yaşlılarla konuştum, yorumlarım doğruymuş.
Şimdi bu ormanı kurtarmak gerekiyordu. Raporlar hazırladım, onaylandı ve önümüzdeki hafta ormanı yaşatacak çalışmalara başlıyorum. Bu ormanın sağlıklı bir orman haline dönmesi belki 100 yılı alacak ama ben ilk adımı atmış oluyorum.
Yapılacak çalışmalar sonunda çöküşe giden ormanda fotoğraftaki gençlikler oluşacak, yaşam devam edecek
Çocuklarım ve ben
Kır çiçekleri...
Uzun bir yürüyüş sonrası arabanın yanına indik
Sonraki hedef, çalışan köylüleri ziyaretti. Çalışmaların kontrolü, sıkıntıların dinlenmesi...
Yağmur çamur demeden verdiğimiz işte çalışıorlardı.
Ağaçların kabuklarını soyarlarken.
Kesilecek ağaçları ormanı dolaşıp, ormancılık tekniğine göre teker teker gösteriyorum, özel damgamızla damgalıyoruz, numaralandırıyoruz, kayıta geçiriyoruz ve orman köylüsüne kesip depoya getirme işini veriyoruz. Ormana bakım yaparak devamlılığını sağlıyor ve yaşamı dolmak üzere olan ağaçları çürümeden ekonomiye kazandırıyoruz, köylüyü işlendirip para kazandırıyoruz.
Köylünün çalışma şartları çok zor, az önce bir tanesinin üstüne ağaç devrilmiş, ezilmekten kıl payı kurtulmuş ama yan tarafı mosmor olmuş
Biz sohbet Leventte ağaçlarda yaş tespiti yapıyor. Saydığı ağaç yaklaşık 260 yaşında çıktı.
Ağaçların kütüklerindeki her halka bir yılı gösterir.
Burasıda sağlıklı bir göknar ormanı, her tabakada, her ya?ta, her çapta fert var.
İŞ faslI bittikten sonra biraz manzara görelim istedik, çoktan beri çıkmamıştım, Hacet Tepe tarafına gidelim dedik. Aradan yolumuzu kısaltan bir yol vardı ama çıkıp çıkamayacağımızdan emin değildim, çok çamur ve dik bir yol.
A-ry-za-lı tarafımla daldık rampaya.
Yer yer zorlandık, arabanın altı o kadar yüksek olmasına rağmen altının oturduğu yerler oldu, kazma kürek çalıştık.
Kendimi çektim
Korktuğum geri geri o yolu inmekti ama çıktık.
En büyük yangın sebeplerinden biri, söndürülmeden bırakılan bir çoban ateşi :x
Bir koca göknarda burada
Terkedilmiş eski bir tarla, yandaki ağaçlar tohumlarının evlatlarını salmış, orman olma yolunda ilerliyor.
Ben dağları, Levent'te beni çekmiş.
Küçük Hacet Tepe göründü uzaktan
Bu yol 3 yıl önce kullanılmaz haldeydi, 77 m.lik bir istinat duvarı yaptırdığımda ve eleştiri almıştım. Şimdi duvar olduğu belli bile olmuyor.
Bu şelaleyi yılda bir kaç ay görebiliriz, karlar eridiğinde, sonra kaybolur gider
Az önce yağan yağmur tekrar gökyüzüne dönüyor, buharlaşıp.
Sağdaki Dibeyrek Dere, yukarısında bir heyelan, göçük var galiba, resmen çamur akıyor, soldaki de Asasuyu Dere, berrak, pırıl pırıl.
Veee, Büyük Hacet Tepe (2587 m.) Çykabilirmiyiz ki??? Hiç sanmıyorum
Do?ru tahmin, yukarılara doğru kar geçit vermez oldu.
Ne kadar zorlasakta nafile, kar çok sertleşmiş
Hedef 2587 m. iken 2054 m. de kaldık
Yukarıdan bir çığ deresi olmuş, kar birikmiş ve 4-5 m. kar var şu an.
Buraya 2 sene önce haziranda Levent, Gökhan, Ben gelmiştik. Yine çok kar vardı, kara 1a larymızı gömüp manzaranın tadını çıkarmıştık.
Geçen yaz GÖKHANı bir trafik kazasında kaybettik, bu günden itibaren buranın adını GÖKHAN DERESİ koyduk, böyle biline :!: :!: :!:
Levo anlamsızca çukur kazmaya başladı :roll:
Anlamsızdı ama bende yardım ettim
Sonunda yavaş yavaş Levent bile kaybolmaya başladı
Hacet Tepenin zirvesi, bayrak direği var ama bayrak dayanmıyor, 1 haftada rüzgardan parçalanıyor
Gün batarken çukur kazma işinide bitirdik, yeter artık.
Ölçtük, 2,10 m. kazmışız 8O
Güneş yukarlarda ayrı bir güzel batıyor...
Günün son fotoğrafı; İyiki burdan motorla geçmiyordum 8O[/quote]