- Katılım
- 24 Ara 2025
- Mesajlar
- 84
- Konu Yazar
- #1
Yaklaşık 1000 km'nin ardından ilgililer için Honda E-Clutch sistemi hakkında deneyimlerimi paylaşmak isterim.
"Otomatik vites motosiklet mi olurmuş" dediğim günlerden, debriyajın dahi otomatik olduğu günlere kadar geldik. Eskiden, motosikletlerde bu tip otomatikleştirilmiş sistemlere oldukça karşı olan birisi olduğumu söylemeliyim, elbette devir değişiyor, bizlerin de fikirleri değişiyor. Benim de değişti. Önce DCT'leri gördük, şimdilerde ise elimizde bir çok otomatik vitesli modeller mevcut, Y-AMT, KTM ve BMW'nin otomatikleştirilmiş şanzumanları v.s.
Çünkü artık insanlar bunu istiyor, zamanında ne kadar karşı olsam da şuan bunların bir lüks ve konfor olduğunu düşünüyorum. "Motosikletin ruhuna aykırı" kısmı ise göreceli bir konu.
Açıkçası ben bu gibi yeni teknolojilerin sadece üst segment motorlar yerine halka inmesinden (CL250 mesela) oldukça memnunum. Honda ve Yamaha'nın piyasa baskısından dolayı, ileride diğer markalarında orta veya giriş segment motorlarında da bu gibi seçenekler göreceğimizi düşünüyorum.
Bakalım elimizde ne var;
Öncelikle prensip olarak quickshifter (QS) ile aynı amaca hizmet ediyor; debriyaj manetine dokunmadan hızlı vites değiştirmek. Fakat teknik olarak birbirlerinden çok farklılar. QS bildiğiniz gibi anlık olarak gazı keserek hızlı vites geçişi sağlamakta, E-Clutch ise modülü içerisinde yer alan 2 adet torklu motorun yardımıyla, binici vites değiştirdiği anda tam olarak sizin yerinize debriyaj telini çekiyor ve geri bırakıyor. Kavrama tamamen kapalı kutu içerisindeki E-Clucth modülünün kontrolünde oluyor. Özetle çalışma tekniği esasında çok basit. 2 tane torklu ufak elektrikli motor, 3-5 adet dişli.
Şahsi deneyimlerim, elbette subjektif olabilir,
Olumlu noktalar:
- Ağırlıklı olarak manuel ve DCT tecrübesi olan birisi olarak, debriyaj maneti gözümün önünde sabit dururken, dokunmadan vites geçişi yapmak veya dur kalklarda alışmak epey vaktimi aldı. Beynim bir süre bunu inkar etti. Ama alışabildim.
- Sistem ilk marş anından itibaren aktif oluyor. Gösterge panelinde aktif olarak bilgi veriyor. Yani ilk marştan, stop edene kadar debriyaj manetine hiç dokunmadan bir sürüş yapabiliyorsunuz.
- Debriyaj manetini çektiğiniz anda sistem geçici olarak devre dışı kalıyor ve tam anlamıyla manuel sürüş yapmanıza olarak veriyor. Bir kaç saniye sonra tekrar aktif oluyor.
- Bu sistem sayesinde dur kalklarda motosiklet hiç bir zaman stop etmedi, zaten amaçlarından birisi de o. Fazla zorlamadım ama veleki 3. viteste kalkış yapmaya çalıştınız, yine de otomatik olarak kavrıyor ve kalkış yapmanıza olanak veriyor.
- Modülün ağırlığı tahmini 2 kilo civarı olsa gerek, oldukça makul.
- Genel olarak kararlı çalışıyor, vites değiştirirken "acaba vites atmaz mı" dedirtmiyor.
- Hızlanırken gaz kapatmanıza gerek kalmıyor.
- Açılıp kapanan bir sistem olduğu için hem sportif sürüş yapmanıza hem de şehir içinde dur kalk sürüşüne uygun.
- Ek bir bakım kalemi yok, en azından motosikletin bakım kılavuzunda belirtilmemiş. Yani E-Cluth yağ, su, conta bakımı v.b. gibi bir maliyet kalemi yok gözüküyor
Olumsuz noktalar:
- Zaman zaman durmaya yakın vites küçülttüğümde, 3 den 2 ye özellikle kararsız kaldığı durumlar oldu. Belki motosiklet rodaj süresinde olduğu için denk geldi veya ben tam alışamamıştım. Çok sık yaşadığım birşey değil ama gözüm üzerinde.
- Henüz 2 senedir yollarda olan bir sistem. Honda olsa dahi dayanıklılığı soru işareti. Hem sistemin kendisi hem de kavrama için.
- Durmaya yaklaşırken benim alışık olduğumdan biraz daha erken kavrama yaptığını fark ettim. Belki benim stilim yanlıştır. Debriyaj plakalarının erken tükenmesine sebep olur mu soru işareti.
- CL250'de mesela sistemi sürüş sırasında komple devre dışı bırakma gibi bir seçenek yok. Fakat CB650R gibi TFT ekranlı modellerde var. Sistemi aç/kapa yapabildiğiniz gibi pedal hassasiyetini de ayarlayabiliyorsunuz. CL250 de neden yapmadınız yani?
- Eski modellere QS gibi montaj edilebilen bir paket olsa, çok çok güzel olurdu.
Sonuç:
Üreticiler bana böyle yaratıcı ve basit fikirler ile gelsin. Canım istediğinde kontrol bende olsun. DCT'li modeller gibi benden fiyat farkı da isteme. Tüm bu deneyimler ışında başarılı bir paket olduğunu söylemeliyim. Daha ne kadar kilometre yaparım bilmiyorum ama sistemin basit olduğunu düşünürsek umarım kronik bir sorun yaratmaz.
Şuan Türkiye'de sadece CL250 ve CB650R'de mevcut. Bu modellerin E-Clutch'sız versiyonları da sıfır olarak yok, bunu opsiyon değil bir standart olarak sunmayı hedeflediklerini anlıyorum. Özellikle 2026 modellerine baktığımda, CBR, Transalp, NX500, Hornet modellerinde de standart olarak E-Clutch ile satılacak olduklarını görüyorum. İleride, belki CBF'ler hariç, manuel ne varsa hepsi otomatik debriyajlı olabilir elbette.
Ben öyle motosiklet gurusu bir binici değilim ama geçer not veriyorum. İster yeni başlayan olsun, ister ileri seviye, beklentileri karşılayan düzeyde. Özellikle trafikte dur-kalk konforu için birebir. Zaten Honda'nın da biraz mottosu "herkese hitab edebilmek" olduğunu düşünürsek, yapmışlar vesselam.
Evet, durum bu
Son düzenleme: