- Katılım
- 28 Eyl 2007
- Mesajlar
- 977
- Motosikleti
- Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
- Konu Yazar
- #1
Arkadaşlar merhaba,
Birazdan okuyacağınız satırlardaki tura birkaç yıldır niyetleniyordum ve hatta en son 29 Ekim 2024 Salı sabah Ankarada evimden çıkıp servisten yeni almış olduğum 2017 Rally motorumun ABS ışığının yanmasıyla önce belki sensör hatası vb diye düşündüğüm ama fren testi yaptığımda da sıkıntı olduğunu tespit edip 40 km sonra Bala kavşağından geri dönmek durumunda kaldığım ve serviste ABS müşür bağlantısının düzgün takılmadığından yerinden çıktığını öğrendiğim ilk teşebbüsümden sonra bu kez 30 Ekim Çarşamba günü CB125F motorumla sabah 6 gibi evden çıktığım ama hem havanın aşırı soğuk olması ve hem de en az 6 gün gereken bu turda zaten 1 gün önceki başarısız girişimimle 1 gün kaybetmiş olduğum ve de daha düşük cc ile geze geze gitmek değil turu bitirebilmek için varmak amaçlı tapagaz gitmek durumunda kalmayı istemediğim için bu kez 50 km gidip geri dönmüştüm.
Aradan neredeyse 6 ay geçtikten sonra nihayet 18 Mart Salı günü 13:00 gibi yola koyuldum.
Motoru yüklemeden önce bir foto:

Ankaranın Eskişehir yolu çıkışındaki evimden yaklaşık 50 km mesafedeki Ankaranın Kırıkkale yolu çevreyolu bitimindeki Kayaş Opete geldim 13:40 gibi ve 5 dakika sonra da tura birlikte çıkacağım İstanbuldan arkadaşım ve de adaşım Haluk da geldi.
Oradan yola koyulduk ve 70 km sonra Kırıkkale Bahşılı beldesi Acıktım Usta Lokantasında şefimiz Ahmet Ustanın müthiş kelle paça çorbasıyla enerjimizi fulleyip asıl yolculuğumuza geçtik.

2025 Ocak ayı sonunda teslim almış olduğum NX500 motorum tura başladığımızda henüz 60 km civarlarındaydı ve de 100 km hızı geçmeden Kırşehir’e kadar sürdüm.
Adaşım da tura 2023 model 9 bin kilometredeki 1250 GS Trophy motoruyla geldi ve ara ara küçük kaçamaklar yapsa da genelde benim hızlarımda sürdü O da.
Motorum 250 kilometreleri geçtikten sonra yokuş aşağı kısımlarda hızımı arttırıp sırayla vites düşürerek motoru kompresyona bindirme aktivitelerine geçtim.
Kayseriyi geçtikten sonra Erciyes Kayak Merkezine doğru tırmandık ve oradan da Develi ilçesine inişte 160 km hızları gördüm ve yine vites düşürerek kompresyona bindirme çalışmalarım eşliğinde Develiye geldik. Daha Kayserideyken hava kararmış olduğu için bu müthiş manzaralı yerleri gündüz gözüyle görememenin acısını inşallah o bölgeye bir de CRF ile giderek çıkaracağım.
İftar sonrasına kaldığımız için tavsiye edilen birkaç restoranın kapalı olduğu gerçeğiyle yüzleştik.
Açık bulduğumuz Kemeraltı Pidecisinde pek de memnun kalmadığımız bir Develi Cıvıklısı yemek durumunda kaldık. Mekanı kesinlikle tavsiye etmiyorum.
2024 Ağustosta yolumuzun düştüğü Divriği Sofra Restoranda yemiş olduğum Develi Cıvıklısı beni benden almıştı ve “Divriğide Develi Cıvıklısı böyleyse Develideki Develi Cıvıklısı ne biçimdir valla” diye beklentimi çok ama çok yükseltmişti.
Bu arada bilmeyenler için Develi Cıvıklısı Konyadaki Etli ekmek benzeri bir tür kuşbaşılı pide. (Belki kıymalıya da Cıvıklı deniyordur Develide. Bilmiyorum valla.)
Develi öğretmen evinde konakladıktan sonra normal şartlarda planlamış olduğum Yahyalı-Kapuzbaşı Şelaleleri-Kozan-Kadirli-Andırın-K.Maraş güzergahını, biz daha motora binmeden başlayan yağmurdan dolayı yolunun bir kısmı toprak olan Kapuzbaşı şelalelerine gitmeme kararı aldığımız için değiştirip rotayı Bakırdağ-Göksun-K.Maraş tarafına çevirdik.
Develiye yaklaşık 70 km mesafedeki 1990 metre rakımlı Gezbeli Geçidinde fotoğraf molası verdik.
[/url
]
[url=https://hizliresim.com/pxrcw0i]
Kısmen yağmurlu, kısmen sulusepken kar yağışlı ama gayet soğuk bir havada ağırlıklı olarak köy yollarından sürdükten sonra nihayet Pınarbaşı-Göksun yoluna çıktık ve orada da sağlam bir yağmura yakalandık.
20 dk kadar yağmurda sürdükten sonra bir yakıt molası için mola verdiğimizde Ekrem İmamoğlunun gözaltına alınmış olduğu haberini aldık. Adaşım Haluk bir an İstanbula geri dönmeyi dahi düşünse de biraz durum değerlendirmesi yaptıktan sonra yola devam etmeye karar verdik ama modumuz cidden düştü.
K.Maraşa uğrayıp bir de hızlı bir şehir turu atarken önünden geçtiğimiz Akdo Dondurmacısında mola verdik. Antep fıstıklı dondurma enfesti. Müthişti. Şiddetle tavsiye ederim.
Akdonun önünde dinleniyor atlarımız.

Oradan Pazarcık-Gölbaşı-Şambayat üstünden Adıyaman’a vardık.

ve 1 gün önceden randevusunu aldığım üzere Işık Honda Bayiinde NX500 motorumun rodaj bakımını yaptırdım.
Şimdiye kadar motosiklet servis hizmeti aldığım 10 kadar farklı bayii olmuştur.
Sıtkı Ağabeyimin etkisi olmuş mudur bilemem ama Antakya Girne motor 2022 turumuzda bize ivedilikle ve güleryüzle hizmet vermis olduğu için zirveye oynamıştı.


Adıyaman Işık Hondada da bizi müthiş karşıladılar.
Aç olup olmadığımızı, hemen yemek sipariş edebileceklerini söylediler.
Diyarbakırda yemeğe davetli olduğumuz için tekliflerini geri çevirmek durumunda kaldık.
İnşallah başka bir sefere…
Sahibi Enver Işık tam bir motosiklet sevdalısı.
Ankaradaki motosiklet grubumuzdan bir arkadaşımızın 2024 Eylülde Nemrut Dağı inişinde Africa Twin motosikletinin arka frenleri bittiği için Adıyaman Işık Hondaya gittikleri ve aldıkları hizmet, gördükleri muamele ve ödeme kısmındaki kolaylığın yanında Enver Bey’in kendileriyle bizzat ilgilenmesinden dolayı çoook memnun kaldıklarını bize ballandırarak anlattıklarından beklentimiz büyüktü.
Bize anlatıldığı kadar varmış.
Satış müdürü Yılmaz Bey de işini çok severek yaptığı her halinden belli olan çok güleryüzlü bir insan.

Servis kısmı da canla başla çalışıp bizi çok oyalamadan motorumun rodaj bakımını hallettiler.
Diğer çalışan arkadaşlar da işletmenin müşteri odaklı bir firma olduğunu orada geçirdiğimiz 1 saat kadar sürede bize hissettirdiler.
Kendilerine bir kez daha teşekkür ederim.
Şimdiye kadar 2 kez şehirdışından motosiklet alıp Ankaraya binerek getirmişliğim ve de rodajını keyifle ve daha ideal şartlarda yapmışlığım olmuştur.
Bir sonraki Honda motosiklet alımımda tercihimi Adıyaman Işık Hondadan yana kullanmayı düşündüm.
Geze geze gelirim Ankaraya.
Büyükşehirlerdeki bayiilerde bu türden yaklaşımları özler olduk.
Özveriyle çalışan birkaç kişinin hatrına ve hatta bazen mecburen tercih etmek durumunda kalıyoruz.
Neyse.
Bu arada 2 yıl önceki depremde en çok hasar gören illerden birisi de Adıyamandı ve bunu bizim 2022 turumuzda 1 gece konakladığımız Adıyamanın o zamanki haliyle karşılaştırdığımızda içimiz parçalanarak gördük maalesef.
Şehir koca bir şantiyeye dönmüş ve de aralarda yıkılmadan kalan tek tük evlere bitişik, önceden binlerce insanın yaşadığı bir sürü ev şu an dümdüz hale gelmiş. Her yer moloz yığını ve/veya inşaata başlanmış şekilde.
Enver Beyin Honda Işık motosiklet bayii de içindeki tüm güncel ve klasik modelleriyle yerle bir olmuş maalesef ve de şu an geçici olarak hizmet verdikleri yere taşınmış.
Biz bayiiden çıkmak üzereyken bastıran müthiş bir yağmuru beklemek durumunda kaldık 20 dk kadar.
Yağmakta olan yağmurdan dolayı motorumu yıkanmadan teslim aldım ve de kısa bir şehir turundan sonra Diyarbakıra doğru yola çıktık.
Adıyaman Diyarbakır arası güzergah Siverek’e kadar manzaralı yolları, Fransadaki Millau Köprüsünün minik bir versiyonu gibi duran Adıyaman-Urfa sınırındaki Nissibi köprüsü ve eski yolu oldukça kısaltan viyadükleriyle çok başarılı olmuş.

Bu fotoyu da netten buldum:

Vaktimiz olsaydı eski yoldan gitmeyi tercih ederdim ama.
Siverekten sonra Diyarbakıra kadar gayet tempolu bir yolculuk oldu ama motorumun büyük bir açığını yakaladım: Tipi ve duruşuyla Tenere 660’ı andıran NX500 yüksek hızlarda (130-165km) gidon arasındaki boşluktan müthiş rüzgar alıyor.
Turdan birkaç önce takmış olduğum Gp kompozit tur camı gayet başarılı olmuş. Ben üstüne bir de rüzgar saptırıcı koydum her zamanki gibi ve amacım da yolda vücuduma ya da kaskıma sinek-böcek çarpmadan ve de genel olarak rüzgara pek maruz kalmadan yolculuk yapmak olmuş olsa da gidon çevresindeki boşluktan gelen rüzgardan dayak yemişe döndüm.
Motorun farının altına doğru bir gaga çıkıntısı veya yine farın altında ön maşaya doğru bir plastik parça olmalıymış kesinlikle.
Günlük kullanımda pek hissedilmeyen veya belki de yazın avantajlı diye değerlendirilebilecek bu durum bizim yolculuktaki gibi yerine göre sıfır (0) derecelerde yapılan uzun ve tempolu sürüşlerde zulüm olabiliyor.
Rüzgar gelmesin diye ön cama doğru kapandığınızda daha çok üşüyorsunuz resmen.
Oraya ram air girişi yapılıp hava filtresi konsa motor üst hızlarda 60 beygir falan üretir yani.
Bu yazıyı okuyan aksesuar üreticilerine bu şekilde müthiş basit ve karlı bir aksesuar ürettirip enfes bir yatırım tavsiyesi vermis olayım.
devamı geliyor...
Birazdan okuyacağınız satırlardaki tura birkaç yıldır niyetleniyordum ve hatta en son 29 Ekim 2024 Salı sabah Ankarada evimden çıkıp servisten yeni almış olduğum 2017 Rally motorumun ABS ışığının yanmasıyla önce belki sensör hatası vb diye düşündüğüm ama fren testi yaptığımda da sıkıntı olduğunu tespit edip 40 km sonra Bala kavşağından geri dönmek durumunda kaldığım ve serviste ABS müşür bağlantısının düzgün takılmadığından yerinden çıktığını öğrendiğim ilk teşebbüsümden sonra bu kez 30 Ekim Çarşamba günü CB125F motorumla sabah 6 gibi evden çıktığım ama hem havanın aşırı soğuk olması ve hem de en az 6 gün gereken bu turda zaten 1 gün önceki başarısız girişimimle 1 gün kaybetmiş olduğum ve de daha düşük cc ile geze geze gitmek değil turu bitirebilmek için varmak amaçlı tapagaz gitmek durumunda kalmayı istemediğim için bu kez 50 km gidip geri dönmüştüm.
Aradan neredeyse 6 ay geçtikten sonra nihayet 18 Mart Salı günü 13:00 gibi yola koyuldum.
Motoru yüklemeden önce bir foto:

Ankaranın Eskişehir yolu çıkışındaki evimden yaklaşık 50 km mesafedeki Ankaranın Kırıkkale yolu çevreyolu bitimindeki Kayaş Opete geldim 13:40 gibi ve 5 dakika sonra da tura birlikte çıkacağım İstanbuldan arkadaşım ve de adaşım Haluk da geldi.
Oradan yola koyulduk ve 70 km sonra Kırıkkale Bahşılı beldesi Acıktım Usta Lokantasında şefimiz Ahmet Ustanın müthiş kelle paça çorbasıyla enerjimizi fulleyip asıl yolculuğumuza geçtik.

2025 Ocak ayı sonunda teslim almış olduğum NX500 motorum tura başladığımızda henüz 60 km civarlarındaydı ve de 100 km hızı geçmeden Kırşehir’e kadar sürdüm.
Adaşım da tura 2023 model 9 bin kilometredeki 1250 GS Trophy motoruyla geldi ve ara ara küçük kaçamaklar yapsa da genelde benim hızlarımda sürdü O da.
Motorum 250 kilometreleri geçtikten sonra yokuş aşağı kısımlarda hızımı arttırıp sırayla vites düşürerek motoru kompresyona bindirme aktivitelerine geçtim.
Kayseriyi geçtikten sonra Erciyes Kayak Merkezine doğru tırmandık ve oradan da Develi ilçesine inişte 160 km hızları gördüm ve yine vites düşürerek kompresyona bindirme çalışmalarım eşliğinde Develiye geldik. Daha Kayserideyken hava kararmış olduğu için bu müthiş manzaralı yerleri gündüz gözüyle görememenin acısını inşallah o bölgeye bir de CRF ile giderek çıkaracağım.
İftar sonrasına kaldığımız için tavsiye edilen birkaç restoranın kapalı olduğu gerçeğiyle yüzleştik.
Açık bulduğumuz Kemeraltı Pidecisinde pek de memnun kalmadığımız bir Develi Cıvıklısı yemek durumunda kaldık. Mekanı kesinlikle tavsiye etmiyorum.
2024 Ağustosta yolumuzun düştüğü Divriği Sofra Restoranda yemiş olduğum Develi Cıvıklısı beni benden almıştı ve “Divriğide Develi Cıvıklısı böyleyse Develideki Develi Cıvıklısı ne biçimdir valla” diye beklentimi çok ama çok yükseltmişti.
Bu arada bilmeyenler için Develi Cıvıklısı Konyadaki Etli ekmek benzeri bir tür kuşbaşılı pide. (Belki kıymalıya da Cıvıklı deniyordur Develide. Bilmiyorum valla.)
Develi öğretmen evinde konakladıktan sonra normal şartlarda planlamış olduğum Yahyalı-Kapuzbaşı Şelaleleri-Kozan-Kadirli-Andırın-K.Maraş güzergahını, biz daha motora binmeden başlayan yağmurdan dolayı yolunun bir kısmı toprak olan Kapuzbaşı şelalelerine gitmeme kararı aldığımız için değiştirip rotayı Bakırdağ-Göksun-K.Maraş tarafına çevirdik.
Develiye yaklaşık 70 km mesafedeki 1990 metre rakımlı Gezbeli Geçidinde fotoğraf molası verdik.
[/url]
[url=https://hizliresim.com/pxrcw0i]

Kısmen yağmurlu, kısmen sulusepken kar yağışlı ama gayet soğuk bir havada ağırlıklı olarak köy yollarından sürdükten sonra nihayet Pınarbaşı-Göksun yoluna çıktık ve orada da sağlam bir yağmura yakalandık.
20 dk kadar yağmurda sürdükten sonra bir yakıt molası için mola verdiğimizde Ekrem İmamoğlunun gözaltına alınmış olduğu haberini aldık. Adaşım Haluk bir an İstanbula geri dönmeyi dahi düşünse de biraz durum değerlendirmesi yaptıktan sonra yola devam etmeye karar verdik ama modumuz cidden düştü.
K.Maraşa uğrayıp bir de hızlı bir şehir turu atarken önünden geçtiğimiz Akdo Dondurmacısında mola verdik. Antep fıstıklı dondurma enfesti. Müthişti. Şiddetle tavsiye ederim.
Akdonun önünde dinleniyor atlarımız.

Oradan Pazarcık-Gölbaşı-Şambayat üstünden Adıyaman’a vardık.

ve 1 gün önceden randevusunu aldığım üzere Işık Honda Bayiinde NX500 motorumun rodaj bakımını yaptırdım.
Şimdiye kadar motosiklet servis hizmeti aldığım 10 kadar farklı bayii olmuştur.
Sıtkı Ağabeyimin etkisi olmuş mudur bilemem ama Antakya Girne motor 2022 turumuzda bize ivedilikle ve güleryüzle hizmet vermis olduğu için zirveye oynamıştı.


Adıyaman Işık Hondada da bizi müthiş karşıladılar.
Aç olup olmadığımızı, hemen yemek sipariş edebileceklerini söylediler.
Diyarbakırda yemeğe davetli olduğumuz için tekliflerini geri çevirmek durumunda kaldık.
İnşallah başka bir sefere…
Sahibi Enver Işık tam bir motosiklet sevdalısı.
Ankaradaki motosiklet grubumuzdan bir arkadaşımızın 2024 Eylülde Nemrut Dağı inişinde Africa Twin motosikletinin arka frenleri bittiği için Adıyaman Işık Hondaya gittikleri ve aldıkları hizmet, gördükleri muamele ve ödeme kısmındaki kolaylığın yanında Enver Bey’in kendileriyle bizzat ilgilenmesinden dolayı çoook memnun kaldıklarını bize ballandırarak anlattıklarından beklentimiz büyüktü.
Bize anlatıldığı kadar varmış.
Satış müdürü Yılmaz Bey de işini çok severek yaptığı her halinden belli olan çok güleryüzlü bir insan.

Servis kısmı da canla başla çalışıp bizi çok oyalamadan motorumun rodaj bakımını hallettiler.
Diğer çalışan arkadaşlar da işletmenin müşteri odaklı bir firma olduğunu orada geçirdiğimiz 1 saat kadar sürede bize hissettirdiler.
Kendilerine bir kez daha teşekkür ederim.
Şimdiye kadar 2 kez şehirdışından motosiklet alıp Ankaraya binerek getirmişliğim ve de rodajını keyifle ve daha ideal şartlarda yapmışlığım olmuştur.
Bir sonraki Honda motosiklet alımımda tercihimi Adıyaman Işık Hondadan yana kullanmayı düşündüm.
Geze geze gelirim Ankaraya.
Büyükşehirlerdeki bayiilerde bu türden yaklaşımları özler olduk.
Özveriyle çalışan birkaç kişinin hatrına ve hatta bazen mecburen tercih etmek durumunda kalıyoruz.
Neyse.
Bu arada 2 yıl önceki depremde en çok hasar gören illerden birisi de Adıyamandı ve bunu bizim 2022 turumuzda 1 gece konakladığımız Adıyamanın o zamanki haliyle karşılaştırdığımızda içimiz parçalanarak gördük maalesef.
Şehir koca bir şantiyeye dönmüş ve de aralarda yıkılmadan kalan tek tük evlere bitişik, önceden binlerce insanın yaşadığı bir sürü ev şu an dümdüz hale gelmiş. Her yer moloz yığını ve/veya inşaata başlanmış şekilde.
Enver Beyin Honda Işık motosiklet bayii de içindeki tüm güncel ve klasik modelleriyle yerle bir olmuş maalesef ve de şu an geçici olarak hizmet verdikleri yere taşınmış.
Biz bayiiden çıkmak üzereyken bastıran müthiş bir yağmuru beklemek durumunda kaldık 20 dk kadar.
Yağmakta olan yağmurdan dolayı motorumu yıkanmadan teslim aldım ve de kısa bir şehir turundan sonra Diyarbakıra doğru yola çıktık.
Adıyaman Diyarbakır arası güzergah Siverek’e kadar manzaralı yolları, Fransadaki Millau Köprüsünün minik bir versiyonu gibi duran Adıyaman-Urfa sınırındaki Nissibi köprüsü ve eski yolu oldukça kısaltan viyadükleriyle çok başarılı olmuş.

Bu fotoyu da netten buldum:

Vaktimiz olsaydı eski yoldan gitmeyi tercih ederdim ama.
Siverekten sonra Diyarbakıra kadar gayet tempolu bir yolculuk oldu ama motorumun büyük bir açığını yakaladım: Tipi ve duruşuyla Tenere 660’ı andıran NX500 yüksek hızlarda (130-165km) gidon arasındaki boşluktan müthiş rüzgar alıyor.
Turdan birkaç önce takmış olduğum Gp kompozit tur camı gayet başarılı olmuş. Ben üstüne bir de rüzgar saptırıcı koydum her zamanki gibi ve amacım da yolda vücuduma ya da kaskıma sinek-böcek çarpmadan ve de genel olarak rüzgara pek maruz kalmadan yolculuk yapmak olmuş olsa da gidon çevresindeki boşluktan gelen rüzgardan dayak yemişe döndüm.
Motorun farının altına doğru bir gaga çıkıntısı veya yine farın altında ön maşaya doğru bir plastik parça olmalıymış kesinlikle.
Günlük kullanımda pek hissedilmeyen veya belki de yazın avantajlı diye değerlendirilebilecek bu durum bizim yolculuktaki gibi yerine göre sıfır (0) derecelerde yapılan uzun ve tempolu sürüşlerde zulüm olabiliyor.
Rüzgar gelmesin diye ön cama doğru kapandığınızda daha çok üşüyorsunuz resmen.
Oraya ram air girişi yapılıp hava filtresi konsa motor üst hızlarda 60 beygir falan üretir yani.
Bu yazıyı okuyan aksesuar üreticilerine bu şekilde müthiş basit ve karlı bir aksesuar ürettirip enfes bir yatırım tavsiyesi vermis olayım.
devamı geliyor...














































