2025 Mart Güneydoğu Turu

Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Arkadaşlar merhaba,

Birazdan okuyacağınız satırlardaki tura birkaç yıldır niyetleniyordum ve hatta en son 29 Ekim 2024 Salı sabah Ankarada evimden çıkıp servisten yeni almış olduğum 2017 Rally motorumun ABS ışığının yanmasıyla önce belki sensör hatası vb diye düşündüğüm ama fren testi yaptığımda da sıkıntı olduğunu tespit edip 40 km sonra Bala kavşağından geri dönmek durumunda kaldığım ve serviste ABS müşür bağlantısının düzgün takılmadığından yerinden çıktığını öğrendiğim ilk teşebbüsümden sonra bu kez 30 Ekim Çarşamba günü CB125F motorumla sabah 6 gibi evden çıktığım ama hem havanın aşırı soğuk olması ve hem de en az 6 gün gereken bu turda zaten 1 gün önceki başarısız girişimimle 1 gün kaybetmiş olduğum ve de daha düşük cc ile geze geze gitmek değil turu bitirebilmek için varmak amaçlı tapagaz gitmek durumunda kalmayı istemediğim için bu kez 50 km gidip geri dönmüştüm.



Aradan neredeyse 6 ay geçtikten sonra nihayet 18 Mart Salı günü 13:00 gibi yola koyuldum.



Motoru yüklemeden önce bir foto:





Ankaranın Eskişehir yolu çıkışındaki evimden yaklaşık 50 km mesafedeki Ankaranın Kırıkkale yolu çevreyolu bitimindeki Kayaş Opete geldim 13:40 gibi ve 5 dakika sonra da tura birlikte çıkacağım İstanbuldan arkadaşım ve de adaşım Haluk da geldi.





Oradan yola koyulduk ve 70 km sonra Kırıkkale Bahşılı beldesi Acıktım Usta Lokantasında şefimiz Ahmet Ustanın müthiş kelle paça çorbasıyla enerjimizi fulleyip asıl yolculuğumuza geçtik.




2025 Ocak ayı sonunda teslim almış olduğum NX500 motorum tura başladığımızda henüz 60 km civarlarındaydı ve de 100 km hızı geçmeden Kırşehir’e kadar sürdüm.



Adaşım da tura 2023 model 9 bin kilometredeki 1250 GS Trophy motoruyla geldi ve ara ara küçük kaçamaklar yapsa da genelde benim hızlarımda sürdü O da.



Motorum 250 kilometreleri geçtikten sonra yokuş aşağı kısımlarda hızımı arttırıp sırayla vites düşürerek motoru kompresyona bindirme aktivitelerine geçtim.



Kayseriyi geçtikten sonra Erciyes Kayak Merkezine doğru tırmandık ve oradan da Develi ilçesine inişte 160 km hızları gördüm ve yine vites düşürerek kompresyona bindirme çalışmalarım eşliğinde Develiye geldik. Daha Kayserideyken hava kararmış olduğu için bu müthiş manzaralı yerleri gündüz gözüyle görememenin acısını inşallah o bölgeye bir de CRF ile giderek çıkaracağım.




İftar sonrasına kaldığımız için tavsiye edilen birkaç restoranın kapalı olduğu gerçeğiyle yüzleştik.

Açık bulduğumuz Kemeraltı Pidecisinde pek de memnun kalmadığımız bir Develi Cıvıklısı yemek durumunda kaldık. Mekanı kesinlikle tavsiye etmiyorum.



2024 Ağustosta yolumuzun düştüğü Divriği Sofra Restoranda yemiş olduğum Develi Cıvıklısı beni benden almıştı ve “Divriğide Develi Cıvıklısı böyleyse Develideki Develi Cıvıklısı ne biçimdir valla” diye beklentimi çok ama çok yükseltmişti.



Bu arada bilmeyenler için Develi Cıvıklısı Konyadaki Etli ekmek benzeri bir tür kuşbaşılı pide. (Belki kıymalıya da Cıvıklı deniyordur Develide. Bilmiyorum valla.)



Develi öğretmen evinde konakladıktan sonra normal şartlarda planlamış olduğum Yahyalı-Kapuzbaşı Şelaleleri-Kozan-Kadirli-Andırın-K.Maraş güzergahını, biz daha motora binmeden başlayan yağmurdan dolayı yolunun bir kısmı toprak olan Kapuzbaşı şelalelerine gitmeme kararı aldığımız için değiştirip rotayı Bakırdağ-Göksun-K.Maraş tarafına çevirdik.



Develiye yaklaşık 70 km mesafedeki 1990 metre rakımlı Gezbeli Geçidinde fotoğraf molası verdik.



[/url
]



[url=https://hizliresim.com/pxrcw0i]




Kısmen yağmurlu, kısmen sulusepken kar yağışlı ama gayet soğuk bir havada ağırlıklı olarak köy yollarından sürdükten sonra nihayet Pınarbaşı-Göksun yoluna çıktık ve orada da sağlam bir yağmura yakalandık.



20 dk kadar yağmurda sürdükten sonra bir yakıt molası için mola verdiğimizde Ekrem İmamoğlunun gözaltına alınmış olduğu haberini aldık. Adaşım Haluk bir an İstanbula geri dönmeyi dahi düşünse de biraz durum değerlendirmesi yaptıktan sonra yola devam etmeye karar verdik ama modumuz cidden düştü.



K.Maraşa uğrayıp bir de hızlı bir şehir turu atarken önünden geçtiğimiz Akdo Dondurmacısında mola verdik. Antep fıstıklı dondurma enfesti. Müthişti. Şiddetle tavsiye ederim.

Akdonun önünde dinleniyor atlarımız.





Oradan Pazarcık-Gölbaşı-Şambayat üstünden Adıyaman’a vardık.





ve 1 gün önceden randevusunu aldığım üzere Işık Honda Bayiinde NX500 motorumun rodaj bakımını yaptırdım.



Şimdiye kadar motosiklet servis hizmeti aldığım 10 kadar farklı bayii olmuştur.



Sıtkı Ağabeyimin etkisi olmuş mudur bilemem ama Antakya Girne motor 2022 turumuzda bize ivedilikle ve güleryüzle hizmet vermis olduğu için zirveye oynamıştı.









Adıyaman Işık Hondada da bizi müthiş karşıladılar.



Aç olup olmadığımızı, hemen yemek sipariş edebileceklerini söylediler.



Diyarbakırda yemeğe davetli olduğumuz için tekliflerini geri çevirmek durumunda kaldık.



İnşallah başka bir sefere…



Sahibi Enver Işık tam bir motosiklet sevdalısı.



Ankaradaki motosiklet grubumuzdan bir arkadaşımızın 2024 Eylülde Nemrut Dağı inişinde Africa Twin motosikletinin arka frenleri bittiği için Adıyaman Işık Hondaya gittikleri ve aldıkları hizmet, gördükleri muamele ve ödeme kısmındaki kolaylığın yanında Enver Bey’in kendileriyle bizzat ilgilenmesinden dolayı çoook memnun kaldıklarını bize ballandırarak anlattıklarından beklentimiz büyüktü.



Bize anlatıldığı kadar varmış.



Satış müdürü Yılmaz Bey de işini çok severek yaptığı her halinden belli olan çok güleryüzlü bir insan.







Servis kısmı da canla başla çalışıp bizi çok oyalamadan motorumun rodaj bakımını hallettiler.



Diğer çalışan arkadaşlar da işletmenin müşteri odaklı bir firma olduğunu orada geçirdiğimiz 1 saat kadar sürede bize hissettirdiler.



Kendilerine bir kez daha teşekkür ederim.



Şimdiye kadar 2 kez şehirdışından motosiklet alıp Ankaraya binerek getirmişliğim ve de rodajını keyifle ve daha ideal şartlarda yapmışlığım olmuştur.



Bir sonraki Honda motosiklet alımımda tercihimi Adıyaman Işık Hondadan yana kullanmayı düşündüm.



Geze geze gelirim Ankaraya.



Büyükşehirlerdeki bayiilerde bu türden yaklaşımları özler olduk.



Özveriyle çalışan birkaç kişinin hatrına ve hatta bazen mecburen tercih etmek durumunda kalıyoruz.



Neyse.





Bu arada 2 yıl önceki depremde en çok hasar gören illerden birisi de Adıyamandı ve bunu bizim 2022 turumuzda 1 gece konakladığımız Adıyamanın o zamanki haliyle karşılaştırdığımızda içimiz parçalanarak gördük maalesef.



Şehir koca bir şantiyeye dönmüş ve de aralarda yıkılmadan kalan tek tük evlere bitişik, önceden binlerce insanın yaşadığı bir sürü ev şu an dümdüz hale gelmiş. Her yer moloz yığını ve/veya inşaata başlanmış şekilde.



Enver Beyin Honda Işık motosiklet bayii de içindeki tüm güncel ve klasik modelleriyle yerle bir olmuş maalesef ve de şu an geçici olarak hizmet verdikleri yere taşınmış.



Biz bayiiden çıkmak üzereyken bastıran müthiş bir yağmuru beklemek durumunda kaldık 20 dk kadar.



Yağmakta olan yağmurdan dolayı motorumu yıkanmadan teslim aldım ve de kısa bir şehir turundan sonra Diyarbakıra doğru yola çıktık.



Adıyaman Diyarbakır arası güzergah Siverek’e kadar manzaralı yolları, Fransadaki Millau Köprüsünün minik bir versiyonu gibi duran Adıyaman-Urfa sınırındaki Nissibi köprüsü ve eski yolu oldukça kısaltan viyadükleriyle çok başarılı olmuş.





Bu fotoyu da netten buldum:





Vaktimiz olsaydı eski yoldan gitmeyi tercih ederdim ama.



Siverekten sonra Diyarbakıra kadar gayet tempolu bir yolculuk oldu ama motorumun büyük bir açığını yakaladım: Tipi ve duruşuyla Tenere 660’ı andıran NX500 yüksek hızlarda (130-165km) gidon arasındaki boşluktan müthiş rüzgar alıyor.



Turdan birkaç önce takmış olduğum Gp kompozit tur camı gayet başarılı olmuş. Ben üstüne bir de rüzgar saptırıcı koydum her zamanki gibi ve amacım da yolda vücuduma ya da kaskıma sinek-böcek çarpmadan ve de genel olarak rüzgara pek maruz kalmadan yolculuk yapmak olmuş olsa da gidon çevresindeki boşluktan gelen rüzgardan dayak yemişe döndüm.



Motorun farının altına doğru bir gaga çıkıntısı veya yine farın altında ön maşaya doğru bir plastik parça olmalıymış kesinlikle.

Günlük kullanımda pek hissedilmeyen veya belki de yazın avantajlı diye değerlendirilebilecek bu durum bizim yolculuktaki gibi yerine göre sıfır (0) derecelerde yapılan uzun ve tempolu sürüşlerde zulüm olabiliyor.



Rüzgar gelmesin diye ön cama doğru kapandığınızda daha çok üşüyorsunuz resmen.



Oraya ram air girişi yapılıp hava filtresi konsa motor üst hızlarda 60 beygir falan üretir yani. 😊



Bu yazıyı okuyan aksesuar üreticilerine bu şekilde müthiş basit ve karlı bir aksesuar ürettirip enfes bir yatırım tavsiyesi vermis olayım. 😊



devamı geliyor...
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Gecenin bir vakti Diyarbakıra vardık ve de bizi grubumuzdan Enes karşıladı. Biraz da salaş bir mekan olan Diyarbakır Bağlar Hazrolu Mehm-et Restoranda müthiş bir şiş yedik.







Enes’in yaklaşık 5 yıllık Diyarbakır tecrübesinden sonra 2 ayda bir Ankaraya geldiğinde neden kebap yemediğini de anlamış olduk. Güneydoğudakinin 2-3 katı fazla para ödeyip çeyreği lezzetinde bile olmayan et yiyormuşuz İç Anadoluda.



Yemekten sonra eve gidip robokop kıyafetlerimizi çıkartıp insan gibi günlük kıyafetlerimizle Sur’a gittik. Orada da Ciğerci Kekeode birer şiş ciğer ve eti gömdük. Daha doğrusu ben ciğer yemediğimden ekip ciğer ben de et şiş gömdüm. Adaşım hem ciğer hem de şiş götürdü.




Bu arada sipariş verirken ben eti kastederek “şiş” dedim ve de ocakbaşındaki ustamız tam anlamadı.



Kuşbaşı eti göstererek şiş dedim bir daha ve o da “CİGER o CİGER CİGER” diye düzeltti beni. 😊



Meğer şiş denince ciğer akla geliyormuş.



Kuzu şiş için kuşbaşı diyorlarmış.



Öğrendik.



Sonra bir de 50 metre ötedeki Hacıbaba’da da fıstıklı çimdik üstüne dondurmaları da afiyetle mideye indirdik.









Yediklerimizi eritelim diye yürüşe çıkalım dedik ama daha 10 metre ötede tezgahta gördüğüm taze çağladan da yarım kilo kadar alıverdim ve de yürürken çağlayı da hüplettik.



Gece Enes’in evinde konakladık ve de sabah 8 buçuk gibi tekrardan yola koyulmadan önce pozumuzu verdik.





İstikamet önce 10 gözlü köprü ve de oradan da Batman idi.







Köprüde birkaç foto video çektikten sonra yine ara ara yağan yağmur eşliğinde yaklaşık 1.5 saat sonra Batmana vardık.





Yarım saat kadar şehir turu attıktan sonra Hasankeyf yoluna dönülen kavşakta hem kahvaltıyı hem de öğle yemeğini aradan çıkaracak bir mekan olan Çorba Durağı’nı gördük. Kelle paça üstüne şiş kebapları da gömerek bu vazifeyi de aradan çıkarttık.





Motorları da sundurma altına çektik valla.









Hasankeyfe doğru yola çıktık. En son 20 yıl kadar önce gitmiş olduğum Hasankeyfin büyük oranda sular altında kalmış olduğunu, Ilısu baraj gölünün karşısına yeni bir Hasankeyf şehri kurulduğunu biliyor olsam da yine de üzülerek gördüm. Mimarisinde tamamen yöreye yakışacak şekilde bir yol izlenmiş olsa da yine de eski Hasankeyf farklıydı.





Ilısu baraj gölünün suları altında kalan eski Hasankeyf’e de asfaltın bittiği yere kadar gidip yine çamurlu yola girmeden gerisin geriye döndük açıkçası.



Bu tura benim CRF Rally ile çıkmış olsaydım girmekten kaçındığım tüm yollara girerdim ve adaşımı da ikna edip o yollara sokardım vallahi.



Hatta 2019 Temmuzda ben Rally adaşım da diğer motoru NC750X ile Uludağ zirvede oteller bölgesinden öteye gidip orada koca koca taşların arasından geçmişliğimiz de vardır.



Ama galiba hava soğuk, süre az ve mesafeler de çok olunca bize çok fazla zaman kaybettireceğini düşündüğümüz güzergahlara girmekten kaçındık.



Oradan yola devam edip rotayı Midyata çevirdik. Hükümet Kadın filminin bazı sahnelerinin de çekildiği şehirde birkaç tur atıp tarihi Midyat Süryani Çarşısında birkaç poz fotoğraf çektirdik





Daha sonra Mardine gitmek üzere yola koyulduk ama birkaç caddede devam etmekte olan yol tadilatından dolayı dön baba dön şeklinde tekrar Midyat turu atarak nihayet yola çıktık. Ömerli ve ülkemizdeki en lezzetli kirazlarıyla ünlü Yeşilli üzerinden Mardin’e ulaştık nihayet.







Öğretmen evine girip eşyalarımızı attıktan sonra birkaç da korumamızı çıkartıp eski Mardin’e doğru yola koyulduk. Tam iftar vakti olduğundan açık olan birkaç dükkan da kapandı ve biz de motorlarımızı yol kenarına parkedip müthiş gün batımı kızıllığı eşliğinde Mezopotamya manzarasını içimize çektik.







Güneydoğunun incisi Mardin’in gündüzü ayrı gecesi ayrı güzel.





Ana caddede biraz oyalandıktan sonra motorlarımıza atlayıp tekrar bir eski Mardin turu attık ve de arkadaşımız Ramazan ile buluşmak üzere Alibaba Restorana geçtik.



2 katlı olarak dizayn edilmiş restoranın üst katı tamamen dolu olduğundan alt katta oturduk ama şaşırdığım şey kapalı mekan olmasına rağmen alt katta fosur fosur sigara içiliyor olmasıydı. Kapıya yakın bir yere oturarak sıkça temiz havaya maruz kaldığımız çok keyifli bir 2 saat geçirdik. Öğlen Batmanda yediğimiz çorba ve kebapları eritememişken üstüne burada yediğimiz karışık kebap ve tatlılar da çok başarılıydı yine.



Müthiş bir sohbet muhabbetten sonra oradan kalkıp birkaç bina yandaki Waflin Cafe’ye geçtik.



O kadar yemek yemekten tam ruhumu teslim edecekken büyük şehirlerde 1 büyük porsiyona denk gelecek ama yarım porsiyon olarak servis edilen müthiş başarılı waffle ikramı geldi önümüze. Mekanın sahibi zaten arkadaşımız Ramazan’ın yeğeni olduğundan onlar kendi aralarında hesabı öderim-burada paran geçmez muhabbeti yaparken ben tatlı komasına girdim ve de kendimi soda eşliğinde dışarı attım.



Hatta bu yeme-içme turunda masamıza servis edilen yiyeceklerden yarısını ancak yiyebildiğim ve kalan yarısını mındar ettiğim tek öğünüm buradaki çikolatalı waffle oldu.



O kadar tok olmasaydım 2 porsiyon bile yiyebileceğim lezizlikte bir waffle idi.



Ömrümün son dakikalarını yaşıyor hissiyatı içinde olduğumdan foto bile çekemedim.

Mekan burası:




Yolu Mardin’e düşenlere şiddetle tavsiye ederim.









Mekandan çıktıktan sonra Mardin’in gece görünüşü için Kızıltepe yoluna doğru indik. Gerçekten de gündüzü seyranlık gecesi gerdanlık sözünü hakediyor bu şehir. Üstteki foto gibi bunu da netten buldum zira hava yağışlı ve bulutluydu.





Gece yarısından sonra tesisimize döndük ve sabah 7’ye kadar güzel bir uyku çektik.



Sabah tesisteki kahvaltıdan sonra tekrar bir eski Mardin turu atıp Urfaya gitmek üzere yola koyulduk.



Normal güzergah Viranşehir üzerinden tamamen duble yol ve de tıpkı Adıyamandan gelirken Siverek-Diyarbakır güzergahı gibi çok sıkıcı bir 200 km ve 3 saat boyunca sürmeniz gerekiyor.



Tabii ki bu oyuna gelmedim ve de rotayı Kızıltepe üzerinden Suriye sınırına paralel bir şekilde önce Ceylanpınar ve peşinden de Akçakale üstünden Urfa olarak ayarladım. Bu tercih bize fazladan 70 km ve de 1.5 saate malolsa da yine olsa yine aynı güzergahtan giderdim.



Otomobille seyahat ediyor olsam rota esnetme ve az tercih edilen yollardan geçmeyi neredeyse hiç tercih etmezdim herhalde.



Ama işin içine motosikletle gezmek girince ana yollardan kaçınıp az geçilen yolları tercih etmekten neredeyse hiç pişman olmadım.



Hem Ceylanpınar ve hem de Akçakalede sınıra gidip gümrük kapısı önünde poz verdik.





Ceylanpınar ilçesi sınıra yakın ama sınır çizgisinin kavisinden dolayı içeriye doğru 7-8 km girebiliyorsunuz.



Akçakale ise tam sınırda olduğundan birkaç dakikada gümrük kapısına gidebiliyorsunuz.







2022 Nisan’ındaki Güney turumuzda da Hatay Yayladağı sınır kapısında poz vermiştik.





2024 Mayısta da Edirne İpsalada Yunanistan sınırı önünde pozumuz mevcut





Akçakaleden sonra rotayı kuzeye, Urfaya çevirdik.



Yine en az 20 yıl falan olmuştur Urfaya gelmeyeli.



Urfa ve çevresi de tıpkı Mardin ve çevresi gibi görülmesi gereken yerlerle dolu.



Ve bizim bu turumuz resmen “ateş almaya gelme” turu olduğundan kısa sürede sadece en çok görülmesi gereken yerleri 5 dakikada Beşiktaş mantığıyla görüp “kısmetse buraya daha uzun zamanımızda bir daha gelelim” şeklinde gelişiyor.



Ne Harran, ne Göbeklitepe, ne de Halfetiye vakit ayırabildik.



Mardinde de ne Mor Gabriel, ne Deyrulzafaran, ne de Dara Antik kentine gidebildik.



Gerçi bazı yerleri havanın yağışlı ve soğuk olmasından dolayı da es geçmedik değil ama yine de sürenin az ve de mesafelerin uzun olduğu bir tur oldu bu kez (veya yine 😊)





Urfaya güney kısımdan girdikten sonra şehirdeki tek vakit geçireceğimiz mekan tabii ki de Balıklıgöl idi.




Balıklıgölde foto çektirmeyi düşünürken alttaki fotodaki birisi Samir ve diğerinin adını şu an hatırlayamadığım 2 genç bizimle fotoğraf çektirmek istedi. Üstteki videonun sonunda da duyuluyor zaten.

Kendilerini kırmadık tabii. 😊



Yaklaşık 1.5 saat kadar vakit geçirdik Urfada.



Bunun temizinden yarım saati motorlara park aramak ve oradan da Balıklıgöle gidip sonrasında da tekrar motorların başına gelmekle geçmiştir.



Bir de turumuzdan 1 hafta önceki motosiklet fuarından NX500 için GP Kompozitten neredeyse tüm aksesuarları almıştım ama ellerinde sadece tur camı, ayna genişletme, yan ayak genişletme ve tank pad olduğu için Ankara dönüşünde bu ürünleri Pendikte fabrika mağazasından temin edip diğerlerinin Ankaraya kargolanmasını beklemek durumunda kalmıştım.



Tabii ki koruma demiri ve arka çanta demiri olmadan ve haliyle de topcase takamadan çıkmak durumunda kaldım tura.



Ben de fotolarda gördüğünüz tekerlekli çantayı motorun artçı selesi kısmına bağlayarak günü kurtardım.



Tabii Balıklıgölde uluorta bir yerde bıraktığımız motorlarımızdan söküp yanıma aldım çantayı ve Balıklıgölü öyle gezdik. 😊



Aslında adaşım işlerini ayarlayabilseydi turu 8 geceye çıkarma planım vardı ve ondan dolayı da yanıma daha fazla eşya almıştım açıkçası.



Gerçi ülkede gelinen noktada tur süresini uzatamazmışız zaten.



Daha az eşya ile ve de daha küçük ve de dikkat çekmeyen motorlarla gelmiş olsaydık çok daha yakın bir yerlere bırakabilirdik motorları.



Hatta adaşıma tura PCX motoruyla gelmesini ve ben de ona Crypton S veya CB125F motorlarımdan birisiyle eşlik edebileceğimi söyledim kaç defa ama süre az ve mesafeler de cidden uzun olunca bu mümkün olmadı işte.



Kısmet artık.

devamı geliyor...
 
Katılım
28 Şub 2025
Mesajlar
1,405
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Güzel gezi olmuş.

En beğendiğim foto Pazarcık fotosu. Arkadan motor baya baya hoş çıkmış,kalıbı da size tam uymuş gibi :)
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Urfadan çıkıp rotayı Birecik’e çevirdik yine eski yoldan.



Birecik de hep etkilemiştir beni.



Şehrin eski dokusuna dokunulmamış olması güzel. Özellikle tünelden batıya doğru çıktığınızda gördüğünüz manzara 100 yıl önceki halinden çok farklı değilmiş gibi.



Birecik merkezde Cevdet Usta restoranda şişleri gömdük. Orası da geçer not aldı bizden.



Akşam Osmaniyeye de uğrayıp konaklamak için Adanaya geçeceğimizden neredeyse 300 km’ye yakın bir yolumuz vardı ve bu sebeple de Halfetiyi de es geçtik.



Nizip girişinde de turumuzun benim de olduğum kısımlarında tek otoban kullanımını Nizip-Osmaniye-Adana arasında yaptık.



Otobana girer girmez gün boyu yağmamış olan hava bizden intikamını aldı ve de Nizip-Nurdağı arasındaki 120 kilometreyi bardaktan boşalırcasına yağan bir yağmur eşliğinde tapagaz geçtik.



Devamında havanın karardığı saatlerde fıstık ve acılı şalgam suyu almak ve denk getirebilirsek ülkemizde satılmış neredeyse bütün Toyota modellerine rastlayabilmek umuduyla Osmaniyeye girdik ama yine iftar vaktine denk geldiğimiz için sadece fıstık ve şalgam alışverişi yapıp Osmaniyenin de depremden etkilenmiş olduğunu ve de haliyle Adıyamana benzer görüntülerle dev bir şantiyeyi andırmış olduğunu üzülerek gördük. Adıyamanda hava yağmurlu olduğu için toz yoktu ama Osmaniyede tozdan göz gözü görmüyordu desem çok abartmam.



Fıstığı 2 paket aldığım için diğer paketin dibini görmüş olsam da diğer paket açılmadan duruyordu ama söylemesi ayıp şalgamın çoğunu içtikten sonra farkettim fotosunu çekmediğimi. 😊





Fıstığı şu linkteki mekandan satın aldım:

https://www.osmaniyeyerfistigi.com/



Girişte kaçırdığımız levhayı çıkışta yakaladık:





Osmaniyede 1 saat kadar vakit geçirdikten sonra konaklayacağımız mekan olan Adanaya geldik ve saat 9 civarında da önceden yer ayırttığımız tesisimize girdik.



Aslında çok sevdiğim dostumla, Erenle buluşup ya Adanadaki kebap mekanımız Yüreğir Yavuzlar mahallesindeki Öz Gönül’e ya da bu sefer değişiklik olsun diye Eren’in söyleyeceği başka bir mekana gidecektik ama yeni yakalandığı nezleden dolayı çok de keyfi olmayan arkadaşımın dinlenmesi gerektiğini düşündüğüm; Eren ise bize hastalık bulaştırmamak istediği için buluşma işini “sabah tekrar haberleşiriz’e” bağladık ve de geceyi müthiş Osmaniye fıstığı ve şalgamının müthiş eşliğinde tamamlayıp derin uykuya daldık.



Sabah 7 gibi Erenle yazıştık ve de durumunun daha da keyifsiz olduğunu öğrendim. O yüzden bir sonraki sefere erteledik görüşmeyi

Mekandan bir de Seyhan Gölü manzarası çektik:





Kendisinin de tavsiyesiyle yola çıkmadan önce tostçu Kazımda 2’şer adet karışık tost ve muzlu süt + havuç suyunu gömerek enerji toplayıp Tarsusa doğru yola koyulduk.





Tarsusta gişelerden çıkıp güzergahı her zamanki gibi eski yoldan Gülek tarafına çevirdik.



1984’le 1993 yılları arasında kısım kısım hizmete açılan Pozantı Otoyolundan önceki dönemlerde İstanbul, Ankara ve İzmiri Güneydoğuya ve o dönemlerde bütünlüğünü korumakta olan Suriye ve Irak gibi komşularımıza bağlayan Gülek geçidi eskilerin anlattığı yol hikayelerinde mutlaka yer verilen efsane bir güzergahtı.



Otobandan sonra sadece bizim gibi kafadan kırıkların ya da Çamlıyayla – Çamalan – Akçatekir yaylalarına gidecek olup da araç kullanmaktan keyif alanların tercih ettiği bu yolda Zirve Restoranı da şiddetle tavsiye ediyorum. Bu sefer olmasa da önceki sürüşlerimizde burada mola vermiştik ve de pirzolası gerçekten çok başarılıydı.



Tepede Gülek Kalesi de görülmesi gereken yerlerden.

Gülek demişken…







Bu da benim Karakaçan Honda Wave110i’yi 2015 yılında Mersinden satın aldıktan sonra Ankaraya dönüşümü de yine Gülekten yapmıştım.





Gülekten sonra Pozantıya ve oradan da Ulukışlaya yine 2 derecelerdeki sürüşle vardık.

Ulukışlayı çıktıktan 6 km sonra her daim soğuk olan Kardeşgediği geçidinden geçiyorsunuz.





Hatta Pozantıdan itibaren Ulukışla çıkışına kadar devamlı rüzgar alan ve yazın serin kışın ise buz gibi esen bir boğazdan geçersiniz. Burası tıpkı Bozüyükten sonraki Mezit deresi ve köprüleri gibi sayıca 15 civarındaki Çakıt deresi ve köprüleriyle kıvrıla kıvrıla yol alacağınız efsane bir yoldur.



Adanadan vakitlice çıktığımız için Ulukışladan sonra bir esnetme daha yapabileceğimize kanaat getirdim ve de Aksaraya doğru sürmek yerine rotayı Ereğli tarafına çevirdim. En son 1987’de İzmir’den gelmiştim Ereğliye ve de Ulukışla Ereğli arasındaki 50 kilometrelik kısım da ilk kez geçtiğim bir güzergah oldu bu tur.





Oradan Karapınar ilçesine kadar sürüp sola döndük ve birkaç km sonra Meke Gölü’ne ulaştık.





















Bu üstteki fotonun üst kısmında gördüğünüz karartı ise yıllardır severek kullandığım kışlık Difi eldivenlerimin NX500’ün sol işaret parmağına denk gelen selektör tuşunun sivri ucunun gazabına uğrayıp delinip dışarı sarkan bağırsaklarına ait.










devamı akşama gelecek...
 
Katılım
7 Kas 2016
Mesajlar
9,802
Motosikleti
Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
Ne güzel gezi olmuş.

Kelle paçalar içilmiş, kebaplar yenmiş. Köfteci tayfadan biri olarak severek okudum.
 
Katılım
23 Eyl 2024
Mesajlar
84
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Doğulu olarak, Her sene 'Mardin-Batman-Şırnak' olarak bermuda üçgeni misali gidip gezerim. Yüreğine sağlık abi çok temiz olmuş.
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
NX500 motorumun sol işaret parmağıyla kullandığımız selektör tuşu:




Üstteki fotoyla mukayese etmek açısından bir de 2023 model yeni kasa CB125F motorumun aynı yere konumlandırılmış selektör tuşunun da fotosunu paylaşıyorum:






Honda'nın neden böyle sivri uçlu bir selektör tuşu kullandığını anlamak zor.


Bana bir eldiven borçlusun NX500.





Meke gölüne geri dönecek olursak, neredeyse hiç su kalmamıştı.



Eminim eski günlerinde çok güzel anlara arka plan olmuştur bu Volkanik krater gölü.









Karapınardan Ankara dönüşünü tabii ki ara yollardan yapmak yakışırdı bize.



Ve öyle de yaptık.



Gölyazı veSağlık beldelerinden geçip Cihanbeyli’ye 15, Kulu’ya da 35 km mesafedeki Yeniceoba kavşağına çıktık yaklaşık 210 km ve de 4 saat sonra. Tabii bir kez çok üşüdüğümüz için içe katman takviyesi, bir kez ihtiyaç ve bir kez de yakıt + dinlenme molası verdik.

Meke Gölünden Kulu makasa kadar olan güzergahımız:







Geçtiğimiz yol kalitesi genelde alttaki fotodaki gibiydi ve birkaç gün önce yağmış olan kar yolun sağına-soluna kürenmişti:




Cihanbeyli-Kulu arasındaki Yeniceoba kavşağına 10 km falan kala yol çalışması olduğundan tarlalara dalıp keçi yolumsu stabilize yollardan geçerek ana yola çıkabildik ama en az yarım saatimize maloldu bu aksiyon.


Çok güzeldi ama. 😊


Kulu ve öncesinde beldelerdeki İsveçli gurbetçilerin yaptırmış olduğu şahane evlerin manzarası eşliğinde Kulu makastan Ankara istikametine döndük ve de 18:00 civarlarında Gölbaşına geldik.



İftara yaklaşık 1 saat kalmış olduğu için bizim eve yakın Peçenek Dönerde iftar öncesi bir köşede çabucak birşeyler atıştırma fikri mekanın ramazanda kapalı olduğunu gösteren tabela ile “inşallah Çayyolu Aspavada yer bulabiliriz” endişesine dönüştü bende.



Tabii ki yer bulamadım o saatte ama neyse ki paket yaptırıp evde atıştırma seçeneğini değerlendirdik ve de tam da öyle yaptık.



4 gece konaklamalı bu turumuzda ben 2600 km civarı yol yaptım.




Tura İstanbuldan katılan adaşım Haluk da 3500 km civarı bir yol yapmış oldu.



Benim NX500’ün tur ortalaması 4.1 lt olurken 1250GS motorun ortalaması 5.0 litre oldu.



Motor 10 bin kilometreyi devirdikten sonra ve havalar daha da ısınınca muhtemelen yarım litre kadar daha az yakar.


Hatta 100 km'yi geçmeyen daha efendi sürüşlerde 3 lt altına bile inmek zor olmayacaktır.
Yani motor kendine geldikten sonra hem benim eski ve hem de adaşımın diğer motoru NC750X gibi yakıyor diyebiliriz NX için.



NX artçılı kullanım için küçük bir motor.



Sürücü 60, artçısı da 50 kilo falansa iş görür ama. 😊



Havalar beklediğimiz ve planladığımızdan çok daha soğuktu tur boyunca.



Haluk Bolu dağında hafif kar yağışına yakalanmış Ankaraya gelirken.



Erciyes kayak merkezi civarlarında da yine hafiften kar yağıyordu.



Biz ilk gün Kayseriye geldik ve ertesi gün Kırşehir-Kayseri yolu kar yüzünden trafiğe kapandı.



Geçtiğimiz çoğu şehrin kenarındaki dağların tepeleri karlıydı ve de ondan dolayı o kar soğuğunu yemek durumunda kaldık.



Fuarın olduğu hafta, yani 1 hafta önce çıkılsaymış bu tura efsane olurmuş.



Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.



Altta turla ilgili harita ekran görüntüleri ve güzergah bilgileri mevcut.



Herkese selamlar.











2025 Mart Güneydoğu Turu

1. gün: 18 Mart Salı. Bahşılı-Kırşehir-Kayseri-Erciyes Kayak merkezi-Develi. Yaklaşık 400km-7 saat.





2. gün: 19 Mart Çarşamba. Develi-Bakırdağ-Göksun-K.Maraş-Pazarcık-Gölbaşı-Adıyaman-Kahta-Siverek-Diyarbakır. Yaklaşık 600 km-12 saat.





3. gün: 20 Mart Perşembe. Diyarbakır-Bismil-Batman-Hasankeyf-Midyat-Mardin. Yaklaşık 280 km-8 saat.





4. gün: 21 Mart Cuma. Mardin-Kızıltepe-Ceylanpınar-Akçakale-Urfa-Balıklıgöl-Birecik-Nizip-Osmaniye-Adana. Yaklaşık 650 km-11 saat.





5. gün: 22 Mart Cumartesi Adana-Tarsus-Gülek-Pozantı-Ulukışla-Ereğli-Karapınar-Meke Gölü-Eşmekaya-Gölyazı-Sağlık-Kulu-Gölbaşı-Ankara. Yaklaşık 650 km-11 saat.





Ekran görüntülerinde yazan mesafe ve süre bilgileriyle benim yaklaşık olarak verdiğim mesafe ve süre bilgileri arasındaki farkın nedenleri ise:

  • Her 300 km civarında yakıt molası vermis olmamız
  • Her 4-5 saatte bir yemek ve/veya ihtiyaç molası vermis olmamız.
  • Güzergahımızdaki şehir merkezlerinde bir tur atış ve hatta biraz oyalanmamız.
  • Konakladığımız şehirden ayrılmadan önce bir de gündüz gözüyle tur atmamız:
  • Konuda görmüş olduğunuz fotoğrafların çekilmesi için de ara ara durmak zorunda olmamızdır.


Buraya kadar sabredip okuduysanız ne mutlu bana.



Bir de bonus olarak yağmurlu güzergahta sürüş sonrası NX500’ün ön ve arka çamurluk performansını gösteren video paylaşayım.




Herkese selamlar.
 
Katılım
17 Eki 2019
Mesajlar
801
Motosikleti
BMW 1250 GS ADV
Hayranlıkla okudum. Planladığımız rotalara az kaldı. Sizin paylaşımınız sabrımızı iyice tüketti :)
Bu sene nasipse Thassos, Dedeağaç, Kapadokya, Eski foça ve Romanya Transfagaraşan, Transalpina, Sırbistan planlarım var. Kazasız belasız gidip gelmek nasip olur inşallah.
 
Katılım
25 Eki 2022
Mesajlar
2,085
Motosikleti
Yamaha XSR700
Gerçekten çok güzel gezmişsiniz. Tekerinize taş değmesin. Böyle konuları okudukça motora atlayıp yola çıkasım geliyor. Şöyle kafa dengi bir arkadaş bulmak lazım.

Benim NX500’ün tur ortalaması 4.1 lt olurken 1250GS motorun ortalaması 5.0 litre oldu.

Aradaki fazladan 750cc'ye rağmen 1250'nin sadece 0.9 litre fazla yakması gerçekten inanılmaz.
 
Katılım
2 Eki 2023
Mesajlar
2,205
Motosikleti
Honda CB750 Hornet / Kanuni Seha 150
Biraz eksik ama harika gezi...

Hep imrendiğim ama muhtemelen hiç yapamayacağım işler...

Bu arada NX500, arka maşa hariç çok güzel motormuş :)
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Üstat güzel gezi olmuş, eline emeğine sağlık.
Teşekkür ederim Tommycim. Ankara gidiş ve dönüşü çok soğuktu.

Gittiğimiz yerlerde hava sıcak olur diye tam kışlık giyinmemiştim.

Çanta demiri olmadığından arka çanta ve ona bağlayacağım başka çanta da alamayınca başka bir çantayı karga tulumba bağladım spanzetle ve öylece turu aradan çıkarttık işte.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Çok güzel gezi olmuş tebrikler.....
Çok teşekkür ederim.

Sezonu açtık artık.

İnşallah devamı da gelir.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Güzel gezi olmuş.

En beğendiğim foto Pazarcık fotosu. Arkadan motor baya baya hoş çıkmış,kalıbı da size tam uymuş gibi :)
Benim Crf'yi çok aradım bu turda valla.

Yol seçmez.

Gerektiğinde 130 hatta 140'ları görür ve hatta o süratlerde gitmeye de itiraz etmez.

100-110'la dünyayı dolaşırsın.

Bu turda yağmur-çamur var diye girmekten imtina ettiğimiz ne kadar yer varsa oralara crf ile tekrar gideceğim inşallah.

Meke gölü çevresini yumuşak kum ve hatta bazen koyu kıvamlı balçık kıvamında bir yüzeyi olduğu ve 2 kez oraya saplanır gibi olduğum için tam tur dönemedim mesela.


Crf olsa tozunu attırırdım oranın.

Asfalttan har har gidiş bana göre değilmiş.

Motor bizi özgür kılıyor diye sevmiyor muyuz zaten bu işi?

Yol seçmeyen, üstünde yol dışı için de uygun bir lastik takımı olan ve hafif motosikletler daha da özgürleştiriyor bizi işte.


Bu tur yıllar sonra tekrardan 250 cc üstü bir motorla yola çıktığım ilk tur oldu ve üstte yazdığım cümlenin doğruluğunu hep hissettim.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Ne güzel gezi olmuş.

Kelle paçalar içilmiş, kebaplar yenmiş. Köfteci tayfadan biri olarak severek okudum.
İnşallah yazın denk getirip bir lezzet turu yaparız.

İlk mesajda bahsettiğim "Acıktım Usta" restoranında 2024 şubatta içtim hayattaki ilk kelle paça çorbamı.


"Meğer neler kaçırmışım yıllardır" dedim.


Kokoreç dışında da hiç sakatat yemem.

İsterdim ama yiyemiyorum işte.

Ciğer de aynı şekilde.

Edirne'de, Adana'da, Diyarbakır'da denedim.

Benlik değil.

Kelle paça üstüne köfte gömeceğimiz mekan vardır elbet Trakyada. 😆
 
Son düzenleme:
Katılım
7 Kas 2016
Mesajlar
9,802
Motosikleti
Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
Kelle paça üstüne köfte gömeceğimiz mekan vardır elbet Trakyada. 😆
Trakya'nın olayı zaten, kelle-paça üzerine köfte, midede yer kaldıysa ya da Cyan ya da benim gibi hadi bugün ayılık yapalım dediğimizde de hepsinin üzerine ayrabol tatlısı. :)

Nisan, mayıs, haziran ayları da oğlak çevirme mevsimi buralarda. Lastiklerimi değiştirince ilk fırsatta çevirmecinin olduğu köyü de bir kolaçan edeceğim, bakalım çevirmeci ne kadar zam yapmış bu yıl.
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Hayranlıkla okudum. Planladığımız rotalara az kaldı. Sizin paylaşımınız sabrımızı iyice tüketti :)
Bu sene nasipse Thassos, Dedeağaç, Kapadokya, Eski foça ve Romanya Transfagaraşan, Transalpina, Sırbistan planlarım var. Kazasız belasız gidip gelmek nasip olur inşallah.
Teşekkür ederim. Beğendiğinize ve hatta gaza bile geldiğinize sevindim.

İnşallah siz de istediğiniz rotaları yapıp kurtlarınızı döker ve hatta burada da detaylı raporunuzu bizlerle paylaşırsınız.:)

Selamlar.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Gerçekten çok güzel gezmişsiniz. Tekerinize taş değmesin. Böyle konuları okudukça motora atlayıp yola çıkasım geliyor. Şöyle kafa dengi bir arkadaş bulmak lazım.



Aradaki fazladan 750cc'ye rağmen 1250'nin sadece 0.9 litre fazla yakması gerçekten inanılmaz.
Kafa dengi arkadaş olayı cidden çok önemli.

Hatta kafa dengi olduğunu düşündüğünüz ama yoldaki sürüş-sürüş süresi-ortalama sürüş sürati-rotayı esnetme esnekliği-mola yeri seçimi-konaklama yeri seçimi vb konulardan birisi ya da birkaçında bile sizden farklı düşünen bir arkadaşla bile sürtüşme çıkabiliyor tur devam ederken.

Burada suçlu da yok yani.

Herkesin önceliği aynı olmayabiliyor.


Ya bunları baştan çok detaylı bir şekilde konuşacaksınız ki o bile bazen teoride kaldığı ve yola çıktıktan sonra bazı şeylerin değişebileceği ihtimalini de değerlendirmek gerekiyor, ya da gerçekten sizin önceliklerine ayak uydurmaya çalışan ve aynı şekilde sizin de o kişinin önceliklerine saygı duyabileceğiniz birisi olmalı. Uyumlu birisi olmalı yani.

İnterkomsuz da olmaz bu birlikte sürme işi.

Kaliteli bir interkom edinmelisiniz mutlaka, eğer mevcut değilse.

Kafa dengi bir arkadaşla tura çıkmadan önce (eğer daha önce yapmadıysanız) birkaç günlük bir tura tek başınıza çıkıp kafanızı dinleseniz ve tur sırasında kendi beğenilerinizi ve hoşlanmadığınız senaryoları tespit etseniz, başkalarıyla çıkacağınız turlar için bir referans oluyor kesinlikle.

Ben şimdiye kadar yaptığım uzun yol turlarının 5'de birinde yalnızdım ve bundan da müthiş keyif alırım.

Müzik falan da dinlemem hiç.

Benim için "yolda olmak" çok önemli.

Kendi başınıza sürerken mutluysanız, kafa dengi birisiyle interkom eşliğiyle birlikte sürmekten müthiş keyif alacağınız kesindir ama.

Yolda olmaktan hoşlanmayan birisi yanındakine de keyif vermez.

Tecrübeyle sabittir.

Neyse.


Adaşımda daha önce 1200 GS de vardı son üretilenlerden.

Onu da turlarda sürmüşlüğüm vardı.

Gerek o motor ve gerekse de şimdiki 1250 GS gerçekten çok performanslı ve yolu az hissettiren makineler.

Hem o cüsseye, hem 3'lü çanta setine ve hem de şaft aktarmaya rağmen "güçlü motorların efendi süratlerde" az yakabilme yeteneğini sonuna kadar gösterdi 1250 GS.

Bana çok hitap etmiyor ama. :LOL:


NX500 de hem rodajda olmasından dolayı fazla yaktı ve hem de far altından gidon arasına müthiş bir rüzgar akımı yönlendirmesinden yol boyunca sanki "naked" motor sürüyormuşum gibi bir yandan bana dayak atıp dururken bir yandan da yelken gibi şişirip durdu tur boyunca beni. Bu da düşündüğümden daha fazla yakmasına sebep oldu.

850 km civarında rodaj bakımını yaptırdıktan sonra Adıyaman-Diyarbakır arası ve daha sonrasında da Mardin-Adana arasında neredeyse hep 140 km üstü süratlerde geldiğimiz için son darbeyi de oradan yedim aslında.


Havanın sıcak olduğu bir dönemde ve motor da biraz daha yol yaptıktan sonra 100-110 km süratlerde gidilse 3 lt'yi geçmez diye düşünüyorum.

Tabii tüm bu yazdıklarım GS serisinin de dikkatli kullanımda cüssesine göre çok az tüketebileceğini gölgelememeli.


Selamlar.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Tebrikler Hocam, çok güzel bir tur ve anlatım olmuş👏👏✌️☘️
Ben teşekkür ederim forumdaşım.

Okurken keyif aldığına sevindim.:)


Selamlar.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Biraz eksik ama harika gezi...

Hep imrendiğim ama muhtemelen hiç yapamayacağım işler...

Bu arada NX500, arka maşa hariç çok güzel motormuş :)
Elimizden geleni yaptık ama süre kısıtlı olunca bu kadar oldu valla.

İmrenmekle başlıyor bu işler.

Yanılmıyorsam Ankaradaydın sen de.

Bizim küçük turlara davet edeyim seni de istersen.

Bir bakarsın "iron butt" bile olmuşsun sonra. :)



Forumun "arka maşa fetişliği"ne yorum yapamıyorum artık. :LOL:

Selamlar.
 
Son düzenleme:

F54

Katılım
25 Haz 2010
Mesajlar
14,941
güzel gezi olmuş yemekler tuzu biberi olmuş
nx te aynı nc gibi arka amortisörü patlatır 25000 km ler gibi
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
güzel gezi olmuş yemekler tuzu biberi olmuş
nx te aynı nc gibi arka amortisörü patlatır 25000 km ler gibi
Teşekkür ederim Fatih.

NX bende muhtemelen o kadar kilometre kalmaz gibime geliyor. :LOL:
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Turumuzda yaklaşık 300 km civarında yakıt aldık.

Birkaç kez tespit ettiğim bir durumu sizlerle de paylaşayım:

300 km civarı yol yaptıktan sonra GS ile NX arasında yol bilgisayarı verilerinde ciddi bir fark var.
1250 GS yaklaşık olarak 300 km'de 10 km civarı daha az yol yapmış görünüyor benim NX500'e göre.

Ya da NX500 aynı mesafede 10 km civarı daha fazla yol yapmış görünüyor.

Videoyu izleyince rakamların konuştuğunu göreceksiniz:


Neden böyle oluyor dersiniz?
 
Son düzenleme:
Katılım
7 Kas 2016
Mesajlar
9,802
Motosikleti
Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
Hayranlıkla okudum. Planladığımız rotalara az kaldı. Sizin paylaşımınız sabrımızı iyice tüketti :)
Bu sene nasipse Thassos, Dedeağaç, Kapadokya, Eski foça ve Romanya Transfagaraşan, Transalpina, Sırbistan planlarım var. Kazasız belasız gidip gelmek nasip olur inşallah.

Aynı bu rotalar benim de aklımda ama bu yaz için bana erken olur, bu ay arabayla Selanik'e gidip eşime ve bana birer kask ve onun diğer ekipman eksiklerini tamamlayacağız, sonrasında yazın hafta sonları ya da 2-3 gecelik şeklinde motora kamp malzemelerini yükleyip Dedeağaç ve belki daha ilerisinde Taşoz'a geçme niyetimiz var ama daha ötesi için bize henüz erken.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst