Ya şimdi ekşide yazılan olayın detayını bilmediğim için ne desem boş, ama evet Türkiye'nin hukuksuzluklar ülkesi olması nedeniyle en baba diyeceğimiz şirketlerde bile problemler yaşanıyor. Misal ben de bir ay kadar önce üçüncü defa aynı arızayı yaptığı için robot süpürge yolladım servise, değişim istiyorum diye hakkım olduğunu bildiğimi de açıklayarak bir A4'e not yazdım.. Çeşme suyu kullanmayın diye uyarı yapıp, güya tamir edip yollamışlar dallamalar. Mahkemeye gitmeye mecalim yok bunun için, esas fonksiyonu da düzgün çalışıyor diye saldım ben de.
Yağ eksiltme konusu kanunen kabul edilen toleransların içinde olabilir vs bir sürü şey olabilir ama motor yağ yakıyor diye aracın komple değişimini istemek de bana absürt geliyor, sandık motor isterdim ben mesela vs vs dediğim gibi sürecin tamamını bilmyiorum, Mercedes-Benz Türk gerçekten bir hıyarlık da yapmış olabilir. Ama insanlar da Mercedes alınca ne olacağını çok yanlış biliyor, seni kast etmiyorum, birisi bizzat annem. Aldı arabayı öyle bisiklet gibi kullanıyor, bakım falan o bu hak getire. Yağı değişiyor devam ediyor anca. E yarın bir gün birşey çıkarak biliyorum, sonra Mercedes bozuldu bilmem ne.
Burada şunu da unutmamak lazım. 2000'lerin başında bitti ölümsüz ürünler. Mercedes demek alırım 1milyon km sorunsuz binerim demek değil artık, hiç bir otomobil bu durumda değil. Otomotiv tarihinin en büyük iki recall'u Toyota'ya sahip, elektronik işin içine bu kadar girince böyle oluyor. 90'larda bu Japon ölümsüzdür mitinin yayılmasının bir sebebi de Japonların otomobilleri de yukarıda anlattığım sanayi ürünü felsefesi ile üretmeleri. Adam bir Corolla yaptı, ölümüne kara düzen, takır takır çalıştı.. E şimdi benim eski arabamda (2005 model) xyz sebeplerden Akıllı Akü Şarjı diye bir sistem var, (IBS). İşe yarar yaramaz o bu tartışabiliriz ama bu bozulabilecek bir şey daha demek, kaba özetle akünün şarj durumu ve yaşına göre aküyü ne kadar nasıl şarj edeceğine karar veriyor araba. Faydası var mı dersek orijinal akü ile 11 sene gittim mesela, fayda mı gereksiz mi bambaşka bir konu.
Ne satın aldığımızı bilmemiz gerekiyor, bizim en büyük eksikliğimi bu bence.
Eski motorum XJ6 Diversion F idi. 2003'te 2004'te tasarlanmış bir bloğun, 120hp civarı güç üretirken kısıla kısıla 78hp'ye indirilmiş bir hali. Arka maşası Sultanbeyli'de TEM kenarındaki demirciden alınmış U profil gibi. Ben bu motora gözüm kapalı binip gidiyordum, 5000km'den itibaren yağın seviyesini kontrol etmeyi falan da bıraktım değişimden değişime gördüm arkadaşı.
E şimdi çift silidnir 600cc'den 100hp çıkartan bir motora biniyorum. Buna aynı kafayla binilir mi? Japon yapsa da binilmez ki, Japonlar bu motora cevap amaçlı R7'yi çıkardılar, 75hp'de bıraktı adamlar, neden acaba?Bu sıkıştırılmış bir yarış motoru, motosikletin ergonomisinde yumuşak detaylar olabilir ama motorun kendisi deli bozuk. Buna ben rahat rahat çalışan XJ'deki gibi bineceğimi düşünürsem hayal kırıklığı olur. Aynısı R6 için de geçerli. Bu motosikleti satın alırken bunu bilerek almak lazım, hangi marka olduğunun gram önemi yok.
Keşke Türkiye bir hukuk devletine dönüşseydi polis devleti olmak yerine. Bu tarz satın almalardaki en büyük problemimiz bu. Markaların distribütörlerinin kişisel yaklaşımlarına, tanıdıklarla işi çözmeye gidiyor bizde konu.
Hocam bu olay haberlere falan da cikti.
Eleman sifir mercedesi aliyor. Arac bi sure sonra yag lambasi yakiyor. servise gidiyor yag ekleyip yolluyorlar.
Bu olay cok sık yasaniyor ve servis yag lambasini bi sekilde sonduruyor. Sonra motor yagsiz kaliyor ve arac motor yiyor.
Servis kullanici hatasi diyor vs vs adama yardimci olmuyor. Konunun ozeti bu vessalam.
