İşitme kaybı, yüksek şiddette sese maruz kalan, iç kulaktaki tüycüklerin (salyangoz denen yapı içinde, bir sıvı içinde yüzen, deniz yosunu gibi diplerinden zemine tutunmuş tüycüklerdir bunlar. Ses kulak zarına çarpar, titreştirir. Zar arkasına yapışık olan orta kulak kemiklerini hareket ettirir, bu kemikler hareketi, salyangoz şeklindeki iç kulağa bir pencereden aktarır, iç kulaktaki sıvı da bu hareketle hidrolik bir piston içindeki sıvı gibi hareket eder) dökülüp azalması sonucu oluşur. Normalde bu tüycükler hareket edince elektrik sinyali oluşur, diplerindeki sinirler bu sinyali alır, birleşerek tek kablo işitme siniri haline gelip beyindeki işitme merkezine bağlanırlar. Sinyal iitme merkezine ulaşınca "ha, bu sinyal elma diyor" diye çözümlenir ve biz karşımızdakinin "elma" dediğini duyarız.
Şimdi normal şartlar altında 85 dB sese 8 saat maruz kalmak üst sınırdır. 85 db'i 8 saatten fazla duyarsanız bu tüycükler dökülmeye başlar. Döküldü mü de bir daha yenisi çıkmaz, işitme kaybı kalıcı olur.
https://www.ahmethamdikepekci.com/wp-content/uploads/2017/02/hasarlı-t-300x187.png
Sorun; ses şiddeti logaritmik artar. Her 3 dB'de iki katına çıkar. Yani 85 dB'de 8 saat sorun olmazken, 88 dB'de, 4 saat sonra tüycükler hasarlanmaya başlar. 91dB'de 2 saat, 94 dB'de 1 saat...
Mecidiyeköy viyadük altı 100 dB civarıdır mesela.
https://www.karmabilgi.net/images/ses-cetveli.jpg
İşitme kaybı başladığında inan eksik duyduğu sesleri içgüddüsel olarak tamamlar. Hatalı yazılmış harfleri olan kelimeyi doğru okuduğu gibi. Bu nedenle test yapılmadan (odyometri) işitme kaybı başladığı erken dönemde anlaşılmaz. Bu nedenle şitme kaybı geç farkedilir, yeni tüycük yetişmediği için de kalıcıdır.