Ben negatiflikten cok belirli bir "ben her istedigimi her yerde yaparim, nolmus yani, ben boyleyim, biz boyleyiz, bunlar normal, ben buraya uyum saglamam burasi bana uyum saglasin" problemleri goruyorum Karadenizli arkadaslarda. Yani yillardir gordugu, egitildigi toplumdan/ortamdan baska bir ortama gecse de gectigi ortamin kural/gelenek gibi ozelliklerine uymak istemedigini goruyorum. Bunlar gorgu kurali da olabiliyor, ahlak kurali da, toplumsal yasamla ilgili kural da olabiliyor.
Benim en sevmedigim seylerden biri toplum icerisinde yuksek sesle konusmak, bagirmak. Ozellikle telefonla konusurken bizimle mi konusuyor karsisindakiyle belli olmuyor bu tip insanlar.
Bulundugum sokaktaki kafenin sahipleri Karadenizli muteahhit, o kadar belirgin ki. Hic sormadan Karadenizli bunlar diyebiliyorsun. Yasli adamin 4 oglu var, ogullari sagolsun efendi, kibar insanlar. Ama baba inanilmaz, kafenin icinde musteriler varken garsona ya da isletmeciye bagiriyor, telefonla konusurken tum kafe onu duyuyor, cebinden tomarla para cikariyor, masadan masaya sohbet ediyor. Ve bu adamin yas/meslek grubunda o kadar cok ki bu tip davranislar. Yeni nesilde o kadar fazla degil bunun da farkindayim. Olay tamamen kendini gelistirmeyle ilgili elbette. Ogullari neden oyle degil? Belki de onun gibi olmayi tercih etmediler gordukce, bilemiyorum.
Trabzonlu arkadaslar alinmasin cumle oldugu icin kullaniyorum; "Bize her yer Trabzon" lafi "Biz Trabzon'da boyle yasiyorduk, Alanya'da da boyle yasariz" gibi oluyor, Trabzon ile Alanya'nin sosyal ve kulturel dinamikleri farkli iken. Ikisinde ayni sekilde yasayamazsin, yasamamalisin.
Bunlar benim goruslerim, dogrudur yanlistir, tartisilir.