Insanların vaktini saatlik iş ücreti üzerinden değerlendirin. Bir esnaf, saatine ne kadar kazanmalı ki, sahip olduğu işletmenin tüm giderlerini karşılayıp, üstüne yeteri kadar para kazanabilsin?
Mesela bu örnekteki tecrübelerin bir kısmı sanayi ve reklamcı gibi toplu iş yapan yerlerle yaşanıyor... Gerçi sanayi denilen bazı yerler de tamirci çarşısı halinde ama, asıl sanayi denen yer, toplu iş alıp yapan yerler. Adamın düzeni perakende iş için değil belki. Sizin oraya gitme amacınız da ucuz yoldan motosikletinizin çiziklerini kapatmak.
Bakın bizim bir terzimiz vardı. Zanaatkar değil, sanatkardı resmen... İşini çok severdi. Ne zaman yanına gitsek terzilikten bahsederdi. Bir keresinde babama yirmi yıl önce diktiği pantolona gözü çarptı yanındayken. Yanındakileri çağırıp gösterdiydi. Neyi? Efendim şimdi pantolonu çizgili kumaştan dikince daha dikkatli oluyorlarmış, çizgilerin dikişler üzerinden denk gelmesi için. Ama her dikiş, aynı strese maruz kalmıyormuş. Daha çok stres altında kalan dikişlerin birleştiği yerden zamanla çizgiler yamulurmuş. Belli kritik yerler varmış pantolonda, özel isimlerini söyledi ama bilmiyorum tabi. Yirmi senelik pantolonda hâlâ düz kaldığını gösterdiydi yanında çalışanlara, ki kendimi bildim bileli giyerdi babam o pantolonu...
Velhasıl seviyor adam işini. Gençler hatırlamaz ama eskiden hazır kıyafet yaygın değildi. Sonradan hazır kıyafete döndü ortam. O da markalara hazır pantolon dikmeye başladı. Değil bize, kendine bile terzilik yapamıyor adam. Yine hatrımızı kırmamak için araya karıştırıyor ama eski yaptığı işlerle alakası yok.
Şimdi düşünüyorum. Bu adamın bir pantolona baştan sona harcayacağı vaktin karşılığı, ki kendi yapacak olursa hiç az değil, kesinlikle bizim vereceğimiz para değil. Değil. Nasıl yapsın yahu? Alt katta on eleman, on makinanin önünde harıl harıl çalışıyor. Bir ara ciddi ciddi düşündüydüm "Abi, bak küçükken senin pantolonlarını giydik, nasıl olduğunu sen de biliyorsun, inan biz de, bak ailem dahil kimseye söylemeyeceğim, sana kumaş hariç $XYZ versem, bana eskisi gibi 3-4 pantolon dikebilmen mümkün mü? Vallahi özledim. Başka yerden bulmak mümkün değil. Allah bilir sen de yapmayı özlemişsindir. Evet dersen bana iyilik yapmış olacaksın, çünkü sanatının kıymetini biliyoruz. Ama oluru yoksa da canın sağolsun" diye soracaktım, sonra vazgeçtim. Hâlâ arada şeytan dürtüyor. Açıkçası sorunsuz yapacağını bilsem iki kez düşünmem. Sonuçta burada aynısını yaptırmaya kalksam iki katı, onunki gibi olma ihtimali de düşük... Öyle böyle değil. Pijamadan rahat kumaş pantolon olur mu yahu? Giyince de fişek gibi. Neyse...
Diyeceğim o ki, evet kötü esnaf çok, kötü insan çok, şartlar zorlu, normalde yapmayacak insanın aklına türlü kurnazlık gelir, vs. Bunların hepsi geçerli argümanlar. Lakin olayda bir miktar da toptancıya perakende iş yaptırma seziyorum ben. İnsanla uğraşmak zor iş. Hele hele emeğinin karşılığını da alamayacaksa, tanımadığı insana iyilik yapmak zorunda değil kimse...
---------- Mesajlar birleştirildi - 19:02 ---------- bir önceki mesaj zamanı 01:30 ----------
Benim durumum Fatih arkadaşınız ile aynı gibi duruyor derslere çalışsamda çalışmasamda aynı sonuç ve kendimi veremiyorum derslere ama bana mekanik ile alakalı bir iş verseler çok iyi işçilik ile yapabilirim çünkü elim bu işlere çok yatkın ve kafam çok iyi basıyor bu konulara. Eğer nasip olursa araba veya motosiklet tamircisi olmak istiyorum paranın miktarının benim için önemi yok bereketi önemli işini yaptığım kişinin hayır duası önemli.
Bunlar guzel dusunceler. Bereket ve hayir duasi, insanlarin memnuniyeti tabii ki cok onemli. Ama is sahibi olmanin ilk amaci bunlar degildir. Is sahibi olmanin ilk amaci, geciminizi saglamaktir. Geciminizi saglamayan is, amacini yerine getiremiyordur, ve surdurulebilir degildir.
Is olarak ne secerseniz secin; kararlilikla, ozveri ve gayret ile en iyisini yapmaya calisin. Basari, meslek ne olursa olsun, yapmayi sevmediginiz bazi seyleri yeteri kadar yapabilmekten geciyor. Cunku icerigi lay-lay-lom olan hic bir is yok. Olsa is degil, eglence olurdu, ve biri bundan para kazanirdi
