Motosiklet.Net Cafe (Geyik Muhabbetleri)

Katılım
22 Kas 2018
Mesajlar
171
Yara Bandı;

Dün salata yaparken parmağımı kestim. Etrafta bir yara bandı bulamadım. Fazla bir şey değil ama beni engelliyor. Pamuk ve elektrik bandıyla uydurma bir şekilde sardım. Aklıma yaşadığım bu olay geldi.

(Motosiklet turu yaparken ) Avusturya İnnsbruck'taydım.. Giyim ve aksesuar satan lüks bir mağazayı geziyorum. Mağaza çok büyük, bir kaç kattan oluşuyor.. Duvarda bir reklam panosu gördüm. Güzel bir kadın mankenin elinde şarap kadehiyle bir fotoğrafı..

Kadın kusursuz bir mükemmelikte.. Giyimi, saçı, makyajı her şey tam profesyonelce.. Bütün bunlarda bir anormallik yok, fakat kadının sol elinin işaret parmağında bir yara bandı var. Dikkat etmezsen zor fark edersin.

O bandı oradan yok etmek Photoshop'la iki dakikalık bir iş.. Yapılmamış..

Düşünmeye başladım..

Acaba bu bant kadının parmağında, günlük kendi yaşantısından olan bir şey mi ?

Kadın belki yemek yapmayı seven biri.. Yemek yapmak için soğan doğrarken parmağını kesti. Hemen kanı durdurup parmağına bu bandı sardı... Sonra da reklam çekimleri için stüdyoya geldi..

İyi ama böyle bir kadın yemek yapar mı? Karnı acıkır mı acaba?

Yoksa fotoğraf için mi parmağına yapıştırıldı..? Eğer fotoğrafçı yapıştırdıysa, bu ayrıntıya neden ihtiyaç duydu..?

Bant kadını gözümde cansız ve insan ötesi bir güzellikten çıkarıp doğal, sıcak, sıradan bir insan yapıyor..

Belki de fotoğrafı çekenler de, insanlar böyle düşünsün diye bu bandı kadının parmağına yapıştırdı.. Yani kadının parmağında kesik filan yok..

“Mankenleri kusursuz bir ilah gibi görmeyin. Onlar da bizim gibi insan. Bakın, evde yemek yaparken parmağını kesmiş.” Demek için o bandı yapıştırdı.

Öyleyse bravo..! Hakikaten harika bir buluş..

Tamam da ,bu koca resimde kaç kişi bunu fark edecek ..?

Yara bandına vuruldum.. Resme her bakışımda gözüm banda takılıyor.. Bu kadını, bütün o lüksün içinde ne kadar doğal yapıyor..

Fotoğrafa bu kadar dikkatli baktığımı gören bir bayan tezgahtar yanıma geldi;

“Mankeni çok beğendiniz her halde ?” diye sordu..

“Yok, o değil, dedim. Şu parmağındaki bant dikkatimi çekti.”

“Ne bandı ? “

Yara bandını gösterdim.

Baktı, şaşırdı.. O resim haftalardır orada, hiç fark etmedim.” dedi.

“Bu bant neden parmağında olabilir? Fotoğraftaki kadının günlük hayatından mı, yoksa reklam fotoğrafı için özellikle mi yapıştırıldı?” Diye sordum..

Baktı...baktı. “Hiç bir şey diyemem” dedi “Çok tuhaf.. Neden yapıştırsınlar ki ?”

“Öylesine işte ... merak ettim.” deyip bıraktım..

Mağazayı dolaşmaya devam ettim.. Biraz sonra tezgahtar yanıma geldi.

“Beyefendi ben de banda takıldım, biliyormusunuz ? Ne yapıp edip öğreneceğim?”
Dedi..

Çıkarken o da bandı başka birine gösteriyordu. Merakımı başkasına satmıştım.

Altı üstü bir yara bandı işte... Şu bize yaptığına bakın..
 
Katılım
22 Kas 2018
Mesajlar
171
VLOGGER'LIK HAKKINDA

Son zamanlara kadar Youtube'a girip bir şeyler izlediğim çok nadir olurdu. İşi gücü
bıraktıktan sonra forumları ve Youtube' u takip eder oldum.

Takip ederken bir çok yanlışı da görmeye başladım.

Vloggerlığa niyet edip videolar çekecek olan kişi öncelikle bu iş için gerekli olan
ekipmanları alması lazım. Cep telefonuyla bu işe başlanmaz. Amatörce spontane çekilen
videolardan söz etmiyorum.

Video ve fotoğraf çok önemli bir görsel sanattır. Bu konuda az çok bilgi sahibi
olunmalı. Işık, renk, desen ve duygu yakalanmalı. Yoksa, şehrin ismi ve nüfusu yazan
tabelalarının önünde durup motosikletle fotoğraf çektirmek kadar amatör işi olur.

Vlogger'ın video çekme ve düzenleme konusunda da esaslı bir araştırma, pratik yapması,
ya da bilen birilerinden bir süre ders alması gerekir. Öyle vlogger videoları
gördüm ki şaşmamak elde değil. Rüzgar sesinden, çekim yaptığı yerdeki araba
gürültüsünden ne dediği anlaşılmayanlar. Yaptığı işi göstermek için selfi çekim
yaparken başka yerleri gösterenler. Yayına koyduktan sonra, başka bir laptoptan veya
işletim sisteminden videosunu incelemeyenler. Örneğin benim laptopumdan bazı videoların
sesini duymak ancak sesi sonuna kadar açınca mümkün oluyor.

Vloggerın sesi ve diksiyonu da çok önemli. Mesut Çevik ve Barış Özcan bu konuda çok iyi örnekler.

Bu işe başlayanlar bir tarz edinip o formatı bozmamalılar. Bir videoda dağ yollarında
macera, diğer videoda ekipman tanıtımı gibi alakasız içerikler olmamalı. Mavi Jeans'e kot
almaya gidip damatlık takım elbiseyle karşılaşmak hoş olmaz herhalde.

Her videonun sürekli devam eden veya sadece o bölüme ait bir hikayesi olmalı. Vlogger bunları
baştan planlayıp öyle kurgulamalı.

Örneğin; “Bugün Kartalkaya'ya eksi on derecede kamp yapmaya gidiyorum.” veya “Hedef
bir günde İstanbul, Antalya rotasını yapmak” gibi.

Vloggerların videolarının altına yapılan yorumların da çoğu cilalama yorum. “Abi efsanesin!”
“ Bu camiada seni tek geçerim” falan. Bu gazlara gerek olabilir de, zaten beğeni
butonu var. Onu doğru kullanmak daha faydalı.

Vloggerın eksiklerini eleştiren, yapıcı öneride bulunanlara çok nadir rastlanıyor..

Yakın zamanda çıkan vloggerlara katkı payı da çok olumlu. İşini iyi yapan vloggerları
desteklemek iyi sonuç verebilir. Zamanla beğenilmezse katkı yapmaktan da vazgeçilebilir. Bu da
vloggerı işini daha iyi yapmaya zorlayabilir.

Videoları hep aynı peryotta yayınlanmak ta önemli bir ayrıntı. Örneğin haftada bir, Çarşamba
günü, veya ayın 15i ve 30 u gibi.

Televizyon ve sinema devrini tamamladı. Önümüzdeki döneme Youtube ve vloggerlar damgasını
vuracak. Kimsenin tekelinde olmayan, fazla sermaye gerektirmeyen bu alan içerik üretmeye çok müsait.

Bu işe şimdiden başlayıp işini iyi yapanlar geleceğin idolleri olacaklar.
Bu kesin.
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
21 Ara 2019
Mesajlar
34
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
@Vista86 :cat:

Barış Özcan gerçekten ülkeye fazlaydı.

Konuları, konuları sunumu bence övülmeye değer bi arkadaş.

Motosiklet sektöründe ise,

Allah rahmet eylesin. Barkın'ı hiç bu konuya sokmak istemiyorum.

Barkın dışında da Tektabanca vardı.

Çekimleri kaliteli sohbeti hoş.

Arasıra şuan Kolaçan var ona bakarım.

O da " Yine Kaza " Kavga Çıktı " gibi başlıklar attığı için gözümden düşüyor.

Bunun dışında kocaman bi genelleme olmasın ama hepsi hırt.

At hırsızı gibi tipler sahte içerikler.

Türk YouTube olayı kocaman bi çöplük resmen.

Motovlog kazalarına bakıyorum.

O kafayla o zamana kadar kaza yapmamış olması ilginç asıl o yaptığı kaza değil.

Trafik bilgisi motosiklet tecrübesi analiz yeteneği yok ama elinde bi kamera var birde çatal dili.

Milletinde zihnini kirletiyorlar boş yere.

Sonra 250cc racing alacağım.

Teker yapacağım diye ortalıkta gezinen çocuklar oluyor.

Adam gibi motorcularda YouTube falan bunlarla uğraşmıyor.

Dikkat edin teker yapanlara, gazla inmiyor ön teker. Bam diye tekeri yola vuruyor hem motora zarar veriyor hemde sonunda kaza yapıyorlar.

Otoyola çıkıp üç beş araç arasında vın, vın gaz açıyorlar.

Hız yapmak motosiklet kullanmak sanan bi kitle oluştu toplumda.

Eskiden Taksim de Kalamış ta vardı üç beş davar motosikletle kadın tavlama peşinde şimdi YouTube aç her yerde bu davarlardan var.

Küçük davarlar büyük davarlar ve doğmamış davarlar.

Ne adam gibi yol yapıyorlar ne bi bilgiye sahipler.

Ben fili tarihte yaptığım kazalarda kaç tane geçen motosiklet varsa durduğunu yardım ettiğini bilirim.

Şimdi biri düşünce diğer kişiler şükür biz düşmedik diyorlar.

Çok doluyum bu konularda kusura bakmayın lütfen.

Forumda sürekli eleştiri yapmamda bu yüzden.

Ben motosiklet tutkusu temiz kalsın istiyorum.

Keşke şu Çin Hindistan motosiklet üretmeseydi.

Veya düzgün bi kültürle düşünecek nesiller yetiştirebilsek.

A dan Z'e battık.

Şimdi suçlasan bu kitleyi suçları yok.

Ne adam gibi bir şeyler öğrenebildiler ne iyi imkanları oldu.

Tüm bunların sebebi neyse ben hakkımı helal etmiyorum.

---------- Mesajlar birleştirildi - 18:30 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:28 ----------

Edit: Hak geçmesin, Motovlog olarak ben şu tonton Harley kullanan çocuğu da severdim. Onu yazmayı unutmuşum.
 
Katılım
22 Kas 2018
Mesajlar
171
Erdal Bakkal;
Sizin gibi bir motosiklet geçmişim yok. Olmasını isterdim. Çok fazla Vlogger'da tanımıyorum.
Bu gün İsveç'li bir vloggerı izledim tesadüfen, Erik Normak. Çekimleri çok hoşuma gitti.
Bu konuda bir şeyler yazmak istedim.
İlgin için teşekkürler.
Selamlar;
 
Katılım
17 May 2011
Mesajlar
4,435
VLOGGER'LIK HAKKINDA ...

Güzel tespitler , ancak beklentileriniz için geniş zaman gerekecek.

Tv'nin demode olduğuna katılıyorum , yayım saatine ve programa bağlı olmadan , dilediğin an yutup'tan seyir'i mümkün kılan internet , büyük nimet...

Esas merak ettiğim 5G ve üstü teknolojiler neler getirecek , yada götürecek...
 
Katılım
22 Kas 2018
Mesajlar
171
Yaşlılık;

Birkaç senedir okuma gözlüğü kullanıyorum.. 1,5 numara... Son zamanlarda
yetmemeye başladı.. Gözlükçüye gittim, 1,75 numara istedim.. Vermedi..

“Bir göz doktoruna görün, reçete yazdır, öyle verelim.” dedi..

Dün kalktım hastaneye gittim.. Göz doktorunda sıra var, bekliyorum..

Koridorlar hasta dolu... Çoğu da yaşlı.. Hele bir kaç tane gördüm ki
durumları içler acısı..

Sıramı beklerken kafamda yaşlılık nasıl bir şey diye düşünüyorum..

Baştan söyleyeyim, yaşlılık kötü bir şey...

Süreç hayatın akışının artık sana yorucu gelmesiyle başlıyor. Günün popüler
gündemine yetişemiyorsun.. Gigobaytlar, rem kapasiteleri, blogerlar, youtuberlar,
snap atmalar, Instagram, Whats App derken nefesin kesiliyor..

Sonra, geçmişte yaptıklarını anlatarak prim yapmaya çalışıyorsun..

“Daha ölmedim, ben de varım” çabaları çok göze batıyor..

Ama boşuna..

Artık kaybettiğin iktidarın arkasından, kolay ağlayan, gözü yaşlı bir
ihtiyara dönüşüyorsun..

Yaşamak için başkalarının yardımına muhtaçsın .. Market alışverişin, yemeğin,
günlük temizliğin ve bir sürü şey..

Bir zaman sonra çocuk muammelesi görmeye başlıyorsun..
“Hadi seni biraz gezdirelim.” Nereye gitmek istersin?” Gibi..

Sonra da çocukların tarafından azarlanmalar başlıyor..
“Doktor ilaç verdi ama içmiyor ki.. Zorla içireceksin.! Laf dinlemiyor !”

Çirkinleşiyorsun.. Kulaklarının içinde kıllar çıkmaya başlıyor.. Git gide
tiksinilen biri oluyorsun.. Gençler senin bardağından su içmek istemiyor..
Belli de etmiyorlar..

Onlarla birlikte yememen için yemeğini odana getirmeye başlıyorlar..

İçten içe ölmeni istiyorlar... Ama kimse dile getirmiyor.. Herkes iyileri
oynuyor. Çünkü onların yaz tatiline, bazen günlük hayatına engelsin..

Karşımda, tekerlekli sandalyede oturan yaşlı amcaya bakıyorum.. Tamamen bitik...

Onu getiren (sanırım çocukları) kişilerde yaşlı.. Em-Ar dan tahlile, tahlilden
röntgene koşturup duruyorlar..

Onlarla uğraşan yakınlarına yazık.. Onları yaşatmak için uğraşan doktorlara
yazık.. Yaşadıkları şeye hayat diyerek yaşamaya çalışan, o yaşlılara yazık..

Çözüm ne derseniz; Orada ben yokum.. Zaten benim de sıram da geldi. Çağırıyorlar..
 
Katılım
10 Ara 2015
Mesajlar
5,023
Motosikleti
Tiger1200, Tvs Apache
Yaşlılık;

Birkaç senedir okuma gözlüğü kullanıyorum.. 1,5 numara... Son zamanlarda
yetmemeye başladı.. Gözlükçüye gittim, 1,75 numara istedim.. Vermedi..

“Bir göz doktoruna görün, reçete yazdır, öyle verelim.” dedi..

Dün kalktım hastaneye gittim.. Göz doktorunda sıra var, bekliyorum..

Koridorlar hasta dolu... Çoğu da yaşlı.. Hele bir kaç tane gördüm ki
durumları içler acısı..

Sıramı beklerken kafamda yaşlılık nasıl bir şey diye düşünüyorum..

Baştan söyleyeyim, yaşlılık kötü bir şey...

Süreç hayatın akışının artık sana yorucu gelmesiyle başlıyor. Günün popüler
gündemine yetişemiyorsun.. Gigobaytlar, rem kapasiteleri, blogerlar, youtuberlar,
snap atmalar, Instagram, Whats App derken nefesin kesiliyor..

Sonra, geçmişte yaptıklarını anlatarak prim yapmaya çalışıyorsun..

“Daha ölmedim, ben de varım” çabaları çok göze batıyor..

Ama boşuna..

Artık kaybettiğin iktidarın arkasından, kolay ağlayan, gözü yaşlı bir
ihtiyara dönüşüyorsun..

Yaşamak için başkalarının yardımına muhtaçsın .. Market alışverişin, yemeğin,
günlük temizliğin ve bir sürü şey..

Bir zaman sonra çocuk muammelesi görmeye başlıyorsun..
“Hadi seni biraz gezdirelim.” Nereye gitmek istersin?” Gibi..

Sonra da çocukların tarafından azarlanmalar başlıyor..
“Doktor ilaç verdi ama içmiyor ki.. Zorla içireceksin.! Laf dinlemiyor !”

Çirkinleşiyorsun.. Kulaklarının içinde kıllar çıkmaya başlıyor.. Git gide
tiksinilen biri oluyorsun.. Gençler senin bardağından su içmek istemiyor..
Belli de etmiyorlar..

Onlarla birlikte yememen için yemeğini odana getirmeye başlıyorlar..

İçten içe ölmeni istiyorlar... Ama kimse dile getirmiyor.. Herkes iyileri
oynuyor. Çünkü onların yaz tatiline, bazen günlük hayatına engelsin..

Karşımda, tekerlekli sandalyede oturan yaşlı amcaya bakıyorum.. Tamamen bitik...

Onu getiren (sanırım çocukları) kişilerde yaşlı.. Em-Ar dan tahlile, tahlilden
röntgene koşturup duruyorlar..

Onlarla uğraşan yakınlarına yazık.. Onları yaşatmak için uğraşan doktorlara
yazık.. Yaşadıkları şeye hayat diyerek yaşamaya çalışan, o yaşlılara yazık..

Çözüm ne derseniz; Orada ben yokum.. Zaten benim de sıram da geldi. Çağırıyorlar..

ihtiyar :) kendi adına üzülüyor gibisin. ben 26 yaşındayım, sağlığım yerinde, odamda yalnız başıma oturuyorum. motoruma bindiğimde yalnız geziyorum, alışverişe yalnız çıkıyorum, aşağıda annem ve büyük annem yemek yiyorlar ben odamda çayım tabağım ayrı yiyorum. ben buyum, 80 yaşında ihtiyar iken de böyle olacağım şimdi de böyleyim. gerekmedikçe toplum içinde olmayı istemem çünkü zaman kaybı, geçenlerde motorcular olarak bir eyleme gelmeyi düşündüm sadece onuda tgrt haberini geri çektiği için gerek görmedim.

şu döneme kadar garip garip aktivitelerim oldu, gece saat 01:00 sularında koşu yaptığım zamanlardan tut 5 vakit namaz kıldığım zamanlara kadar çeşit çeşit evrimler geçirdim. şu anda kemale ermiş durumdayım :) belki tam olarak değil ama oldukça kamil biriyim şu anda,

pc başında "eve online" isminde bir oyun oynuyorum, 2015 yılından bu güne kadar "world of tanks" oynadım şimdi 2 ay kadar oldu tank oyununa ara verdim ve "EVE online" oynuyorum.

bir başkasının sevgisine, muhabbetine, benimle yemek yemesine, beraber aktivite yapacak bir insana ihtiyacım yok! peki senin ihtiyacın var mı?

yaşlı yatalak insanlar ayrı bir durum, gerekirse hastanelerde onlar ile özel ilgilenilmeli ve masraflarını devlete vergi olarak seve seve öderim. onun dışında yani artık toprağa gireceksin ama yinede şu şan şöhret sevdasından vazgeçemedin mi? :D

insan toplumsal bir hayvandır ve hepimiz bir birimize muhtacız ama toplumun önünde bir tek ben gözde olayım düşüncesi bence bencillik. birileri seni sevmek senle sohbet etmek zorunda mı? ama seven ve sohbet eden mutlaka çıkar, o kişiyi nerede aradığın önemli.

ben bunun için sosyal medyayı tercih ediyorum, buradan akıl alış verişi yeterli oluyor bana.
 
Katılım
17 May 2011
Mesajlar
4,435
ihtiyar :) .

bir başkasının sevgisine, muhabbetine, benimle yemek yemesine, beraber aktivite yapacak bir insana ihtiyacım yok! peki senin ihtiyacın var mı? .

Yiğen 40'lı yaşlarda fena depiyor , bu içinde bulunduğun "Superman/Hulk/Demiradam/Rambo/Terminator" ve bol testesteron ile dokunmuş , super kahraman kıyafeti bilesin.

bir dost.
 
Katılım
22 Kas 2018
Mesajlar
171
fatih.met;

Baştan söyleyeyim. Bilgelik taslamak gibi bir niyetim yok.

Yazdığın şeyler hakkında saatlerce konuşulabilir. Bütünüyle doğru veya yanlış diyemiyorum.

Başta söylediğin "Kendine üzülüyor gibisin." doğru değil. Yazdıklarım bana özel değil, genel bir bakış.

O yazdığım ihtiyar tasviri gibi olmamaya en az senin kadar kararlıyım.:)

Geçenlerde bir günde 700 km. motosiklet sürdüm.

Bazen günde 15 km.ye kadar yürüyüş yaptığım oluyor. Bunlar yaşıma göre rekor sayılar.

Sevgiler;
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
26 Ağu 2016
Mesajlar
886
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Fatih, sen Carbondioxid'in tavsiyesini bir düşün derim.

Daha yirmili yaşların sonunda olmama rağmen başı ile hiç alakası olmadığını söylemek isterim. Spor beslenme düzenli cinsel ilişki falan hepsinede özen gösteriyorum. Sigara alkol yok, gece hayatı iki goy,goy bi kahveden ibaret ama basit bir grip gelip beni yatağa düşürüyor.

Bu yaşta durum buysa, 40'a doğru adam haklı.
 
Katılım
10 Ara 2015
Mesajlar
5,023
Motosikleti
Tiger1200, Tvs Apache
Fatih, sen Carbondioxid'in tavsiyesini bir düşün derim.

Daha yirmili yaşların sonunda olmama rağmen başı ile hiç alakası olmadığını söylemek isterim. Spor beslenme düzenli cinsel ilişki falan hepsinede özen gösteriyorum. Sigara alkol yok, gece hayatı iki goy,goy bi kahveden ibaret ama basit bir grip gelip beni yatağa düşürüyor.

Bu yaşta durum buysa, 40'a doğru adam haklı.

sigara tamam ama alkol faydalı bir şey. millet soğuktan donarken ben bir miktar alkolu içiyorum rahat rahat işime bakıyorum. hem kuvvetimi arttırıyor, yani bu bana özel değildir; bir miktar alkol kullanınca elim ile uyguladığım güç artıyor ve yorgunluk hissi azalıyor. rüzgar yüzünden gözümde oluşan sulanma yok oluyor.

benim vücutuma çok faydası var, geçenlerde miğdeyi bozdum çok kötü durumdaydım, bir şişe bira içtim iyi geldi, ertesi gün işe gittim. önceki miğde bozulmalarını hatırlıyorum 3 gün ne yediysem kusardım.

artık ara sıra alkol kullanıyorum ve niye daha önceden keşfetmemişim bunu diye düşünüyorum ve dönüp dolaşıp o saçma salak toplum baskısına geliyoruz.
 
Katılım
22 Kas 2018
Mesajlar
171
Sakat Genç;

Bu tekerlekli sandalyedeki çocuğu her çarşıdan geçişimde görüyorum.. Uzun
zamandır buralarda.. Buranın yerlisi olmalı..

Tekerlekli sandalyesi elektrikli.. Bir kolunda kumanda paneli var.. Onunla
yönlendiriyor.

Bir çeşit bilet satıyor.. Piyango mu, iddaa mı pek anlamıyorum..

Otuzlu yaşlarda var.. Sadece ayakları değil, kolları da felçli gibi.. Konuşmakta da
oldukça güçlük çekiyor..

Birkaç kere yanından geçerken bilet almadan para bıraktığım oldu.. İtiraz etmedi..

Dün onu yine meydanın bir köşesinde gördüm.. Kendi halinde dalgın, duruyordu..
Önünden kızlı erkekli bir gurup geçti.. İçlerinde güzel olan bir kıza gözleri takıldı..

Kız çok güzel.. Sakat genç, ağzı yarım açık öylece ona bakıyor..

Uzaktan onu izliyorum.. O kıza ağzı açık bakarken başka biri elinden bir bilet
aldı, parasını kucağına bıraktı.. Hiç farkında değil. Gözleri hala o kızda..

Kızın da içlerinde olduğu gurup karşıdaki dondurmacıdan dondurma aldılar.. Sonra
gülüp şakalaşarak uzaklaştılar..

Tekerlekli sandalyede ki sakat hala normal durumuna dönmedi.. Bilet alırken
bırakılan para kucağında duruyor..

Onu kalabalıklar içinde çok kere gördüm.. Bu haline hiç rastlamadım.

Şu an rüyalar aleminde yaşıyor.. İçinden şu sorular geçiyordur, ya da benzerleri;

“Sakat olmasaydım, o kız da beni beğenseydi, hayat nasıl olurdu?”

“Elini tutsam elim yanar mı?”

“O dondurmacıdan dondurmayı ona ben alsaydım, birlikte yeseydik, dondurmanın
tadı yine aynı mı olurdu..?”

“ Akşam sahilde yürürken bana “Babam razı oldu. Sizinkiler beni bu hafta
istemeye gelsinler.” dese, o an ölür müydüm ? “

Rüzgar aniden parayı kucağından uçurdu.. Orada bulunan biri parayı yakaladı.
Ona getirip geri verdi..

Parayı eline alınca fırlattı, attı.. Parayı getiren adam ve etrafta olanlar
şaşırdılar, bir anlam veremediler..

Ama, onu uzaktan izleyen ben, nedenini biliyordum..
 
Katılım
22 Kas 2018
Mesajlar
171
Motosiklet Değiştirmek;

Geçen gün benzin alırken diğer pompada bir motosiklet gördüm. Çok eski.
Sahibi gitmek üzereydi. Hemen konuşmak istedim.
“Dayı kaç yıldır bu motosikleti kullanıyorsun?”
“21 sene “ dedi.
“Ne..? Yirmibir sene mi..? Sıfır mı almıştın?”
“Evet” dedi. Fazla konuşamadık, “Allahısmarladık” deyip gitti.

Motosikleti çalıştırıp uzaklaşırken arkasından baktım. Motosikletin bakımının iyi
yapıldığı, temiz kullanıldığı hemen belli oluyor.
O motosikletin sesi aldığı nefes gibi olmuştur. Motosikletin borularında dolaşan
benzin, antifriz ve hidrolik, damarlarında dolaşan kan gibi olmuştur. O motosikletin
bilmediği vidası yoktur.
Benim motosiklet ondan beş tane alır. Ama o motosikletin değeri gözümde on kat oldu.

Çoğumuzun yaptığı sık sık motosiklet değiştirmek. Değiştirmeyenler de imkansızlıktan
değiştirmiyor. Yani imkan olsa onlar da değiştirecek. Bunu da yıllardır kullananlar
kategorisine koymuyorum.

Birde retro tarzı bir antikacı ruhuyla eskiyi benimseyenler var. Onlarda bu guruba girmez.
Oda bir tür hobi sayılır.

Eskiyi ve antikayı hiç sevmem. Böyle şeyleri göklere çıkarmak değil niyetim.
Motosikleti yaşamının bir parçası yapmak için almış ve ihtiyaçtan yıllarca kullanan insanlar,
işte bu çok farklı. Onlara imreniyorum..

Kasabalardan geçerken, kahvelerin önünde üzerleridne heybe atılmış eski
motosikletler görüyorum. Ne boyası kalmış, ne markası. Motosiklet onlar için bir
ihtiyaç. Çok defa onları motosikletle odun, hayvan yemi, kasalar dolusu domates taşırken gördüm.
Girip kahvede onlarla konuştum. Şu bizim yaşadığımız motosiklet dünyasından haberleri yok.

Bizim motosiklet dünyamızın eleştirilecek çok yanları var. Markalardan, modellerden oluşmuş
bir dünya. Kullandığı motosikletten sıkılma, rahat batma, bir gün racing, bir gün enduro hayali
kurma, cc yükseltme. Ya da motosiklette modifiye yapma, ....vs..

Geçen gün bir restoranda yemek yerken, kapının önünde benim motosikleti gören restoran sahibi
yanıma geldi. Sohbete başladık.
Yirmibeş senelik aktif motosiklet kullanıcısıymış. Bu güne kadar kaç motosiklet değiştirdiğini
hatırlamıyor. Şu an motosikleti 2018 model Afrika Twin. 5500 km. de.

Afrika Twin kullanım amacına hiç uygun değil. Ne araziye çıkmış, ne de uzun yol yapmış. Yani
anlatmaya çalıştığım tiplerden. Marka -model heveslisi, o kadar..

“Yirmibeş senelik bir motosikletin olsaydı bu Afrika Twin'den daha değerli olurdu.” Dedim.
Biraz düşündü “Çok doğru. Öyle bir kaç motosikletim oldu ki bugüne kalsaydı hiç bir
şeye değişmezdim.” Dedi.

Motosikletin hobi olmaktan çıkıp hayatın bir parçası olması çok büyük bir fark.
Hobi olarak kullanmakla, ihtiyaç için kullanmanın arasında çok net bir çizgi yok. Bazen
her ikisi bir arada da olabilir.

Hobi olsa ne olur? Bir şey olmaz ama hobi olması biraz oyun, eğlence gibi oluyor.. Diğeri
daha gerçek gibi duruyor.

Forumda en uzun süredir aynı motosikleti kullanan ve değiştirmeyi düşünmeyen kim var acaba ?
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
5 Kas 2015
Mesajlar
11,464
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Şimdiki motosikletimi değiştirmek gibi bir niyetim yok... Zaten uzun süre kullanmak için almıştım.

Araba için de öyle. Şimdiki arabam 2006 model. 2008'de ilk sahibinden aldığımda yeni gibiydi. Halen her gün severek kullanıyorum. Değiştirme planım yok...

Ancak önemli olduğuna kanaat getirdiğim yeni bir güvenlik sistemi falan çıkarsa ciddi ciddi değiştirmeyi düşünebilirim. İlle de aynı arabayı uzun süre kullanma fetişim yok sonuçta. Sıfır aldığım CB1000R'ı da 1.5 sene olmadan benzer nedenle değiştirmiştim. Sağlığın fiyatı yok. İnsanın yedek parçası yok...
 
Katılım
22 Kas 2018
Mesajlar
171
Yazdığım değerlendirmede arabayı hiç düşünmemiştim.
Şu anki motosikletini kaç yıldır kullanıyorsun?
Kaç yıl daha kullanmayı düşünüyorsun?
 
Katılım
2 Kas 2018
Mesajlar
462
vista86 hic heveslenme arabayi hasmet abi bana vericek amerikaya goturemedim seni madem araba seni n olsun dicek 🤗
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
İkibinli yıllardan itibaren motosikleti elde tutmanın anlamı kalmadı.
Teknoloji geliştikçe elektronik kontrol neredeyse motosikleti tamamına hakim olurken güvenlik aparatları da gelişti ve çoğaldı.
Ve tüm bu donanım en fazla iki yılda bir daha üst seviyeye taşınıyor.
Kısacası motosiklet, bilgisayar gibi bir şey öldü ve eskide ısrar etmenin bir anlamı kalmadı.
Doksanlı yıllarda motosikletimi en ufak vidasina kadar söküp takabilirdim.
Şimdi sadece karenaj değiştirebiliyorum.
Bin tane kablo sensör korkutuyor beni.
Doğal olarak her arıza büyük masraf açıyor.
Onlarla uğraşmaktansa yeni bir motosiklet almak daha avantajlı oluyor.
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
5 Kas 2015
Mesajlar
11,464
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
O kadar da degil bence...

Ancak 3-5 yas otesi luks Avrupa araba ve motosikletlerin basa bela oldugu bir gercek :)

Zaten 2-3 yasinda luks makam araclarinin degistirilmesi de israfi onlemek icin. Ama haksizca elestiriliyorlar :queen:
 
Katılım
22 Kas 2018
Mesajlar
171
İçimdeki Ses;

Tekneye bir led ampul ile uzatma kablosu lazım oldu. Motoru tamir ederken ışık
lazım. Kasabanın girişindeki marketin yanında bir elektrikçi var. Oraya gittim..

Küçük bir dükkan... İçeride masada bir genç oturuyor... Bilgisayarda oyun oynuyor.

12 voltluk led ampül istedim. Çıkardı.. Fiyatını sordum..

-Bir dakika bekleyin, babamı çağırayım.. dedi..

Babası dışarıda yan komşuyla oturmuş sohbet ediyor.. Sohbet tatlı gelmiş
olmalı ki biraz gecikti..

Babası gelmeden biraz konuştuk;

-Babanla mı çalışıyorsun ?

-Geçici olarak. Şimdilik..

-Ne kadar zamandır buradasın?

-Yedi sekiz ay oldu..

-Daha önce neredeydin?

-Üniversitedeydim. İşletme okudum.Mezun olduğum bölüme uygun bir iş
araştırıyorum. Dedi

Sessizce oturup bekledim.. İçimden çığlıklar yükseliyor.. Delikanlıya haykırıyor.

“İşte iş burası..! Daha ne işi bakıyorsun..! Az önce bilgisayarda kağıt oyunu
oynuyordun. Bırak bunları..!

Hem muhasebeyi, hem stokları görebileceğin bir yazılım programı yükle
bilgisayara.. Şu dükkandaki bütün envanteri kaydet..

Daha bir led ampülün fiyatını bilmiyorsun.

İnernette bir site aç.. Google'a adres kaydını gir.. Konum belirt.. İnstagram'da
hergün sayfanı yenile.. İnternetteki satış sitelerine kaydını yaptır, internet
üzerinde satış yap..

Elektrikçilikle ilgili yurt içi ve yurt dışı internet sitelerini, yayınlarını
takip et. Yenilikleri bir şekilde buraya getirmeye çalış..

Bak yandaki dükkan boş.. Onu da kirala. Yık ortadaki duvarı.. Dükkanları birleştir..

Alt katta harabe gibi boş bir daire var.. Orayı da temizle, depo yap..

İnşaat ta , bahçe aydınlatma da, tabela aydınlatmalarda .... falan.. falan.. kullanılan
elektrik malzemelerini de getir. Dükkan bom boş.. Doldur buraları..

Küçük bir servis aracı al..Çevredeki mütahitlerle, elektrikçi ustalarıyla tanış..
“Telefon edin, ben malzemeyi getiririm,” de.

Servislere gönderebileceğin bir usta bul..

Elektrik sektörünün düzenlediği yurt içi ve yurt dışı fuarları gez,
incele ... Yeni ürünleri üreten firmalarla tanış..

Çin'de bu konuda büyük fırsatlar var.. Oraya git. Ürün kalitelerini incele,
fiyatlarını gör..

Patlat burayı!”

İçimdeki hırslı, rekabetçi, savaşçı, girişimci ses susmak bilmiyordu..

İçimdeki ses söyleyeceklerini bitirmeden babası geldi.. Ampul ve kablonun
fiyatını söyledi..


Parasını ödeyip malzemeleri aldım ve çıktım.. İçimdeki ses içimde kaldı..

Delikanlı bilgisayardaki oyununa, babası da komşudaki sohbete geri döndü..
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst