- Katılım
- 10 Tem 2006
- Mesajlar
- 2,748
- Konu Yazar
- #1
Geçtiğimiz kurban bayramını iyi değerlendirmek için 1 hafta önceden planlar yapmaya başladım,
bir arkadaşla beraber istanbuldan çıkıp adana, antalya, ordan mugla denizli üzerinden çanakkale yapıp, 2500 km civarı yol yapalım dedik.
ama dediklerim geziye çıkmamıza 1 gün kala arkadaşın motorunun arıza yapması ile kendimi yine tek başıma buldum yollarda, planım istanbuldan adanaya ordan antalya izmir çanakkale üzerinden istanbul yapmaktı, toplam 8 günüm vardı.
kurban bayramından önceki pazar yani 2 gün kala pazar sabahı saat 05:30 da kalktım.
akşamdan çadırımı şişme yatagımı ve birkaç kıyafetlerimi birazda takım taklavat koydum çantaya.
sabah6:20 de hareket için ilk resmimi çektim.

İlk durak berceste 190 km

ikinci durak bilecek idi.
bu arada bende tabela hastalıgı var, aklımd aolan 81 il ile resim çekilmem gerek allah uzun verirse hepsini tamamlamayı planlıyorum.

bilecikden sonra kütahya var sırada.








antalya ya vardıgımda dağ tarafındaki düden şelalesine gittim, ordan da denize akan tarafa gidip çadırımı kurmam gerekti hava kararacakt çünkü.
düden parkına girdim güvenlik görevlisine burda çadır kuruluyormu dedim evet dedi, varmı kimse içerde şimdi dedim yok ama sen git bak, müsait bir yere kurarsın dedi, bende tamam diyip motoru güvenligin yakınına bırakıp şelaleyi gemeye başladım.
şelalenin en alt kısmına girdim, normalde girilmiyor ama damarım tuttummu girerim.
baktım hava kararıyor, her yer çadır kurmaya müsait
gittim çadırımı ve eşyalarımı aldım motordan köşeye bir yere çadırı kurdum, şişme yatagımıda şişirdim saat oldu 10, gidip karnımı doyurdum, geldim saat 11:30
yattım, şişme yatak da rahat oluyor ama.
saat 12:30 civarı baktım çadıra birisi ışık tutuyor,
fileli yerden doğru baktım bekçi polisler beni görünce bi çıkarmısınız dedi.
çıktım dışarı buyur dedim, adam dedigim daha yeni bekçilerden 25 yaşında var yok, abi buraya çadır mı kurulur allahını seversen dedi, niyeki dedim motorum otoparkda ordaki görevli çadır kuruluyor dedi, bende kurdum,
yok abi burası işlek bir park burda çadır olmaz dedi, valla istanbuldan geliyorum sabah 5 de kalkıcam zaten dedim, bikimlik alalım ne iş yapıyorsun felen diyince, gbt ye baktılar dedim ben istanbul büyükşehire bağlı esnafım dedim,
motorla istanbuldan gezmeye geldim dedim felen.
vallla buraya çadır kurulmaz ama neyse ne sen bizi nede biz seni gördük dedi, saolasın dedim gittiler.
tabi uyku kaçtı, yarım saatin sonunda uyayabildim.
Uyudum derken bi baktım yağmur yağıyor,
hey allahım dedim bu gece uyku yok bana sanırım, çadırın ortasındaki fileli yeri kapatmamıştım ordan su giriyor,2-3 dakika sonunda dışarı bi çıktımki parkdaki çimleri sulayan fiskiyelerin 3 ü benim çadıra nişan almış, derken zaten sırılsıklam oldum.
baktım yan taraftaki yaya yolunun orası kuru çadırı oldugu gibi oraya çekip kurulandım ve tekrar yattım,
sabah güneşin çadıra vurması ile uyandım 07:30 da

---------- Mesajlar birleştirildi - 02:50 ---------- bir önceki mesaj zamanı 01:20 ----------
çadırımı toplarken fethiye tarafına gideceğimin planlarını yaparken birden aklıma doğu geldi, evet doğuya gitmeliydim, fırsat bu fırsat diyip telefondan hariatalara baktım, adana, antep, diyarbakır, bingöl üzerinden karadenize çıkmayı planladım.

antlyada denize girdim biraz deniz çok tuzlu idi, öğlen saatlerinde yola koyuldum,
istikamet osmaniyede arkadaşımın yanına.

ama sahil yolundan alanya gazipaşa, anamur,silifkeden mersine gittigim pişman oldum yolları bana göre kötü idi çünkü gidişli gelişli yol çok zamanımı aldı.






Osmaniyede ahmet arkadaşımla buluşup sohbet ettikden sonra öğretmen evine gittim 1 geceliği 40 tl idi ve içerde 3 tane tekli yatak vardı, yattım sabah erkenden kalktım çünkü kurban bayramının 1 ci günü idi,
bayram namazını kıldıkdan sonra istikamet adana urfa diyarbakır idi.
bu illerde gezecek o kadar yer varki ama malesef bende de zaman olmadıgı için hep es geçtim.









erzurum bingöl arası olan yolda 5-6 tane karakol var yol üzerinde tepelerde ise hep karakollar vardı, yola çıkmadan önce hep akılmda bir korku vardı, terör olaylarından dolayı acaba yollarda sorun olurmu diye ama gram şüphe kalmadı geçince.
erzurum diyarbakır bingölden sonra artvine varıp orda kalacaktım, ama yanlış hesaplaıgım bir durum vardı istanbulda hava 8:30 da kararıyordu artvinde 7:30 da kararmaya başlayınca artvine 30 km kala karanlıkda gitmek zorunda kaldım.
hemde baraj yolunda hep tünellerden geçerek, tünel harici ışıklandırma yok, bildiginiz zifiri karanlık,
birde hava bozdu yağmur yağmaya başlayında tünelin birinde durup yağmurluklarımı giyerken jandarma aracı geldi başçavul napıyon burda diyor yağmurlukları giyip devam edeceğim dedim, burda çok bekleme dedi, yok ben çadır açacakdım bu zifiri karanlık yerde





sabah kalkıp kahvaltıdan sonra hopa üzerinden gürcistana gidecektim, ama hava halen yağmurlu idi, yağmuruklarımı giyip yola koyuldum, hopadan sola dönüp gürcistan sınırına geldim, sıradaki arabaları geçip en son 5 araba kalınca bizim polislera korna çaldım geçeyimmi öne diye işaret ettim baktı geç geç öüen öne diye kolunu uzattı, dubanın önüne geldim memur evraklarını ver dedi ne lazım dedim ilk defamı geliyon dedi, bende evet diyince git ordan pul al 15 tl verip dedi, hemen pulu aldım geldim ruhsat ve kimlik ile kaydımı yaptı, motorum çantasını açıp baktılar, duba açıldı devam et dedi.
ilerledim gürcinin ordaki polislerle karşı karşıyayım onlarada korna çalıp en ön tarafı gösterdim oda bizim polisler gibi en önü gösterdi, oraya evrakları vermedim plakadan sorgulayıp devam et dedi.
sınırı geçtik, hattımı geocelle açtırıp orda internet kullandım sadece, ve ardından tl yi lari yaptım
200 tl verdim 80 lari aldım. 20 laride yani 50 tl de motora sigorta yaptırdım.
3 saat önceden yusuf abi ile sözleşmiştik oda buraya tur ile gelcekti haberleşelim dedi
watsapdan anlık konumu paylaşıp birbirimizi takip edip bulduk, türk lokantasında yemek yedikden sonra ben batumu dolaştım ve saat 5 gibi ayrıldım gürcistandan.







çakma opet yapmışlar ama benzin ucuz değil yani burda 6910 tl iken orda 6100 tl ye aldım yani 2.5 lari

türkiye sınırıa girdikden sonra istikamet trabzon ve rize idi trabzonda arkadaşı görüp orduya geçecektim,
uzungöle gideyim dedim ama yandexden trafige bakınca vazgeçtim.
trabcondan sonra orduda arkadaşımın evinde kaldım sabah kalktık boztepeye çıktık, öğleden sonra ordan ayrılıp samsunda atatürkün sahildeki gemisinini ziyaret ettim.
ardından sinopa devam ettim.
sinopa akşam vardım ve arkadaşımın kuzeni ile buluştuk camping alanında çadırımı kurup sahilde dolaştık.
sabah buluşup inceburuna gittik, tarihi sinop cezaevini gezdik,
sinop cezaevine gittigimizde tam karşısındaki otobüs duragında 3 tane daha motor vardı 2 si 34 diğeri 55 plaka idi.
dışarı çıktıgımızda motorların arkasında trafik polisi oldugunu gördüm, acaba durak yanına çektik ondan mı ceza yazıyor dşye yanaşında durumu anladım, arkadaşlar plakalarına etiket yapıştırmış, yaşlı bir adamda polisi arayıp burda plakaları kapalı 3 motor var gelin bakın demiş, trafik ekipleri de gelip plakaları görünce 3 motorun sahibini bulup 3 üne de ayrı ayrı 488 tl
ceza yazdı, şükür ben açmıştım sinopa girince plakamı yoksa bana da yazacaktı.














sinop çıkışında trafik polisi uygulamasına girdim, durdum evrakları diyince ruhsatı verdim
ruhsata gerek yok ehliyet ver yeter plakadan herşey çıkıyor dedi, bu arada durmadan önce plakadaki kiliti açmıştımki plaka okunuyordu, yoksa sorun olabilirdi.
eksik felen varmı dedi sisteme girmeden sorayım dedi polis, istanbul antalya bingöl artvinden geliyorum bende eksik olmaz diyince güldü biraz, evrakları kontrol ettikden sonra hayırlı bayramlar diyip yola devam ettim.
sinopdan sonra kastamonu üzerinden memleketim olan eflaniye vardım ailem ordaydı ve günlerden cuma akşamı idi, izinimin bitmesine 2 gün vardı onuda memleketimde geçirmek üzere motoru garaja çekip dinlenmeye aldım.
Fakat ters giden birşeyler vardı evet arka çamurluk yerinden çıkmış, kontrol ettigimde arka amörtisörümün patlamış odlugunu fark ettim, ayarlardan 1 ve 7 aynı yumuşaklıkdaydı çünkü.
neyse istanbula gidince bakarız dedim, aynen dedigim gibi patlakmış söküp yaptırdım amörtisörü.






pazartesi sabah 8 de yola çıktım, gereden otobana baglandıgım anda motor stop etti.
allah allah dedim, bende 3 diş var metrodan fulleyecektim,
çektim kenara direk aklıma swicht geldi, daha öncede arkadaşlarımın başına gelmiştiki, benim başıma ne zaman gelir dşye beklerken en kötü yerde arvinin karanlık yollarında bozulmadıgına dua ettim, hemen anahtar torvidalarımı çıkarıp sağ kütüğü söktüm, aynen dedigim gibi lehimli olan kablo 11 sene sonunda dibinden kopmuş diğerini kesip direk bağladım, marşa bastım çalıştı.
istikamet İSTANBUL.







SONUÇ OLARAK 6 GÜNDE 4300 KM YOL YAPTIM
218 litre ile 1506 tl benzin aldım.750 tl de harcama yaptım.
100 km de 5.08 litre ile km de 35.5 kuruşa denk geliyor.
normal hızım 120-140 arası idi, ama adana antep otobanında 240 km hızlarda seyrettim,
yavaş gittim diyemem hızlıydım çünkü,
tek kişi olmamamın artısı 4300 km 6 günde yapmam ve türkiyeyi tur atmam bana büyük gurur verdi.
600 cc ile 25 il 1 ülke 6 günde 4300 km yol
herkezin bana watsapdan faceden orya git şuraya git orası çok güzel orda bi gece kal demesine ragmen hiçbiryere uğramadım, çünkü motorda eşyalarım ve kıyafetlerim sıkıntı yaratırdı ve zamanımda az idi.
ben zaten geziye değil türkiye turuna çıktım sayılır, ilk başlarda gezi gibiydi ama yola çıkınca işler değişebiliyor.
2007 senesinde de buna benzer bi gezi yapmıştım cbf 150 ile 5 günde 2476 km diye
bu da gezimin gprs deki haritası.
bir dahaki sefer tam türkiye yi çizmeyi planlıyorum.

bir arkadaşla beraber istanbuldan çıkıp adana, antalya, ordan mugla denizli üzerinden çanakkale yapıp, 2500 km civarı yol yapalım dedik.
ama dediklerim geziye çıkmamıza 1 gün kala arkadaşın motorunun arıza yapması ile kendimi yine tek başıma buldum yollarda, planım istanbuldan adanaya ordan antalya izmir çanakkale üzerinden istanbul yapmaktı, toplam 8 günüm vardı.
kurban bayramından önceki pazar yani 2 gün kala pazar sabahı saat 05:30 da kalktım.
akşamdan çadırımı şişme yatagımı ve birkaç kıyafetlerimi birazda takım taklavat koydum çantaya.
sabah6:20 de hareket için ilk resmimi çektim.

İlk durak berceste 190 km

ikinci durak bilecek idi.
bu arada bende tabela hastalıgı var, aklımd aolan 81 il ile resim çekilmem gerek allah uzun verirse hepsini tamamlamayı planlıyorum.

bilecikden sonra kütahya var sırada.








antalya ya vardıgımda dağ tarafındaki düden şelalesine gittim, ordan da denize akan tarafa gidip çadırımı kurmam gerekti hava kararacakt çünkü.
düden parkına girdim güvenlik görevlisine burda çadır kuruluyormu dedim evet dedi, varmı kimse içerde şimdi dedim yok ama sen git bak, müsait bir yere kurarsın dedi, bende tamam diyip motoru güvenligin yakınına bırakıp şelaleyi gemeye başladım.
şelalenin en alt kısmına girdim, normalde girilmiyor ama damarım tuttummu girerim.
baktım hava kararıyor, her yer çadır kurmaya müsait
gittim çadırımı ve eşyalarımı aldım motordan köşeye bir yere çadırı kurdum, şişme yatagımıda şişirdim saat oldu 10, gidip karnımı doyurdum, geldim saat 11:30
yattım, şişme yatak da rahat oluyor ama.
saat 12:30 civarı baktım çadıra birisi ışık tutuyor,
fileli yerden doğru baktım bekçi polisler beni görünce bi çıkarmısınız dedi.
çıktım dışarı buyur dedim, adam dedigim daha yeni bekçilerden 25 yaşında var yok, abi buraya çadır mı kurulur allahını seversen dedi, niyeki dedim motorum otoparkda ordaki görevli çadır kuruluyor dedi, bende kurdum,
yok abi burası işlek bir park burda çadır olmaz dedi, valla istanbuldan geliyorum sabah 5 de kalkıcam zaten dedim, bikimlik alalım ne iş yapıyorsun felen diyince, gbt ye baktılar dedim ben istanbul büyükşehire bağlı esnafım dedim,
motorla istanbuldan gezmeye geldim dedim felen.
vallla buraya çadır kurulmaz ama neyse ne sen bizi nede biz seni gördük dedi, saolasın dedim gittiler.
tabi uyku kaçtı, yarım saatin sonunda uyayabildim.
Uyudum derken bi baktım yağmur yağıyor,
hey allahım dedim bu gece uyku yok bana sanırım, çadırın ortasındaki fileli yeri kapatmamıştım ordan su giriyor,2-3 dakika sonunda dışarı bi çıktımki parkdaki çimleri sulayan fiskiyelerin 3 ü benim çadıra nişan almış, derken zaten sırılsıklam oldum.
baktım yan taraftaki yaya yolunun orası kuru çadırı oldugu gibi oraya çekip kurulandım ve tekrar yattım,
sabah güneşin çadıra vurması ile uyandım 07:30 da

---------- Mesajlar birleştirildi - 02:50 ---------- bir önceki mesaj zamanı 01:20 ----------
çadırımı toplarken fethiye tarafına gideceğimin planlarını yaparken birden aklıma doğu geldi, evet doğuya gitmeliydim, fırsat bu fırsat diyip telefondan hariatalara baktım, adana, antep, diyarbakır, bingöl üzerinden karadenize çıkmayı planladım.

antlyada denize girdim biraz deniz çok tuzlu idi, öğlen saatlerinde yola koyuldum,
istikamet osmaniyede arkadaşımın yanına.

ama sahil yolundan alanya gazipaşa, anamur,silifkeden mersine gittigim pişman oldum yolları bana göre kötü idi çünkü gidişli gelişli yol çok zamanımı aldı.






Osmaniyede ahmet arkadaşımla buluşup sohbet ettikden sonra öğretmen evine gittim 1 geceliği 40 tl idi ve içerde 3 tane tekli yatak vardı, yattım sabah erkenden kalktım çünkü kurban bayramının 1 ci günü idi,
bayram namazını kıldıkdan sonra istikamet adana urfa diyarbakır idi.
bu illerde gezecek o kadar yer varki ama malesef bende de zaman olmadıgı için hep es geçtim.









erzurum bingöl arası olan yolda 5-6 tane karakol var yol üzerinde tepelerde ise hep karakollar vardı, yola çıkmadan önce hep akılmda bir korku vardı, terör olaylarından dolayı acaba yollarda sorun olurmu diye ama gram şüphe kalmadı geçince.
erzurum diyarbakır bingölden sonra artvine varıp orda kalacaktım, ama yanlış hesaplaıgım bir durum vardı istanbulda hava 8:30 da kararıyordu artvinde 7:30 da kararmaya başlayınca artvine 30 km kala karanlıkda gitmek zorunda kaldım.
hemde baraj yolunda hep tünellerden geçerek, tünel harici ışıklandırma yok, bildiginiz zifiri karanlık,
birde hava bozdu yağmur yağmaya başlayında tünelin birinde durup yağmurluklarımı giyerken jandarma aracı geldi başçavul napıyon burda diyor yağmurlukları giyip devam edeceğim dedim, burda çok bekleme dedi, yok ben çadır açacakdım bu zifiri karanlık yerde





sabah kalkıp kahvaltıdan sonra hopa üzerinden gürcistana gidecektim, ama hava halen yağmurlu idi, yağmuruklarımı giyip yola koyuldum, hopadan sola dönüp gürcistan sınırına geldim, sıradaki arabaları geçip en son 5 araba kalınca bizim polislera korna çaldım geçeyimmi öne diye işaret ettim baktı geç geç öüen öne diye kolunu uzattı, dubanın önüne geldim memur evraklarını ver dedi ne lazım dedim ilk defamı geliyon dedi, bende evet diyince git ordan pul al 15 tl verip dedi, hemen pulu aldım geldim ruhsat ve kimlik ile kaydımı yaptı, motorum çantasını açıp baktılar, duba açıldı devam et dedi.
ilerledim gürcinin ordaki polislerle karşı karşıyayım onlarada korna çalıp en ön tarafı gösterdim oda bizim polisler gibi en önü gösterdi, oraya evrakları vermedim plakadan sorgulayıp devam et dedi.
sınırı geçtik, hattımı geocelle açtırıp orda internet kullandım sadece, ve ardından tl yi lari yaptım
200 tl verdim 80 lari aldım. 20 laride yani 50 tl de motora sigorta yaptırdım.
3 saat önceden yusuf abi ile sözleşmiştik oda buraya tur ile gelcekti haberleşelim dedi
watsapdan anlık konumu paylaşıp birbirimizi takip edip bulduk, türk lokantasında yemek yedikden sonra ben batumu dolaştım ve saat 5 gibi ayrıldım gürcistandan.







çakma opet yapmışlar ama benzin ucuz değil yani burda 6910 tl iken orda 6100 tl ye aldım yani 2.5 lari

türkiye sınırıa girdikden sonra istikamet trabzon ve rize idi trabzonda arkadaşı görüp orduya geçecektim,
uzungöle gideyim dedim ama yandexden trafige bakınca vazgeçtim.
trabcondan sonra orduda arkadaşımın evinde kaldım sabah kalktık boztepeye çıktık, öğleden sonra ordan ayrılıp samsunda atatürkün sahildeki gemisinini ziyaret ettim.
ardından sinopa devam ettim.
sinopa akşam vardım ve arkadaşımın kuzeni ile buluştuk camping alanında çadırımı kurup sahilde dolaştık.
sabah buluşup inceburuna gittik, tarihi sinop cezaevini gezdik,
sinop cezaevine gittigimizde tam karşısındaki otobüs duragında 3 tane daha motor vardı 2 si 34 diğeri 55 plaka idi.
dışarı çıktıgımızda motorların arkasında trafik polisi oldugunu gördüm, acaba durak yanına çektik ondan mı ceza yazıyor dşye yanaşında durumu anladım, arkadaşlar plakalarına etiket yapıştırmış, yaşlı bir adamda polisi arayıp burda plakaları kapalı 3 motor var gelin bakın demiş, trafik ekipleri de gelip plakaları görünce 3 motorun sahibini bulup 3 üne de ayrı ayrı 488 tl
ceza yazdı, şükür ben açmıştım sinopa girince plakamı yoksa bana da yazacaktı.














sinop çıkışında trafik polisi uygulamasına girdim, durdum evrakları diyince ruhsatı verdim
ruhsata gerek yok ehliyet ver yeter plakadan herşey çıkıyor dedi, bu arada durmadan önce plakadaki kiliti açmıştımki plaka okunuyordu, yoksa sorun olabilirdi.
eksik felen varmı dedi sisteme girmeden sorayım dedi polis, istanbul antalya bingöl artvinden geliyorum bende eksik olmaz diyince güldü biraz, evrakları kontrol ettikden sonra hayırlı bayramlar diyip yola devam ettim.
sinopdan sonra kastamonu üzerinden memleketim olan eflaniye vardım ailem ordaydı ve günlerden cuma akşamı idi, izinimin bitmesine 2 gün vardı onuda memleketimde geçirmek üzere motoru garaja çekip dinlenmeye aldım.
Fakat ters giden birşeyler vardı evet arka çamurluk yerinden çıkmış, kontrol ettigimde arka amörtisörümün patlamış odlugunu fark ettim, ayarlardan 1 ve 7 aynı yumuşaklıkdaydı çünkü.
neyse istanbula gidince bakarız dedim, aynen dedigim gibi patlakmış söküp yaptırdım amörtisörü.






pazartesi sabah 8 de yola çıktım, gereden otobana baglandıgım anda motor stop etti.
allah allah dedim, bende 3 diş var metrodan fulleyecektim,
çektim kenara direk aklıma swicht geldi, daha öncede arkadaşlarımın başına gelmiştiki, benim başıma ne zaman gelir dşye beklerken en kötü yerde arvinin karanlık yollarında bozulmadıgına dua ettim, hemen anahtar torvidalarımı çıkarıp sağ kütüğü söktüm, aynen dedigim gibi lehimli olan kablo 11 sene sonunda dibinden kopmuş diğerini kesip direk bağladım, marşa bastım çalıştı.
istikamet İSTANBUL.







SONUÇ OLARAK 6 GÜNDE 4300 KM YOL YAPTIM
218 litre ile 1506 tl benzin aldım.750 tl de harcama yaptım.
100 km de 5.08 litre ile km de 35.5 kuruşa denk geliyor.
normal hızım 120-140 arası idi, ama adana antep otobanında 240 km hızlarda seyrettim,
yavaş gittim diyemem hızlıydım çünkü,
tek kişi olmamamın artısı 4300 km 6 günde yapmam ve türkiyeyi tur atmam bana büyük gurur verdi.
600 cc ile 25 il 1 ülke 6 günde 4300 km yol
herkezin bana watsapdan faceden orya git şuraya git orası çok güzel orda bi gece kal demesine ragmen hiçbiryere uğramadım, çünkü motorda eşyalarım ve kıyafetlerim sıkıntı yaratırdı ve zamanımda az idi.
ben zaten geziye değil türkiye turuna çıktım sayılır, ilk başlarda gezi gibiydi ama yola çıkınca işler değişebiliyor.
2007 senesinde de buna benzer bi gezi yapmıştım cbf 150 ile 5 günde 2476 km diye
bu da gezimin gprs deki haritası.
bir dahaki sefer tam türkiye yi çizmeyi planlıyorum.

Son düzenleme: