- Katılım
- 26 Kas 2017
- Mesajlar
- 7,547
- Konu Yazar
- #1
Arkadaşlar sabah erken kalktım ve uykum olmadığı için hem işe erken gideyim hem de İstanbul, motor ve davarolarla alakalı iki kelâm edeyim dedim.
Her geçen gün gelen ve aranızda yeniyim, bu kardeşinize yol gösteren konularına istinaden, başlıyorum!..
Öncelikle yağmurlar başladı. Gidip lastik alın. Hatırlatmamı yaptıktan sonra :
Sabah 6.00da ki İstanbul için erken bir saat değil. Otoparka girdim. Bir araba farları kapalı, sanki ^^Emrah koş, anneni dövüyorlar.^^ repliğine tepki verircesine basa basa çıktı. Dk bir gol bir.
Neyse efenim, motoru çalıştırdım. Kaskımı, ekipmanlarımı taktım ( bu arada motor ısınıyor, ben bunları yaparken. ). Şöyle bir kontrol edermiş gibi yapıp, ekstra sislerimi kısık moda alıp yola çıktım.
Bu saatlerde servis araçları mal, taksiler andaval, genel sürücülerde davar ve tinderdan bacılarını falan arıyorlar. Yakalasamda dövsem die. Çünkü o telefonu hiç bırakmıyorlar. Dizi izleyenlere lafım yok, zira farklı boyuta geçiyor onlar. Ben buradan ulaşamam onlara.
Neyse Beylikdüzünden E5e bağlandık ve sol şeritte 50 ile giden, sağ şeritte bir gaz açıp bir gaz kapayan, orta şeritte uyuyan ve lüks sınıf araç aldığı için yollar babasının malı ve siz onların kölesiymişsiniz gibi davranan araçlarla trafikte harmanlanıyorsunuz.
Burada 2 ana kural vardır. Ya stok lastikli ve yağmurda korkmak zorundasınız ya da keyfiniz gıcırdar. Bu keyif gıcırlığıda ikiye ayrılır.
a) araçlarla aynı hızda giderim. Onlara bende varım derim. Bla bla saçmalığı. Demin bahsettiğim lüks ara üstüne kırar ve kendi farının ampülleri ile aydınlanırsın. Hadi hasbel kader kurtuldun diyelim. Önüne atlayıp, sen ona selektör çaktıktan sonra pişkince ya el kaldırır pardon der ki seni sallamamak içindir o. Diğer seçenek geçtikten sonra sinyal verir ve sinyal verdik yaa denen repliğe bağlanır.
b) araçlarla aynı hızda gitmek saçmalığına uymayan ve gerektiği yerde yavaşlayıp, gerektiği yerde gaz açan arkadaşlar. Sizlerin işinizde şurada zor. Kavşaklara geldiğinizin bilinci ile sürmek zorunluluğu. Çünkü burada araçlar soldan sağa kırarlar. Aklınızı alırlar.
Akıllı olacaksınız. Bir gözünüz aynada diğeri yolda olacak. Gerektiği yerde gaz açıp kaçacaksınız. Mesela ben böyle zamanlarda gaz açıp yol okuyan tiplerdenimdir. Sorun 40-45dk da gittiğimi yolu 25-30dk lara düşmesi. Daha çok yakıyor alet.
Gazlasana şeker veriliyor ama tırsa tırsa, titreye titreye gidenlere pamuk tıkanması ( yeni sistemde sıcak silikon basıyorlarmış. ) an meselesi. Açtığınız dörtlüleri de kimse sallamıyor.
Demekki İstanbulda hep uyanık olmak gerekiyor.
Burası İstanbul layn!!! Diye replik atasım geldi.
Not: kendinize iyi bakın...
Her geçen gün gelen ve aranızda yeniyim, bu kardeşinize yol gösteren konularına istinaden, başlıyorum!..
Öncelikle yağmurlar başladı. Gidip lastik alın. Hatırlatmamı yaptıktan sonra :
Sabah 6.00da ki İstanbul için erken bir saat değil. Otoparka girdim. Bir araba farları kapalı, sanki ^^Emrah koş, anneni dövüyorlar.^^ repliğine tepki verircesine basa basa çıktı. Dk bir gol bir.
Neyse efenim, motoru çalıştırdım. Kaskımı, ekipmanlarımı taktım ( bu arada motor ısınıyor, ben bunları yaparken. ). Şöyle bir kontrol edermiş gibi yapıp, ekstra sislerimi kısık moda alıp yola çıktım.
Bu saatlerde servis araçları mal, taksiler andaval, genel sürücülerde davar ve tinderdan bacılarını falan arıyorlar. Yakalasamda dövsem die. Çünkü o telefonu hiç bırakmıyorlar. Dizi izleyenlere lafım yok, zira farklı boyuta geçiyor onlar. Ben buradan ulaşamam onlara.
Neyse Beylikdüzünden E5e bağlandık ve sol şeritte 50 ile giden, sağ şeritte bir gaz açıp bir gaz kapayan, orta şeritte uyuyan ve lüks sınıf araç aldığı için yollar babasının malı ve siz onların kölesiymişsiniz gibi davranan araçlarla trafikte harmanlanıyorsunuz.
Burada 2 ana kural vardır. Ya stok lastikli ve yağmurda korkmak zorundasınız ya da keyfiniz gıcırdar. Bu keyif gıcırlığıda ikiye ayrılır.
a) araçlarla aynı hızda giderim. Onlara bende varım derim. Bla bla saçmalığı. Demin bahsettiğim lüks ara üstüne kırar ve kendi farının ampülleri ile aydınlanırsın. Hadi hasbel kader kurtuldun diyelim. Önüne atlayıp, sen ona selektör çaktıktan sonra pişkince ya el kaldırır pardon der ki seni sallamamak içindir o. Diğer seçenek geçtikten sonra sinyal verir ve sinyal verdik yaa denen repliğe bağlanır.
b) araçlarla aynı hızda gitmek saçmalığına uymayan ve gerektiği yerde yavaşlayıp, gerektiği yerde gaz açan arkadaşlar. Sizlerin işinizde şurada zor. Kavşaklara geldiğinizin bilinci ile sürmek zorunluluğu. Çünkü burada araçlar soldan sağa kırarlar. Aklınızı alırlar.
Akıllı olacaksınız. Bir gözünüz aynada diğeri yolda olacak. Gerektiği yerde gaz açıp kaçacaksınız. Mesela ben böyle zamanlarda gaz açıp yol okuyan tiplerdenimdir. Sorun 40-45dk da gittiğimi yolu 25-30dk lara düşmesi. Daha çok yakıyor alet.
Gazlasana şeker veriliyor ama tırsa tırsa, titreye titreye gidenlere pamuk tıkanması ( yeni sistemde sıcak silikon basıyorlarmış. ) an meselesi. Açtığınız dörtlüleri de kimse sallamıyor.
Demekki İstanbulda hep uyanık olmak gerekiyor.
Burası İstanbul layn!!! Diye replik atasım geldi.
Not: kendinize iyi bakın...