280 bin km'de araba alıyorlar. Ama motosiklet konusunda 60bin km'yı geçtin mi tamam. Ikısı de mekanik. Ikısı de yol yapıyor. Neden bu ayrım anlamıyorum. Tamamen kültürsüzlük...
Ben pek katılmıyorum bu görüşe.
Ülkenin yolları malum, hem asfalt kalitesi, hem pisliği, tozu, çamuru, trafik şartları ve en son olarak sürücü ideolojisi ele alınınca araba ile motosiklet biraz ayrılıyor burada.
İngiltere' de arkadaşım 99 model Transalp aldı, motor pırıl pırıl parlıyor. Kullanan adam çünkü trafikten kaçmak için kaldırıma inip çıkmamış, taksici-minibüsçü yüzünden trafikte motoru sağ sola düşürmemiş, motosiklet kültürü oturduğu için motosikletleri dikkat çeksin diye sanayide motosikletin içine eden egzozlar da takmamışlar. İnsan gibi kullanmış adam kısaca. E yollarda çukur yok, gizli kasisler yok, adam keyfini çıkara çıkara kullanabiliyor aracını. İstanbullular bilir, Pazar günü orman yolu diye Bahçeköy-Kilyos arasındaki yolu tercih ederseniz yanarsınız. Rüzgarı alıp motosikleti kullanmak mümkün değil trafikten dolayı. Sürekli düşük devirde, sağ sola kıra kıra motosiklet kullanmak hele benim gibi bir chopper kullanıcısı için tam bir işkence. Adam bunlarla uğraşmıyor.
Ama arabada böyle değil, daha dayanıklı haliyle, daha konforlu, hatayı affediyor. Ben motosiklet alırken hasar kayıtı olmaması konusunda çok ısrarcıyım, arabada değilim. Motosiklet kazasının şakası yok, ve satan insanların (bence) büyük bir çoğunluğu dolandırıcı/yalancı olduğu için, hasar kayıtlarına da inanamıyorum. En azından resmi olarak bir olumsuzluk var hiç bulaşmayayım diyorum. Ki arka planda neler olmuştur. Zira iki üst konuda arkadaş sattığı motorların km düşürüldüğüne dair ilanlar paylaştı. Bunları zaten tespit etmek çok zor, haliyle ikinci el araçlar tamamen piyango. Arabada öyle değil ama.