- Katılım
- 26 Mar 2006
- Mesajlar
- 4,133
Konu güzel biraz da tecrübem olduğu için paylaşmak istedim.
Türklerin anayurdunda yaşıyorum 3 yıldır.
Konuştukları ve resmi dil Türkmence ve Rusça. Eğitim de aynı şekilde.
Yıllarca Rus boyunduruğu altında kalınca haliyle etkileşim de oldukça fazla.
Konu dil olduğu için diğer konulara girmeden kısaca yazayım.
Burada konuşulan dili duymak bile istemezsiniz. Arapça, Farsça ve Fransızcaya şükredersiniz. Kaldı ki bu diller zenginlikleri ve ifade güçleri bakımında en üst sırada yer alırlar. Edebi dillerdir. Kulağa hoş gelirler. Türkçeye zarar verdiğini düşünseniz de aslında katkıları büyüktür.
Şu an Türkmence karşılığı olmayan bütün kelimeler büyük oranda Rusça ve sonrasında Türkçe ve Farsça ile karşılanmaktadır.
Osmanlı Türk boylarının birleşimi olduğuna göre konuştuğu dil bir anda ortaya çıkamaz. Türk Boyları Türkçe konuşur, İlerleyen dönemlerde devlet erkanı,onların aileleri ve aydınlar aldıkları dil eğitimleri sayesinde Türkçeyi zenginleştirmeye başladılar fakat bu türeterek değil telaffuz ederek oldu.
Osmanlıca asla gerçek bir dil değildir. Evet Osmanlıca her ne kadar kendi gramer kurallarını oluşturmuş olmakla birlikte Türkçe-Farsça-Arapça'nın kompoze ettiği bir birleşik dildir. 11. yüzyıldan sonra Anadolu'da konuşulmaya ve kullanılmaya başlayan Türkçe'nin zaman içinde Farsça ve Arapçayla karışması sonucu oluşmuştur. Halk günlük yaşamında hep kendi geleneğindeki Türkçe'yi kullanmaya devam ederken Osmanlı beyliği'nin Osmanlı Devleti ve sonrasında Osmanlı İmparatorluğu olmasıyla Devlet yazışmalarından başlayarak bu kompoze dil yaşamaya başlamıştır. Edebiyat alanında 15.yüzyıldan itibaren bu dilin kullanılarak hayat bulduğunu görürüz. 19. yüzyıla gelindiğinde ise günlük hayatta da bu dilin kısmen kullanılması İstanbul'da başlamıştır. Bu yabancılaşma çabası aslında, Fransızca'nın bu dönemde Avrupa'da hakim dil olmasına alternatif olarak Türkçe kullanmaya çalışan ve dilini koruma çabasındaki Türk aydınlarının, Türkçe'nin bu iş için gramer yapısı nedeniyle yeterli olmayışı dolayısıyla bu dili kullanmaya başlamalarından başka bir şey değildir. Ancak görürüz ki Avrupa özentisinde olmayan gerçek Türk aydınları hep Türkçe'yi kullanmaya devam etmişlerdir. Ve bugün kullandığımız güzel Türkçe'miz işte bu yüzyıllardır hatta binyıllardır kullanılagelen dildir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk her alanda olduğu gibi Dil alanında da halkımızın kullandığı ve gerçekten yaşayan özgün bir dil olan Türkçe'yi devlet dili haline getirmiş ve halkla devletin arasındaki anlaşılmazlıkları ortadan kaldırmıştır. Yüzyıllardır Türklerin gerçek dili Türkçe'dir. Osmanlı döneminde Arap harfleriyle yazılmıştır. O nedenle de Osmanlıca denilen kompoze dille karıştırılmıştır hep ama kitapları, risaleleri, kitabeleri, mezartaşlarını okuyun göreceksiniz ki Türkçe olanların sayısı yüzde yetmişlerin üzerindedir.
Kısacası Türkçeyi küçümsemeyin ve fanatiği de olmayın. Birden fazla dil biliyorsanız ister istemez siz de birşeyleri değiştirdiğinizi göreceksiniz.
Türklerin anayurdunda yaşıyorum 3 yıldır.
Konuştukları ve resmi dil Türkmence ve Rusça. Eğitim de aynı şekilde.
Yıllarca Rus boyunduruğu altında kalınca haliyle etkileşim de oldukça fazla.
Konu dil olduğu için diğer konulara girmeden kısaca yazayım.
Burada konuşulan dili duymak bile istemezsiniz. Arapça, Farsça ve Fransızcaya şükredersiniz. Kaldı ki bu diller zenginlikleri ve ifade güçleri bakımında en üst sırada yer alırlar. Edebi dillerdir. Kulağa hoş gelirler. Türkçeye zarar verdiğini düşünseniz de aslında katkıları büyüktür.
Şu an Türkmence karşılığı olmayan bütün kelimeler büyük oranda Rusça ve sonrasında Türkçe ve Farsça ile karşılanmaktadır.
Osmanlı Türk boylarının birleşimi olduğuna göre konuştuğu dil bir anda ortaya çıkamaz. Türk Boyları Türkçe konuşur, İlerleyen dönemlerde devlet erkanı,onların aileleri ve aydınlar aldıkları dil eğitimleri sayesinde Türkçeyi zenginleştirmeye başladılar fakat bu türeterek değil telaffuz ederek oldu.
Osmanlıca asla gerçek bir dil değildir. Evet Osmanlıca her ne kadar kendi gramer kurallarını oluşturmuş olmakla birlikte Türkçe-Farsça-Arapça'nın kompoze ettiği bir birleşik dildir. 11. yüzyıldan sonra Anadolu'da konuşulmaya ve kullanılmaya başlayan Türkçe'nin zaman içinde Farsça ve Arapçayla karışması sonucu oluşmuştur. Halk günlük yaşamında hep kendi geleneğindeki Türkçe'yi kullanmaya devam ederken Osmanlı beyliği'nin Osmanlı Devleti ve sonrasında Osmanlı İmparatorluğu olmasıyla Devlet yazışmalarından başlayarak bu kompoze dil yaşamaya başlamıştır. Edebiyat alanında 15.yüzyıldan itibaren bu dilin kullanılarak hayat bulduğunu görürüz. 19. yüzyıla gelindiğinde ise günlük hayatta da bu dilin kısmen kullanılması İstanbul'da başlamıştır. Bu yabancılaşma çabası aslında, Fransızca'nın bu dönemde Avrupa'da hakim dil olmasına alternatif olarak Türkçe kullanmaya çalışan ve dilini koruma çabasındaki Türk aydınlarının, Türkçe'nin bu iş için gramer yapısı nedeniyle yeterli olmayışı dolayısıyla bu dili kullanmaya başlamalarından başka bir şey değildir. Ancak görürüz ki Avrupa özentisinde olmayan gerçek Türk aydınları hep Türkçe'yi kullanmaya devam etmişlerdir. Ve bugün kullandığımız güzel Türkçe'miz işte bu yüzyıllardır hatta binyıllardır kullanılagelen dildir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk her alanda olduğu gibi Dil alanında da halkımızın kullandığı ve gerçekten yaşayan özgün bir dil olan Türkçe'yi devlet dili haline getirmiş ve halkla devletin arasındaki anlaşılmazlıkları ortadan kaldırmıştır. Yüzyıllardır Türklerin gerçek dili Türkçe'dir. Osmanlı döneminde Arap harfleriyle yazılmıştır. O nedenle de Osmanlıca denilen kompoze dille karıştırılmıştır hep ama kitapları, risaleleri, kitabeleri, mezartaşlarını okuyun göreceksiniz ki Türkçe olanların sayısı yüzde yetmişlerin üzerindedir.
Kısacası Türkçeyi küçümsemeyin ve fanatiği de olmayın. Birden fazla dil biliyorsanız ister istemez siz de birşeyleri değiştirdiğinizi göreceksiniz.