"Şişmanım, yaşım elli. Bel problemlerim var. Araba almaya param yok. Küçük bir motor aldım, beni iyi kötü taşıyor. Çarşıda bir işim vardı. Onları hallettim ama sonra biraz soluklanmam gerekti. Yakın bir arkadaşımın oğlu var. Ona uğradım. Biraz oturdum dinlendim. Laf arasında bana büyük motor almayı önerdi. Çocuk işte. Kendi heves ediyor. Yaw bende para olsa araba alır paşa gibi sürerim. Zaten bu kiloyla yaşla bel sorunlarıyla motor zor oluyor. Ben parasızlıktan bu şeytan icadına idareten biniyorum. Neyse kırmayayım çocuğu, ne de olsa arkadaşımın oğlu diye düşündüm. Ne işim olur, o paraya araba alırım, bana gelmez, dedim. Temiz yüzlü çok efendi bir oğlandır, ailece severiz. O da sen bilirsin abi, dedi. Yeterince dinlendikten sonra yanında ayrıldım. Bu çocuğu da arkadaşım güzel yetiştirdi. Hayırlı bir kısmetiyle de evlense, yuva kursa güzel olacak. Hanım eve giderken bir şey istemiş miydi? Hah karpuz istedi ama onu da motorda nasıl taşıyacağım? Neyse buluruz bir çaresini..."