- Konu Yazar
- #1
Arkadaş ortamında da konuyu tartışıyoruz, bu ve bazı diğer sosyal platformlarda da aynı konu dönüp duruyor yıllardır. Şu motor niye gelmiyor?
Sebebi esasen bizim ekonomik durumumuzdan ibaret. Özetle;
Honda CB500X Türkiyeye girmiyor, çünkü getirseler, muhakkak fiyat olarak NC750X ile aynı fiyata gelecek (TRK502 örneği) ve satılsa da getirmeye değecek rağbet olmayacak. Malum bir aracı getirmeden önce bir sürü yerden uygunluk alınması gerekiyor ki bu da para demek. Getirdiğinde, sattığı adet, getirmek için yapılan masrafı kurtarmalı, bunun yanında 2017 yılında getirilen motor 2019 yılında hala showroomda satış bekliyor olmamalı. Peki, 3,5 litre tüketimiyle, 750 cc bir honda yol endurosu dururken, kaç kişi 500cc 5 litre tüketen bir yol endurosu alır ki? Sorusu distribütörü bu motoru getirmekten uzak tutuyor. Honda burada herkesin iki motora da az ya da çok aşina olması için seçtiğim bir örnek, bütün markalarda benzerleri mevcut.
Şimdi, ekonomi konusuna gelirsek, 3,5 litre tüketim değerine sahip NC750X, 5 litre tüketim değerine sahip CB500X'in piyasada satılmasına engel teşkil eder. Çünkü benzinin litre fiyatı şu an 5,41 tl. Hani CB'yi alırken ucuza alabilsek, belki göz ardı edilebilir bir tüketim farkı gibi görünüyor, ama aynı vergi diliminden gireceği için, ucuza gelmeyecektir. Zaten CB500F'in fiyatı ile NC750S fiyatı kıyas yapılırsa durum anlaşılacaktır.
Süpermoto gibi, Cruiser gibi, belirli bir kullanıcı kitlesine hitap eden, herkesin ilgi alanına girmeyen motorları getirmiyorlar haliyle. Mesela şu an, her yanı plastik R25 18 bin lirayı geçmişken fiyat olarak, her yanı krom olan, görsel olarak şaşalı bir cruiseri getirse yamaha, 250cc'de 25 bine satar sıfırını ki bu da satış oranının düşük kalmasına sebep olur. Daha fazla kitlesel ilgi gören motor tarzlarına yöneliyor firmalar.
Bir diğer husus ise, bizim alım gücümüz dolayısı ile, alım gücümüz düşük. Honda diyor ki 20 tane naked modelimin hepsini Türkiye pazarına soksam satacağım adet nedir yıllık?
Geçen gün biri ile tanıştım. Konunun özü ekonomik farklılıktı, ama ulaştığımız sonuç bizi de ilgilendiriyor. İsveçten geliyor, aslen buralı. Motor merakı yokmuş, konuyu şöyle çözümledik.
Türkiyeye gelirken 2002 model Peugeot 206 aracını 10 bin TL karşılığı Euro ile satmış. O da kabaca 2540 Euro eder. Ne iş yaptığını sordum, çöpçüymüş. Maaşı da aylık 2500 Euroymuş. Adam bir aylık maaşı ile, 2002 model temiz bir Peugeot 206 alabiliyor yani.
Aynı araç bizde 20 bin lira, bizim ülkede bu araç 10 maaş ediyor bizim maaşımızla. Sıfır araç alırken de krediyle falan uğraşmıyorlarmış. Peşinat olarak %20 ödeyip geri kalanını taksitle ödüyorlarmış. Bizde bide gidip bankaya öpülmek gerekiyor.
Haliyle, firmalar avrupa pazarına, abd pazarına yaklaştığı gibi yaklaşmıyor bizim ülkemize. Çünkü avrupa'da 6 bin euro'ya satılan motor oradaki ortalama insanın 2-3 aylık maaş tutarının karşılığı iken, bizde ortalama insanın bir yıllık maaşından fazla. Orada sattığını burada satamaz.
Dolayısı ile, distribütörleri eleştirmekten vazgeçelim. Sonuçta ticari amaç güden bir kuruluş bize iyilik olsun diye tercih yapmaz. Bizim eleştirmemiz gereken ülkemizin sistemi. Bize hizmet etmek amacı ile varolan devlet (iktidarı, siyasal partileri kenarda bırakıyorum, çünkü son 30 yıldır durum hiç daha iyi olmadı, hep kötüydü. 30 yıl önce de ihtilal oldu, ondan öncesi daha karışık) bizden vergi alıyor, hemde çok vergi alıyor. Araçtan aldığı vergi yetmiyor, akaryakıttan da vergi alıyor. Bir sürü vergi ödeyerek aldığımız aracımıza binmek için de bir sürü vergi ödüyoruz. Sürdürülebilir enerjiyle çalışan araç yapsalar, eminim bizim devlet vergi almanın bir yolunu yine bulur.
Bu arada, vergi demişken, İsveç'te vergiler bizden fazlaymış. Ama, "gelire endeksli vergilendirme sistemi var, mesela ben %x ödüyorken, benim 2 katım geliri olan bir birey %x*2 vergi ödüyor" diyor arkadaş. Yani bizdeki gibi, 300 cc motordan aldığı ötv'yi milyon dolarlık moıtoryattan almama durumu yokmuş :jocolor:
Sebebi esasen bizim ekonomik durumumuzdan ibaret. Özetle;
Honda CB500X Türkiyeye girmiyor, çünkü getirseler, muhakkak fiyat olarak NC750X ile aynı fiyata gelecek (TRK502 örneği) ve satılsa da getirmeye değecek rağbet olmayacak. Malum bir aracı getirmeden önce bir sürü yerden uygunluk alınması gerekiyor ki bu da para demek. Getirdiğinde, sattığı adet, getirmek için yapılan masrafı kurtarmalı, bunun yanında 2017 yılında getirilen motor 2019 yılında hala showroomda satış bekliyor olmamalı. Peki, 3,5 litre tüketimiyle, 750 cc bir honda yol endurosu dururken, kaç kişi 500cc 5 litre tüketen bir yol endurosu alır ki? Sorusu distribütörü bu motoru getirmekten uzak tutuyor. Honda burada herkesin iki motora da az ya da çok aşina olması için seçtiğim bir örnek, bütün markalarda benzerleri mevcut.
Şimdi, ekonomi konusuna gelirsek, 3,5 litre tüketim değerine sahip NC750X, 5 litre tüketim değerine sahip CB500X'in piyasada satılmasına engel teşkil eder. Çünkü benzinin litre fiyatı şu an 5,41 tl. Hani CB'yi alırken ucuza alabilsek, belki göz ardı edilebilir bir tüketim farkı gibi görünüyor, ama aynı vergi diliminden gireceği için, ucuza gelmeyecektir. Zaten CB500F'in fiyatı ile NC750S fiyatı kıyas yapılırsa durum anlaşılacaktır.
Süpermoto gibi, Cruiser gibi, belirli bir kullanıcı kitlesine hitap eden, herkesin ilgi alanına girmeyen motorları getirmiyorlar haliyle. Mesela şu an, her yanı plastik R25 18 bin lirayı geçmişken fiyat olarak, her yanı krom olan, görsel olarak şaşalı bir cruiseri getirse yamaha, 250cc'de 25 bine satar sıfırını ki bu da satış oranının düşük kalmasına sebep olur. Daha fazla kitlesel ilgi gören motor tarzlarına yöneliyor firmalar.
Bir diğer husus ise, bizim alım gücümüz dolayısı ile, alım gücümüz düşük. Honda diyor ki 20 tane naked modelimin hepsini Türkiye pazarına soksam satacağım adet nedir yıllık?
Geçen gün biri ile tanıştım. Konunun özü ekonomik farklılıktı, ama ulaştığımız sonuç bizi de ilgilendiriyor. İsveçten geliyor, aslen buralı. Motor merakı yokmuş, konuyu şöyle çözümledik.
Türkiyeye gelirken 2002 model Peugeot 206 aracını 10 bin TL karşılığı Euro ile satmış. O da kabaca 2540 Euro eder. Ne iş yaptığını sordum, çöpçüymüş. Maaşı da aylık 2500 Euroymuş. Adam bir aylık maaşı ile, 2002 model temiz bir Peugeot 206 alabiliyor yani.
Aynı araç bizde 20 bin lira, bizim ülkede bu araç 10 maaş ediyor bizim maaşımızla. Sıfır araç alırken de krediyle falan uğraşmıyorlarmış. Peşinat olarak %20 ödeyip geri kalanını taksitle ödüyorlarmış. Bizde bide gidip bankaya öpülmek gerekiyor.
Haliyle, firmalar avrupa pazarına, abd pazarına yaklaştığı gibi yaklaşmıyor bizim ülkemize. Çünkü avrupa'da 6 bin euro'ya satılan motor oradaki ortalama insanın 2-3 aylık maaş tutarının karşılığı iken, bizde ortalama insanın bir yıllık maaşından fazla. Orada sattığını burada satamaz.
Dolayısı ile, distribütörleri eleştirmekten vazgeçelim. Sonuçta ticari amaç güden bir kuruluş bize iyilik olsun diye tercih yapmaz. Bizim eleştirmemiz gereken ülkemizin sistemi. Bize hizmet etmek amacı ile varolan devlet (iktidarı, siyasal partileri kenarda bırakıyorum, çünkü son 30 yıldır durum hiç daha iyi olmadı, hep kötüydü. 30 yıl önce de ihtilal oldu, ondan öncesi daha karışık) bizden vergi alıyor, hemde çok vergi alıyor. Araçtan aldığı vergi yetmiyor, akaryakıttan da vergi alıyor. Bir sürü vergi ödeyerek aldığımız aracımıza binmek için de bir sürü vergi ödüyoruz. Sürdürülebilir enerjiyle çalışan araç yapsalar, eminim bizim devlet vergi almanın bir yolunu yine bulur.
Bu arada, vergi demişken, İsveç'te vergiler bizden fazlaymış. Ama, "gelire endeksli vergilendirme sistemi var, mesela ben %x ödüyorken, benim 2 katım geliri olan bir birey %x*2 vergi ödüyor" diyor arkadaş. Yani bizdeki gibi, 300 cc motordan aldığı ötv'yi milyon dolarlık moıtoryattan almama durumu yokmuş :jocolor:
