Abs olsa kitlenen tekerle uğraşmak yerine direk manevra yapabilirsin. Abs'siz motorda lastik kitledi, freni sal, tekrar fren yap derdi var. Zaten freni salamazsan çuval gibi yerdesin.
ABS'yi ya da ABS'siz, hiçbir motor ile, fren basılı iken keskin manevra güvenli değildir. Bu yüzden virajda frene basılmaz, gaz açılır kademeli olarak. Frende kitlenen teker tamamen sürücünün eksikliğidir.
Geçen pikniğe giderken önüme köpek çıktı. Gece, karanlık, köpek önüme çıktığında aramızda en fazla 3-5 metre vardı, o kadar geç gördüm köpeği. Şimdi o mesafede, abs de olsa, bbs de olsa kurtarmaz. Kocaman köpeği, arada 4 metre kalana kadar görmüyorsan o köpeğe çarparsın ve bu abs'nin suçu olmaz. Göreceksin. Gördüğünde ise, frenle kurtaramayacaksan, ki mesela benim pozisyonumda hızım 70-80 km kadardı, araba olsa durmaz, fren ile uğraşmayıp, kontra ile, kaçış manevrası yapacaksın, bunu yaparken tekrar çizgiye dönmene yardımcı olması için de gaz açacaksın.
Kameramın şarjı yoktu, keşke olsaydı da videoyu koyabilseydim. Dikkatim dağılmış, odağı kaçırmışım. Bir baktım önümde köpek var. Suç kimde? Tabiki bende. Dikkatin dağınıksa, sürmeyeceksin.
---------- Mesajlar birleştirildi - 22:15 ---------- bir önceki mesaj zamanı 22:06 ----------
Hocam sizce ne kadarlık bir deneyim günümüzdeki abs teknolojisinin yerini tutar ya da tutar mı?(bunu ciddi soruyorum bir kinaye yok)
Hocam şu kadar deneyim, bu kadar deneyim diyemem. Çünkü öğrenme süreci kişiye göre değişir. Kimi hemen öğrenir, kimi asla öğrenemez.
İllaki tam manası ile abs'nin yerini tutmaz bu arada öğrenilen. Ama ben bu güne kadar, kasten kitlemediysem, ön tekerim ne pulsar'da ne cbr'de hiç kitlenmedi. Önüme araba da çıktı, köpek te çıktı, insan da çıktı. Kasten kitleyip hakimiyeti geri kazanma çalışması yaptığım 2-3 sefer isaymazsak, hiç ön tekerim kaymadı.
Motorunu tanıyacaksın, kabiliyetlerini bileceksin. Yani hem motorun kabiliyetlerini, hem de kendi kabiliyetlerini.
Şöyle düşün, bir viraj var, saatte 90 km hız ile girersen, motorun 45 derece açı ile yatık olmak zorunda virajı dönmen için.
Şimdi burada iki türlü kabiliyet var.
Birincisi, motorun, motorun lastiği bu manevraya uygun mu? CST marka nylon, dişli kros lastik varsa motorunda, dönemez düşersin. Bu bir örnek.
İkincisi, 90 km hız ile, motorunu 45 dereceye yatıramayacaksan, yine düşersin.
Bir de elimizde olmayan 3. etken var, YOL. Eğer kuru zeminde lastiğin, motorun ve sen bu manevrayı yapabilecekken, virajın ortasında zemin ıslağa geçerse, muhtemelen yine düşersin.
İşte bu üç madde sebebiyle, motorunu tanıyacaksın. Ekipmanını tanıyacaksın. Kendini tanıyacaksın. Yolu tanıyacaksın. Ben karşımı görmediğim viraja fren yapmama engel olacak hızda ve açıda yatmam. Çünkü görmüyorum, belki ıslak, belki çakıl dökülü. Belki araç var.
Bu üç maddeden herhangi biri olumsuz iken, gidip o viraja 90 ile girersen, viraj içinde abs seni kurtarmaz.
Ha ben düşmem demiyorum. Her motorcu düşer. Ama önümde takip mesafesi bırakırım ki, önümdeki durunca gidip arka tampona kravat olmayım. Çünkü yeterli takip mesafesi yoksa, abs falan kurtarmaz. Çünkü frene basana kadar geçen süre, çarpışma için yeterlidir.