Türkçemize ve anlatımımıza ne kadar dikkat etmemiz gerektiği tartışmanın geldiği noktaya bakılınca daha net anlaşılıyor.
Arkadaşımız başından geçen olayı paylaşmak istemiş ama anlatım şekli ve seçtiği kelimeler olayın magandalık olduğu gibi bir düşünce uyandırıyor.
Öyle olunca da üstüne bir sürü açıklama yazmak zorunda kalınıyor.
Arkadaşımız sonradan harcadığı enerjiyi en baştan harcayıp yazdıklarını kontrol etseydi, yanlış anlaşılmalara yol açabilecek durumları önceden fark edip gerekli düzeltmeleri yapar bu saçma tartışmanın içinde olmazdık.
Sonradan yazdıklarına bakarak aslında düzgünce ifade edebilecek bir kapasitesi olduğu anlaşılıyor.
Ah şu tembellik!
Konu içeriğinden çok emeğin karşılığı ve kazanç hesabına döndüğü için bir şeyler eklemek isterim.
Türkiye gibi parayla para kazanılan bir ülkede insan parasını niye esnaflık yapmak için yatırır?
Basitçe anlatmak gerekirse bir servis açmak için diyelimki 300 bin lira harcamanız lazım.
Bu parayı bankaya yatırsanız size yılda en az 70-80 bin lira para getirir.
Bu ayda 6 bin lira civarı bir gelir demek.
Bu parayı kazanmayacaksa niye dükkan açsın?
Yani ortada sadece el emeği yok bir de yatırım var.
Bankanın kazandırdığının en az 2-3 katı kazanmalıyım ki paramı o işe gömeyim.
Üstelik bankada paran nakit olarak duruyor.
Oysa alet edevatı ertesi gün satsan yarı fiyatını bile bulamazsın.
Burada işçilik saati 35
Günde 8 saat çalışsa günde 280 yapar.
Millet 50 ya çalışıyor.
Kimse de itiraz etmiyor.
Yani kazançlara baktığınızda mevzu Türkiye ile aynı.
Bu nedenle ayda şu kadar kazanır mantığı yanlıştır.
Üstelik hepimiz biliyoruz ki her gün iş yapma garantisi de yoktur.
Bi de sosyal mesaj vercektim ben ama yazarken unuttum.

Siz bulun kendi kendinize bir mesaj ben yazmışım gibi olsun.