Çok canlı bir topic olmuş. Yazmadan önce bütün yazılara bir göz atayım dedim. Birine dayanamadım yukarda yazdım bişeyler.
Konu çok dallı budaklı. Birçok açıdan ele almak lazım. Ama insan ağzını açıp iki kelime söylemek isterken bile siyasete bulaşmadan edemiyor.
Birçok işde olduğu gibi bu işin içinde de bildiğimiz bilmediğimiz nelervar neler.
En büyük pasta RANT. Bu RANTİYECİLİK Ülkemizin en gözde mesleğidir. İktidara gelmeden önce yapılır bu hesaplar. Sözler verilir hesaplar yapılır mal bölüşülür. Kimin nerden ne aldığını 10 yıl sonra 3. köprü çevresinde ve 15 yıl sonra deli proje çevresinde görüp anlamayacağız. Aptal değil Salağız. Adam zamanında almış hem de taaa dutlukken.
İkinci pasta da AKAR$U. ( Bu ismi ben şimdi uydurdum ) Bu ve 3. boğaz köprüsü ile ilgili bir durum.
1. adım -Tabelaya yüksek ücret yaz
2. adım - Araç sayısını yüksek tut
3. adım - Tamamen AK ve Pak devlet parasını cebe indir.
Günde 40 bin araç Yılda 14 milyon 600 bin araç demektir.
Köprü işletme ve yapım süresi 25 yıl.
3 yılda yapıldı 22 yıl işletilecek.
14.600.000 X 22 = 321.200.000 Araç eder. 321 milyon 200 bin ( burayı %50 için böyle yazdım )
Burda dikkat edilmesi gereken şey 40.000 otomobil garantisi. Otomobilden büyük araçlar hesaba dahil edilmedimi ? Ticari araçların daha çok tercih edeceği daha çok ihtiyacağı hesap edilmedimi ? Edildiyse Para hesabına neden dahil değil.
35$+Kdv = 41.3 Amerikan doları ediyor.
Bu köprüyü hergün 22 yıl 40.000 otomobil kullandığında. 13.265.560.000 USD Gelir elde edilecek. 13 milyar 265 milyon 560 bin amerikan doları.
Köprü ihale bedeli zaten 7 milyar
7 milyarlık kredi de devlet garantörlüğünde verildi.
AKP bi koydu iki aldı.
Ticari kullanımı da eklediğinizde bi koyup üç almış olacak.
Kentleşme ve modern şehircilikden bahseden bazı arkadaşları da İstanbulun yeni ilçelerini gezmeye davet ediyorum.
Bağcılar, Sultanbeyli, Sultangazi... ve daha birçoğu. Gözünüz körmü daracık sokaklarda birbirinize sürtmeden geçmiyorsunuz ne bir sosyal tesis ne adam akıllı bir park yok.
........