- Katılım
- 16 Mar 2011
- Mesajlar
- 78
belki sizin mahallenizde karınca sürüsü gibi insan yaşadığından olabilir mi?
sizin mahellenizde kişi başına düşen araba sayısı sıralamasında dünyada 60. sıradasınız. nasıl zenginlik bu?
sizin mahallenizde yeterince yol olmadığı için kalabalık oluyor olabilir mi?
sizin mahallenizde devlet standardı olmadığı için vatandaş konutda olması gereken otopark yerine olmadığı için yola park ediyor olabilir mi?
sizin mahallenizde sizin görmediğiniz fakir insanlar var. onlar evden dışarı çıkarken 2 kere düşünüyorlar. bunlar sizin mahallenin yarısına yakını.
ama sizin mahallede o kadar çok insan var ki , diğer yarısını görünce , oha ne kadar çok insan var , hepsinin de arabaları var koyacak yer bulamıyoruz diyorsunuz.
şimdi bu yaptığınız doğru mu?
Atla gel şaban diye bir film vardı kemal sunal'ın. Bilmeyenimiz yoktur sanırım. 2 tane çocuğu ve kıt kanaat geçinmek zorunda olduğu, derme çatma bir evi vardı. Evlatları kendisinden bisiklet ister, Kemal Sunal'da üzüle üzüle evden çıkardı. Ayı zor çıkarıyorlardı ki bisiklet alsın evlatlarına? Olay aslında bundan ibaret. Borçlanma hat safhada. Evet geçinemeyen insanlar var, ancak aklında kalıp cebinde para olmadığı için alamadıkları şeyleri kredi çekip alıyorlar. Çocuğun geliyor sana diyor ki ''falancanın oğlunda bilmem ne marka bisiklet var baba, bana da alalım.'' babasın, bulup buluşturup alıyorsun sırf karın, çocuğun kırılmasın diye. En en basit örnek. Ancak bu işte sınır tanımayıp çok ciddi borçlanmalarla araba alanlar, konut alanlar var. Bugün sokakta gördüğünüz 10 kişiye sorun mesela. Eviniz kendinize mi ait, krediyle mi aldınız diye veya araba için sorun veya ikisine de hayır mı dedi? Kredi borcunuz varmı diye sorun. Var mıydı diye sorun. İlla ki evet diyecektir.
Kısaca konuyu özetleyecek eski zamanları bilenler özellikle, borçlanma veresiye denen sistemle olurdu, onda da annemiz babamız abimiz veya ablamız sıkıla sıkıla alırlardı. Şimdi ipini koparan kredi çekiyor, istediğini alıyor. Hükümet çok başarılıyız diyor da, halk bu kadar borçluyken devlet istediği kadar başarılı olsun.
İşsizlik denen olay da gerçekten işsiz olan %11 lik bir kesim varsa %2-3 lük kısım iş beğenmiyor, %2-3 lük kısıma çalışmak zor geliyor, anne ve baba onlara baksın istiyor. Kalan kesimin ise gerçekten işe ihtiyacı var ama bu sefer işverenler seçici davranıyor. Problem de burada zaten. Atanamıyor, iş bulamıyor vs.
Genel problem geçim sıkıntısı değil, devletin kredi sistemine bir tedbir sistemi geliştirmemesinden kaynaklanıyor. İpini koparan kredi çekiyor, burada da bazı arkadaşlar ondan sonra alanlar nasıl alıyor diyor.