günümüzde 100 lük motor sürenin yeni başlayan 1000lik motor sürenin tecrübeli sayıldığı, 20 yıldır scooter süren adama " abi başlangıç için iyi yapmışsın bundan sonra 200cc lik x marka motor al sana tavsiyem o olur... " denilen, motor cc 'sinin sürekli artmak zorundaymış gibi olduğu düşünülen, 100 lük motor parasına 1000 lik haşat motorların satın alınıp caddelerde tek teker çalışmalarının yapıldığı, bilinçsiz, kovalak, serseri takımının lise önlerinde gazladığı, asfalt kalitesinin sıfır olduğu bu ülkede 600 cc ile başlamanın bence pek de bir önemi yok, hereşey sende bitiyor... 90 li yıllarda yukarıda da bir abimiz bahsetmiş bizim öyle bugünkü gibi 100'er cc artan bir motor yelpazemiz, seçeneğimiz yoktu. ya mobilette vardı yada jawa, mz. ya 50cc ye binerdin yada 250. öyle gpz 500 ler falan hayaldi. 95 yılında ergenlik dönemimin başında bir arkadaşın mobiletti ile evin etrafında bir tur attıktan sanırım 1 ay sonra kinetic honda almıştık. ozamanlar motor için ehliyet gerekmiyordu birkaç ay sonra araba alım satımı yapan abim gsx-r 1100 le eve geldi

hiç unutmam 2 gün boyunca vitesleri kafamda atmaya, debriyajı yavaş yavaş bırakmayı hayal etmiştim. sonunda motorun üstüne bindim düz yolda başlardan yavaş fakat günler, kilometreler geçtikce giderek hızlanan bir sürüşüm oldu. birgün kendimi hazır hissettiğim bir anda yanımdan hızlıca geçen bir şahin'i yakalamak için gazı açtığımda arka tekeri yanımda görünce hani derlerya ödüm bokuma karıştı! o günden sonra şunu anladım motor sürerken cc miş beygirmiş tabiki önemli ama önce adam olmak lazım. o günden sonra abim motor alım satımına devam etti bende her cc den çeşitli motorlar sürdüm. 1100'de 260km/h kadar çıktım ama Gilera cx 125 de düştüğüm kadar hiçbir şeyde düşmedim

ozamanlar gençtik, tipimiz de yoktu ki millete kendimizi gösterelim

dünyadaki varoluş vasıtamız motordu

işin şaka kısmı bu, tabiki eğitim lazım ama neyazıkki istanbul, ankara dışında bunun verildiği yerler yok! herkestede oralara gidecek yada oralarda olupda bu paraları verecek imkan yok. onun içindirki önce adam olmak lazım, sabretmek, motoru tanımak lazım. zamanında ZX-9 la 40km/h ile giderken düşüp orta refüje kafasını sıkıştırıp kopartan adamda gördüm, 180 le yere yapışıp kalkıp gidenide. Geçmişe dönüp baktığımda çok hatalı davrandığımın farkındayım ve allaha herzaman şükrediyorum beni koruduğu için. 600 lük alayım ben hız yapmam diye birşey yok! yaparsın! 100 lük le başlayayım tecrübem olsun diye de bişey yok! sen adam değilsen! sende kabiliyet yoksa 40 yıl 100 lük sürsen gene tecrübesizsin... Motor için bence soğuk kanlı olmak lazım! kaza yapacaksan en hafif derecede nasıl atlatacağını saliseler içinde düşüp motoru oraya yuvarlaman lazım! öleceksende millete nasıl en az zarar vererek ölürm diye o salisede düşünmen lazım.
yukarıda arkadaşlar güzel şeylerden bahsetmiş. hepside gerekli şeyler. bunları muhakkak dikkate alınmalı. kimse boşa konuşmuyor. ama sen kabiliyetsiz olduktan ve soğuk kanlı davranamadıktan sonra bütün eğitimleride alsan 100cc bile fazla. Bunlar benim düşüncelerim. Umarım bir işe yarar. kimseyi kırmadan kendimce yorum yapmak istedim. Birde size başka bir sitede yıllar önce okuduğum güzel bir mektubu paylaşmak istiyorum. Hepinize saygılar...
Babadan Oğula Mektup
Birçok babanın ve annenin korkusu oğlunun motosiklete binmesid...ir.Ölümden ve başka her türlü tehlikeli durumun çocuklarının başına gelmesinden korkarlar.
Benim senin başına gelmesinden en çok korktuğum şey ise hayatın zevklerini almadan yaşayan bir eğreltiotu olmandır.
Eğer yapmak istediğin şey orada duruyorsa ve aranızda bir tehlike dik...ilmişse, senin yapman gereken o tehlikeyi bertaraf edip, istediğin şeye ulaşmaktır. İşte bunu yapamazsan hayatın ancak bir eğreltiotununki kadar heyecanlı olabilir.
Motosiklete bin oğlum, ama dikkat et, Motosiklet tehlikelidir.
O tehlikenin üzerine aptal gibi gitme. Unutma Sun Tzu der ki; "kötü komutanlar önce savaşa girer, sonra nasıl kazanacağını düşünürler; iyi komutanlar önce nasıl kazanacağını bulmadan savaşa girmezler".
Önce viraja girip de sonra nasıl çıkacağını düşünen aptallardan olma.
Tehlikeleri en küçüğüne kadar bertaraf et. Hep tam koruma kullan, bakımsız motorla yola çıkma, alkollü ya da yorgun binme, kafan bozukken taksi tut, bilmediğin yolda risk alma, diğer araç sürücülerinden köşe bucak kaç.
Tehlikeleri nasıl dibine kadar bertaraf edeceğini bilemiyorsan sakın motosiklete binme, çünkü o zaman bu işi beceremezsin demektir.
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet aşktır. Sadece kızlardan bahsetmiyorum, motosiklet macerası yaşam aşkıyla doludur.
Güneşi batıracağın yeri bilmek, üzerinde yaşadığın toprakları karışı karışına gezmek, her yaş ve meslekten insanla yolunu paylaşmak ve bindiğin makinenin üzerinde sanki çığlık atarmış gibi kopup gitmek, hayatı dibine kadar yaşamak, ancak bu araçla mümkündür.
Motosiklet macerasının içinde yaşam aşkı olmayan insanların tek yaptığı ise teknik detayları birbirlerine anlatarak kocaman, yararlı ama sıkıcı bir ansiklopediyi yaşayıp gitmektir.
Aşkın ucunu bırakma, heyecanlı ve renkli ol, sıkıcı olma. Sıkıcı olacaksan arabaya binip, hafta sonları futbol, akşamları ana haber seyrederek yaşayabilirsin, motosiklete ihtiyacın yok.
Hayatın rutinlerine dikkat et oğlum. Efendi ol ama içindeki serseriyi korumayı bil, akşam eve gelince takım elbiseni çıkarıp deri montunu giy.
Her zaman kravatın olabilir ama hiç yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın. Eğer seni zincirliyorlarsa o patronu, arkadaşı ya da sevgiliyi dehleyip, kravatı çöz, kol saatini fırlatıp at, gemileri yakmayı bil.
Hayatımda tanımaktan keyif aldığım insanların neredeyse hepsi, günü geldiğinde hayatında radikal değişiklikler yaparken gözünü kırpmamış insanlardır.
Ve bu insanların neredeyse hepsi motorcudur.
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet dostluktur.
Bir motosiklet grubuna mutlaka gir. O Motosiklet grubunun içerisindeki bir kavgaya ise asla girme. Unutma ki insanın olduğu yerde sevgi de vardır, kavga da vardır. Toplumdan soyut yaşama, yolu paylaş. Ama kimliğini de kaybetme, yolunu şaşırma. Toplumun içinde dur, ama tek başına ayakta dur, sonuçta yol yalnız senin yolundur unutma.
Herkesle konuştuğun gibi, her tip motora da bin, tutucu olma. "Chopper gitmiyor, dönmüyor" diyenleri takma, altındaki V motorun ritmiyle dans etmeden isyanın ruhunu anlayamazsın. Sıkı bir enduroyla off-road yapmadan doğaya fazla kavuşamazsın. İbrende bir kez olsun 200'leri görmeden de adrenalin seni ilk defa içki içmiş 15 yaşındaki kız gibi sarhoş eder durur. Herkesi dinle ama hiç kimseye kulak asma. Motosiklet türlerinin her biri farklı amaçlarla üretilmiştir, birini seçeceksen seç, ama hepsiyle barışık ol, hiçbirinin fanatiği olma.
Motosiklete bin oğlum, çünkü ben hep motosiklete bindim.
Ve şu hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biri bu. Tek bir dakikasından bile pişman değilim ve iyi kötü her maceramın kıymetini bildim.
Hayatta öğrendiğim birçok şeyi bu iki tekerlekli cansız makineden öğrendim.
Motosikletle yaşa oğlum ve aradan yıllar geçerse ve ben motosiklete binemeyecek durumda olursam, gel bana maceralarını anlat, nereleri keşfettiğini, kimlerle hırlaştığını, kimlerle dost olduğunu, hangi şarabı kiminle içip, hangi güneşi nerede batırdığını.
Eğer ben ölmüşsem de çok önemseme. Motor üzerinde ölmüşsem neden pişman olmadığımı anlayacak tek kişi sen olacaksın. Eğer ölmemişsem şu pembeli kıza sor bakalım ablası var mı?
Sana bırakacağım en büyük miras, işte bu hayat rehberi, motosikletli hayatın ta kendisidir.
Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet hayatın ta kendisidir.