- Katılım
- 6 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,547
- Motosikleti
- Honda Crf 250 L (2020), Honda Sh 125i
- Konu Yazar
- #1
Adana-Yumurtalık Kampı demiştik bir müddet önce. İlk işim Mustafa Acar kardeşime haber vermek olmuştu.
O yan bu yan derken zaman geldi çattı.
Zaman 15-16 Kasım idi. 15 Kasım Cumartesi sabah erkenden kalkıp motosikletimi yükledim. Evet, seçimim CRF'den yanaydı. Kamp malzemelrimi ilk kez bu motosikletime yükleyip bir deneme yapmak istemiştim. Güzergahımız git-gel 330 km. olacaktı. Bu km, CRF'yi kamp malzemelerimle birlikte test etmem için yeterliydi.

Belirlediğimiz saat 07.30 Mekanın önündeyim. Kahvaltı yapıp çıkacağız.

Mete belli ki henüz uyanamamış. Bugün arabayla kampa katılacak.

Hımmm...Merve erkenden gelip hazırlığa başlamış.

Yumurtalar ve,

Türlü kahvaltılıklar hazır.

Öfff...İşte buna dayanamam. Sabah taze taze yapılıp fırından gelen katıklı...

Mumi ve,

Kampımıza en uzaktan katılan (Alanya) unvanını alan Fatih, beş dakika rötarla mekana arz-ı endam eylediler.

-Havk mavk mı bu ?

Selim de tamam.

Mete bekliyor ama nelerle bekliyor.

E hadi sofrayı daha çok bekletmeyelim diyoruz ve,

Büyük bir iştahla masadakilerin hayrına geçiyoruz.
Bu arada kampa arabayla katılacak olan Serhan ve Eda da geldiler.

Uğur'u beklemekteyiz.

-Uuuuu...Saatimiz dolmuş.

Selfiekolik....

Ve Uğur da geldi.

Kahvaltısını hızlıca yapıp,

Kahvesini de hızlıca içtikten sonra çıktık...

Diyecektim ki, markete gidenler olduğunu öğrendim. Yani az daha bekleyeceğiz.
Beklerken Eda'yı yeni oyuncağımla ilk kez görüntülüyorum.

Eda'nın yolluğu

Bu sefer tamam. Hazırlanıyoruz hemen. Yollarda bekleyen arkadaşlar var.

Yavaş yavaş Antakya'yı terkediyoruz.

Tam ''çıktık'' derken,

''Çıkamazsınız'' diyor polis amcalar.

-Lem bizi çok tutarlar mı acep ?

Salih Yaşar'ın yola çıktıktan sonra arkamızdan yetişmesiyle 6 motosiklet olmuşuz. Uzun pazarlıklardan sonra polis amcaları üç ruhsatın kontrolüne razı ettik. 6 sorgu uzun sürerdi valla.

Bitti biter.

Biz de gitti gider.

Fotograf makinesi Eda'da ama yoldan fotograf yok. Araç farkı var.
Dörtyol'dayız. Burada Yunus, Ali, Erkin, Hamza ve Cenk'le buluşuyoruz. 9 motosiklet, üç araba olduk.

Arkadaşlarımızla hasret ve hararetle kucaklaşıyoruz.

Güvenlik güçlerimiz motosikletleri görünce durmuşlar. Tanıştık, faaliyetlerimiz hakkında bilgi verdik.



Çaylar Yunus'tan.


Çayhanenin arkasında duran motorlu bisiklet. Sahibi icad etmiş. 60 km. hız yapıyormuş.
Tebrik ediyoruz amcayı.

Özel üretimini tanıtıyor.

İstek üzerine...

-Hadi hadi, fırtlayın.

Fırtladık ve çıktık.

Sapaktan,

Yanlış girmişiz. Dön geri...



Kavşakta Mustafa Kara ve Mehmet Soyer'in katılımıyla araba sayımız 4'e, kişi sayımız 17'ye çıktı.

Devam...



Botaş...

Kurtkulağı Kervansarayı. Dönüşte ziyaret etmek üzere devam ediyoruz.

Yumurtalık'tayız. Daha doğrusu grubun yarısı Yumurtalık'ta. Bizler bir grup olarak birbirimizi kaybedince direkt kamp alanına gittik. Grubun yarısı ise Yumurtalık İlçesi'ne girmişler.

Hatıra fotografı çekilmişleeer,

Selfie çekinmişleeer,

Güzel pozlar vermişleeer,

(Gurk) Hatta ve hatta çorbalar içmişleeer, (Oysa biz de actık. Nasıl geçti boğazınızdan ?)

Bak bak bak...''Çatla'' dercesine...






Soonra motosikletlerine binip kamp alanına gelmişler

Ama kamp alanında Mustafa Acar gibi bir yemek fenomeni olduğunu unutmuşlar.

Misler gibi sac kavurma olmuştu. ''Akşama ne yiycik '' nidaları eşliğinde yaptı sac kavurmayı. Ve afiyetle yedik.

Çorbacılar kamp alanına geldiklerinde sac kavurma layık olduğu yere yerleşmişti bile.

Ohooo...Biz çoktaaan çadırlarımızı kurmuştuk.


Sağolsun Mustafa Acar akşam için kamp ateşine odunları temin etmiş.


Tabi tabi...Oturabilirsin. Yani bizsiz çorbaları içtiniz diye kinlenecek değiliz.


Çadır kurulumları son hız devam ediyor.

Mete'nin çadırı yok ama yönetmen sandalyesi var.

Mumi bu, rahat durmaz ki !


-Yaa, ver şunu...

-Bak, şeytan zıyptırır...

-Al, senin olsun. İstemez. (Eda baltayı kapsaydı ne yapacaktı ki ?)

Bitirmişsin Ali'm. (Çorbacılar siziii...)


Ceyhan'dan Burak. Çay telaşesinde.

-Yardım lazım mı Uğur'um ?

Diğer cenahta Mustafa ve Soyer de çay telaşesinde.

Mumi'yi görüntülemek için sahile indim.


-Soğuk muuu ?


Selfiematik ile artık çekimler daha kolay. (Reklam spotu gibi oldu)



Mumi, şaşırdın ha...Olm hava bulutlu. Güneş yok.

Cenderme masa kurulumu denetiminde.

O yan bu yan derken zaman geldi çattı.
Zaman 15-16 Kasım idi. 15 Kasım Cumartesi sabah erkenden kalkıp motosikletimi yükledim. Evet, seçimim CRF'den yanaydı. Kamp malzemelrimi ilk kez bu motosikletime yükleyip bir deneme yapmak istemiştim. Güzergahımız git-gel 330 km. olacaktı. Bu km, CRF'yi kamp malzemelerimle birlikte test etmem için yeterliydi.

Belirlediğimiz saat 07.30 Mekanın önündeyim. Kahvaltı yapıp çıkacağız.

Mete belli ki henüz uyanamamış. Bugün arabayla kampa katılacak.

Hımmm...Merve erkenden gelip hazırlığa başlamış.

Yumurtalar ve,

Türlü kahvaltılıklar hazır.

Öfff...İşte buna dayanamam. Sabah taze taze yapılıp fırından gelen katıklı...

Mumi ve,

Kampımıza en uzaktan katılan (Alanya) unvanını alan Fatih, beş dakika rötarla mekana arz-ı endam eylediler.

-Havk mavk mı bu ?

Selim de tamam.

Mete bekliyor ama nelerle bekliyor.

E hadi sofrayı daha çok bekletmeyelim diyoruz ve,

Büyük bir iştahla masadakilerin hayrına geçiyoruz.
Bu arada kampa arabayla katılacak olan Serhan ve Eda da geldiler.

Uğur'u beklemekteyiz.

-Uuuuu...Saatimiz dolmuş.

Selfiekolik....

Ve Uğur da geldi.

Kahvaltısını hızlıca yapıp,

Kahvesini de hızlıca içtikten sonra çıktık...

Diyecektim ki, markete gidenler olduğunu öğrendim. Yani az daha bekleyeceğiz.
Beklerken Eda'yı yeni oyuncağımla ilk kez görüntülüyorum.

Eda'nın yolluğu

Bu sefer tamam. Hazırlanıyoruz hemen. Yollarda bekleyen arkadaşlar var.

Yavaş yavaş Antakya'yı terkediyoruz.

Tam ''çıktık'' derken,

''Çıkamazsınız'' diyor polis amcalar.

-Lem bizi çok tutarlar mı acep ?

Salih Yaşar'ın yola çıktıktan sonra arkamızdan yetişmesiyle 6 motosiklet olmuşuz. Uzun pazarlıklardan sonra polis amcaları üç ruhsatın kontrolüne razı ettik. 6 sorgu uzun sürerdi valla.

Bitti biter.

Biz de gitti gider.

Fotograf makinesi Eda'da ama yoldan fotograf yok. Araç farkı var.
Dörtyol'dayız. Burada Yunus, Ali, Erkin, Hamza ve Cenk'le buluşuyoruz. 9 motosiklet, üç araba olduk.

Arkadaşlarımızla hasret ve hararetle kucaklaşıyoruz.

Güvenlik güçlerimiz motosikletleri görünce durmuşlar. Tanıştık, faaliyetlerimiz hakkında bilgi verdik.



Çaylar Yunus'tan.


Çayhanenin arkasında duran motorlu bisiklet. Sahibi icad etmiş. 60 km. hız yapıyormuş.
Tebrik ediyoruz amcayı.

Özel üretimini tanıtıyor.

İstek üzerine...

-Hadi hadi, fırtlayın.

Fırtladık ve çıktık.

Sapaktan,

Yanlış girmişiz. Dön geri...



Kavşakta Mustafa Kara ve Mehmet Soyer'in katılımıyla araba sayımız 4'e, kişi sayımız 17'ye çıktı.

Devam...



Botaş...

Kurtkulağı Kervansarayı. Dönüşte ziyaret etmek üzere devam ediyoruz.

Yumurtalık'tayız. Daha doğrusu grubun yarısı Yumurtalık'ta. Bizler bir grup olarak birbirimizi kaybedince direkt kamp alanına gittik. Grubun yarısı ise Yumurtalık İlçesi'ne girmişler.

Hatıra fotografı çekilmişleeer,

Selfie çekinmişleeer,

Güzel pozlar vermişleeer,

(Gurk) Hatta ve hatta çorbalar içmişleeer, (Oysa biz de actık. Nasıl geçti boğazınızdan ?)

Bak bak bak...''Çatla'' dercesine...






Soonra motosikletlerine binip kamp alanına gelmişler

Ama kamp alanında Mustafa Acar gibi bir yemek fenomeni olduğunu unutmuşlar.

Misler gibi sac kavurma olmuştu. ''Akşama ne yiycik '' nidaları eşliğinde yaptı sac kavurmayı. Ve afiyetle yedik.

Çorbacılar kamp alanına geldiklerinde sac kavurma layık olduğu yere yerleşmişti bile.

Ohooo...Biz çoktaaan çadırlarımızı kurmuştuk.


Sağolsun Mustafa Acar akşam için kamp ateşine odunları temin etmiş.


Tabi tabi...Oturabilirsin. Yani bizsiz çorbaları içtiniz diye kinlenecek değiliz.


Çadır kurulumları son hız devam ediyor.

Mete'nin çadırı yok ama yönetmen sandalyesi var.

Mumi bu, rahat durmaz ki !


-Yaa, ver şunu...

-Bak, şeytan zıyptırır...

-Al, senin olsun. İstemez. (Eda baltayı kapsaydı ne yapacaktı ki ?)

Bitirmişsin Ali'm. (Çorbacılar siziii...)


Ceyhan'dan Burak. Çay telaşesinde.

-Yardım lazım mı Uğur'um ?

Diğer cenahta Mustafa ve Soyer de çay telaşesinde.

Mumi'yi görüntülemek için sahile indim.


-Soğuk muuu ?


Selfiematik ile artık çekimler daha kolay. (Reklam spotu gibi oldu)



Mumi, şaşırdın ha...Olm hava bulutlu. Güneş yok.

Cenderme masa kurulumu denetiminde.














































































































































































































































































