- Katılım
- 14 Mar 2013
- Mesajlar
- 387
- Konu Yazar
- #1
Arkadaşlar merhaba. Nisanda yapmış olduğum ve sizinle paylaşamadığım geziye ait fotoğrafları sizinle paylaşmak istedim. Daha fazla fotoğraf ve bilgi için www.sinancinar1.blog.spot.com adresine bakabilirsiniz.
İlk istikamet Malıköy Tren İstasyonu Müzesi. Oradan Alagöz Başkomutanlık Karargâh Müzesi. Midasın başkentine gitmeden önce uğrayacağım son iki nokta Duatepe ve Mehmetçik Anıtı. Sonrasında ver elini Gordion. Oradan da Yunusun diyarına. Kat edeceğim yol yaklaşık 400 km. Yolculuğumdaki ilk durak Malıköy Tren İstasyonu Müzesi. Ankara-Polatlı yolu üzerinde yer alan Müze Ankaraya yaklaşık olarak 50 km. uzaklıkta. Ankara-Polatlı yolu üzerinde Temelliye varmadan önce Başkent Organize Sanayi Bölgesi yol ayrımından sağa saptıktan 6 km sonra Malıköydesiniz. Yol ayrımında müzeye ait bir tabela bulunmuyor. Yol organize sanayi bölgesinin bağlantı yolu olduğu için çok düzgün değil ve çok sayıda ağır vasıta tarafından da kullanılıyor.
Mustafa Kemalin savaş karargâhı olarak kullandığı Alagöze 10 km uzaklıkta bulunan Malıköy Tren İstasyonu, Sakarya Meydan Savaşının önemli üst noktalarından birisi. Savaşın tüm ihtiyaçlarının karşılandığı, asker sevkiyatının ve yaralı askerle ilk müdahalenin yapıldığı bu nokta aynı zamanda mühimmat ve lojistik merkezi ile askeri uçak pisti olarak da kullanılmıştır.
Müze, 5.713 şehit anısına yapılan anıt, Sakarya Meydan Savaşında kullanılan 1897 tarihli Alman yapımı lokomotif ile 1909 tarihli Alman yapımı vagon, o zamanki uçakların aslına uygun yapılan 2 uçak ile istasyon binalarından oluşmakta. Müzede, o dönem kullanılan demir yolu malzemeleri de sergilenmekte.
İkinci durağım Alagöz Başkomutanlık Karargâh Müzesi. Mustafa Kemalin Nutukta 12 Ağustos 1921 günü Erkan-ı Harbiye Umumi Reisi Fevzi Çakmak ile beraber Polatlıda cephe karargâhına gittim. Diye yazdığı yer Alagöz Karargâhıdır. Türkoğlu Ali Ağaya ait çiftlik evi 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında 22 gün devam eden Sakarya Savaşının büyük bir bölümünü bu çiftlik evinden idare etmiştir. Türkoğlu Ali Ağa'ya ait 2 katlı 12 odalı bu çiftlik evi 1965 yılına kadar Ali Türkoğlu ve oğulları tarafından kullanılmış, 1965 yılında da Milli Eğitim Bakanlığı'na devretmişlerdir. 1967 yılınde ev Anıtkabir Müze Müdürlüğü'ne devredilerek binanın onarımı yapılmış ve müze haline getirilmiştir. 10 Kasım 1968 tarihinde de törenle açılmıştır.Binanın girişinde bulunan tavus kuşu süsü ile üst katta yer alan tavan süslemesi son derece güzel. Bina içerisinde yer alan kapılar son derece alçak. Odalare girip çıkarken kafanızı çarpmamaya özen gösterin.
Alagöz Köyü'ne giderken kullanılan köy yolu oldukça düzgün. Yolun her iki tarafında tarlalar ve ağaçlar yer alıyor. Köyün girişinde de beni çok güzel bir sürpriz bekliyordu. Henüz birkaç saat önce doğmuş bir kuzu. Köy halkı son derece sıcak kanlı ve hoşsohbet. Sabah saatlerinde giderseniz kahvaltıya davet edilebilirsiniz ki ben edildim.
Bir sonraki durağım Dua Tepe. Dua Tepe, Sakarya Savaşında 10 Eylül 1921 tarihinde başlayan karşı taarruz sonucu alınan ilk tepedir. Dua Tepe, Sakarya Savaşının cereyan ettiği son savunma hattı üzerinde yer almaktadır. Dua Tepe üzerinde 12 Eylül 2000 tarihinde açılan bir anıt yer almakta. Dua Tepe, Ankara-Eskişehir yolu üzerin yer almakta ve Ankaraya yaklaşık olarak 80 km. uzaklıktadır. Polatlıyı geçtikten 6 km. sonra verilen Dua Tepe sapağından sonra takip edeceğiniz 5 km.'lik mıcırlı yol sizi Dua Tepe Anıtına götürecektir.
Dua Tepe Anıtından sonra istikametim Kartaltepe Üzerinde yer alan ve 22 metre yüksekliği, 10 metrelik kaidesi ile Türkiye'nin en büyük anıtı olan Mehmetçik Anıtı idi. Ancak son derece kötü olan yollar buna müsaade etmedi. Ayrıca Dua Tepe Anıtındaki görevlilerin anlattığına göre Mehmetçik Anıtı ve çevresi son derece kötü durumdaymış. Anıtın yanında yer alan ve Ağustos 2008de temeli atılan Sakarya Meydan Savaşı Panoramik Müzesi de hala tamamlanabilmiş değil.
Yolculuğumun beni götürdüğü bir diğer yer eşek kulaklı Midasın başkenti Gordion. Bu bölgedeki yerleşimin MÖ 2500lere kadar gittiği bilinmekle birlikte ismini Frig kralı Gordiosdan alan Gordion MÖ 9. yüzyıla tarihlenmektedir. Gordionun en parlak dönemi ise MÖ 7. yüzyılda Kral Midas döneminde yaşanmıştır. Dua Tepe üzerinden gidildiğin de Gordionunu Ankaraya uzaklığı 94 km. Polatlıyı geçtikten 20 km sonra verilen Gordion yol ayrımını izlerseniz mesafe 106 kmye çıkıyor. Ben ikinci güzergâhı takip ettim. Yol son derece güzel. Ancak yolda özellikle köy giriş çıkışlarında son anda görülebilen yüksek tümsekler yer alıyor. Gordion yol ayrımından 11-12 km sonra sizi Kral Midasın Tümülüsü karşılıyor.
Gordionda özellikle görülmesi gereken üç yer bulunmakta: Gordion Müzesi, Midas Tümülüsü ve Gordion Antik Şehri kalıntıları. Küçük bir müze olan Gordion Müzesi, Anadolunun bilinen en eski çakıl taşı mozaiklerine ev sahipliği yapmaktadır. Gordion Antik Kenti'nden çıkarılan eserlerler birlikte Eski Tunç Çağından Helenistik Döneme kadar pek çok eseri de bünyesinde barındırıyor.
Gordion Müzesinin hemen karşısında yer alan Midas Tümülüsü, Frig Tümülüslerinin en büyüğüdür. Yaklaşık 300 m.lik çapı ve 53 m.lik yüksekliğiyle de Anadolunun ve antik dünyanın en büyük ikinci tümülüsüdür (En büyük tümülüs, Salihli yakınlarındaki Sardes Antik Kentinde yer alan Lidya Kralı Alyettese ait tümülüstür). Tümülüsün içerisinde ardıç ve çam ağaçlarından yapılmış mezar odası bulunmaktadır.
Yassıhöyük'ün girişinde sağda yer alan Gordion Antik Kenti, yakınından geçen Berlin-Bağdat demiryolunun inşasıyla, 1893te bir kere daha ortaya çıkmıştır. Zamanında bir çekim merkezi olan şehir, MÖ 3. yüzyılda Büyük İskender şehre geldiğinde hala ayakta idi.
Yolculuğumun son durağı Yunus Emre. Ankaraya 150 km uzaklıktaki Yunus Emreye Anakara-Eskişehir yolu üzerinden gidilmekte. Sivrihisara varmadan 20-25 km önce Mihalıcçık yol ayrımından sonra 30 kmlik son derece güzel ve keyifli yol sizi Yunus Emreye ulaştıracaktır. Yunus Emre'ye yaklaşırken karşıma çıkan virajlı dağ yolları son derece keyifliydi.
Ziyaret ettiğim makamda üç mezar bulunuyor. İlk mezar tren yoluna çok yakın. Rivayete göre demiryolu çalışmaları sırasında Yunus Emrenin raylara zarar verdiği ve sonrasında köylülerin rüyasına girerek burada rahat olmadığını ve mezarının yerinin değiştirilmesini istediği söylenir. İkinci mezar 1947 yılında tamamlanarak Yunus Emrenin naaşı buraya taşınmıştır. Taşınma esnasında 30.000 kişinin geldiği ve 100 m.lik yolun 3 saatte gidilebildiği söylenmektedir. Üçüncü mezar ise 24 Mayıs 1970 tamamlanmış ve Yunus bu anıt mezara defnedilmiştir. Bu anıt mezarın bulunduğu yere l982de bir kültür evi, cami ve şadırvan eklemiş, aynı zamanda buraya Yunus Emrenin bir de heykeli de konulmuş.
İlk istikamet Malıköy Tren İstasyonu Müzesi. Oradan Alagöz Başkomutanlık Karargâh Müzesi. Midasın başkentine gitmeden önce uğrayacağım son iki nokta Duatepe ve Mehmetçik Anıtı. Sonrasında ver elini Gordion. Oradan da Yunusun diyarına. Kat edeceğim yol yaklaşık 400 km. Yolculuğumdaki ilk durak Malıköy Tren İstasyonu Müzesi. Ankara-Polatlı yolu üzerinde yer alan Müze Ankaraya yaklaşık olarak 50 km. uzaklıkta. Ankara-Polatlı yolu üzerinde Temelliye varmadan önce Başkent Organize Sanayi Bölgesi yol ayrımından sağa saptıktan 6 km sonra Malıköydesiniz. Yol ayrımında müzeye ait bir tabela bulunmuyor. Yol organize sanayi bölgesinin bağlantı yolu olduğu için çok düzgün değil ve çok sayıda ağır vasıta tarafından da kullanılıyor.
Mustafa Kemalin savaş karargâhı olarak kullandığı Alagöze 10 km uzaklıkta bulunan Malıköy Tren İstasyonu, Sakarya Meydan Savaşının önemli üst noktalarından birisi. Savaşın tüm ihtiyaçlarının karşılandığı, asker sevkiyatının ve yaralı askerle ilk müdahalenin yapıldığı bu nokta aynı zamanda mühimmat ve lojistik merkezi ile askeri uçak pisti olarak da kullanılmıştır.
Müze, 5.713 şehit anısına yapılan anıt, Sakarya Meydan Savaşında kullanılan 1897 tarihli Alman yapımı lokomotif ile 1909 tarihli Alman yapımı vagon, o zamanki uçakların aslına uygun yapılan 2 uçak ile istasyon binalarından oluşmakta. Müzede, o dönem kullanılan demir yolu malzemeleri de sergilenmekte.
İkinci durağım Alagöz Başkomutanlık Karargâh Müzesi. Mustafa Kemalin Nutukta 12 Ağustos 1921 günü Erkan-ı Harbiye Umumi Reisi Fevzi Çakmak ile beraber Polatlıda cephe karargâhına gittim. Diye yazdığı yer Alagöz Karargâhıdır. Türkoğlu Ali Ağaya ait çiftlik evi 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında 22 gün devam eden Sakarya Savaşının büyük bir bölümünü bu çiftlik evinden idare etmiştir. Türkoğlu Ali Ağa'ya ait 2 katlı 12 odalı bu çiftlik evi 1965 yılına kadar Ali Türkoğlu ve oğulları tarafından kullanılmış, 1965 yılında da Milli Eğitim Bakanlığı'na devretmişlerdir. 1967 yılınde ev Anıtkabir Müze Müdürlüğü'ne devredilerek binanın onarımı yapılmış ve müze haline getirilmiştir. 10 Kasım 1968 tarihinde de törenle açılmıştır.Binanın girişinde bulunan tavus kuşu süsü ile üst katta yer alan tavan süslemesi son derece güzel. Bina içerisinde yer alan kapılar son derece alçak. Odalare girip çıkarken kafanızı çarpmamaya özen gösterin.
Alagöz Köyü'ne giderken kullanılan köy yolu oldukça düzgün. Yolun her iki tarafında tarlalar ve ağaçlar yer alıyor. Köyün girişinde de beni çok güzel bir sürpriz bekliyordu. Henüz birkaç saat önce doğmuş bir kuzu. Köy halkı son derece sıcak kanlı ve hoşsohbet. Sabah saatlerinde giderseniz kahvaltıya davet edilebilirsiniz ki ben edildim.
Bir sonraki durağım Dua Tepe. Dua Tepe, Sakarya Savaşında 10 Eylül 1921 tarihinde başlayan karşı taarruz sonucu alınan ilk tepedir. Dua Tepe, Sakarya Savaşının cereyan ettiği son savunma hattı üzerinde yer almaktadır. Dua Tepe üzerinde 12 Eylül 2000 tarihinde açılan bir anıt yer almakta. Dua Tepe, Ankara-Eskişehir yolu üzerin yer almakta ve Ankaraya yaklaşık olarak 80 km. uzaklıktadır. Polatlıyı geçtikten 6 km. sonra verilen Dua Tepe sapağından sonra takip edeceğiniz 5 km.'lik mıcırlı yol sizi Dua Tepe Anıtına götürecektir.
Dua Tepe Anıtından sonra istikametim Kartaltepe Üzerinde yer alan ve 22 metre yüksekliği, 10 metrelik kaidesi ile Türkiye'nin en büyük anıtı olan Mehmetçik Anıtı idi. Ancak son derece kötü olan yollar buna müsaade etmedi. Ayrıca Dua Tepe Anıtındaki görevlilerin anlattığına göre Mehmetçik Anıtı ve çevresi son derece kötü durumdaymış. Anıtın yanında yer alan ve Ağustos 2008de temeli atılan Sakarya Meydan Savaşı Panoramik Müzesi de hala tamamlanabilmiş değil.
Yolculuğumun beni götürdüğü bir diğer yer eşek kulaklı Midasın başkenti Gordion. Bu bölgedeki yerleşimin MÖ 2500lere kadar gittiği bilinmekle birlikte ismini Frig kralı Gordiosdan alan Gordion MÖ 9. yüzyıla tarihlenmektedir. Gordionun en parlak dönemi ise MÖ 7. yüzyılda Kral Midas döneminde yaşanmıştır. Dua Tepe üzerinden gidildiğin de Gordionunu Ankaraya uzaklığı 94 km. Polatlıyı geçtikten 20 km sonra verilen Gordion yol ayrımını izlerseniz mesafe 106 kmye çıkıyor. Ben ikinci güzergâhı takip ettim. Yol son derece güzel. Ancak yolda özellikle köy giriş çıkışlarında son anda görülebilen yüksek tümsekler yer alıyor. Gordion yol ayrımından 11-12 km sonra sizi Kral Midasın Tümülüsü karşılıyor.
Gordionda özellikle görülmesi gereken üç yer bulunmakta: Gordion Müzesi, Midas Tümülüsü ve Gordion Antik Şehri kalıntıları. Küçük bir müze olan Gordion Müzesi, Anadolunun bilinen en eski çakıl taşı mozaiklerine ev sahipliği yapmaktadır. Gordion Antik Kenti'nden çıkarılan eserlerler birlikte Eski Tunç Çağından Helenistik Döneme kadar pek çok eseri de bünyesinde barındırıyor.
Gordion Müzesinin hemen karşısında yer alan Midas Tümülüsü, Frig Tümülüslerinin en büyüğüdür. Yaklaşık 300 m.lik çapı ve 53 m.lik yüksekliğiyle de Anadolunun ve antik dünyanın en büyük ikinci tümülüsüdür (En büyük tümülüs, Salihli yakınlarındaki Sardes Antik Kentinde yer alan Lidya Kralı Alyettese ait tümülüstür). Tümülüsün içerisinde ardıç ve çam ağaçlarından yapılmış mezar odası bulunmaktadır.
Yassıhöyük'ün girişinde sağda yer alan Gordion Antik Kenti, yakınından geçen Berlin-Bağdat demiryolunun inşasıyla, 1893te bir kere daha ortaya çıkmıştır. Zamanında bir çekim merkezi olan şehir, MÖ 3. yüzyılda Büyük İskender şehre geldiğinde hala ayakta idi.
Yolculuğumun son durağı Yunus Emre. Ankaraya 150 km uzaklıktaki Yunus Emreye Anakara-Eskişehir yolu üzerinden gidilmekte. Sivrihisara varmadan 20-25 km önce Mihalıcçık yol ayrımından sonra 30 kmlik son derece güzel ve keyifli yol sizi Yunus Emreye ulaştıracaktır. Yunus Emre'ye yaklaşırken karşıma çıkan virajlı dağ yolları son derece keyifliydi.
Ziyaret ettiğim makamda üç mezar bulunuyor. İlk mezar tren yoluna çok yakın. Rivayete göre demiryolu çalışmaları sırasında Yunus Emrenin raylara zarar verdiği ve sonrasında köylülerin rüyasına girerek burada rahat olmadığını ve mezarının yerinin değiştirilmesini istediği söylenir. İkinci mezar 1947 yılında tamamlanarak Yunus Emrenin naaşı buraya taşınmıştır. Taşınma esnasında 30.000 kişinin geldiği ve 100 m.lik yolun 3 saatte gidilebildiği söylenmektedir. Üçüncü mezar ise 24 Mayıs 1970 tamamlanmış ve Yunus bu anıt mezara defnedilmiştir. Bu anıt mezarın bulunduğu yere l982de bir kültür evi, cami ve şadırvan eklemiş, aynı zamanda buraya Yunus Emrenin bir de heykeli de konulmuş.