valla kanka hiç hesapta böyle bir proce yoktu ama seyyar hurdacılarda kapının önünden geçerken gözüme takıldı , aldım onardım lakin senin işaretlediğin mevzu çok iyi 1 tane ama sağlam bir şeye benziyor

ve fazla yerde kaplamaz,
bak bu işlere hiç dayanamam kıyıda köşede atıl işe yaramayan bir tren kornası varsa ciddiyim yolla bana
vallaha arkasından
tiren filanda istemicem söz :cherry:
Abbasi devletinin halifelerinden Mehdi zamanında, dönemin ünlü ozanı Ebu Dellame, padişaha bir kaside takdim eder. Kasideler; Arap edebiyatına özgü uzun şiirlerdir. İkişerlik dizelerden oluşan beytler halinde sürer giderler. Padişahlara sunulan kasideler; övgü için yazılırlar.
Halife Mehdi, kendisini yücelten bu kasideyi pek beğenir ve şaire sorar:
-Sana bu kasiden için ne caize (hediye) vereyim?
Ebu Dellame der ki:
-Efendimiz, bendeniz bir av köpeği isterim.
Padişah şaşırır:
-Böyle güzel bir kasidenin karşılığı hiç bir av köpeği olur mu?
-Efendimiz; ben kulunuz böyle istiyorum...
-Peki sana istediğin gibi bir av köpeği versinler.
Bunun üzerine şair der ki:
-Fakat efendim, bendeniz ava neyle gideceğim?
-Hakkın var; bir de at versinler...
-Çıplak ata nasıl bineceğim?
-Haklısın haklısın; bir de güzel eyer takımı versinler.
-Efendimiz bu ata kim bakacak?
-Elbette, bir de köle lazım, versinler...
-Aman efendim ben bu atı nerede barındıracağım?
-Bir de ahır versinler...
-Efendimiz, köleyi nerede yatırayım?
-Bir ev de versinler...
-Eve kim bakacak, yemeğimizi kim pişirecek?
-O zaman bir de cariye versinler...
-Efendimiz bu kadar halkı ben nasıl doyuracağım?
-Bin altın da harçlık versinler...
-Efendimiz!...
Halife Mehdi tam burada şairin sözünü keser ve şöyle der:
-Eğer masrafı idare etmeye bir kethüda, hesapları tutmaya bir de katip istersen, köpeği geri alırım ha!
istersen tren de buluruz sana..tanıdıklarımız var...:queen::queen::rendeer: