- Katılım
- 27 Şub 2012
- Mesajlar
- 73
- Konu Yazar
- #1
Herkese selamlar küçük büyük herkese sevgi ve saygılar. Motosikletsiz geçen ızdıraplı bir 4 seneden sonra, dört sene hayalini kurduğum motosikletten çok farklı bir modele bir gecede karar varıp ertesi sabah ilk otobüsle Isparta'dan Antalya'ya giderek adı antipatik ama kendi sempatik motorumuza kavuştuk. İşlemleri hallettik, ekipmanlarımızı aldık; acemi ve plakasız bir şekilde koyulduk yola. Yol 138 km, hava sıcak, motor rodajda, ben ona acemi o bana. 50- 60 km ile yavaş yavaş çıktık Isparta dağına, çıkarken de bi arı kardeş hayırlı olsuna geldi, boynumuzdan soktu, nefesimizi kesti ama şükür vardık Isparta'ya. Dört yıl kafamda belli bir model oluşturmuşken bir gecede fikir değiştirip bu motoru almamda ne etkili oldu ben de tam bilmiyorum. İyi mi yapmışım ona da siz karar verin artık.
Şimdi bazılarınız kızacaktır belki, sıfır motor uzun yola gider mi diye. motor gitse bile yabancıydık birbirimize haklısınız. Ama insan bazen ani kararlar vermeli bence. Hayat o zaman daha çekilir daha eğlenceli geliyor en azından. İlk zamanlar viraj almaya bile korktuk birlikte ama memleketim Ayvalık'a gitmeden 480 km'yi devirdik, alıştık biraz daha birbirimize.
Güzargah bu arkadaşlar. Aydın- İzmir üzerinden gidiş ve Akhisar- Salihli üzerinden dönüş yapıcam.
19 ekim sabah saat 07.00, km 480, Isparta. 600 Km'lik yolculuk başlıyor.
Yük çok şükür hiç sorun çıkartmadı. Ahtapot ve file lastikler çok işe yarıyor. Depo üstü çantada çok kullanışlı. içine hem bir ton şey alıyor hemde kendi isteğinizle kolayca çıkartabiliyorsunuz.
Çıkalı yarım saat falan oldu ama durmak zorunda kaldım. Hava çok soğuk, toprak henüz ısınmamış ve yazlık ceketim beni ısıtmaya yetmiyor. Durup kışlık kısmını içine takıyor ve yoluma devam ediyorum.
Saat 09:38 Ender dinlenme tesislerinde ilk molamı veriyorum fotoğraf çekemedim. çekmeyede gerek yok gerçi. kıl müşteri imajı vermek istemiyorum ama ilaçlama sebebiyle çorba yok. civarda başka tesis de olmadığı için 5 lira verip içi boş kaşarlı tost yiyorum. Çorba hayaliyle yanıp tutuşan midem, kaşarlı görünümlü tostu görünce oturuyor hatta yayılıyor. Siz siz olun, yanınızda hanım yoksa kamyoncuların uğradığı yerlerde mola verin.
Saat 10:42 Denizliye varıyorum. Biraz geç kaldım çünkü yolda bir kamyon bir otomobili biçtiği için bir saat kadar yol kapalıydı. Otomobil kötü durumdaydı. içindeki dört kişiyi yarım saatte anca çıkardılar. Eğer gazeteci değilsek böyle durumların fotoğraflanmasını doğru bulmuyorum. İnsanlar acı çekerken fotoğraf çekilmesinin amacı ne olabilirki. Fotoğraf dediğin baktığında insana mutluluk vermeli. Bu arada yolda depo yedeğe geçince 50 liralık benzin alıp depoyu dolduruyorum. Yakıt ile ilgili veriler ilerki bölümlerde
Pabuç kafam, sıcaktan mıdır, geç kaldığımdan mıdır bilinmez; Denizli'de yanına uğradığım Ali Abinin fotoğrafını çekmedim
r:. Ali abiye ayrı bir bölüm ayırmak istiyorum. Ali Abi Denizli'de motosiklet alım satım, aksesuar, yedek parça ve tamir yapan bir abimiz. Kendisiyle tanışmam bir dizlik sayesinde oldu. Sahibinden.com'da bir dükkan açmış abimiz. Adı Rekor Motor. Bende kendisinden bir dizlik aldım bu kanalla. Ancak siparişimin o gün kargoya verilmesi lazımken bir türlü kargoya verilmediğini görüyorum. Arıyorum babası çıkıyor Ali abinin, oğlum ilgileniyor bu işlerle diyor, söylücem kendisine diyor; tamam diyorum. Neyse akşam oluyor hala bir hareket yok arıyorum tekrar dükkanı genç bir çocuk bu sefer, Kargocu geldi ama aldı mı dizliği burdan bilmiyorum diyor. O gün kargoya verilmiyor ürün.
Ertesi sabah işe gitmek için hazırlanırken tanımadığım bir numara arıyor, açıyorum Ali abi. Çok saygılı bir ses: Efendim dün aramışsınız beni, veremedim kargoya özür dilerim. hemen siparişinizi iptal ediyim paranızı iade ediyim diyor, o kadar saygılı o kadar esnaf. olur mu diyorum senin canın sağolsun. Yarın geçicem zaten Denizli'den, alırım geçerken diyorum. Çok iyi olur diyor güzel de bi indirim yaparım diyor size, misafirde ederim diyor, tekrar özür diliyor ve kapatıyor telefonu. Yahu diyorum adam yerin dibine girdi bi dizlik için.
Denizli'ye vardığımda arıyorum Ali abiyi, gelip alıyor beni motoruyla. Yemek söyliyim diyor, geç kaldım diyorum zor ikna ediyorum. Çay içip görüyoruz hesabımızı, gerçekten de güzel bir indirim yapıyor. Ben mutlu, o mutlu. Kurumsal olmayı hakeden bir adam.
Denizli'ye kadar geldik, Ali abinin çayını içtik. Yarında yolun neden 13 saat sürdüğünü anlatır devam ederiz. daha balık tutucaz. Bundan sonra fotoğraflara daha fazla ağırlık vericem.:thumleft:
Şimdi bazılarınız kızacaktır belki, sıfır motor uzun yola gider mi diye. motor gitse bile yabancıydık birbirimize haklısınız. Ama insan bazen ani kararlar vermeli bence. Hayat o zaman daha çekilir daha eğlenceli geliyor en azından. İlk zamanlar viraj almaya bile korktuk birlikte ama memleketim Ayvalık'a gitmeden 480 km'yi devirdik, alıştık biraz daha birbirimize.
Güzargah bu arkadaşlar. Aydın- İzmir üzerinden gidiş ve Akhisar- Salihli üzerinden dönüş yapıcam.
19 ekim sabah saat 07.00, km 480, Isparta. 600 Km'lik yolculuk başlıyor.
Yük çok şükür hiç sorun çıkartmadı. Ahtapot ve file lastikler çok işe yarıyor. Depo üstü çantada çok kullanışlı. içine hem bir ton şey alıyor hemde kendi isteğinizle kolayca çıkartabiliyorsunuz.
Çıkalı yarım saat falan oldu ama durmak zorunda kaldım. Hava çok soğuk, toprak henüz ısınmamış ve yazlık ceketim beni ısıtmaya yetmiyor. Durup kışlık kısmını içine takıyor ve yoluma devam ediyorum.
Saat 09:38 Ender dinlenme tesislerinde ilk molamı veriyorum fotoğraf çekemedim. çekmeyede gerek yok gerçi. kıl müşteri imajı vermek istemiyorum ama ilaçlama sebebiyle çorba yok. civarda başka tesis de olmadığı için 5 lira verip içi boş kaşarlı tost yiyorum. Çorba hayaliyle yanıp tutuşan midem, kaşarlı görünümlü tostu görünce oturuyor hatta yayılıyor. Siz siz olun, yanınızda hanım yoksa kamyoncuların uğradığı yerlerde mola verin.
Saat 10:42 Denizliye varıyorum. Biraz geç kaldım çünkü yolda bir kamyon bir otomobili biçtiği için bir saat kadar yol kapalıydı. Otomobil kötü durumdaydı. içindeki dört kişiyi yarım saatte anca çıkardılar. Eğer gazeteci değilsek böyle durumların fotoğraflanmasını doğru bulmuyorum. İnsanlar acı çekerken fotoğraf çekilmesinin amacı ne olabilirki. Fotoğraf dediğin baktığında insana mutluluk vermeli. Bu arada yolda depo yedeğe geçince 50 liralık benzin alıp depoyu dolduruyorum. Yakıt ile ilgili veriler ilerki bölümlerde
Pabuç kafam, sıcaktan mıdır, geç kaldığımdan mıdır bilinmez; Denizli'de yanına uğradığım Ali Abinin fotoğrafını çekmedim
Ertesi sabah işe gitmek için hazırlanırken tanımadığım bir numara arıyor, açıyorum Ali abi. Çok saygılı bir ses: Efendim dün aramışsınız beni, veremedim kargoya özür dilerim. hemen siparişinizi iptal ediyim paranızı iade ediyim diyor, o kadar saygılı o kadar esnaf. olur mu diyorum senin canın sağolsun. Yarın geçicem zaten Denizli'den, alırım geçerken diyorum. Çok iyi olur diyor güzel de bi indirim yaparım diyor size, misafirde ederim diyor, tekrar özür diliyor ve kapatıyor telefonu. Yahu diyorum adam yerin dibine girdi bi dizlik için.
Denizli'ye vardığımda arıyorum Ali abiyi, gelip alıyor beni motoruyla. Yemek söyliyim diyor, geç kaldım diyorum zor ikna ediyorum. Çay içip görüyoruz hesabımızı, gerçekten de güzel bir indirim yapıyor. Ben mutlu, o mutlu. Kurumsal olmayı hakeden bir adam.
Denizli'ye kadar geldik, Ali abinin çayını içtik. Yarında yolun neden 13 saat sürdüğünü anlatır devam ederiz. daha balık tutucaz. Bundan sonra fotoğraflara daha fazla ağırlık vericem.:thumleft:
Moderatör tarafında düzenlendi: