- Katılım
- 6 Mar 2011
- Mesajlar
- 2,592
Var Hawking'in öyle enteresan bir durumu. Olmasını istediği şeylerin tersine iddiaya giriyor, "umutlarım yıkılırsa bari bir iddia kazanayım"
Zamanında karadelikler konusunda da kendi tezine karşı bir iddiaya girmiş bir çalışma arkadaşıyla, 1 yıllık Playboy aboneliği, ne işine yarayacaksa
---------- Mesajlar birleştirildi - 13:54 ---------- bir önceki mesaj zamanı 13:21 ----------
Bilim temel felsefesi itibarı ile şüphecidir. Din ise temel felsefesi itibarı ile şüphe etmemek ve sorgulamamak üzerine kurgulanır. Bu en temel çelişkiyi yukarıdaki şekilde algılamana sebep olan eğer yerleşik dinlerin hiç birine inanmadığı aşikar bir fizik profesörü olan Brian Greene tarafından Sicim Teorisini anlatmak üzere çekilmiş The Elegant Universe isimli belgeseli (kitabı da var) izlemiş olman ise... Üzgünüm dostum, galiba yanlış alt yazı ile seyretmişsin![]()
Benim söylemek istediğim ile senin anladığın çok farklı şeyler. Ama ikisini kesiştirmemi istiyorsan şöyle söyleyeyim.
Dine iman edilir.İman birşeyi kesin bilmeden var olduğuna inanmaktır.
Buradaki insanlar ise bilime inandıklarını söyleyip hiçbir kuşku içinde olmadan ilginç bir şekilde bilime iman ediyorlar.
Sadece o kadar emin olmayın diyorum.
Elegant Universe belgeselini "izleyin imana geleceksiniz" diyerek tavsiye etmedim
izleyin ve klasik fizik anlayışından çıkın aslında evrenin çok daha farklı bir ortam olabileceğini bilim adamlarının nasıl düşündüğünü görün anlamı ile söyledim.
Bilim adamı elbetteki güncel bilgilere ve yönlendirmelere takılmadan görevini yerine getirmelidir.Yoksa dindarlığı/dindüşmanlığı onu gitmesi gereken asıl noktadan çok farlı yanlış noktalara götürür.
Ve ne yazıkki çok bilim adamı da bu yanlışa düşüyor. Kimisi yaratıcının varlığına delil aramaya çalışırken kimisi de yaratıcı olmadığına delil arayarak kendilerine at gözlüğü takıyorlar.