Zen ve dostluk sanatı

Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
Teknoloji ve bilim değil, teknoloji felsefesi ve bilim felsefesi. Bu ikisi felsefenin alt disiplinleridir, teknoloji ve bilimi incelerler.
Bilim "bu ne", teknolojiyse "bu nasıl yapılabilir" sorusunu cevaplar.
Bilim felsefesi "bunun ne olduğunu nasıl biliriz", teknoloji felsefesi ise "bunu yaptık da ne oldu" sorularıyla ilgilenir.

sevgili kütükcan
eğer teknoloji iyilikten yola çıkan bir felsefenin eseri olsa idi bugün bedava ve insanlığa faydalı bir hali olurdu
hal bu ki yıkım üzerinde uzmanlaşmıştır
patlama ve yanmaya dayalı bir teknoloji kullanıyoruz barut ve petrol ile
hem dünyayı tüketiyoruz hem de mahvediyoruz; hem onu hem birbirimizi
biliyorsun ki 1. ve 2. dünya savaşının getirisidir mevcut teknoloji
eğer elektromanyetizma üzerinden geliştirilen bir teknolojiye sahip olsaydık, bu böyle olmazdı eminim
o halde bu teknolojiye yardım ve yataklık edecek her felsefeyi lanetlersem bana küsmezsin değil mi? :)
 
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
5,149
sevgili kütükcan
eğer teknoloji iyilikten yola çıkan bir felsefenin eseri olsa idi bugün bedava ve insanlığa faydalı bir hali olurdu
hal bu ki yıkım üzerinde uzmanlaşmıştır
patlama ve yanmaya dayalı bir teknoloji kullanıyoruz barut ve petrol ile
hem dünyayı tüketiyoruz hem de mahvediyoruz; hem onu hem birbirimizi
biliyorsun ki 1. ve 2. dünya savaşının getirisidir mevcut teknoloji
eğer elektromanyetizma üzerinden geliştirilen bir teknolojiye sahip olsaydık, bu böyle olmazdı eminim
o halde bu teknolojiye yardım ve yataklık edecek her felsefeyi lanetlersem bana küsmezsin değil mi? :)

Küserim, çünkü yanlış bir yaklaşımın var.

Teknoloji felsefesi de zaten "ya neden böyle kötü oldu ki ya" sorusunu yanıtlamaya çalışır.

Teknoloji, teknoloji felsefesinin bir sonucu değildir. Dünya savaşları teknoloji yüzünden olmamıştır. Atom bombası adam öldürmez, tüfek adam öldürmez, tabanca adam öldürmez, ok adam öldürmez, kılıç adam öldürmez, taş adam öldürmez; bunları kullanan öldürür. Teknoloji amoraldir, etik değerlerden bağımsızdır, fiziksel olarak varlıksızdır, sadece bir kavramdır. Teknoloji dediğimizde sadece roketleri, tüfekleri, lazerleri düşünmeyin. Tekerlek de teknolojidir, tuğla da teknolojidir, baston da teknolojidir.

Konuyla alakalı şu yazıyı okumanı rica ediyorum, hafif dilli ama gayet bilgilendirici bir yazı.
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
sevgili kütükcüğüm
mevcut teknolojinin insanlığın yararı için geliştirilmediğini, aksine onun dünyasını mahvettiğini ve kötülüğünü ortaya koyuyorum
biz nerde yanlışlık yaptık diye düşünüyorsa ve sonucu bulamamışsa teknolojinin felsefecileri
"güzel olanı bir kenara bırakmalarındandır" diye bir öğüdüm var kendilerine
insanoğlunun tamahkarlığına ve hırsına hizmet ettikleri sürece de düzelmeyecektir bu
bak, öteki felsefelere dalmaya gerek yokmuş
umarız ki kendilerine iletirsin de hakkında kafa yordukları onca alavere dalavereden sıyrılıp ta gerçeği görürler
 
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
5,149
sevgili kütükcüğüm
mevcut teknolojinin insanlığın yararı için geliştirilmediğini, aksine onun dünyasını mahvettiğini ve kötülüğünü ortaya koyuyorum
biz nerde yanlışlık yaptık diye düşünüyorsa ve sonucu bulamamışsa teknolojinin felsefecileri
"güzel olanı bir kenara bırakmalarındandır" diye bir öğüdüm var kendilerine
insanoğlunun tamahkarlığına ve hırsına hizmet ettikleri sürece de düzelmeyecektir bu
bak, öteki felsefelere dalmaya gerek yokmuş
umarız ki kendilerine iletirsin de hakkında kafa yordukları onca alavere dalavereden sıyrılıp ta gerçeği görürler

Mevcut teknoloji insanın yararına da, zararına da çalışır. Teknoloji felsefesi yeni bir şey değil, Plato'nun Cumhuriyet'ine, hatta daha da öncesine dayanır. Teknolojinin ve ilerlemenin doğasını anlamak sandığın kadar basit değil, ben de anladığımı iddia etmiyorum zaten.

Tabii eğer düşünmeyi alavere dalavere olarak görüyorsan diyecek bir şey kalmıyor, rica ettiğim şeye de şöyle bir göz gezdirmişsindir belki diye umuyorum ama boşa. "Her şey benim öğretimde zaten var" tarzı totaliter bir düşüncenin içinde olduğunun farkındayım. Konuyla ilgili bilgin olması için özel olarak arayıp, inceleyip gönderdiğim bir makaleyi "alavere dalavere" olarak görüyorsun. Ben "Oku!"yorum, ama ben gerçeklerden ne anlarım zaten...
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
bre kütükcan
zamanında tübitak yayınlarının müdavimi olmadığımızı, "zamanın kısa tarihi" ne göz gezdirmediğimizi, genel görelilik hakkında düşünmediğimizi, komşunun damında schrödingerin kedisini aramadığımızı mı sanarsın
o kadar vakit kaybettim ki bu detayların içinde boğulurken
artık kaybedecek vaktim yok
hayatın niteliğini sorgulamak yerine, amacıyla uğraşmam gerektiğini anladım

linkini verdiğin yazıya gelince
daha öncesinde meşguldüm, sonra bakarım diyordum, şimdi göz gezdirdim
giriş cümlesinde "bizim yaptığımız şeyler dünyasında yaşıyoruz" derken "her ne kadar kütükcana ayıp olacak olsa da ben okunacak bir yazı değilim, harcadığın zamana yazık, burayı terket" diyor
neden mi?
bu dünyadaki hiç bir şey bizim yaptığımız şeyler değil de ondan
bizler ancak var olanı açığa çıkardık veya ona başka biçimler verdik
bunu göremeyen bir adamın, bu konuda anlatabileceği hiç bir şey yoktur
nokta
nitekim yazının devamında da iyice belli ediyor kendisini
o yüzden bitiremedim, pişman değilim

bu sebeple kütükcüğüm
elektrikten önce insanlar aydınlanmıyor muydu?
ya da arabadan önce yolculuk edemiyorlar mıydı?
yoksa ilaçlar keşfedildikten sonra ölmeyi mi kestiler?
hazır düşünmeye başladın, bunları düşün de aslında kendimizi mi kandırıyoruz diye bir sor kendine
 
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
5,149
tiger'im mbz'em, şekerle unu az yağ katıp pişirince helva yapmış oluyorsak, adam da helva dünyasında yaşıyor işte. Helva potansiyeli vardı, ama helvayı biz yaptık. Kayada heykel olma potansiyeli var, fazlalıkları atınca heykel açığa çıkar, orada haklısın tabii. Kumda bilgisayar olma potansiyeli var; ama transistörü de, camı da biz yapıyoruz. Yapmak, yaratmak değildir. Fikirler yaratılır, cisimler parçalardan yapılır. Yapmak, parçaların toplamından fazlası eden bir şeyi ortaya çıkartmaktır.

Elektrikten önce ateş vardı, ondan evvel karanlıktaydı insanlar.
Arabadan önce at vardı, ondan evvel koşardı insanlar.
İlaçtan önce 25 sene yaşarlardı, artık 80 sene yaşıyor insanlar.
Belki daha mutlu değiller, ama daha mutsuz da değiller. İlerleyince daha mutsuz olsalardı ilerlemezlerdi, geri dönerlerdi.

İnsan doğası ilerleme barındırır, bir yandan da bu ilerlemeden korkar ve eskiye özlem duyar. 2000 sene evvelki yaşayışa dönmek mümkün, ama neredeyse kimse bunu yapmıyor.




Aslında bundan bir sonraki adım insanla teknolojinin bütünleşmesi olacak. Teknoloji felsefesinin bir noktasından bağlandığı bir konu da transhümanizm.

İleride insanla makine arası bir şeyler olacağız gibi gözüküyor. Şu anda yapay kalpler, yapay kollar, düşünce gücüyle kontrol edilebilen bilgisayarlar, körler için yapay gözler, sağırlar için yapay kulaklar yapılmaya başlandı. Yakın gelecekte arttırılmış gerçeklik ekipmanları piyasaya çıkacak, gerçek hayatta dünyayı terminatör gibi göreceğiz. En fazla 20 yıl içinde insan beyni doğrudan bilgisayarlara bağlanacak, yarı bilgisayar/yarı insanlar ortada gezmeye başlayacak. Düşünce gücüyle internette gezeceğiz.

Asıl o noktada hayatın amacını sorgulamak nasıl bir şekil alacak, çok merak ediyorum.
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
sohbetimizin evrim teorisine doğru yol alıyor
madem ki dünyamız bizim ürettiklerimizle şekillendi
o halde koskoca amerika nın bir bölümünün her tropik fırtına da ilk çağa geri dönmesinin tamamen gizemli nedenleri var o halde :)
teknoloji diye bildiğimiz, doğada var olan ve bizlere faydalı olan şeyler, insanlığa peygamberler tarafından öğretilmiştir.
yoksa kazara bir zehirli mantar yerdi de başlamadan biterdi birilerinin homo sapiens macerası
 
Kocaeli İl Temsilcisi
Katılım
29 Mar 2011
Mesajlar
4,134
Irfan,
zen ögretisi, budizmin bir kolu.
Hakkinda fazla bir sey bilmiyorum.
Fakat ben bugüne kadar üzerine bomba baglayip, hem kendini hem çoluk çocuk demeden onlarca insani öldüren budist duymadim.
ülkesine gelen turist otobuslerine ates açip öldürün gevurlari diye bagiran budist duymadim.
Kizlari küçûk yasta zorla evlendirip, karsi çikanlari taslayarak öldüren budist duymadim.
Insanlari domuz bagiyla baglayip iskencelerle öldürûp bodrum katlarina gömen budist duymadim.
Sehrine misafir gelmis insanlarin kaldigi oteli yakarak onlari öldüren budist duymadim.
Uçak kaçirip, kule deviren budist de duymadim.


Hani duruma bakinca,
Bizim güzel ahlakimiza bunlari karistirip dejenere etmeye çalisiyorlar,
düsmeyin bu tuzaga diye kendini paralayan
Tigerim kaplanima gülecegim çikiyor.:cherry:

aman ilkay abi beni karıştırmayın bu mevzuya :) sadece gözlemliyorum bilgi, sahibi olmadığım şeylerde yorum yapmam yanlış olur :)

ama söyleyeceğimi söyledim , kavga etmeyin burda vallaha ayırmam :cherry:

konu derinnnn mevzuuu abi okumakla yetiniyorum :) misafirim yani :):rendeer:
 
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
5,149
sohbetimizin evrim teorisine doğru yol alıyor
madem ki dünyamız bizim ürettiklerimizle şekillendi
o halde koskoca amerika nın bir bölümünün her tropik fırtına da ilk çağa geri dönmesinin tamamen gizemli nedenleri var o halde :)
teknoloji diye bildiğimiz, doğada var olan ve bizlere faydalı olan şeyler, insanlığa peygamberler tarafından öğretilmiştir.
yoksa kazara bir zehirli mantar yerdi de başlamadan biterdi birilerinin homo sapiens macerası

Evrim topuna hiç girmeyelim :wiinkk:

Teknolojinin insanlığa peygamberler tarafından öğretildiği fikrine katılmıyorum. Teknolojilerin ve bilimsel ilerleme, toplumsal dinamikler ve ihtiyaçlarla birebir örtüşmektedir.

Takvimi ve geometriyi bulan Mısırlılar Nil nehrinin dönemsel taşmalarından dolayı bunları bulmak zorundaydılar. Leonardo da Vinci'nin tüm projeleri içinde yaşadığı dönemin sorunlarına çözüm olarak ortaya kondu. Matbaanın ortaya çıkışının rönesans ile aynı döneme denk gelmesi de benzer bir olgu. Sanayi devrimi artan nüfus baskısı, sömürgeleşme ve merkantilizmin sonucu olarak gerçekleşti. Nükleer gücün kullanımı hem savaş, hem de toplumun elektriğe olan bağımlılığının artması sonucu oldu. Edison, Einstein, da Vinci, Newton, Arşimet peygamber değildi.

Doğada var olan ve bize faydalı olan şeyler de insanlığın toplam bilgi birikimiyle öğrenildi. Balık tutmayı veya ateş yakmayı öğrenenler peygamber değildi (sanırım).

İnsanın doğal gelişim sürecinde ilahi etkilerin yer aldığına kesinlikle inanmıyorum.
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
sen, evrenin varlığında da ilahi bir etkinin olmadığını düşünüyorsun, yanılıyor muyum kütükson
bir tuz molekülünden komplex canlı organizmaların oluşabileceği gibi bir teoriye tutuna durun
ama o tuz molekülünün nerden geldiğini düşünmeyin
 
Katılım
10 Tem 2006
Mesajlar
20,993
Motosikleti
Forza250-cygnusL
Ha gayret.. Sayenizde millet doktora yapacak..... :king:
 
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
5,149
sen, evrenin varlığında da ilahi bir etkinin olmadığını düşünüyorsun, yanılıyor muyum kütükson
bir tuz molekülünden komplex canlı organizmaların oluşabileceği gibi bir teoriye tutuna durun
ama o tuz molekülünün nerden geldiğini düşünmeyin

Doğru, evrenin varlığında herhangi bir ilahi gücün rol oynamadığını düşünüyorum. Evrenin, moleküllerin, enerjinin, zamanın ve boyutların oluşumu hakkında çok sayıda araştırma var, deneysel sonuçlar bu tip konuları açıklamak için ilahi güce ihtiyaç olmadığını gösteriyor.

Benim şahsi tercihim, yanlışlanamayan teoremleri kabul etmemek yönünde. Bilimsel teorilerin hepsi yanlışlanabilirdir, bilimin en önemli özelliği de yanlışlanabilirliktir. Örneğin evrenin 13.7 milyar yaşında olduğunu düşünüyoruz, 15 milyar yaşında bir yıldız bulursak "aha yanlış yapmışız" diyebiliriz. 3 milyar yaşında bir insan fosili evrim teorisini çökertir. Newton tarihteki en büyük fizikçidir, ama Einstein Newton kanunlarının geçersiz olduğu şartları bularak büyük fizikçi olmuştur. Günümüzde bilimadamları Einstein'ın teorilerinin geçersiz olduğu şartları bulmak için deneyler tasarlamaktadır.

Tuz molekülünün nereden geldiği konusunda bilimadamlarının, ilahiyatçılara kıyasla çok daha doyurucu cevapları var. Örneğin tuzun nereden geldiği konusunda cevap "yaratılmış" şeklinde olur genelde. Ancak bunu derinlemesine inceleyince tuzdaki sodyum ve klorun yıldızlarda üretildiğini öğreniriz. Sodyum, kırmızı dev aşamasına gelmiş yıldızlarda karbon yanması (füzyonu) sonucu üretilir, klor ise süpernova patlamalarında üretilir.

Çok karmaşık görünen sistemlerin altında çoğu zaman çok basit matematiksel denklemler yer alıyor, ilahi bir güce (günlük hayat dışında) ihtiyaç yok.


Not: Kırk yılda bir şöyle adam gibi felsefe yapabildiğimiz bir konu çıktı :)
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
O gûzel kafanizi yormayin bôyle seylerle.
Fetih vizyona girdi.
gidin film seyredin biraz.
427279_10150615802499173_675099172_8836176_1415174125_n.jpg
 
Katılım
12 Haz 2008
Mesajlar
5,549
arkadaşlar biraz rahat olun yaa...böyle hayat mı geçer..erken yaşlanırsınız...:))
 
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
5,149
arkadaşlar biraz rahat olun yaa...böyle hayat mı geçer..erken yaşlanırsınız...:))

Benim yaklaşımım hayat görüşünde belli bir denge tutturmadıkça yıpratıcı, tigermbz'ninki ise huzura ulaştırıcı. Tigermbz de ben de farklı yöntemlerle doğruya ulaşmaya çalışan garibanlarız, ancak ikimiz de ayrı da olsa yollardayız. Erken yaşlanacaksam ya kendim, ya da tigermbz'ninkiler gibi fikirlerle erken yaşlanmayı tercih ederim, çünkü üzerine düşünülmemiş hayat yaşamaya değmez :)
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,827
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
Khutuck' Alıntı:
Doğru, evrenin varlığında herhangi bir ilahi gücün rol oynamadığını düşünüyorum. Evrenin, moleküllerin, enerjinin, zamanın ve boyutların oluşumu hakkında çok sayıda araştırma var, deneysel sonuçlar bu tip konuları açıklamak için ilahi güce ihtiyaç olmadığını gösteriyor.
Benim şahsi tercihim, yanlışlanamayan teoremleri kabul etmemek yönünde. Bilimsel teorilerin hepsi yanlışlanabilirdir, bilimin en önemli özelliği de yanlışlanabilirliktir. Örneğin evrenin 13.7 milyar yaşında olduğunu düşünüyoruz, 15 milyar yaşında bir yıldız bulursak "aha yanlış yapmışız" diyebiliriz. 3 milyar yaşında bir insan fosili evrim teorisini çökertir. Newton tarihteki en büyük fizikçidir, ama Einstein Newton kanunlarının geçersiz olduğu şartları bularak büyük fizikçi olmuştur. Günümüzde bilimadamları Einstein'ın teorilerinin geçersiz olduğu şartları bulmak için deneyler tasarlamaktadır.
Tuz molekülünün nereden geldiği konusunda bilimadamlarının, ilahiyatçılara kıyasla çok daha doyurucu cevapları var. Örneğin tuzun nereden geldiği konusunda cevap "yaratılmış" şeklinde olur genelde. Ancak bunu derinlemesine inceleyince tuzdaki sodyum ve klorun yıldızlarda üretildiğini öğreniriz. Sodyum, kırmızı dev aşamasına gelmiş yıldızlarda karbon yanması (füzyonu) sonucu üretilir, klor ise süpernova patlamalarında üretilir.
Çok karmaşık görünen sistemlerin altında çoğu zaman çok basit matematiksel denklemler yer alıyor, ilahi bir güce (günlük hayat dışında) ihtiyaç yok.

din yanlışlanamaz diyorsun, bu yüzden kabul etmemeyi tercih ediyorsun
ama bilimsel bulgular bir süre sonra farklı bulgularla çürütülebiliyor
yani senin inandıkların o anki mevcut bulgular, bunun ötesine geçmiyorsun
tuz, yıldızlardan gelmiştir diyorsun
peki yıldızlar nerden gelmiştir?
madde nasıl oluşmuştur?
maddeyi oluşturan enerji nerden gelmiştir?
en temel soruyu sormak lazım
bunun tek açıklaması bir Yaratıcı dır

madde evreni oluşurken neden bir karadelik oluşup içine kapanmamıştır, neden dağılmayı tercih etmiştir
halbuki çekim gücü bunun aksinin olması gerektiğini söylüyor
hangi güç maddeyi evrene(veya evrenle birlikte) yaymıştır?
hiçbir nükleer güç, kütlesel çekimin etkisini bu şekilde yok edemez
yoksa en başta karadelikler patlardı, çok daha yoğun bir enerji halidir
halbuki karadelik, bir güneşin ölmesiyle oluşuyor
yani madde, her zaman daha karmaşığa değil daha basite doğru gitmek, enerjiye dönüşmek ister, yapısı böyledir
bu bilimsel bir bulgudur
işte bu yüzden bir tuzu kenara bırakırsan, bırak oldukça kararsız ve yanmaya meyilli olan organik bileşiklerden oluşturmayı, kendi yapısını bile uzun süre muhafaza edemeyecek daha basit bir tuza bozunacaktır bir süre sonra
madde evreni sürekli olarak bir güç tarafından ayakta tutulmak zorundadır
bu, Yaratıcının gücüdür

velhasıl kelam kütükcan
bilim, ancak var olanı bulabilir
seni daha ötesine götüremez
varlığın biçimini açıklayabilir ama ne olduğunu açıklayamaz
çünkü bulduğu her şeyi mevcut varlıktan örneklemeler yaparak nitelendirebilir
elinde kıyas yapabileceği başka varlıklar evreni yoktur
varlığı açıklamak için onun ötesine gitmek gerek
ancak öldükten sonra

işte o durumda bir yaratıcıya inananın kaybedeceği hiç bir şey yoktur
ama eğer inandığı doğruysa inanmayanın işi çok zor

düşünün arkadaşlar, düşünmek gereklidir. düşünerek ulaşılabilecek bir iman bizim büyüklerimizden öğrendiklerimizden ileri olacaktır

Casiye Suresi
Bismillah
13. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette
bunda düşünen bir toplum için deliller vardır.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst