benim gözlemlediğim bir durumda şu:
Yola atlayan kedi asla geri dönmüyor hedef aldığı noktaya ulaşmaya çalışıyor.. Kaçış noktası kedinin hareketine başladığı yer,
Köpek ise aracı vs. fark ettiği anda kesinlikle geri dönüyor.. Kaçış noktası köpeğin hareket etmek için hedef olarak seçtiği yer olabilir mi? sizinde böyle bir gözleminiz oldu mu?
sultanbeyliden çıkıp kartal gişelerinden çevre yoluna bağlandıktan bir süre sonra yola ileride bir kedi fırladı.
basitçe kedinin fırladığı yönün zıt tarafına yöneldim. kedi beni farkedip geri döndü. bu sefer diğer yöne döndüm. kedi panikleyip tekrar döndü ve üzerinden geçtim... bir canlıyı ezdiğim için üzüldüm ama, elimden geleni de yaptığım için vicdanen rahatım...
süratim yeterince uygundu aslında, frenleyip durabilirdim de... ancak bazen seçim yapmanız gerekebilir. çevre yolundaysanız ve seyir halinde araçlar varsa, çok gerekmedikçe aniden yavaşlamamak gerekir. Eminim bir kediye çarpmamak için yavaşlasaydım, birileri kediyle birlikte beni de ezmekten çekinmezdi bu güz'ide ülkemizde

...
yola fırlayan canlıların tepkileri çok dengesiz oluyor... en iyisi mümkün olduğunda uzağa manevra planı yapmak.
yazılanları okumaktan sıkıldım şahsen, konuyu kişisel alırsak eğer,
gökten önüme göktaşı, uçak veya ufo düşmüyorsa, ( genelde çok dar sokaklarda ilerlemiyorsam yukarıyı pek kontrol etmem

... )
sürüş prensibim gereği, görüş alanım içerisine giren, yola fırlayabileceğini düşündüğüm birşey varsa süratimi durabilmeye ve manevra yapabilmeye müsait bir hıza indirger, uygun vites ve devirde tehlikeli gördüğüm nesneyi geçene kadar bu hızda kalırım.
şayet fiziksel temas oluşabilecek yakınlığa geldiğimde, ilgili nesne bir tehlike yaratırsa, gerektiğinde kolay durur ( veya manevra yapar ) gerektiğinde de uygun devirde olduğumdan dolayı kolayca hızlanarak tehlikeden uzaklaşırım.
şayet görüş mesafem ve bulunduğum sürat dolayısı ile, algılarım görüş mesafeme giren nesneleri algılamak ve onlarla ilgili bir kanaat edinmek konusunda yavaş kalmışsa, algılarımdan daha hızlı sürmemem gerektiğini kendime hatırlatır, hızımı algılarımdan daha yavaş olana dek düşürürüm. riskli ve tehlikeli gördüğüm yerlerde uygun vites ve devir oranına gelerek gerektiğinde manevra ve hızlanma için yeterli motor gücüm olduğundan emin olurum.
bir çok kişi farklı sürüş tarzlarının doğruluğunu farklı farklı iddia etse de, bana göre doğru sürüş tarzının durumu, o anki olaya göre çok değişir. bazen fren yapmak iyidir. bazen tranmisyonu yüklemek iyidir. bazen arka fren daha iyidir bazen ön fren daha iyidir. çok çeşitli durumlarda olayın ve zihninizin tepkileri de değişkendir.
öncelikli olarak ön %70 arka %30 gibi sözüm ona önemli kurallar yerine insan, önce paniğini kontrol etmeyi öğrenmeli.
paniğinizi kontrol etmeyi öğrenemedikten sonra, istediğiniz kadar yol yordam kural öğrenin, karşınıza birşey çıktığında " hii " yaptığınız o minicik süre, sizin genelde fren şansınız, manevra şansınız veya düşmeye hazırlanma şansınız oluyor... ama siz onu " hiii " yapıp kaskatı kesilerek harcarsınız.
paniğinizi kontrol edin. acil durumda duygusal tepki yerine mantıksal tepkiye odaklanın. unutmayın ki, verebileceğiniz hiç bir duygusal tepki, kaza yapmanızı engellemeyecektir. halbuki vereceğiniz mantıksal tepkiler kaza yapmanızı büyük oranda ve " basitçe " önleyebilir.
bana göre,
Görebildiğiniz mesafedeki yol ile ilişkili herşeyi algılayamıyorsanız, algılayabildiğiniz kadar yavaşlayın.
Algıları riskli bulduğunuzda " tehlike " olarak nitelendirip tehlike henüz başlamadan manevranızı planlayın.
Böylece tehlike aniden oluştuğunda ne yapacağınızı düşünmekle zaman harcamaz, paniklemez ve hata yapmazsınız.
...............
karşıma ne çıkabilir aniden? mesela çevre yolunda seyir halindeyim.
sağımda yada solumda benle aynı hizada bir aracın seyir halinde olmasına müsaade etmem. ya hızlanırım, ya yavaşlarım.
önümde, arkamda sağımda solumda seyir halindeki araçlarla aramda oluşturacağım mesafeler, araçlardan herhangi birisinin ani manevrasında veya oluşabilecek ani bir arızasında üzerime gelmesi durumunda daha az riskli olan ara boşluklara ulaşmamı sağlar.
böyle riskli bir kuşatma altında isem, zaten vites / devir ilişkisi bakımından uygun bir konumdayımdır ve motosikletim hızlanmak istediğimde kolayca tepki vererek manevramı kolaylaştırır...
çevre yolunda birisini geçmekte isem, öncelikle kaçış manevrasını planlamış olduğumdan pek sıkıntı yaşamam.
Şayet çok sıkışık ve hızlı akan trafikte manevra planlayacak vakit yoksa, " extreme mode : on " yapıp, sürekli riskli bir ortamda sürmektense, kısa süreliğine risk alarak manevra planlayabildiğim seyrek veya yavaş bir trafik alanına ulaşırım....
Şayet çok zor durumda kalır da, eşekliğimden dolayı yola benim algım dışında birşey fırlayıp aniden önüme gelirse, ( hayat bu. istediğin kadar dikkat et

bişeyler sürekli bizim kontrolümüz dışında en nihayetinde... )
Tam kapasite frenaj yaparken manevramı planlarım. manevra yapacak zaman yoksa en düşük süratte çarpışmaya hazırlanırım.
çarpışmaya hazırlanış şeklim, çarpışma ortamı ve çarptığım nesneye bağlı olarak değişir. sürüklenmek için uygun ortam var ise motosikleti en uygun zamanda ve süratte yatırmak çarpışma riskinin getireceği bir çok dezavantajı ortadan kaldırabileceği gibi, bazen en düşük süratte hala fren yaparken çarpmak daha iyi olabilir.
örneğin 70 km süratle giderken karşınıza aniden bir araç fırladığında motosikleti yatırmak, aracın ön veya arka tekerinin altında kalmak gibi çok ciddi bir riski beraberinde getirir. halbuki çarpıp aracın üzerinden yumuşak bir süratte yere düşebilirsiniz...
yine de şartlar ve ortam koşulları o kadar değişken oluyor ki, bunu sabit bir fikre bağlamak bence doğru değil...
doğru olan bence şöyle :
paniğine hakim ol.
motosikletine hakim ol ( fren tepkisi, gaz tepkisi vs. vs. ).
algılarından hızlı sürme!...
bu üçünü birden başarabilen insan zaten bence acil bir durumda ne yapması gerektiğini anlatan bir kurallar dizisi olmadan da tehlikeyi bertaraf edebilir...
Ben böyle düşünüyorum. zira yanlış olabilir. tartışmaya sağdan soldan açıktır. ortadan dalmayın yakarım
