Ben çocukluğumu özledim.....

Katılım
26 Nis 2008
Mesajlar
5,397
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı. Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım. Hatta Babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi. Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki...

En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. Sokakta ...oynamak diye bir kavram vardı yani. Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.

Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik. Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik. Kısacacı evine gidip gelen (...ki; sadece çişi gelen giderdi) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi. Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi... Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı. Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık. Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık. Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim. Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum. Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem. Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

Evlerimiz var, içinde yaşayan yok. Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok. Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...

Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

Ben kapılarında 'vale'lerin, 'bady'lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.

Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder. Nedir bunlar? Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk. İyi de neden böyle olduk? Biz mi istemiştik?

Yoksa birileri mi böyle istedi?..

'Her toplum hak ettiği gibi yönetilir' derler ya, hak ettiği gibi de yaşar diyelim mi?

(alıntıdır kim yazmış bilmiyorum ama tam da benim düşüncelerimi anlatıyor.. Taaaa uzaklardan bir selam gibi geldi bana)
 
Katılım
9 Kas 2008
Mesajlar
3,117
İstesekte istemesekte devir değişiyor.

Bende özledim çocukluğumu. En çok bisikletimin arka lastiğine pet şişe koyup motosiklet sesi çıkarmayı sesten rahatsız olup bize kızan komşuları özledim.

Pokemon çizgi filminin başladığı saatlerde bende dahil bütün arkadaşlarımın evlere gidişini özledim. Tasolarla oynamayı özledim. :)
 
Katılım
16 May 2007
Mesajlar
3,088
herşey iyi hoş abi tamam güzeldi de ,

eski vakit misafirliğe gittiğimizde kolonyayı herkesin eline döken ev sahibesi gelir biz küçüklerin başına dökerdi , şimdinin kelleri o zamanın çocuklarıdır ya ben ona yanarım :p


İstesekte istemesekte devir değişiyor.

Bende özledim çocukluğumu. En çok bisikletimin arka lastiğine pet şişe koyup motosiklet sesi çıkarmayı sesten rahatsız olup bize kızan komşuları özledim.

Pokemon çizgi filminin başladığı saatlerde bende dahil bütün arkadaşlarımın evlere gidişini özledim. Tasolarla oynamayı özledim. :)


pokemon filan geçen seneydi yahu ,
bizim zamanımızda Yakari ve avatarımdaki bay meraklıdan başka bişey yoktu... :mrgreen:

TRT pazar konserleri orkestra şefi Hikmet ŞİMŞEK hala aklımdadır...
 
Son düzenleme:
Katılım
26 Şub 2006
Mesajlar
3,292
hımmleeyyamaa yakari.. aauuaanneya yakariinn.. maauunaa ayakarinn.. :D :D :D :D
 
Katılım
5 Eki 2006
Mesajlar
15,037
valla samet abi sen bizden bile büyüksün ama benim çocukluğumda yukarda yazılanlar g
ibi geçti..şimdi bakıyorumda her şey yalan olmuş.. kabir ziyareti yapan yok.
büyüğünün hatırını soran yok..küçüklere haçlık veren yok.. nereye gidiyoruz bilmiyorum.... ama bildiğim bişey var ben oğlumu özüne sözüne sadık biri olarak yetiştirmek için elimden geleni yapacağım..
hiç bitmeyen şey itibardır...
 
Katılım
5 Şub 2011
Mesajlar
2
süpermiş abi :) aynen bnde daha cok gencim ama o gunlerden bnde gectim daha dün gibi hatırlıyorum pencereden su içmelerimi, okuldan kostura kostura cıkıp ewe girmeden akşam etmelerimi :) gercekten çok güzel bir paylasım teşekkürler :)
 
Katılım
9 Kas 2008
Mesajlar
3,117
pokemon filan geçen seneydi yahu ,
bizim zamanımızda Yakari ve avatarımdaki bay meraklıdan başka bişey yoktu... :mrgreen:

TRT pazar konserleri orkestra şefi Hikmet ŞİMŞEK hala aklımdadır...

Valla ben Pokemon ve Foxkids kanalını izleyerek büyüdüm. :queen:

Çizgi film bolluğu vardı bizde. :mrgreen:
 
Katılım
5 Eki 2006
Mesajlar
15,037
okuldan direk güvercinlerin yanına çıkmayı akşam mezat a gitmeyi kaçaktan kuş çekmeyi özledim..ç..
 
Katılım
4 Ara 2010
Mesajlar
44
ben o kadar da büyük değilim ama yine de eski günleri özledim.. büyük amcalar bizim kavgalarımızı hep ayırır her zaman da polise vericem sizi derdi kaçardık.. :cherry:

İstesekte istemesekte devir değişiyor.

Bende özledim çocukluğumu. En çok bisikletimin arka lastiğine pet şişe koyup motosiklet sesi çıkarmayı sesten rahatsız olup bize kızan komşuları özledim.

Pokemon çizgi filminin başladığı saatlerde bende dahil bütün arkadaşlarımın evlere gidişini özledim. Tasolarla oynamayı özledim. :)


ahh bee bisikleti ne kadar yavaşlatsa da o pet şişeden gelen ses paha biçilemez ya... :)
 
Katılım
29 Tem 2010
Mesajlar
1,347
Kavanoz kapaklarının içini çamurla doldururduk ilik oynarken hep..
Tornetle kayardık yokuştan... Tekrar torneti kucağımıza alır yukarı çıkardık.

Çok güzel bi başlık olmuş bence.. :rendeer::cat:
 
Katılım
9 Kas 2008
Mesajlar
3,117
ben o kadar da büyük değilim ama yine de eski günleri özledim.. büyük amcalar bizim kavgalarımızı hep ayırır her zaman da polise vericem sizi derdi kaçardık.. :cherry:




ahh bee bisikleti ne kadar yavaşlatsa da o pet şişeden gelen ses paha biçilemez ya... :)

Yavaşlatmasını geçtim lastik düşmanı resmen. :queen:

Gerçi ben kabak lastik severim arka freni sıktınmı arkası kayıcak supermoto misali. :mrgreen:
 
Katılım
16 May 2007
Mesajlar
3,088
hikmet şimşek unutulur mu abi la!
çok ahşap kahverengisi bi programdı :)
senin tevellüt kaç genc? :bounce:

tek kanallı TV dünyasına 8 kanallı Nordmende ile bakan saat 24:00 de okunacak İstiklal Marşını bekleyip ''Lütfen Televizyonunuzu Kapatmayı Unutmayınız'' uyarısı okunmadan yatılmayan dönemin çocuğuyum...
 
Son düzenleme:
Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,061
tek kanallı TV dünyasına 8 kanallı Nordmende ile bakan saat 24:00 de okunacak İstiklal Marşını bekleyip ''Lütfen Televizyonunuzu Kapatmayı Unutmayınız'' uyarısı okunmadan yatılmayan dönemin çocuğuyum...

bolluk keyfimizi kaçırdı hoca :pale:

çocukluk her dönem için böyle, insanlık tarihini boydan boya geçen bir tren, hep güzel hatırlanıp hep kaçırılan

yılmaz erdoğan ne demişti?

Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturmadım sofraya
 
Son düzenleme:
Katılım
16 May 2007
Mesajlar
3,088
kamışla çekilen leblebi tozlarını gırtlağımıza yapıştırırdık sonra turşu dükkanları vardı renk renk turşu sularını su bardağında dikerdik kafaya ,

okulda top bulamadık mı , kutu kola veya karton kutudan maç yapardık , yolun ortasında 9 taş oynanırken araba geçerse fırça atardık niye geçiyorsun diye zaten günde 1-2 tane ya geçerdi ya geçmezdi...

ıslıklarla anlaşırdık ilk sokağa çıkan ıslıkla tüm elemanları toplardı ....

elvan ve çamlıca gazozları başlıca içeceklerdi ,

o zamanlar Bağdat Caddesi gidiş gelişti sahil yolu yok denilecek kadar dardı.

Suadiye ve Caddebostan plajında aileler denize girerdi sapsarı altın gibi kumsaldı heryer ,

amcalar dedeler Şemsi sperli sepuş takardı

ah ah temiz saf iyi niyetli kötülükten uzak ucuz sade ve güzel bir hayattı
 
Katılım
5 Eki 2006
Mesajlar
15,037
kamışla çekilen leblebi tozlarını gırtlağımıza yapıştırırdık sonra turşu dükkanları vardı renk renk turşu sularını su bardağında dikerdik kafaya ,

okulda top bulamadık mı , kutu kola veya karton kutudan maç yapardık , yolun ortasında 9 taş oynanırken araba geçerse fırça atardık niye geçiyorsun diye zaten günde 1-2 tane ya geçerdi ya geçmezdi...

ıslıklarla anlaşırdık ilk sokağa çıkan ıslıkla tüm elemanları toplardı ....

elvan ve çamlıca gazozları başlıca içeceklerdi ,

o zamanlar Bağdat Caddesi gidiş gelişti sahil yolu yok denilecek kadar dardı.

Suadiye ve Caddebostan plajında aileler denize girerdi sapsarı altın gibi kumsaldı heryer ,

amcalar dedeler Şemsi sperli sepuş takardı

ah ah temiz saf iyi niyetli kötülükten uzak ucuz sade ve güzel bir hayattı

pendiktede sahil vardı.. ne günlerdi o günler.. deniz dolduruldu.. kumsal yok oldu...
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst