- Katılım
- 7 Nis 2010
- Mesajlar
- 711
- Konu Yazar
- #1
Nihayet PEMBE KAYALAR'dayım ...
Mallesef o kadar güneşli günden sonra en bulutlu günü seçmişim yolculuk için..
Pembe Kayalara Kocaeli-Kefken'i 2km kadar geçtikten sonra Cebeci'ye varmadan ulaşabiliyorsunuz..
İstanbul Mecidiyeköy'den yaklaşık 155km kadar bir yol..Güzergahım Şile-Ağva-Kandıra-Kefken şeklinde oldu..

Uploaded with ImageShack.us
Şile Ağva arası yollar çok fazla virajlı ve fazlasıyla bozuk..Sabah erken saatlerde oralarda olduğumdan
yerler halen daha ıslaktı..Ve bu bazı zamanalda motorun yengeç tadında yan yan gitmesine..
Ve kaskın içinde bir panik havası yaşamanıza yetiyor..
Ağvayı geçtikten sonra yollar nispeten daha iyi..istanbula nazaran daha güzel ...
En son Ağustos'ta dallarından elma topladığım ağaçlarda yapraktan eser kalmamış..
Yemyeşil dağlar kahverengi olmuş..Bulutların da etkisiyle sevimsiz bir hava vardı..
Bazı evlerde de sobalar yanmış..O kadar griye birde duman grisi katılıyor...
Pembe Kayaların girişi çok sapa biryerde..Ve bir teneke parçasına küçücük harflerle yazılmış..
Ya bilerek gideceksiniz..Yada içinizdeki off-road ateşi çekecek sizi o yola..Aksi halde geçerken
görme ihtimaliniz çok zayıf..
Suyun içinde yumuşak bir hal alırken, sudan çıkartılınca sertleşen kayalar Pembe Kayalar..
Osmanlı döneminde dikdörtgenler şeklinde kesilerek İstanbul’a getirilmiş ve Sultanahmet Camii dahil
birçok caminin yapımında ve Anadolu Hisarı’nın inşaasında kullanılmış.
Neler Öğrendik?
- Yolculuk için zaman planlamasının doğru yapılmasını..
Oraya vardığımda saat 16 civarı idi..Havanın kararmasına çok az bir zaman vardı..
Ve orman yollarında karanlıkta geçecektim..
-Motorun üzerinde ne kadar üşünülebildiğini..
Gündüz havasına aldanıp fazla kalın bişiler almamıştım yanıma..
Özellikle bacaklarım fazlasıyla üşüdü..Kandırada hemen içime giyebileceğim
bişiler aldım..Lahana gibi kat kat olmuştum..Hareket edemiyorum ama sıcağım..
Bu arada tek silindir motorların titreşiminden yakınan arkadaşlar..
Kendi titreşiminizle motorunkini senkron edebilirseniz titreşim hissedilmiyor..
-Sis denen doğa olayının ne kadar tehlikeli olabileceğini..
Vizörüm ne yaptıysam silemediğim bir buğu tabakasıyla kaplandı..
Kapatamadım.Kapattığımda önümü mümkün değil göremiyordum..
Açtığımda ise soğuktan ölebilirsiniz..
İyice yola bakıp..Isınmak için kapatıyordum..
Yüz felci olmama ramak kalmıştı sanırım ..
Balaklava denen şeyi aslında ne işe yaradığını daha iyi öğrendim..
-LS2 kaskların akustiğinin çok iyi olduğunu..
Orman yollarında giderken söylenen şarkı-türkünün keyfi başka imiş..
Neyleyim sıra gecesini..Neyleyim fasıl akşamlarını...
-Fotoğraf makinesinin ilk çantaya konacak şey olduğunu..
o kadar yolu gittiğinizde makinenin yanınızda olmadığını farkedince
kendinizi kayalıklardan denize bırakasınız geliyor.
Neyseki yanımızda 3.2mp telefonumuz var..
Zaten hava gri..Üzerine birde telefon çekimi..
Affınıza sığınarak;buyrun fotoğraflar...Fazlasıyla gevezelik ettim sanırım..
Mallesef o kadar güneşli günden sonra en bulutlu günü seçmişim yolculuk için..
Pembe Kayalara Kocaeli-Kefken'i 2km kadar geçtikten sonra Cebeci'ye varmadan ulaşabiliyorsunuz..
İstanbul Mecidiyeköy'den yaklaşık 155km kadar bir yol..Güzergahım Şile-Ağva-Kandıra-Kefken şeklinde oldu..

Uploaded with ImageShack.us
Şile Ağva arası yollar çok fazla virajlı ve fazlasıyla bozuk..Sabah erken saatlerde oralarda olduğumdan
yerler halen daha ıslaktı..Ve bu bazı zamanalda motorun yengeç tadında yan yan gitmesine..
Ve kaskın içinde bir panik havası yaşamanıza yetiyor..
Ağvayı geçtikten sonra yollar nispeten daha iyi..istanbula nazaran daha güzel ...
En son Ağustos'ta dallarından elma topladığım ağaçlarda yapraktan eser kalmamış..
Yemyeşil dağlar kahverengi olmuş..Bulutların da etkisiyle sevimsiz bir hava vardı..
Bazı evlerde de sobalar yanmış..O kadar griye birde duman grisi katılıyor...
Pembe Kayaların girişi çok sapa biryerde..Ve bir teneke parçasına küçücük harflerle yazılmış..
Ya bilerek gideceksiniz..Yada içinizdeki off-road ateşi çekecek sizi o yola..Aksi halde geçerken
görme ihtimaliniz çok zayıf..
Suyun içinde yumuşak bir hal alırken, sudan çıkartılınca sertleşen kayalar Pembe Kayalar..
Osmanlı döneminde dikdörtgenler şeklinde kesilerek İstanbul’a getirilmiş ve Sultanahmet Camii dahil
birçok caminin yapımında ve Anadolu Hisarı’nın inşaasında kullanılmış.
Neler Öğrendik?
- Yolculuk için zaman planlamasının doğru yapılmasını..
Oraya vardığımda saat 16 civarı idi..Havanın kararmasına çok az bir zaman vardı..
Ve orman yollarında karanlıkta geçecektim..
-Motorun üzerinde ne kadar üşünülebildiğini..
Gündüz havasına aldanıp fazla kalın bişiler almamıştım yanıma..
Özellikle bacaklarım fazlasıyla üşüdü..Kandırada hemen içime giyebileceğim
bişiler aldım..Lahana gibi kat kat olmuştum..Hareket edemiyorum ama sıcağım..
Bu arada tek silindir motorların titreşiminden yakınan arkadaşlar..
Kendi titreşiminizle motorunkini senkron edebilirseniz titreşim hissedilmiyor..
-Sis denen doğa olayının ne kadar tehlikeli olabileceğini..
Vizörüm ne yaptıysam silemediğim bir buğu tabakasıyla kaplandı..
Kapatamadım.Kapattığımda önümü mümkün değil göremiyordum..
Açtığımda ise soğuktan ölebilirsiniz..
İyice yola bakıp..Isınmak için kapatıyordum..
Yüz felci olmama ramak kalmıştı sanırım ..
Balaklava denen şeyi aslında ne işe yaradığını daha iyi öğrendim..
-LS2 kaskların akustiğinin çok iyi olduğunu..
Orman yollarında giderken söylenen şarkı-türkünün keyfi başka imiş..
Neyleyim sıra gecesini..Neyleyim fasıl akşamlarını...
-Fotoğraf makinesinin ilk çantaya konacak şey olduğunu..
o kadar yolu gittiğinizde makinenin yanınızda olmadığını farkedince
kendinizi kayalıklardan denize bırakasınız geliyor.
Neyseki yanımızda 3.2mp telefonumuz var..
Zaten hava gri..Üzerine birde telefon çekimi..
Affınıza sığınarak;buyrun fotoğraflar...Fazlasıyla gevezelik ettim sanırım..
Son düzenleme: