• Sunuculara saldırı nedeniyle sitede sorun var. Çözüm için çalışıyoruz.

gözlerinizi kapayın...

Katılım
8 Ağu 2008
Mesajlar
1,890
ben de patentini alıp distribitör olmak isterdim :wiinkk:

eh artık sana da bir bayiilik verirdik... markasını da kesinlikle ama kesinlikle KANUNİ KOYMAZDIM!!! :cherry:[/QUOTE]


yaa sencer abi abi bu hayal bana ait abi.sen enbaşta hayalini kurmuştun,benim işe sulanma:p
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,373
ben de patentini alıp distribitör olmak isterdim :wiinkk:

eh artık sana da bir bayiilik verirdik... markasını da kesinlikle ama kesinlikle KANUNİ KOYMAZDIM!!! :cherry:


yaa sencer abi abi bu hayal bana ait abi.sen enbaşta hayalini kurmuştun,benim işe sulanma:p[/QUOTE]

bir düşinyim ::shake2:: anlaştık :wiinkk:
 
Katılım
1 Haz 2009
Mesajlar
4,117
Kesin önce Allah Allah nidaları arasında iki teker üzerinde nasıl durabiliyor ona kafayı yorardım:p düşünür düşünür düşünürken uyuya kalırdım sonrada sabah saatin gıccık sesiyle uyanırdım:p .Kablosuz Uzaktan kumanda aleti ilk çıktığı zaman epey bi kafa yormuştum ulen nasıl oluyoda oluyo diye teyzemler almıştı ilk uzaktan kumandalı TV teyzeoğlumla epey bi deney yapmıştık (önüne geçmeler diğer odadan basmalar arkamızı dönüp basmalar falan):mrgreen: Herhalde bu yeni icadıdı da alan bi hısım akraba tanıdık olurdu onuda denerdim sonrada bi daha inemezdim:cat:. Bu arada bundan yaklaşık 20-25 sene önce (okula yeni başlamıştım sanırım) ozamanlar evlerde telefon çok lüks bi olay (PTT den gidip yazdırılıpta saatlerce beklenip konuşulduğu evlere almak içinse araba parası verilip yıllarca sıra beklendiği dönemler) abimin bi arkadaşı vardı diyorduki bi zaman gelecek insanların elinde böyle küçük küçük telefonlar olacak her yerden herkesle konuşacaklar:silent: abime sorduğumdada metin abin tozutuktur konuşur öyle bakma sen takma kafanı diyodu:queen: deli muamelesi görüyordu herif resmen :pale: ama şimdi bakarmısınız 3G si bile çıktı:bounce:
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,373
Kesin önce Allah Allah nidaları arasında iki teker üzerinde nasıl durabiliyor ona kafayı yorardım:p düşünür düşünür düşünürken uyuya kalırdım sonrada sabah saatin gıccık sesiyle uyanırdım:p .Kablosuz Uzaktan kumanda aleti ilk çıktığı zaman epey bi kafa yormuştum ulen nasıl oluyoda oluyo diye teyzemler almıştı ilk uzaktan kumandalı TV teyzeoğlumla epey bi deney yapmıştık (önüne geçmeler diğer odadan basmalar arkamızı dönüp basmalar falan):mrgreen: Herhalde bu yeni icadıdı da alan bi hısım akraba tanıdık olurdu onuda denerdim sonrada bi daha inemezdim:cat:. Bu arada bundan yaklaşık 20-25 sene önce (okula yeni başlamıştım sanırım) ozamanlar evlerde telefon çok lüks bi olay (PTT den gidip yazdırılıpta saatlerce beklenip konuşulduğu evlere almak içinse araba parası verilip yıllarca sıra beklendiği dönemler) abimin bi arkadaşı vardı diyorduki bi zaman gelecek insanların elinde böyle küçük küçük telefonlar olacak her yerden herkesle konuşacaklar:silent: abime sorduğumdada metin abin tozutuktur konuşur öyle bakma sen takma kafanı diyodu:queen: deli muamelesi görüyordu herif resmen :pale: ama şimdi bakarmısınız 3G si bile çıktı:bounce:

ya o GALACTİCA filmi, uzay yolundaki mr spak emmi kol saatinde konuştuğu adamı görebiliyordu ama o G bile değildi. geri kalmış uzaylı kolonisi işte :bounce::queen::queen::queen:
 
Katılım
1 Haz 2009
Mesajlar
4,117
ya o GALACTİCA filmi, uzay yolundaki mr spak emmi kol saatinde konuştuğu adamı görebiliyordu ama o G bile değildi. geri kalmış uzaylı kolonisi işte :bounce::queen::queen::queen:
Kara şimşek maykıl nayt:p kit :p önünde gelip giden ışığı (şimdi biz kamyonlara takıyoz):p sonrasında sene 93 te gördüğüm ilk konuşan araba (Renault safrane) tabi fransızca yada ingilizce konuştuğu için anlamıyorduk:p
:queen::queen: haa buarada motosiklet için yazdıklarım senin dediğine göre yani tvde gördüğümde ama dağda kırda bayırda karşıma çıkarsa kesin daşlardım:p höyyytt diye:queen::queen:
 

COQ

Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Açalimmi artik gozlerimizi.:cherry:
 
Katılım
12 Kas 2006
Mesajlar
2,878
Abi diyiceğim tek şey OHAAAAAA fiyata bak. Üstüne 3-5 daha koyar 4 teker alırım. Hem 2 kişilik araç benim neyime çoluk çocuk nereye binicek :p :queen::queen::queen::queen:
 

deo

Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
1 Kas 2009
Mesajlar
114
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
kıyamet alameti düşünürdum :cherry:
 
Mersin İl Temsilcisi
Katılım
2 Ağu 2006
Mesajlar
10,373
Abi diyiceğim tek şey OHAAAAAA fiyata bak. Üstüne 3-5 daha koyar 4 teker alırım. Hem 2 kişilik araç benim neyime çoluk çocuk nereye binicek :p :queen::queen::queen::queen:

daha yeni çıktı lan ne fiyatı. konsept bu konsept :bounce::wiinkk::p
 
Katılım
12 Kas 2006
Mesajlar
2,878
O zaman şöyle derim şelepsizim benim aklıma gelmişti :queen::queen::queen::queen:
 
Katılım
31 Eki 2009
Mesajlar
49
Hayretler içerisinde seyreder ve manualini temin etmeye çalışırdım.
Laf aramızda Osmanlı döneminde 1719 yılında timsah şeklinde bir denizaltı yapıldığı rivayetini unutmayalım. III. Ahmet'in çocuklarının sünnet şenliğinde Haliç'te suya dalmış ve bir saat sonra çıkmış hem de insanlıymış.
Davut Gerçek tulumbayı icat etmiş.
Ayrıca dünyada buharlı gemi icadından fazla değil on, onbeş yıl sonra II. Mahmut ilk buharlı gemiyi getirtmiş ve bir de tura çıkmış.
İnsanlar da çok şaşırmamışlar. Demek ki teknolojiden çok da uzak değilmişiz.
Yeni ile... hayran bir milletiz diye bir söz de var.
Herkes sıraya girerdi almak için, binemese de sükse yapmak için.
 
Katılım
13 Tem 2009
Mesajlar
684
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Hayretler içerisinde seyreder ve manualini temin etmeye çalışırdım.
Laf aramızda Osmanlı döneminde 1719 yılında timsah şeklinde bir denizaltı yapıldığı rivayetini unutmayalım. III. Ahmet'in çocuklarının sünnet şenliğinde Haliç'te suya dalmış ve bir saat sonra çıkmış hem de insanlıymış.
Davut Gerçek tulumbayı icat etmiş.
Ayrıca dünyada buharlı gemi icadından fazla değil on, onbeş yıl sonra II. Mahmut ilk buharlı gemiyi getirtmiş ve bir de tura çıkmış.
İnsanlar da çok şaşırmamışlar. Demek ki teknolojiden çok da uzak değilmişiz.
Yeni ile... hayran bir milletiz diye bir söz de var.
Herkes sıraya girerdi almak için, binemese de sükse yapmak için.

Hocam atiyorsunuz :mrgreen:

Simdi birsey geldi aklima..
aziz nesin in kitabinda okumustum..
Amazonlari bilirsiniz..
Bir deyime göre osmanli taaaaaaaaaa oralara kadar gitmis :mrgreen:
Bu amazon u görünce amma uzun amma uzun demis..
bu amazon bu amma uzun amma uzun buradan kalmis :p
 
Katılım
31 Eki 2009
Mesajlar
49
Hocam atiyorsunuz :mrgreen:

Simdi birsey geldi aklima..
aziz nesin in kitabinda okumustum..
Amazonlari bilirsiniz..
Bir deyime göre osmanli taaaaaaaaaa oralara kadar gitmis :mrgreen:
Bu amazon u görünce amma uzun amma uzun demis..
bu amazon bu amma uzun amma uzun buradan kalmis :p



Hangisini atıyorum, hepsini mi timsah olanını mı. Belgeleyebilirim.

---------- Mesaj ekleme zamanı: 04:16 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 03:52 ----------

Muhtemelen burası yeri değil ama belirteyim işte size Osmanlı Döneminde İstanbul Deniz Ulaşımı isimli kitabımdan vapurla ilgil alıntı:

Kayıkçıların önemlerini kaybetmelerini hazırlayan temel sebep vapurların çalışmaya başlamasıdır . Buhar gücü kullanan ilk vapur denemeleri Fransa ve İngiltere'de 1770-1790 yıllarında nehir ve göllerde yapılmıştır. 1807'de Robert Fulton'un Hudson nehri üzerinde işlettiği tekne sürekli bu¬har gücüyle çalışan ilk vapurdur. Avrupa'daki ilk vapur John Wood'un 1811-1812'de Glasgow limanında inşa ettiği Comet'dir. Açık denizde önceleri kısmen buhar kısmen de yelken gücüyle hareket eden gemilerden 1835-40 arasında sadece buharla hareket eden çarklı gemilere geçil¬miş¬tir. İstanbul'a ilk buharlı gemi ise 1828 yılında gelmiştir. Swift ismini taşıyan ve Kaptan Kelly'nin kumandasında olan bu vapur padişah için satın alınmıştı. Sultan II. Mahmud İstanbulluların Buğ gemisi dedikleri bu vapurla Adalar'a, Çekmece'ye kadar deniz gezintileri yapmaktaydı, hatta 1831'de Gelibolu'ya da gitmiştir. Sultan II. Mahmud Tersane'de buharlı gemi yapımını da desteklemiş ve bu işler için genellikle İngiliz'lerden istifade edilmiştir. İstanbul tersanesinde buharlı gemi inşasına 1838 yılında başlanmakla birlikte daha önce İngiltere'den Tersane için vapurlar satın alınmıştır.

Burada dipnotlar çıkmadı, ben de aşağıya bu paragraftaki dipnotlarımı ekliyorum.

Nitekim XX. asır başlarında İstanbul'u oldukça iyi dolaşan Dwight, kayıkçıların belli bir tarifesi olmadığını ve iskele kahvelerinde oturarak müşteri beklediklerini, vapurların onların kazancını son derece olumsuz etkilediğini ve yaşamayı nasıl becerebildiklerine hayret ettiğini yazıyor. Ancak Dwight'ın bahsettiği kayıkçılar Boğaz kayıkçılarıdır. (Bu seyahatnamede ayrıca 1908 ve sonrası siyasal hayatına dair gözlemler ile pek çok fotoğraf da yer alıyor.) Kayıkçılarla ilgili bahis için bkz. H. G. Dwight, Constantinople Old and New, London 1915, s. 396. Nitekim, 1920'lerin sonunda İstanbul ve Ankara'yı ziyaret eden George Wharton, Galata köprüsü civarındaki vapurların çokluğuna rağmen antik kayıkların da hala var olduğunu ve su üzerinde kayık görüntülerinin eskisinden çok daha az olmadığını söylüyor. (Edwards, a.g.e., s. 293).
Müller-Wiener, a.g.e., s. 78-79.
Şehsuvaroğlu, a.g.e., s. 265; Müller-Wiener'in tesbitine göre 1827 yılı Ağustosunda İstanbul'a gelen bu gemi Darbhane müdürü tarafından satın alınarak Sultan Mahmud'a hediye edilmiştir. Sürat adı verilen bu gemiyi padişah bir kaç yıl özel yatı olarak kullanmıştır. 1829'da bu gemiyle ilk defa yolculuğa çıkarak Tekirdağ'a gitmiştir. Müller-Wiener MacFarlane'in Swift isimli bu vapurla Türkiye'ye geldiğine göre verdiği 1827 Ağustos tarihinin doğru olduğun söylüyor. (Müller-Wiener, a.g.e., s. 84), Ancak Sultan Mahmud'un Tekirdağ gezisi için Abdülkadir Özcan, Lütfi Efendi, Tarih İstanbul 1291, c. II, s. 61-62'den naklen 3 Şaban 1245 (28 Ocak 1830) tarihini veriyor (Abdülkadir Özcan, "II. Mahmud'un Memleket Gezileri", Prof. Dr. Bekir Kütükoğluna Armağan, İstanbul 1991, s. 362).
Şehsuvaroğlu, a.g.e., s. 259.
Şehsuvaroğlu, a.g.e., s. 232; İngilizlerden destek alınmasının yanında, Sultan Abdülmecid döneminde Avrupa'ya vapur fabrikalarında staj yapmak üzere onbir kişinin gönderilmesine karar verilmesi, sonuçları tartışılsa da devletin teknolojik açıdan yenilenme gayretlerini göstermektedir. Bu husus için bkz. Mücteba İlgürel, "Buharlı Gemi Teknolojisini Osmanlı Devletinde Kurma Teşebbüsleri", Çağını Yakalayan Osmanlı, İstanbul 1995, s. 147.

DİĞERLERİNİ DE EN KISA ZAMANDA YAZACAĞIM

---------- Mesaj ekleme zamanı: 04:19 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 04:16 ----------

Aziz Nesin yaşasaydı Amazon meselesini ona sorardık, kim demiş, ne zaman demiş diye.

---------- Mesaj ekleme zamanı: 04:23 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 04:19 ----------

Sadece bir eğlence devri olarak anılan, fakat bunu yanında Türk hayatına birçok yenilikle katkıda bulunan Lâle Devri (1718-1730) ve sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, İstanbul'da ilk yangın tulumbasını yapmış ve bunu bir yangında kullanmış olan aslen Fransız Davut Gerçek Ağa isimli kişinin icadı üzerinde durarak Yeniçeri Ağalığı'na bağlı Yangın Tulumbaları Ocağı'nı kurmuştur

---------- Mesaj ekleme zamanı: 04:27 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 04:23 ----------

1719 yılının sonbaharında, Haliç’de sandal sefası yapanların bakışları suların köpürmeye başladığı yere doğru çevrilir. Sandallardaki hareketsizlik mavi sulardan dev gibi bir timsahın çıkmasıyla paniğe dönüşür. Kollarıyla küreklere asılanlar bir an önce kıyıya ulaşma çabasında iken, sahilde toplanan İstanbullular korku içinde birbirlerine canavarı gösterirler.

Aynalıkavak Kasrı’nın önüne gelen timsah, burada suya dalar ve gözden kaybolur. O gün, dönemin Padişahı III.Ahmet’in, oğulları Süleyman, Mehmet, Mustafa ve Beyazıt’ı 5.000 fakir çocuk ile sünnet ettirişinin 13 ncü günüdür... Ve timsah, Padişahın çocuklarıyla oturduğu kasrın önünde yeniden su üstüne çıkar. Halk, timsahın açılan ağzından 5 çenginin başlarında pilav ve zerde tepsileri ile çıkışını şaşkınlıkla izler.

Tüm bu olup bitenlerin mucidi, sarayın Baş Mimarı İbrahim Efendi’den başkası değildir. İbrahim Efendi, sünnet düğününün dillere destan olması ve yüzyıllar sonra da konuşulması için timsah şeklinde bir denizaltı yapmayı düşünmüştür.

Belki de, tarihte ilk kez bir denizaltının bu kadar çok kişi ile yüzdürüldüğü ilk deneme olan İbrahim Efendi’nin gösterisi, Levni’nin minyatürleriyle resimlenmiş olan şair Seyyid Vehbi Hüseyin’in “Surname”’sinde yer alır.
 

COQ

Seni unutmayacağız
Nur içinde yat
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Hocam, timsah olayi bir çok tarihçi tarafindan rivayet degil, dogru kabul edilir.
Fakat ovunulecek bir sey degildir.
Sen denizalti yap, onu sunnet dugununde animasyon diye kullan.:)

Elin oglu yapip dunyaya hukmetsin.
Hani elimiz iste aklimiz oynasta lafi vardir ya.
Sanirim bu durumu ifade ediyor.

Sen muthis bir askeri avantaji, sehzadenin pipisine endeksle,dunyanin parasini o pipiyi kesmek için harca.
Hatta o harcadigin para yuzunden damadin ve bir suru devlet gorevlisi ayaklanmalar yuzunden kafasini kaybetsin.
Sonra bunla ovunmek de bize dussun.

Pek olmuyor.
Benim mantigima oturmuyor bu ovunç kaynagi.:)

Sanirim 3 numaranin ugursuzlugu var Osmanlida.
Adinin basinda 3 rakamini tasiyan padisahlarin boyle enteresan isleri var.
3. Murat'a da gelin Suveys'e kanal yapalim, yoksa ticaret elden gidecek demisler.
O parayi, kanal yerine oglunun pipisine yatirmis.
Dur ben su 3 nolu padisahlari bir arastirayim.
Bakalim neler çikacak?:p
 
Katılım
13 Tem 2009
Mesajlar
684
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Aziz Nesin yaşasaydı Amazon meselesini ona sorardık, kim demiş, ne zaman demiş diye.

Vaktim olunca hangi kitabinda yaziyor ve kimin söyledigini aciklarim size...
Demekki okumamissiniz. Yoksa sizinde aklinizda kalirdi..
Benim kalmis.. :mrgreen:

Birde "atiyorsunuz" dememe alinmissiniz sanirim. O isin sakasiydi hocam..
Kirdiysam özür dilerim
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst