- Katılım
- 15 Haz 2006
- Mesajlar
- 425
- Konu Yazar
- #1
Okulların kapanmasıyla birlikte epeydir planladığımız Edirne,Ankara,Aksaray,İskenderun,Osmaniye seyahatine 26 Haziran sabahı erken saatlerde çıktık.İstanbul'a kadar mola vermeden bir solukta gittik.İstanbul'da iki üç saat kadar mola verdikten sonra çıktığımız yolculuğumuza Bolu'da ara verdik.Zira gece yolculuk yapmayacağımızdan burada konaklamanın uygun olacağını düşündük.Bolu'da öğretmenevinde bir gece konakladık.Hemen belirtmeliyim ki Bolu öğretmenevi personeli ve konforuyla mükemmel bir yer.Beş yıldızlı otel konforu var desem abartmış sayılmam.27 Haziran sabahı kahvaltımızı yaptıktan sonra Ankara istikametine doğru yola koyulduk.Öğlen gibi Ankara'ya vardıktan sonra burada Atatürk Orman Çiftliğini, Anıtkabir'i ziyaret ettik.Anıtkabir ziyaretinde otomobillerin içeri alınmasına rağmen, motorsikletlerin sokulmamasını çok garip buldum ve yadırgadım.Ankara'dan sonra akşam saatlerinde Aksaray'a vardık.Aksaray'da bir gece konakladıktan sonra ertesi gün öğlen saatlerinde Adana istikametinde yola devam ettik.Pozantı'da yemek molası verdikten sonra kendimizi muhteşem Gülek Boğazından aşağıya bıraktık.Muhteşem diyorum zira bizim 125 cc YBR bile bu yolda iki kişi 130 km'yi gördü.Bu arada biz de güneyin müthiş sıcağıyla tanışmış olduk.Akşam karanlığına yakın İskenderun'a vardık.Burada üç gün konakladık.Gerçekten bölgenin sıcağı dayanılmaz.Ancak İskenderun' çok yakın Belen sanki başka bir dünya.Son derece serin ve ferah.Bu geziye çıkmamıza baldızımın Osmaniye Toprakkale'deki düğün töreni vesile oldu ve biz gezimizi burada noktalayıp Mersin,Mut, Konya üzerinden geri dönmeyi planlıyorduk.Aklımıza bir çılgınlık yapmak geldi.125 cc Yamaha YBR ile buradan Doğu Karadeniz'e gitme fikri.Daha önce Hopa'da 5 yıl görev yaptığım için bölgenin ne kadar mükemmel bir tabiata sahip olduğunu yakınen bildiğimden gezimizi böyle bir finalle taçlandırmayı uygun bulduk.Toprakkale'den Osmaniye istikametine doğru yola çıktığımızda vakit öğleni çoktan geçmişti.Nur dağını aşıp Kahramanmaraş'a akşam saatlerinde vardık.Burada üniversitede sınıf arkadaşım olan çok kıymetli bir dostum bizi iki gün ağırladı.Kahramanmaraş görülmeye değer bir yer.Dondurması müthiş.İnanın bu dondurmayı yedikten sonra diğer dondurmalara dondurma diyesim gelmiyor.Bir de Kahramanmaraş müthiş rüzgarlı bir yer.Gerçekten yaz ortasında bu derece şiddetli bir rüzgar bizi çok şaşırttı.Kahramanmaraş'tan sonraki istikametimiz Göksun, Sarız, Pınarbaşı, Şarkışla, Yıldızeli ve Tokat oldu.Bu yolculuk esnasında ise bizleri başka bir sürpriz bekliyordu, soğuk.Özellikle sabah saatlerinde rakımı yer yer 2000 metreyi bulan yüksek yerlerde donduk.Bundan şu dersi çıkarttık.Yaz bile olsa motorsikletle uzun yolculuğa çıkıyorsan, yanına kışlık giyisi, özellikle eldiven mutlaka alınmalı.Tokat öğretmenevinde bir gece konakladık ve ertesi sabah Niksar, Akkuş üzerinden Karadeniz sahiline ulaştık.Tokat Ünye arası bu yol gerçekten tek kelimeyle muhteşem güzellikte bir yol.Her taraf yemyeşil.Kır çiçeklerinin kokusunu çeke çeke kıvrım kıvrım yollarda motor sürmek çok keyifli.Karadeniz gerçekten bir başka.Doğa tutkunu motorseverlere mutlaka Karadeniz'i ömürlerinde bir kez de olsa görmelerini tavsiye ederim.Akdeniz'den çok daha güzel.Ne farkları far diye düşünenlere hemen söyleyeyim.Bir tarafı yeşilin binbir tonuyla bezenmiş dağlar ki zirvelerinde kreter gölleri de mevcut.Diğer tarafı çıktıktan sonra duş almaya gerektirmeyecek kadar az tuzlu masmavi deniz.Gelen misafirleri yolunacak bir kaz olarak görmeyen bir zihniyet.Lokantalarında son derece bol kepçeli servis elemanları.Doğal alabalıkların cirit attığı ve içilecek kadar temiz dereler.Üstüne üstlük Samsun'dan itibaren Sarp sınır kapısına kadar çok güzel bir otoyol.Dahası da var ancak yazı çok uzayacağından şimdilik onlara değinmeyeyim.Ünye'den yola çıktıktan sonra akşam saatlerinde Hopa'ya vardık.Hopa'da çok kıymetli dostlarımızın yanında beş harika gün geçirdikten sonra Samsun,Havza, Merzifon,Osmancık,Tosya, Ilgaz,Gerede, Bolu güzergahını takip ederek, Edirne'ye döndük.Son gün Havza'dan yola çıktık ve hiç durmadan(yakıt ve ihtiyaç molaları hariç)Edirne'ye geldik.Ömrümde bir günde yaptığım en uzun motor yolculuğuydu.900 km'nin üstünde bir yol olması lazım.Edirne'ye vardığımızda yaptığımız toplam km. 4.300'ü bulmuştu.Özellikle son gün çok yorulmamıza rağmen çok keyif aldığımız bir seyahati hem de YBR 125 gibi küçük bir motorla hiç bir sorun yaşamadan tamamladık.Hasılı bu motoru yapan mühendisi görsem yürekten tebrik edeceğim.Şimdi buyurun gezi fotoğraflarına.
Son düzenleme:













































[/URL Kısmetimizde böyle yollar da vardı.Pınarbaşı-Şarkışla arası.Siz siz olun kestirme yollara fazla güvenmeyin.