- Konu Yazar
- #1
Bir motosiklet kazası olduğunda hepimiz aynı şeyleri konuşuyoruz: Kask takılmış mıydı, ekipman var mıydı, hız neydi, eğitimli miydi, hata kimdeydi?
Ama daha temel bir soru var motosiklet kullanan herkes motosikletin otomobile göre çok daha ölüm riski taşıdığını biliyor.Bunu bildiğimiz için kask takıyoruz, mont giyiyoruz, eldiven ve bot kullanıyoruz. Yetmiyor; sürüş eğitimi alıyoruz, viraj eğitimlerine gidiyoruz, fren çalışıyoruz, tehlikeli durumlardan nasıl kaçabileceğimizi öğrenmeye çalışıyoruz.
Yani aslında hepimiz bir noktada öleceğimizi kabul ediyoruz.
Peki bunu bilmemize rağmen neden hâlâ motosiklete biniyoruz?
Verdiği özgürlük hissi, stres atma, zihinsel kaçış, terapi gibi hissettirmesi, heyecan ve adrenalin bu riski göze almamıza mı neden oluyor?
“Ben dikkatliyim.”
“Ekipmanımı kullanıyorum.”
“Eğitim aldım.”
“Kurallara uyuyorum.”
“Başkalarının yaptığı hatalara karşı dikkatliyim.”
diyerek riski kabul edilebilir hale mi getiriyoruz?
Motosikletin verdiği his, taşıdığı riske değecek kadar güçlü mü? Biz deliyimiz kelle koltukta trafikte dolaşıyoruz? Buna değer mi? Benim başıma gelmez diyerek bu riski zihnimizde küçültüyor muyuz?
Ben kendi adıma bazen bunu düşünüyorum. Stresten kurtulmak, kafayı boşaltmak ve birkaç saatliğine günlük hayattan uzaklaşmak için motosiklete biniyorsam, bunun karşılığında neden hayatımı riske atıyorum? Bazen bu sorunun cevabını ben de tam olarak bulamıyorum.
Siz motosiklete neden biniyorsunuz?
Özgürlük hissi mi?
Stres atmak mı?
Zihinsel kaçış mı?
Heyecan ve adrenalin mi?
Ulaşım kolaylığı mı?
Motosiklet tutkusu mu?
Akılsızlık, mantıklı düşünememe mi?
Yoksa bütün bunların birleşimi mi?
Merak ediyorum, özellikle uzun yıllardır motosiklet kullananların düşüncelerini. Kaza geçirmiş veya ciddi bir kazayı atlatmış arkadaşların bu konudaki bakış açısı da ayrıca ilginç olur.
Siz neden hâlâ motosiklete biniyorsunuz?