Size Türkiye Motosiklet Federasyonu'nun ve Süleyman Memnun'un benzer bir başka olayını daha anlatayım...
Sene 2008... Herkes Körfez Pisti'nin ne durumda olduğunu biliyor. Her kesimden insan pist adam edilene kadar yarışların bu pistte yapılmaması gerektiğini binlerce kez binlerce ortamda dile getirdi. Süleyman Memnun pistin güvenliği bizim sorumluluğumuzda değildir, pist İMK'nındır diye sorumluluğu üzerinden atıyor. İlk antremanda Türkiye'nin en iyi yarışçılarından ve neredeyse Körfez Pisti'nde doğup büyüyen Sinan Sofuoğlu pistte antreman sırasında hayatını kaybediyor. Ortalık birbirine giriyor, federasyon uzun süre yarış takvimi ile ilgili hiçbir açıklama yapmıyor. Peki bu olay sonucu TMF ne karar veriyor? Türkiye Pist Şampiyonası'nın Bulgaristan'ın Pleven kasabasındaki yarış pistinde yapılması kararı! Apar topar pasaportlar, vizeler çıkartılıyor. Kimsenin organizasyon ile ilgili, motorlar ve dünya kadar malzemenin oraya nasıl gideceği konusunda hiçbir fikri yok. TMF diyor ki, siz hiçbir şey yapmayacaksınız, herşeyi biz halledeceğiz... Tabi olay yurtdışına kaydığından izin işlerini ayarlamak gerekiyor, eee herkes boş gezenin boş kalfası değil. Neyse her türlü zorluk bir şekilde çözülüyor ve Bulgaristan'a varıyoruz. Sabah erken saatte orada olduğumuzdan otele gidip piste gidene kadar dinlenelim diyoruz, otel görevlisi rezervasyonun ertesi güne olduğunu söyleyip kimseyi içeri almıyor. Birkaç saat kavga gürültüden sonra federasyon sorumluları bir şekilde otel görevlileriyle anlaşıp bizi içeri sokuyor. Birkaç saat sonra piste gidiliyor. Pistte Bulgarlar, Yunanlar herşeye hazırlıklı şekilde çadırlarını kurmuşlar. Biz oradaki imkanı bilmediğimizden mal gibi güneş altında kalıyoruz. Tabi güneşin inanılmaz sıcaklığı yüzünden heryerimiz haşlanıyor, su topluyor, tulumları botları zor giyiyoruz... Antremandan çıkar çıkmaz kendimizi bulduğumuz ilk ağaç gölgesine atıyoruz.
Esas inanılmaz olay bundan sonra.. Normalde ülkemizde sıralama turlarında belli bir derece sağlayamamış yarışçılar için "Ümit Kupası" adında bir yarış düzenlenir. Bulgaristan'da derece tutturamayanlar ayrılıyor, Süleyman Memnun tarafından günün sonunda onlar için özel bir yarış düzenleneceği söyleniyor. Biz yarışa giriyoruz, çıkıyoruz, son yarıştan sonra içerisinde Hamit Abbasoğlu'nun da bulunduğu derece alamayanlar grubu pistte kendilerine verilmiş sıralama şekli için pistin başlangıç kısmına yerleşmeye çalışıyorlar. Bir yandan pist görevlilerinin pistte bulunan kukaları topladığını farkediyoruz. Sonradan anladığımız kadarıyla ümit kupası denen şeyin Süleymen Memnun tarafından Bulgar pist sorumluları ile görüşülüp anlaşılmadığını anlıyoruz. Süleyman Memnun gidip onlarla konuşsa da o kadar yol gelmiş, o sıcakta eziyet çekmiş, bu iş için dünya kadar para harcamış bu insanlar gerisin geri pite dönüyor ve yarışamadan ülkelerine dönüyorlar.
Sonuç :
Süleyman Memnun denen şahsın içinde bulunduğu hiçbir organizasyon doğru düzgün planlanmamıştır, bu tür organizasyonlar ülkemizde yarışçı yetiştirmek adına yapılması gerekiyorken tamamen para kazanma amaçlı yapılmaktadır. Senelerdir yarışçıdan antreman (100TL) ve yarış parası (180TL) adı altında paralar toplanmaktadır ve geçen seneye kadar alınan bu paralar için herhangi bir makbuz verilmemiştir. Bu düzen yüzündendir ki ülkemizden adam gibi yarışçı çıkmamaktadır, çıkmayacaktır. Yunanistan'daki olaya da hiç şaşırmadım çünkü federasyonun dünyadan haberi yoktur.