Yörenizin Bilinmeyen Kelimeleri..

Katılım
12 Ağu 2008
Mesajlar
316
Evet arkadaşlar bulunduğunuz yerde konuşulan ama diğer yerlerde bilinmeyen kelimeler var mı??

ilki benden ;
k. maraşta 'ede' kardeş demektir..
 
Katılım
3 May 2008
Mesajlar
1,330
-- A --

Abuu : Çok, aşırılığı ifade etmek için ünlem sözü.
Aboo : Hayret etmek, şaşırmak.
Ababacık haa!: Büyüklüğüne hayret etme ünlemi.
Anız : Biçilen buğdayın tarlada kalan köklü sapı.
Alama : Avuç içini dolduracak kadar büyükçe taş.
Aaar : Hayvanların barındığı yer.
Alaf : Hayvanların saman yediği yer
An : Tarla sınırı.
Alata : Alışmış.
Amaşmak : Sarılmak, sarılarak yukarı çıkmak, tırmanmak.
Apışmak : Ayakları açmak.
Ağdırmak :Yukarı sürmek.
Abcallamak : Üstünden atlamak.

-- B --

Boba : Baba
Bozçalamak : Hafif karıştırılarak az pişirmek.
Böyün : Bugün.
Bılla : Kocanın kız kardeşi.
Barabar : Beraber.
Beri : Yakın.
Babıç : Ayakkabı.
Borda : Burada.
Börülce : Fasulye.
Baça : Bahçe.
Boduç : Topraktan yapılan küçüksu kabı.
Bissi : Kedi.
Böğelek : Hayvanları sokan sinekten büyük böcek.
Bülük : Küçük erkek çoçuğun erkeklik organı.
Bızalamak : Sığırın doğurması.
Bide : Bir defa daha anlamında.
Biyol : Bir defa.
Banmak : Tadına bakmak.
Bılamak : Karıştırmak.
Bıdırış : Sessiz olmak.
Bıdıramak : Konuşmak.
Beceviş : Değiştirmek, aynı değerde eşya değişimi.

-- C --

Cıngırak : Yere çakılan kazık üzerine yerleştirilen uzun ağaç. İki tarafına binilerek döndürülür.
Cibi : Tavuk ya da kuş yavrusu.
Cereme : Zarar etme, fazladan masraf etme, zarar ziyan
Cozutmak : Saçmalamak, bunamak, mantıksız işler yapmak.
Cıbıldak : Soyunuk şekilde.
Cuvap : Cevap.

-- Ç --

Çökelek: Peynir Çeşiti, "deri peyniri".
Çilte: Oturmak için yapılan küçük yer döşeği.
Çıkı: 1. Ağızı lastikli bez torba 2. Ekmek sarılan bez parçası.
Çarık: Hayvan derisi ve lastikten yapılan ayakkabı.
Çapıttan: Eski bez parçalarından dokunan yazgı.
Çulhalık: Çul dokunan taraklı tezgah.
Çul: Keçi kılından dokunan yazgı.
Çaal: Bahçe veya tarlaların sınırını taştan kuru yığıntı şeklinde örülen duvar.
Çınga: Çinko.
Çücük: Buğday tohumunun fisillemesi.
Çiltim: Üzüm salkımının parçası.
Çiğin: Omuz.
Çermenmek: Kadınların eteklerini beline dolaması.

-- D --

Daa: Uzaktaki yer tarifi.
Dünne: Dünya.
Dont: Esenkoy'ün eski adı
Dadanmak: Alışmak, tatmak.
Daramantoz: Dağınık parçalanmış,talaman yoz..
Degidi de: Şaşırmak anlamını ifade eden ünlem.
Dabıyat: Huy.
Dınnak: Çok çok az.
Dınnaçık: Olabildiğince az.
Dılcık: Aklı havada, haylaz kız.
Dimi: Lastikli pantolona benzeyen giysi.
Depmek: Bastırarak doldurmak .
Doru: Atın genç olanı.
Duroo: Dur bekle anlamında ünlem.
Demi: Sözü onaylatmak anlamında kullanılan soru edatı.
Deynek: Bir metreden biraz uzun, ince ağaç parçası.
Deyi: Söyleyerek anlamında ünlem.
Deyor: Söylüyor anlamında ünlem.
Döğen: Harman döverken hayvanların çektikleri üstü ağaç, altı çakmak taşı olan aygıt.
Dıgan: Yemek pişirmeye yarayan tek kollu tencere, "tava"
Dıka: Toprak kapların ağızlarını kapamaya yarayan ağaçtan yapılan veya ç***** kozağından kapak.
Deştimen: Muhtarın hizmetindeki köy bekçisi.
Döndüreç: 1. Saç ekmeğini pişirirken döndürmeye yarayan ağaçtan yapılan aygıt.
Dikelmek: Ayakta durmak.
Değmek: Dokunmak.
Dastar: Özel olarak dokunan yöresel baş örtüsü.
Dibek: İri tuz ve baharatları ezme işinde kullanılan kap.
Dıllanmak: Sallanmak
Dengilmek: Otururarak hafif yan yatmak
Duşaklamak: Hayvanların ön ayaklarının birbirine iple bağlanması.
Diremlemek: Kapıyı içeriden sağlamca kilitlemek.
Dangıramak: Yüksek sesle kalın ve zevksiz konuşmak.
Dürm: Su içmeye davet anlamında çağrı ünlemi
Dakmak: Bağlamak.
Dıkım: Bir parça ya da, bir lokma yiyecek.
Dımınmak: Çömelerek bekleme.
Dıkamak: Kapamak.
Da bısene: Geçen yıl

-- E --

Hellik: Ekin biçerken parmaklara takılan ağaçtan yapılmış aygıt.
Eğnel:Ekin biçerken iznenen yol.
Eyer:Atın sırtına konan oturmaya yarayan semer.
Emme: " Ama " anlamında kullanılır.
Eyi: İyi.
Eğirmek: Örmek, birleştirmek.
Enneme: Mantar türü.
Evmek: Acele etmek.
Eşme: Bir yeri eşmek.

-- F --

Fıçı: Bidon.
Fıydırmak: Elle uzağa atmak.

-- G --

Gatmar: Yufkadan yapılan saç böreği.
Garga: Karga.
Gırla: Hızlı, toplu hareket etmek.
Gidişmek: Kaşınmak.
Girişme: İşe başlama.
Gursak: Boğaz.
Gücüle: Şimdi.
Göynüm: Gönlüm.
Gümül: Buğday destelerinin üst üste konması, susam demeti.
Gene: Bir daha.
Geloru: Gelebilir.
Geliboturu: Geliyor.
Gatıyan: Asla
Gözel: Güzel.
Golan: Yünden örülerek yapılan ip.
Geyin: Onun için anlamında ünlem.
Güyüm: Topraktan yapılan büyükçe su kabı.
Güveç: Topraktan yapılan tabak şeklinde kab.
Görek: Anahtar.
Geven: Yaylalarda olan bitki türü
Gocunmak: Suçlu olduğunu hissetmek.
Gavaracı: Boş ve gürültülü konuşan.
Gıymana: Kadınların başlarına örtülen süslü yöresel dastarın örtünme çeşidi.
Gatmak: Doldurmak.
Göde: Kısa şişman.
Gunnamak: Eşeğin doğurması.
Gocili: Yakın arkadaş.
Ganırmak: Eğerek, Zorlayarak kırmak.
Gıran: Salgın hastalık,Kenar
Güverti: Yeşillik, havlu.
Garankı: Karanlık.

-- H --

Havıt: Devenin üzerine oturmak ya da eşya sarmak için yapılan semer.
Hı: Al buyur anlamında davet sözü.
Hadibakan: Hadi göreyim.
Hende: O, şu bu anlamında işaret zamiri.
Haa: Hayır anlamında ünlem.
Hiye: Öyle, evet anlamında onay sözü.
Holuz: Buğday elemeye yarayan büyük gözenekli elek.
Holluk: Tavukların yumurtlama yeri, "folluk".
Harım: Bahçenin etrafına çalıdan örülen çit
Hergeleci: Köyün hayvanlarını otlatan sıyırtmaçı (Öküzcü) nün yardımcısı olan yavru hayvanları otlatan.
Honu: Su kabı
Halva: Helva.
Hangı: Hangi.
Haranı: Büyük tencere.
Hele: Öylemi sorusu.
Hoppala: Olurmu şimdi?
Halal: Helal.
Hatır: İtibar.
Hırlama: Köpeğin saldırı öncesi sesi.
Hodul: Kalın, kaba.
Hoşbeş: Sohbet
Höşmerim: Süt kaymağından yapılan yiyecek.
Harar: Kıldan dokunan saman koymaya yarayan büyük çuval.
Höle: Şöyle.
Hora: Şurası.
Hötte: Orası.
Helberi: İdare eder anlamında söz.
Höteki: O anlamında.
Hiye: Evet.





-- I -- İ --

Innak: Biraz.
Innacık: Birazcık.
Iradıya: Radyo.
Ilıca: Kaplıca.
Iram: Yünden dokunan kumaş.
İhicik: işte anlamında.
İlik: Düğme.
Irbık: Topraktan yapılan ümzüklü su kabı.
Istar: Kilim dokunan tezgah.
Isıran: Ocaktan kül almak için demirden yapılan alet.
Ivır Zıvır : Küçük önemsiz eşya.
İspirte: Kiprit.
İdare: Gaz ile yanan altı honi,üstü camsız,fitilli lamba.

- K -

Kırkmak: Makasla kesmek.
Köcek: Oyuncu.
Kancık: Dişi.
Külür: Mısır (Darı)'nın çekirdeklerini sardığı kısım.
Külüstür: Çok eski.
Koruk: Üzümün olgunlaşmayanı.
Kupa: Su bardağı.
Keerli: Kazançlı.
Kurdeşen: Allerji.
Köşek: Deve yavrusu.
Kıpçık: Çokhareketli, Yerinde duramayan.
Kopil: 5 ile 10yaş arası küçük erkek çocuk.
Kızan: Aileden çocuklar.
Kecek: Elbise, Giyicek.
Kavul: Anlaşma, Sözleşme, Kavil.
Koşan: Koyun ve keçilerin sağıldığı yer.
Kese: Bezden yapılan torba.
Kuzluk: Koyun ve keçi yavrularının beklediği yer.
Kalbır: Çok büyük gözenekli buğday eleği.
Kımçı: Katır çiftinde katıra yürümesi için vurulan sopa.
Kıyna: İnatçı.

- L -

Laf Ebesi: Çok laf bilen.
Lüzger: Rüzgâr.

- M -

Murt: Mersin
Mana Bulmak: Ayıplamak.
Mıh: Çivi.
Mıy mıy etmek: Alınmak, hafif ağlamak.
Mızıramak: Gözyaşı dökerek mırıltılı nazlanmak.
Maar-Mıar: Çeşme.
Mutaf: Yan duran kilim tezgâhı.
Manaa: Kabahatli.

-N-

Nacap: Nasıl?
Netcez: Ne Yapacağız?
Nedecen?: Ne Yapacaksın?
Neddin: Ne Yaptın?
Ne Var-yok: Nasılsın gibi hal hatır sorma.
Narasın: Yok olduğunu üzülerek söylemek.
Nişleyon: Ne yapıyorsun?

-O-Ö-

Oban: Değirmenin su borusu.
Oluk: Ağaçtan yapılmış çeşme borusu.
Obaçanaa: Komşuya çok giden kişi
Oklaaç: Yufka açmaya yarayan silindirik ağaç parçası.
Oku: Düğün davetiyesi
Öteberi: Küçük eşyalar
Öte: Uzak.
Örk: Hayvanı sikkeye bağlayan zincir.
Ötebaşa kadar: Sonuna kadar.

-P-

Potur: Kıldan dokunan pantalon.
Potin: Bot.
Pine: Golan dokumak için kurulan tezgâh.

Peştemal: Kadınların önüne taktıkları yarım eteklik.
Pardı: Toprak evlerin tavanına dizilen ç***** yarmaları.
Payam: Badem.
Poçu: Atkı, dolak.
Paytar: Veteriner.

-S-

Seyil: Sahil.
Seyitmek: Koşmak.
Safa geldin: Hoş geldin.
Sintireli: Sinirli.
Silbiş: Bebeklerin beşikte çişini yaptıkları toprak kab.
Sibek: Bebeklerin beşikte çişini silbişe ulaşmasını sağlayan karğıdan yapılan boru.
Sayacak: Üzerine tencere konulan demirden yapılan alet, sacayak.
Sefertası: Ağzı kapalı tencere.
Söğen: Harım yapmada kullanılan bir ucu yere çakılan ağaç.
Saar: Tasdik etme anlamında ek.
Safa ırbık: Topraktan yapılan orta boy su kabı, genelde misafirlerin su içmesi için veya abdest alması için kullanılır.
Sağan bakırı: Süt sağılan kab.
Söbü: Enli, uzun, söbe.
Samıt: Konuşamayan kişi.
Sömürmek:Yiyeceği kaşıksız tabağından direk yemek.
Savalamak: Uzaklaştırmak, defetmek.
Sıybınmak: Sarılarak aşağıya inmek.
Savak: Büyük arıktan küçük arıklara suyun dağıtıldığı yer
Sırf: Devamlı.
Şıllık: Ahlaksız uçarı kız.
Şirlet: Şımarık.
Şindi: Şimdi.
Şööle: Şöyle.

-T-

Tacık: Yakın yer işareti.
Tüüsüz: Tüyü olmayan.
Toşur: Küçük iri anlamında.
Tosba: Kaplumbağa.
Tas: Naylon veya metal bardak.
Tuvalet: Apana, ayakyolu, hela, apteshane, kenef.
Tokuç: Çamaşır yıkarken kirin iyi çıkması için çamaşıra vurulan ağaçtan yapılan aygıt.
Tünek: Tavuk sığınağı.
Tengerek: Ağaçtan yapılan koyun yünü veya keçi kılından ip yapmaya yarayan aygıt.
Tırlak: Amel, ishal.
Tırışcı: Yalancı.
Toru: Genç ağaç fidanı (Ç*****, Ardıç).
Tene: Buğday tanesi.
Telbis: herkese karşı iyi görünmek isteyen yalancı.
Ted: Köpeğe uzak dur anlamında.
Taara: Tahra.
Tek: Uslu.

- U-Ü-
Uhraçana: Buğday ekmeği yaparken Yastacın üzerine konan unun kabı.
Ümzük: Kabların ağzından ayrı açılan delik.
Ünleme: Yüksek sesle seslenmek, bağırmak.

-V-

Voyn: Yakındaki kişiye seslenmek hitap etmek.
Vıyn: Uzaktaki kişiye seslenmek. (hey anlamında).

-Y-

Yaalık: Yağlık, mendil
Yapağı: Baharda kesilen koyun tüyü.
Yakım Yakmak: Başkası hakkında mani ve tekerleme söylemek.
Yaba: Harman döverken çeç savurmaya yarayan tahta aygıt.
Yalak: Köpeğin su içtiği yer.
Yığın: Buğday destelerinin çapraz olarak sıralanması.
Yular: Eşşeği çekmek için başına bağlanan ip.
Yuluk: Lastik sapana taşın konulduğu yer, anası ölmüş oğlak ve kuzuları beslemeye yarayan emzik.
Yavan: Tatsız.
Yalabık: Parlak, yalbırak.

-Z-

Zere: Buğday.
Zapıramak: Hızlı koşmak.
Zıbıdak: Çok ıslanmak.
Zaamat: Zahmet.
 
Super Moderator
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
5,081
Fethiye'de hellik kelimesi E harfiyle mi başlıyor?:cherry:
 
Katılım
3 May 2008
Mesajlar
1,330
Fethiye'de hellik kelimesi E harfiyle mi başlıyor?:cherry:

Gözümden kaçmış abi.Yazan vatandaş demekki böyle yazmış...bende yanlış ekledim...

bu şeye benzede bn bi konu acmıstım benmil deYil egzozumla yarış orada da bu tarz bi yazılar vardı :mrgreen:
 
Katılım
24 Şub 2008
Mesajlar
1,958
Benimde
C
cibi ile bir ilginç anım var.Geyik bayırından tam çıktım elimde telefon arabayla iniyorum adamın biri koşturuyor hemen durdum ne oldu dedim abi cibiyi ezdin dedi bende düşünüyorum cibi ne diye sonra indiğimde baktım civcivin biri arabanın altında ama tekerlek gelmediğinden şanslıydı.
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Güzel konu.
Geliştirelim bunu.

Örneğin bizim memlekette eskiler,çocuklara kızan derler.

Kızan=Çocuk
 
Katılım
3 Eyl 2007
Mesajlar
403
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
benim memlekette samsunda emme -hala-demek~ abu - abla- demek
 
Katılım
7 May 2007
Mesajlar
734
süllüm = merdiwen
öcce = mücver
pirpirim = maydanoz


işte ufak bir Kilis şiiri...


KİLİS'İ DÜŞÜNORUM

Gözlerimi yummuş Kilis'i yaşorum...
Küle küle kar yağor,
Evimizin damı Şıp Şıp akor
Babam, süllümden çıkıp loğ loğlor,
Ben, elimde tokaç süyüğü tokaçlorum.

Güneş açor...
Karlar, bulğur bulğur olor.
Leğen dolusu karsambaç yapor,
Tandırın başında yiyoruk,

Nenem, kaşık kaşık atıştıror:
"Dişlerim uyuştu" dor.
Dişlerinin dakma olduğunu unutor,
Biz "Leh leh" güloruk.

Bahar olor...
Komşu avratlardan santrala gidoruk,
Anam , ağama kız bakor;
Kimseleri beğenmor.
Karma-katma yaparok,
Kavurga yiyoruk.
Gözlerimi yummuş Kilis'i yaşorum...


.
 
Katılım
1 Tem 2006
Mesajlar
432
Kars Yöresined ait..

Cuga= Hindi
Kudik = keçi yavrusu
Kartov(f)= patates
Hengel0 bir çeşit Mantı.
Sımışka= Çekirdek ,çitlenbik
piti= etli Nohut yemeği
Kendim Egeliyim.. ama Kars da görev yaptığım için bi zamanlaa biliveriyon gareeeh..!!!
 
Katılım
13 Haz 2005
Mesajlar
3,062
Gırç / Gırç tutması >>> ağır spor yaptıktan sonra, hamlanmak, adele ağrısı çekmek (trakya)

Güreleme >>> Evde kalmış kız kurusu :)

>>> Sakaryada duymuştum. Delikanlılara, genç erkeklere hitap şekli

Anay / ayanay >>> Hayret ifadesi (Sinoplu komşulardan)

Iyy Gılıgım >>> Aşağılama ifadesi (Bayburtlu komşulardan) :)

Dişiliği gelmek >>> Can sıkıntısı (Bingöl)

Gidişivermek >>> Kaşınmak (Denizli)

Gomşuu; Şuuta bi tilefon gıvırttırıvirek :) (Eski Afyonlu komşumuzdan)
 
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
5,149
Fethiye'de hellik kelimesi E harfiyle mi başlıyor?:cherry:

Trakya ve Kuzey Ege'de H joker harftir. Bazen "a" veya başka bir sesli olarak telaffuz edilir. bazen de "h" olmayan yere eklenir.

"Aayrabolu'ya gittim, hayran içtim, aayran kaldım!"
ile
"Hayrabolu'ya gittim, ayran içtim, hayran kaldım!"

Aynı şeydir.


Veya:
"Ooşgeldiniz" ile "Hoşgeldiniz" gibi.


Trakya'da ismi "h" ile başlayan insan sayısının (aasan, üüzeyin/hasan, hüseyin) çok olması da ayrı bir ironidir.
 
Katılım
8 Haz 2008
Mesajlar
481
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
ordu lu gürcüler . :
ekmek : cadi
mısır : pohol
bu da benden fındık : aga nigi naga nigi :mrgreen::mrgreen::mrgreen:
 
Katılım
17 Tem 2008
Mesajlar
272
edirne :
kızan--çocuk
aga--abi
beyaaa--ne olduğunu bende bilmiom beyaaa
daha çok var ama bu saate ancak bunlar geldi aklıma
ama bi karşılıklı konuşsak daha iyi anlarsınız beyaa:)
 
Katılım
3 May 2008
Mesajlar
1,330
sağolasın tekno yoksa ben ekleyecektim muğla yöresi şivesi güzeldir bir köy kahvesinde yaşlıların konuşştuğunu anlama se meziyettiir:queen:

rica ederim abi.ayrıca ben artık onların ne konuştuğunu anlayabiliyorum :)

ordu lu gürcüler . :
....
bu da benden fındık : aga nigi naga nigi :mrgreen::mrgreen::mrgreen:

qüzeldi abi. bi aralar fındık reklamında duymustum sanki...
 
Katılım
17 Nis 2006
Mesajlar
1,348
kart = çeyrek altın :)

ben ilk duyduğumda dediler ki ; "geline kart taktık sen ne taktın??? "

"ne kartı ya kart mı takılyor burda" dedim kendi kendime... meğer çeyrek altına kart deniyormuş erzurum da :)
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst