- Konu Yazar
- #1
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Evet arkadaşlar 10 günlük Ege ve Akdeniz turundan dönmüş bulunmaktayız. Çok istememize ve sevgili motorumuzu bu tatil için yenilememize karşın, motosikletsiz çıktık yola. Zira yolumuz uzun ve çetrefilli, zaman ise kısıtlıydı. Lakin gittiğimiz yerlerde motor kiralayarak bu açığımızı da kapattık
İnşallah bir dahaki sefere böcüğümüzle gideceğiz 
Önce Çeşme'ye annemin yanına uğradık, iki gün orada kaldık. Fakat nedense orada fotoğraf çekmeyi unutmuşuz. Daha sonra Kaş'a geçtik ve macera dolu bir tatil başlamış oldu
İyi seyirler :mrgreen:
Kaş'ta sezon henüz başlamadığından, pansiyon bulmakta zorlanmadık ve Kaş'ı terastan gündüz ve gece doyasıya seyrettik


Gece Kaş'ın içi çok hoş gözüküyor gerçekten

Kaş'ın ünlü kaya mezarı

Popcorn kültürü kazları da etkisi altına almış

Daracık sokaklar ve şirin dükkanlar bizi büyüledi









O kadar çok fotoğraf var ki.. Gönül ister hepsini görün ama imkansız
Gelelim gündüze
İlk gün pelikan çift karşılıyor bizi plajda :mrgreen: Biraz saldırgan olsalar da zararsızlar 

Kaş'ın denizi gerçekten muhteşem ama çok soğuk çünkü kaynak suyu denize karışıyor

Bir de kediciğimiz oldu nur topu gibi
Bütün gün birlikteydik :mrgreen:

Manzara gerçekten mükemmel
Bakmaya doyamıyoruz 



Kaşta bu Rus motosikletlerden çokça var

Halk plajının yanında bir yunus var fakat kapıda sizi şöyle bir tabela karşılıyor: Bakmak 5 tl, Fotoğraf 15tl, yunusla yüzmek 100 euro
ale: şaka gibi 
Tabii foto çekemedik :salut:
İkinci gün bir BWS100 kiralıyoruz ve Kalkan'a doğru yola çıkıyoruz. Kaş belediye plajı karşısındaki koyda bir uçak kalıntısı bizi şaşırtıyor


Kaş antik tiyatro

Kaputaj plajı. Bir diğer adı, Fosforlu deniz. Malesef o kadar çok merdiven vardı ki inemedik

Kalkan'dayız


Kalkan Kaş'tan biraz daha ufak ama konsept olarak hemen hemen aynı ve çok şirin

Denizi ve içinde yüzenler de ayrı bir hoş
Yedirdik ama içiremedik 

Yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışıyordu

Ve Patara'dayız. Vip salonlu
Antik tiyatro göz kamaştırıcı 




Uçsuz bucaksız Patara Plajı
Kaplumbağlar gece var gündüz yok 


Üçüncü gün Kekova'dayız





Fethiye Çalış Plajı



Ölüdeniz' deyiz paraşütçüler havada sivrisinekler gibi dolaşıyorlar

Bir de ilginç hava ve deniz taşıtı

Akdenize özgü bitki örtüsü maki gibi bu da minnacıcık köpek cinsi çok şeker

Tekne turuna çıkıyoruz.
Önce mavi mağara..

Sonra Kelebekler Vadisi..
Ama haziran 15 ten sonra çıkıyorlarmış kelebekler ortaya. Bir tane sarı renkte görebildik malesef. Şelale çok güzeldi fakat patika yol dar ve karışık. Dönerken birazcık kaybolur gibi olduk




Akvaryum koyunda balıklara ekmek atıyoruz

Aya Nikola Adası ve Harabeleri..
Bu adada ise kilise ve mezar görme aşkına başıma güneş geçti ama değdi; dağ tepe tırmandım tek başıma
Fakat her yere giriş ücreti ayakbastı parası alıyorlar, en sonunda bu adada patladım. Kendi ülkemi gezmek için dünyanın parasını ödedim. Yazıklar olsun! Derhal bu konuda turizm bakanlığına şikayette bulunacağım 


Gemiler Koyu..

Manastır peşinde koşarken irkildiğimiz orman yolu
Yol bittikten sonra manastıra 2 km. yol yüründüğünden gidemedik ama macera ve orman süperdi 

Kayaköy'deyiz..
Tahminimden de öte



Kiliseler muhteşem



Müze kapalıydı yetişemedik, içeride orada yaşamış insanlara ait 16 ve 17. yy'lardan kalma eşyalar varmış. Restaurant içinde müze olması çok hoş bir ambianstı


Dönüş yolunda rüya gibi bir mekan

En son durağımız ünlü Cinbal kendin pişir kendin ye.
Ortam süper Emre mutluluktan uçacak

Kuzu ve koyun eti yemeyen ben, mekan sahibinin ısrarlarına dayanamayıp götürdüm tandır ve pirzolaları; ama ne etti mmm
Kendi hayvanları ve kekik, adaçayı ile besleniyorlar. Yüzdeyüz organik yani
İnsanın ömrü uzar buralarda; yemeye, içmeye, gezmeye doyamıyoruz ama zaman çabuk geçiyor 

Dönüşte de Fethiye içinde balıkçılar çarşısında balık yedik
Kendi balığını balıkçıdan seçip restaurantta pişirtiyorsun, çok güzel bişii 

Bir kebelek

Son olarak Ölüdeniz'den bir kaç kare
Daha çok var ama artık pilim bitti
Çok güzel bir tatil geçiridik eşimle Allah olmayanlara da versin, bize hep versin; hiç İstanbul'a gelmeyelim 






Önce Çeşme'ye annemin yanına uğradık, iki gün orada kaldık. Fakat nedense orada fotoğraf çekmeyi unutmuşuz. Daha sonra Kaş'a geçtik ve macera dolu bir tatil başlamış oldu
İyi seyirler :mrgreen:
Kaş'ta sezon henüz başlamadığından, pansiyon bulmakta zorlanmadık ve Kaş'ı terastan gündüz ve gece doyasıya seyrettik


Gece Kaş'ın içi çok hoş gözüküyor gerçekten

Kaş'ın ünlü kaya mezarı

Popcorn kültürü kazları da etkisi altına almış

Daracık sokaklar ve şirin dükkanlar bizi büyüledi









O kadar çok fotoğraf var ki.. Gönül ister hepsini görün ama imkansız
Gelelim gündüze

Kaş'ın denizi gerçekten muhteşem ama çok soğuk çünkü kaynak suyu denize karışıyor

Bir de kediciğimiz oldu nur topu gibi

Manzara gerçekten mükemmel



Kaşta bu Rus motosikletlerden çokça var

Halk plajının yanında bir yunus var fakat kapıda sizi şöyle bir tabela karşılıyor: Bakmak 5 tl, Fotoğraf 15tl, yunusla yüzmek 100 euro
Tabii foto çekemedik :salut:
İkinci gün bir BWS100 kiralıyoruz ve Kalkan'a doğru yola çıkıyoruz. Kaş belediye plajı karşısındaki koyda bir uçak kalıntısı bizi şaşırtıyor


Kaş antik tiyatro

Kaputaj plajı. Bir diğer adı, Fosforlu deniz. Malesef o kadar çok merdiven vardı ki inemedik

Kalkan'dayız


Kalkan Kaş'tan biraz daha ufak ama konsept olarak hemen hemen aynı ve çok şirin

Denizi ve içinde yüzenler de ayrı bir hoş

Yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışıyordu

Ve Patara'dayız. Vip salonlu




Uçsuz bucaksız Patara Plajı


Üçüncü gün Kekova'dayız





Fethiye Çalış Plajı



Ölüdeniz' deyiz paraşütçüler havada sivrisinekler gibi dolaşıyorlar

Bir de ilginç hava ve deniz taşıtı

Akdenize özgü bitki örtüsü maki gibi bu da minnacıcık köpek cinsi çok şeker

Tekne turuna çıkıyoruz.
Önce mavi mağara..

Sonra Kelebekler Vadisi..
Ama haziran 15 ten sonra çıkıyorlarmış kelebekler ortaya. Bir tane sarı renkte görebildik malesef. Şelale çok güzeldi fakat patika yol dar ve karışık. Dönerken birazcık kaybolur gibi olduk




Akvaryum koyunda balıklara ekmek atıyoruz

Aya Nikola Adası ve Harabeleri..
Bu adada ise kilise ve mezar görme aşkına başıma güneş geçti ama değdi; dağ tepe tırmandım tek başıma


Gemiler Koyu..

Manastır peşinde koşarken irkildiğimiz orman yolu

Kayaköy'deyiz..
Tahminimden de öte



Kiliseler muhteşem



Müze kapalıydı yetişemedik, içeride orada yaşamış insanlara ait 16 ve 17. yy'lardan kalma eşyalar varmış. Restaurant içinde müze olması çok hoş bir ambianstı


Dönüş yolunda rüya gibi bir mekan

En son durağımız ünlü Cinbal kendin pişir kendin ye.
Ortam süper Emre mutluluktan uçacak

Kuzu ve koyun eti yemeyen ben, mekan sahibinin ısrarlarına dayanamayıp götürdüm tandır ve pirzolaları; ama ne etti mmm

Dönüşte de Fethiye içinde balıkçılar çarşısında balık yedik

Bir kebelek

Son olarak Ölüdeniz'den bir kaç kare
Daha çok var ama artık pilim bitti






Son düzenleme: