- Katılım
- 16 Tem 2008
- Mesajlar
- 329
- Konu Yazar
- #1
Cuma akşamı gezerken , Hatipoğlu'na uğradım. Özkan ve Çağatay arkadaşlarımızın daveti üzerine soğuk sularda ben de yüzmeye niyetlendim.
Tüm olumsuzluklara göğüs gererek gezi yolunu açtım. Fakat saati yanlış kurmam sonucu hareket saatine 15dk geç kaldım. Hatipoğlu'na vardığımda saat 05:50 idi. Özkan arkadaşımıza telefonla ulaşamadım, belki Taylan da katılmıştır diye onu aradım , ne yazık ki onu da uykusundan uyandırdım.
Tekrar özür dilerim Taylanım ayrıca yardımların için de çok teşekkür ederim.
Yetişirim ümidi ile çıktım yola. Biraz da benzinlikte zaman kaybettim ve yola devam ettim. Çağatay'ın tarif etmiş olduğu Kola fabrikası civarında tabela aradım fakat ne yazık ki göremedim. Avare avare bakınırken İnegöl yoluna girdim ve uzun zamandır gitmeye niyet ettiğim Eskişehir geldi aklıma ve düştüm yolun devamına.
Ve işte rotam ve işte fotograflar…

Serin ve bulutlu havada yol almak ayrı bir güzellikti.

Eskişehir ve tramvayı.

Porsuk çayı sabah saatlerinde sakin

Her köprüsü değişik , her köprüsü ayrı bir güzellikte

Eskişehrin her yanı heykellerle süslü

Bir anda Türkiye'de olduğumu hatırlattı Yurdumun İnsanı

Ulaştırma hizmeti için yarış büyük demek ki bu şehirde

Meşhur Odunpazarı Evlerini gezmemek olmazdı tabi ki


Demir yolları ve işletmeleri ile bilinen şehrin garını da görmek lazım

Demir yolu işletmeleri deyince; Türkiyenin Büyük Başarısı ve liderlerin yanlış kararları , akla geliyor .
VE İŞTE TÜRKİYE'NİN İLK YERLİ OTOMOBİLİ

O güne göre sanırım özellikler gayet iyi.

Duygulandım. Bir hatıra fotografı çekinmeden edemedim.

Eskişehrin Büyük parkı ile gezime devam ettim.




Bir insan bu kadar gezer de acıkmaz mı? Özellikle de işkembe çorbacısını bulmuşken kaçırır mı?

İşkembe çorbasından sonra insan enerji doluyor , öyle ki uçası geliyor
Tabi bu durumda da soluğu Havacılık parkı ve Tayyare Müzesinde alıyorum















Eski bir jet'in gösterge panelei




Ve düşüyorum dönüş yoluna. Dönüş rotasını değiştirmek ve daha önceden de merak ettiğim Söğüt'e çeviriyorum gidonumu.
Girişte eski bir fabrika çekiyor dikkatimi.

Ertuğrulgazi Türbesini ziyaret ediyorum.

Burda da ilginç şeyler çekiyor dikkatimi. İlk bakışta ev zannetmiştim.

Müze

Belediye binası

Yoluma devam ediyorum. Kestele vadığımda Saitabat şelalesi aklıma geliyor , acaba farklı ismi olabilir mi , acaba bizim arkadaşlar ordamıdır diye düşünüyorum. Düşük bir ihtimal de olsa bir uğruyorum. Sonuç malum.
Bursa'ya geldiğimde dağlar gözüme çok hoş görünüyor. Fazla düşünmeden Zeyniler köyüne tırmanmaya başlıyorum.






Bu gezi de burda bitiyor. Bir başka gezide görüşmek üzere
Tüm olumsuzluklara göğüs gererek gezi yolunu açtım. Fakat saati yanlış kurmam sonucu hareket saatine 15dk geç kaldım. Hatipoğlu'na vardığımda saat 05:50 idi. Özkan arkadaşımıza telefonla ulaşamadım, belki Taylan da katılmıştır diye onu aradım , ne yazık ki onu da uykusundan uyandırdım.
Tekrar özür dilerim Taylanım ayrıca yardımların için de çok teşekkür ederim.
Yetişirim ümidi ile çıktım yola. Biraz da benzinlikte zaman kaybettim ve yola devam ettim. Çağatay'ın tarif etmiş olduğu Kola fabrikası civarında tabela aradım fakat ne yazık ki göremedim. Avare avare bakınırken İnegöl yoluna girdim ve uzun zamandır gitmeye niyet ettiğim Eskişehir geldi aklıma ve düştüm yolun devamına.
Ve işte rotam ve işte fotograflar…

Serin ve bulutlu havada yol almak ayrı bir güzellikti.

Eskişehir ve tramvayı.

Porsuk çayı sabah saatlerinde sakin

Her köprüsü değişik , her köprüsü ayrı bir güzellikte

Eskişehrin her yanı heykellerle süslü

Bir anda Türkiye'de olduğumu hatırlattı Yurdumun İnsanı

Ulaştırma hizmeti için yarış büyük demek ki bu şehirde

Meşhur Odunpazarı Evlerini gezmemek olmazdı tabi ki


Demir yolları ve işletmeleri ile bilinen şehrin garını da görmek lazım

Demir yolu işletmeleri deyince; Türkiyenin Büyük Başarısı ve liderlerin yanlış kararları , akla geliyor .
VE İŞTE TÜRKİYE'NİN İLK YERLİ OTOMOBİLİ

O güne göre sanırım özellikler gayet iyi.

Duygulandım. Bir hatıra fotografı çekinmeden edemedim.

Eskişehrin Büyük parkı ile gezime devam ettim.




Bir insan bu kadar gezer de acıkmaz mı? Özellikle de işkembe çorbacısını bulmuşken kaçırır mı?

İşkembe çorbasından sonra insan enerji doluyor , öyle ki uçası geliyor
Tabi bu durumda da soluğu Havacılık parkı ve Tayyare Müzesinde alıyorum















Eski bir jet'in gösterge panelei




Ve düşüyorum dönüş yoluna. Dönüş rotasını değiştirmek ve daha önceden de merak ettiğim Söğüt'e çeviriyorum gidonumu.
Girişte eski bir fabrika çekiyor dikkatimi.

Ertuğrulgazi Türbesini ziyaret ediyorum.

Burda da ilginç şeyler çekiyor dikkatimi. İlk bakışta ev zannetmiştim.

Müze

Belediye binası

Yoluma devam ediyorum. Kestele vadığımda Saitabat şelalesi aklıma geliyor , acaba farklı ismi olabilir mi , acaba bizim arkadaşlar ordamıdır diye düşünüyorum. Düşük bir ihtimal de olsa bir uğruyorum. Sonuç malum.
Bursa'ya geldiğimde dağlar gözüme çok hoş görünüyor. Fazla düşünmeden Zeyniler köyüne tırmanmaya başlıyorum.






Bu gezi de burda bitiyor. Bir başka gezide görüşmek üzere