- Katılım
- 3 Tem 2015
- Mesajlar
- 216
- Konu Yazar
- #1
Son 1-2 gün içerisinde ortaya çıkan ama kesinleşmemiş motosiklet yasaları (söylenti bile olsa yakın zamanda benzeri durumlarla karşılaşılacağının habercisi sonuçta):
- 300cc altı motosikletlerin otobanlara çıkışı yasaklanacak, meali şu oluyor; ya 16-25 bin TL bandında bir motosiklet satın alırsınız, ya da sokak arasında gezersiniz.
- Motosikletinize takacağınız çantaları ruhsata işletmeniz gerekebilir. Hmm... yani bir kere motosiklet alıp, ne bileyim ehliyet alıp konuyu kapatıyorsunuz olmuyor, sürekli bir para akışı lazım.
- 600cc bir motosiklete binmek istiyorsanız sürpriz! Yeniden ehliyet almanız gerekiyor... "M" sınıfı denilen yeni bir icat.
Şimdi gel gelelim neden dert yandığıma, diyeceksiniz ki motosiklet tehlikeli bir iş, ciddiye alınsın vs vs... tamam aslında güzel işler bunlar.
Doğruluk payı olmakla birlikte, tüm dünyada gerçekleşen motosiklet kazalarının neredeyse %65-75 kadarlık bir bölümü otomobil ve diğer çeşit araç sürücüleri hatalarından kaynaklanıyor. Mesela sürekli telefonundan whatsapp ve sosyal medya hesaplarında sörf yapan araç sürücüleri bu kategoriye giriyor.
Bir başka konu ise, tamam devletimiz işi sıkıya alıyor ve bizi düşünüyor ölmeyelim diye sürekli yaptırım uyguluyor... ama öyle değil işte. Çünkü devletin tüm yaptırımları vergi yoluyla. Yani güvenliği arttırıcı yasa ve kurallar getirerek değil, motosiklete binme durumunu pahalı bir uğraş haline getirerek gerçekleştiriyor.
Ayrıca hala ve hala motosiklet kazalarının sebebi olarak ilk bakılan güruh, motosiklet sürücüleri... Arabasına modifiye yapıp sokaklara dökülüp, bacak arasına bira koyup, otobüs duraklarına girip toplu katliam yapan 18-19 yaşındaki 'çocuklar' hala bir tehdit olarak görülmüyor...
Bitmedi evet, daha yollar var. Duble yol! Adam yol yaptı evet. Ama nasıl? Tahminimce bu yol olayı 1900'lü yılların başında mühendislik anlamında çözüldü. Yani ne tarafa kavis ve eğim olması gerektiği gibi. Ama bizde hala tüm yollar ters yöne fırlatır sizi. Neden mi? Biz mühendisliğe değil, akrabaya inanırız. Fizik mi? Allah korur... Sen devlet olarak çukursuz, su basmayan, mühendislik anlamında Avrupa ve Dünya standartlarında yol yaptın mı ki bana yaptırım uygulayıp, tüm kazaların sorumlusu olarak beni gösteriyorsun?
Tüm İstanbul trafiğini çözecek tek aracın motosiklet olduğu kısmına da değinmek isterdim ama işte... Hani yakıt sarfiyatı ve karbondioksit salınımı gibi konular falan var ya hani...
Peki diyelim şehir de kullanmak istemiyorsunuz motosiklet. Bu sizin için bir tutku veya başka bir şey. Ne yaparsınız? Pistlere gidersiniz değil mi? Tüm dünyada bu böyle. Biz de pist var mı? varsa kaç tane? Asfaltı ve koşulları ne durumda? Kirası ne kadar?
Şimdi bilinçli, güzel güzel kask ve koruma ekipmanları ile motosiklete binecek nesil yetiştirmek yerine, maddi zorlamalar ve saçma yaptırımlarla bu insanları araba almaya yönlendirelim, birer birer araç ekleyelim İstanbul trafiğine. Neden mi? Arabalar daha çok benzin harcıyor, sebepler duygusal yani.
Beyin fakiri gözü dönmüş hırsızlar sizi...
- 300cc altı motosikletlerin otobanlara çıkışı yasaklanacak, meali şu oluyor; ya 16-25 bin TL bandında bir motosiklet satın alırsınız, ya da sokak arasında gezersiniz.
- Motosikletinize takacağınız çantaları ruhsata işletmeniz gerekebilir. Hmm... yani bir kere motosiklet alıp, ne bileyim ehliyet alıp konuyu kapatıyorsunuz olmuyor, sürekli bir para akışı lazım.
- 600cc bir motosiklete binmek istiyorsanız sürpriz! Yeniden ehliyet almanız gerekiyor... "M" sınıfı denilen yeni bir icat.
Şimdi gel gelelim neden dert yandığıma, diyeceksiniz ki motosiklet tehlikeli bir iş, ciddiye alınsın vs vs... tamam aslında güzel işler bunlar.
Doğruluk payı olmakla birlikte, tüm dünyada gerçekleşen motosiklet kazalarının neredeyse %65-75 kadarlık bir bölümü otomobil ve diğer çeşit araç sürücüleri hatalarından kaynaklanıyor. Mesela sürekli telefonundan whatsapp ve sosyal medya hesaplarında sörf yapan araç sürücüleri bu kategoriye giriyor.
Bir başka konu ise, tamam devletimiz işi sıkıya alıyor ve bizi düşünüyor ölmeyelim diye sürekli yaptırım uyguluyor... ama öyle değil işte. Çünkü devletin tüm yaptırımları vergi yoluyla. Yani güvenliği arttırıcı yasa ve kurallar getirerek değil, motosiklete binme durumunu pahalı bir uğraş haline getirerek gerçekleştiriyor.
Ayrıca hala ve hala motosiklet kazalarının sebebi olarak ilk bakılan güruh, motosiklet sürücüleri... Arabasına modifiye yapıp sokaklara dökülüp, bacak arasına bira koyup, otobüs duraklarına girip toplu katliam yapan 18-19 yaşındaki 'çocuklar' hala bir tehdit olarak görülmüyor...
Bitmedi evet, daha yollar var. Duble yol! Adam yol yaptı evet. Ama nasıl? Tahminimce bu yol olayı 1900'lü yılların başında mühendislik anlamında çözüldü. Yani ne tarafa kavis ve eğim olması gerektiği gibi. Ama bizde hala tüm yollar ters yöne fırlatır sizi. Neden mi? Biz mühendisliğe değil, akrabaya inanırız. Fizik mi? Allah korur... Sen devlet olarak çukursuz, su basmayan, mühendislik anlamında Avrupa ve Dünya standartlarında yol yaptın mı ki bana yaptırım uygulayıp, tüm kazaların sorumlusu olarak beni gösteriyorsun?
Tüm İstanbul trafiğini çözecek tek aracın motosiklet olduğu kısmına da değinmek isterdim ama işte... Hani yakıt sarfiyatı ve karbondioksit salınımı gibi konular falan var ya hani...
Peki diyelim şehir de kullanmak istemiyorsunuz motosiklet. Bu sizin için bir tutku veya başka bir şey. Ne yaparsınız? Pistlere gidersiniz değil mi? Tüm dünyada bu böyle. Biz de pist var mı? varsa kaç tane? Asfaltı ve koşulları ne durumda? Kirası ne kadar?
Şimdi bilinçli, güzel güzel kask ve koruma ekipmanları ile motosiklete binecek nesil yetiştirmek yerine, maddi zorlamalar ve saçma yaptırımlarla bu insanları araba almaya yönlendirelim, birer birer araç ekleyelim İstanbul trafiğine. Neden mi? Arabalar daha çok benzin harcıyor, sebepler duygusal yani.
Beyin fakiri gözü dönmüş hırsızlar sizi...