Ömrü hayatımda bir defa 150 yaptım, herkesin diline düştüm iyi mi

Gidin gazcılarla uğraşın leyn
Bu yazdıklarının hepsine katılıyorum usta.
Bak ne diyeceğim, kendi hayatıma ve çevremdeki insanlara bakıyorum. Bir şey görüyorum, tanımlaması zor. Ama deneyeceğim. İnsanları iki şey yönetiyor biri ihtiyaçları, diğeri istekleri. İstek ve ihtiyaç arasındaki dengeyi kaçırmış görünüyoruz. Çünkü her okuduğumuz gazete, her seyrettiğimiz film, her dinlediğimiz müzik bizi biraz daha isteklerimizin kölesi olmaya itiyor. Hani medya manipülasyonu ile ilgili bir konu açmıştın ya sen, işte ondan bahsediyorum...
Güzel kadının nasıl bir şey olduğunu moda dergilerinden öğreniyoruz, iyi mi. Sarıldığında sana herşeyi unutturan o kadın 0 beden değil ya, çirkin... Öyle mi? Hadi len oradan! Diyelim ki bir araba senin için ihtiyaç. Olabilir elbette, peki neden bu ihtiyacını gidermek için bir Uno mesela seni mutlu etmiyorda, illa ki Mercedes'e sahip olmalısın? Tut ki Mercedes'in var, kesmez ki, Ferrari isteyeceksin. Neden? Bunlara sahip olabilmen için kaç insanın en insani ihtiyaçlarından vazgeçmesi gerekecek?
Mülkiyet kavramı o kadar hayatımıza girmiş, o kadar içimize işlemiş ki, sahibi olmadığımız şeyler bize mutluluk veremez olmuş. Hiç fark etmiyor musun?
İsteklerimizin mantıksızca şişirilmesinin sebebi ne olabilir diye düşünmek lazım bence biraz. Acaba birilerinin sana satış yapabilmesi için olabilir mi mesela? Misal, evindeki televizyon gayet yeterli olmasına rağmen, daha senelerce işini görebilecek ve ihtiyacını tamamen karşılayabilecek olmasına rağmen neden o yeni çıkan Full HD, 3D cihazı istiyorsun ki? Mantığı nedir? Hangi kanal Full HD, 3D yayın yapıyor? Elbette bir cep telefonun olmalı olmasınada, neden ihtiyacını karşılayan, her işini gören telefonun yerine yeni çıkan 3 milyarlık zımbırtıya sahip olmak zorunda olasın ki?
Benim anlatmaya çalıştığım şu, egolarımız gıdıklanıp isteklerimiz mantıksızca şiştiği sürece mutlu olmak zorlaşıyor. Konu derin, yazdıkça yazasım geliyor ama... Şimdilik bu kadarda duralım.